RÖPORTAJ
“VRF Alanında Türkiye Pazarındaki En Büyük 3 Tedarikçiden Biri Konumundayız”
Yayınlandı
2 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Form MHI Klima Sistemleri VRF Sistemler Genel Müdür Yardımcısı Uğur Bayülgen: “VRF Sistemler tarafındaki güçlü bilgi birikimimizin yanı sıra, split ve multi split klima alanında Türkiye genelinde 100’ü aşkın konsept mağazamızla son tüketiciye de hitap ediyoruz.“

- MHI Klima Sistemleri tarafından ve önümüzdeki 1 yıllık sürece ilişkin hedeflerinizden bahseder misiniz?
Form Şirketler Grubu çatısı altında Japon devi Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana VRF klima cihazları, merkezi sistemler ve endüstriyel çözümler konusunda temsilcilik, imalat ve satış sonrası hizmet faaliyetlerini yürütüyoruz. 2019 yılında imzalanan anlaşma ile kurulan ortak firmamız Form MHI Klima Sistemleri ile ürün gamımızda bulunan split, multi-split, profesyonel klimalar; VRF sistemler ve ısı pompaları ile tüketicilerimizin ihtiyaçlarına yanıt veren yenilikçi çözümler sunuyoruz.
Sektör tecrübemiz ve Ar-Ge çalışmalarımızın sonucu olarak VRF alanında Türkiye pazarındaki en büyük 3 tedarikçiden biri konumundayız. VRF Sistemler tarafındaki güçlü bilgi birikimimizin yanı sıra, split ve multi split klima alanında Türkiye genelinde 100’ü aşkın konsept mağazamızla son tüketiciye de hitap ediyoruz.
2024 yılına bayi sayımızı %20 oranında artırma hedefiyle başladık. İlk 5 ayın sonunda hedefimizin önemli bir kısmını tamamladığımızı söyleyebilirim. Mayıs ayı itibariyle orta-üst segmentte Euroform markalı yeni split serilerimizi de satışa sunmaya başladık. Yeni ürünlerimize yoğun bir ilgi söz konusu.
Şirketimizin ciro hacminin %70’ini oluşturan VRF sistemlerinde ise uzun yıllardır pazar payı açısından Türkiye’nin en büyük 2 firmasından biri konumundayız. Bu alanda güçlü stok yapımızla müşterilerimize en uygun çözümleri sunmaya devam edeceğiz.
İhracatta ise halihazırda hizmet verdiğimiz Türki cumhuriyetler, Kıbrıs, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Pazar paylarımızı büyütmeye, henüz hizmet vermeye başlamadığımız bazı Avrupa ülkelerinde ise yapılanma sürecimize devam ediyoruz.
- VRF alanındaki son teknoloji ürünlerinizden ve öne çıkan özelliklerinden bahseder misiniz?
VRF alanında sağladığımız ürünlerimizden söz edecek olursak, Heat Pump ve Heat Recovery sistemlerimizle öne çıkıyoruz. 2 borulu sistem olarak bilinen KXZ 2 Heat Pump VRF Sistem, aynı anda yalnızca ısıtma veya soğutma yapabilen bir prensip ile çalışıyor. Gelişmiş inverter kontrol teknolojisi ile birbirinden bağımsız ortamların iklimlendirmesinin ayrı ayrı kontrol edilebilmesinin yanı sıra sadece ihtiyaç olan alanlar için de iklimlendirme sağlayabiliyor. KXZR Heat Recovery ise sahip olduğu ısı geri kazanımlı sistemi ile eş zamanlı ısıtma ve soğutma yapabiliyor ve böylece enerji verimliliği yüksek bir iklimlendirme sunuyor. Cihaz dış ünitesi sayesinde her bir iç ünitenin bağımsız olarak iç ortam şartlarına ve ihtiyaçlarına göre çalışmasını sağlayarak farklı alanların ihtiyacına uygun iklimlendirme hizmeti verebiliyor.
Hem Heat Pump hem de Heat Recovery sistemlerimizde standart olarak bulunan patentli CHCC yani ‘Sürekli Isıtma Kapasitesi Kontrol Özelliği’ sayesinde sürekli ısıtma sağlıyor ve dış ortam de-frost koşullarını devamlı kontrol ederek serpantindeki buzlanma durumunu kontrol altında tutuyor. Bununla birlikte Full Inverter kompresörlere sahip olan KXZ 2 serisi cihazlarımız VTCC özelliği ile değişken üfleme sıcaklığı kontrolü ile ısıtma ve soğutma modunda yüzde 34’e varan enerji tasarrufu sağlıyor. Ayrıca, üçlü kombinasyonla tek sistemde 168 kW (60 HP) enerji kapasitesine ulaşabiliyor.
- Sizin VRF ürünlerinizi diğer markalardan ayıran, öne çıkaran özelliklerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?
İklimlendirme sektöründe yer alan ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden neredeyse tüm markalar VRF alanında hizmet veriyor. Bu zorlu rekabet ortamında Form olarak birçok güçlü yanımız olduğunu söylemek mümkün. Özellikle Mitsubishi Heavy ile olan ortaklığımız ve yakın iş birliğimiz; üstün Japon teknolojisini, 59 yıllık sektör tecrübemize entegre etmemize imkân tanıyor.
Ülkemizde neredeyse tüm sektörlerde ürün taleplerine hızlı cevap verilmesi gerekiyor. Bu durumu göz önünde bulundurarak tedarik zincirlerindeki kırılmaların ve ürünlerin teslimindeki gecikmelerin önüne geçmek adına ürün stok seviyemizi yüzde 25 oranında arttırdık. İleriki dönemde de stoklarımızı arttırarak pazardan gelen talepleri zamanında ve eksiksiz karşılamaya devam ediyor olacağız. Bunlara ek olarak titizlikle ele aldığımız satış sonrası hizmetler de başarımızın arkasındaki en önemli etkenler arasında sayılabilir.
Bu bilgilere ilave olarak; bu yıl yeşil teknolojilerle donatılmış, yüksek verimli ve çevre dostu yeni nesil R32 gazı ile geliştirilmiş Mitsubishi Heavy markalı 3. nesil KXZ 3 VRF çoklu merkezi klima sistemlerimizin satışına başlayacağız. Bu yeni seri R32 gazı ile tek soğutkan devresinde sektördeki en yüksek kapasiteye çıkabilen ilk ürün olacak.
- VRF sistemlerin uygulandığı projelerde, işletmelere sağladığı avantajlardan bahseder misiniz?
Mitsubishi Heavy markalı VRF cihazlarımızın, uygulandığı işletmelere birçok avantaj sağladığını söyleyebiliriz. Bir tesisteki enerji sarfiyatının önemli bir kısmının iklimlendirme cihazlarından kaynaklandığını düşündüğümüzde, cihazların enerji sarfiyat seviyeleri, tesislerin işletme maliyetleri açısından çok önemli hale geliyor. Yüksek teknolojisiyle sektörün en verimli VRF çözümlerini üreten Mitsubishi Heavy markamızla, en verimli sistemleri kurmaya gayret ediyoruz.
Bunun yanısıra, satış sonrası hizmetler alanındaki gücümüzle de müşterilerimize kesintisiz konfor sağlamaya devam ediyoruz. Ülke genelindeki 230’dan fazla yetkili servisimizle birlikte, müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu anlarda en hızlı şekilde çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.
- Eskiden daha çok Ege Bölge’sinde tercih edilen ısı pompalarının, farkındalığın ve bilincin artmasına paralel tüm ülkede daha fazla uygulandığını görüyoruz. Sizce ısı pompaları önümüzdeki 5 yılda nasıl bir gelişme gösterir?
Isı pompalarının yakın gelecekte Avrupa’da olduğu gibi, bir seçenek olmaktan çıkıp, düşük enerji tüketimi ile tüm konut ve binalarda kullanılması zorunlu bir sistem haline geleceğine inanıyoruz. İklimlendirme sektöründe öncü bir marka olarak biz de, çevreye duyarlı ısı pompalarının tercih edilmesine özen gösteriyoruz.
Isı pompaları gelişen teknoloji ile 78-80 °C gibi yüksek sıcaklıkta su üretebildiğinden, önümüzdeki dönemde mevcut tesisat ve radyatörler değiştirilmeden kombilerin yerini alacağı ve daha yüksek sıcaklığa ihtiyaç duyulan endüstriyel uygulamalarda da bu sistemin yaygınlaşacağı öngörülüyor.
- Mitsubishi Heavy satış sonrası hizmetler tarafında ne gibi destekler sunuyor?
Satış sonrası hizmetlerimizin pazardaki konumumuzu güçlendirmede çok önemli bir role sahip olduğunu düşünüyoruz. Çünkü tüketiciler için ürünün kalitesi kadar, satış sonrasındaki servis ve hizmetleri de oldukça önemli. Doğru servis hizmetini alamadığınızda, elinizdeki cihazın kalitesinin de bir önemi kalmıyor. Bu nedenle doğru servis ağı olan bir firma ile çalışmak çok önemli. Mitsubishi Heavy Klima Sistemleri aracılığıyla Türkiye genelinde 230‘dan fazla servis noktamız var. Yıllar içerisinde kemikleşen ve iftiharla bahsettiğimiz bu güçlü servis ağımız sayesinde de müşterilerimize kesintisiz konfor sağlamaya devam ediyoruz.
- Mitsubishi Heavy markanız kapsamında yenilenebilir & sürdürülebilir enerjide nasıl bir yol izlediğinizden bahseder misiniz?
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik uzun zamandır odağımızda olan ve Ar-Ge çalışmalarımızın temelini oluşturan konular arasında yer alıyor. İklimlendirme sistemleri alanında çıkan son teknolojileri oldukça yakından takip ediyor ve üretim süreçlerimize hızla adapte ediyoruz. Ürün gamımızda üstün teknolojilere sahip, yüksek enerji verimliliği sağlayan birçok ürünümüz mevcut. Değişen iklim koşullarıyla mücadele edilebilecek önemli adımlar arasında enerji verimliliği yüksek ürünlerin kullanımının artması yer alıyor.
Son yıllarda artan bilinç düzeyi ile birlikte birçok projede enerji verimliliği yüksek ürünlerin tercih edilme oranlarının arttığını gözlemliyoruz. Form Şirketler Grubu olarak, doğal kaynak kullanımıyla enerji tasarrufu sağlayan toprak ve su kaynaklı ısı pompalarımız, yüksek verimli soğutma gruplarımız, Eurovent sertifikalı klima santrallerimiz ve projelere esnek çözümler sunan VRF sistemlerimizle de minimum yatırım maliyeti ile maksimum verim değerine ulaşan sistemler tasarlamaya gayret ettiğimizi söyleyebilirim.
- Önümüzdeki döneme ilişkin planlanan çalışmalarınız nelerdir?
Mitsubishi Heavy olarak, her geçen yıl farklı ürün ve hizmetlerimizi müşterilerimize sunuyoruz. VRF alanındaki gücümüzü de sürekli ve düzenli olarak katlayarak ilerliyoruz. Sektör tecrübemiz ve Ar-Ge çalışmalarımızın meyvesi olarak VRF alanında uzun yıllardır Türkiye pazarındaki en büyük üç tedarikçiden biri olmanın gururunu yaşıyoruz.
Önümüzdeki dönemde özellikle mevcut ihracat ağımızı genişletmek ve ihracat satış hacmini artırmak istiyoruz. Satış ağımızda bulunan Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Gürcistan, Kazakistan, Irak, İsrail, Libya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi ülkelere gerçekleştirdiğimiz ihracatın hacmini arttırmak; kuzey ve kıyı Afrika’da ihracat yaptığımız ülkelere yenilerini eklemek gibi hedeflerimiz bulunuyor.
Bunları da Beğenebilirsin
RÖPORTAJ
Saint-Gobain Türkiye’de Sürdürülebilirlik ve Yeşil Dönüşümde Öncülük
Yayınlandı
3 hafta önce-
Aralık 15, 2025Yazar:
yapiinsaatdergisi
Saint-Gobain Türkiye Mimari Çözümler Müdürü Kubilay Büyüklü
Saint-Gobain, çevresel sorumluluk, ekonomik verimlilik ve sosyal katılımı bütünleştiren sürdürülebilir üretim anlayışıyla Türkiye’de yeşil inovasyon ve karbon nötr dönüşümün liderlerinden biri olarak öne çıkıyor.
• Öncelikle, markanızın/firmanızın Sürdürülebilir Kalkınma Vizyonu çerçevesinde genel yapılanmasından ve bu yapılanmanın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla nasıl bütünleştiğinden bahseder misiniz? Sektörünüzde sürdürülebilirlik, yeşil inovasyon ve karbon nötr dönüşüm açısından markanızı hangi noktada konumlandırıyorsunuz?
Saint-Gobain sürdürülebilir ve hafif inşaat çözümlerinde dünya lideri olarak konumlanmış bir firma. Tüm karar süreçlerini ve yatırımlarını bu vizyon çerçevesinde yönetiyor. İnsanların yaşam kalitesini artırırken gezegenimizin kaynaklarını koruyacak, aynı zamanda hızlı kentleşme gibi ihtiyaçlara da cevap verebilecek çözümler geliştiriyor. Bugün 80 ülkede, 180 bin çalışanımız ve 3.500’ün üzerinde araştırmacımızla bu hedef doğrultusunda çalışıyoruz.
Türkiye’de ise 14 markamız, 22 üretim tesisimiz ve 2.000’i aşkın çalışanımızla aynı ortak amaç doğrultusunda faaliyetlerimizi sürdürüyoruz..
Saint-Gobain Türkiye’de çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik değer yaratma ve sosyal sorumluluk birbiriyle iç içe ilerliyor. Düşük karbonlu üretim yatırımları, enerji verimliliği sağlayan sistem çözümleri ve çalışan katılımını merkeze alan sosyal projelerimizle bütüncül bir sürdürülebilirlik yaklaşımı benimsiyoruz. Bu doğrultuda sektörümüzde yeşil inovasyonun ve karbon nötr dönüşümün öncülerinden biri konumundayız.
• Hem global ölçekte hem de bölgesel düzeyde, firmanızın sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm alanındaki mevcut konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Saint-Gobain Grubu bugün sürdürülebilir yapı çözümlerinde dünyanın liderlerinden biri olarak kabul ediliyor. Wall Street Journal tarafından dünyanın en sürdürülebilir 20 şirketi arasında gösterilmemiz bu başarının somut bir göstergesi.
Küresel ölçekte, enerji ve kaynak verimliliği, su yönetimi, döngüsel ekonomi ve düşük karbon üretimi olmak üzere dört ana eksende ilerliyoruz. 2030 hedeflerimiz doğrultusunda endüstriyel su tüketimimizi %50 azaltmayı, satın alınan enerjiden ve doğrudan yakıtlardan kaynaklanan karbon emisyonlarını %33 düşürmeyi, geri dönüştürülemeyen üretim atıklarını ise %80 oranında azaltmayı hedefliyoruz.
Türkiye’de ise bu global hedefleri yerel koşullara uyarlayarak somut adımlar atıyoruz. Cam kırığı geri dönüşüm oranını artırarak hem hammadde kullanımını hem karbon salımını azaltıyoruz. Üretim hatlarımızda enerji verimliliğini artıran modernizasyon yatırımları gerçekleştiriyor, güneş enerjisi sistemleriyle kendi enerjisini üreten tesisler kuruyoruz. Tüm bu uygulamalarla, hem global sürdürülebilirlik vizyonumuza katkı sağlıyor hem de Türkiye’de yeşil dönüşümün hızlanmasına öncülük ediyoruz.
• Sürdürülebilir üretim süreçleri ve hammadde/tedarik zinciri yönetiminde, uluslararası standartlara uyum sağlamak adına benimsediğiniz evrensel sürdürülebilirlik stratejileriniz nelerdir?
Saint-Gobain, sürdürülebilirliği sistematik ve ölçülebilir hale getiren ilk sanayi kuruluşlarından biridir. 2003 yılında Davranış ve Çalışma İlkeleri’ni belirleyerek sürdürülebilirliği kurumsal kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir. 2019 yılında ise Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin 1,5°C hedefli “Business Ambition for Climate” taahhüdünü imzalayarak 2050’ye kadar karbon nötr olma kararlılığını resmileştirmiştir.
Türkiye’de de bu uluslararası ilkelerle uyumlu biçimde, tüm üretim süreçlerimizi kaynak verimliliği ve enerji yönetimi prensipleri üzerine kurduk. Birçok fabrikamız “Sıfır Atık” belgesine sahip.Cam kırığı oranını artırarak doğal kaynak tüketimini azaltıyoruz. Ayrıca, hammadde tedarikinde çevresel performansı yüksek yerel tedarikçilerle çalışmayı tercih ediyor, karbon ayak izi düşük lojistik modeller geliştiriyoruz. Bu kapsamda, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi Saint-Gobain Türkiye’nin en güçlü kaslarından biridir.
• Üretimde sürdürülebilir stratejiye sahip bir firma olarak, bu yaklaşımın markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Ürünlerinizdeki “yeşil farkındalık” müşteri tercihleri tarafında nasıl bir etki yarattı?
Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda uzun vadeli bir değer yaratma modeli. Yeşil üretim anlayışımız, marka itibarımıza, müşteri memnuniyetine ve ticari performansımıza doğrudan katkı sağlıyor. Müşterilerimiz, karbon ayak izi düşük, enerji verimliliği yüksek, sertifikalı ürünlerimizi tercih ederek projelerinde hem çevresel hem ekonomik avantaj elde ediyorlar. EPD (Environmental Product Declaration) belgeli ürünlerimiz, EC1 ve Greenguard sertifikalı sistemlerimiz, uluslararası yeşil bina sertifikasyonlarında (LEED, BREEAM vb.) tercih sebebi haline geliyor.
Bu farkındalık, Saint-Gobain markalarını sektörde “çevreye duyarlı, inovatif ve güvenilir çözüm ortağı” olarak konumlandırıyor. Ayrıca sürdürülebilir üretim modelimiz, genç mühendislerden kamu kurumlarına kadar geniş bir paydaş grubunda güven ve saygı oluşturuyor.
• AR-GE çalışmalarınızda sürdürülebilirlik, yeşil enerji kullanımı ve çevre dostu inovasyonlar ne düzeyde yer alıyor? Bu kapsamda, son dönemde geliştirmiş olduğunuz ve pazara sunduğunuz yeni ürünleriniz ve öne çıkan hizmetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?
İnovasyon Saint-Gobain’in en güçlü kaslarından biri. Dünyamız, nüfusun hızla artması sonucu ortaya çıkan iklim değişikliği, doğal kaynakların kıtlığı ve hızlı kentleşme gibi endüstri ve inşaat sektörünün yardımı olmadan çözülmesi mümkün olmayacak zorluklarla karşı karşıya. Bu zorluklar ile baş edebilmek için öncelikle ekiplerimizde yenilikçi düşünceyi teşvik ediyoruz. Çalışanlarımızı sadece ürün geliştirmeye değil, aynı zamanda süreçleri daha verimli, daha çevreci ve daha sürdürülebilir hale getirecek fikirler üretmeye yönlendiriyoruz.
Dünyanın farklı bölgelerine yayılmış (Brazilya, Almanya, Fransa, Amerika, Çin, Hindistan ) 8 Ar-Ge merkezimiz, geleceğin inşaat ve endüstri ihtiyaçlarına yanıt verecek yeni teknolojiler ve çözümler geliştiriyor. Ar-Ge gücümüz oldukça geniş bir ekosisteme dayanıyor: Ar-Ge merkezlerimizde çalışan 3.800 araştırmacımız her gün daha yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek için çalışıyor. 3.700 pazarlama uzmanımız ise müşterilerimizle sahada doğrudan temas kurarak ihtiyaçlarını yakından anlıyor. 2023 yılında 450 yeni patent aldık; 2024’te 35 start-up ile iş birliği yaparak yenilikçi potansiyelimizi daha da artırdık.
Lokal operasyonlarımızdan gelen ihtiyaç ve talepler, küresel olarak hizmet veren merkezlerimizde somut ürün ve çözümlere dönüştürülüyor. Türkiye’de ise, global Ar-Ge ağımızın bir parçası olarak geliştirilen çözümleri hızla adapte ediyor. Böylece Türkiye pazarındaki müşterilerimize de aynı inovatif ve sürdürülebilir çözümleri eş zamanlı olarak ulaştırabiliyoruz.
• Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonuna sahipsiniz? Doğru sistem / uygun ürün seçimi için nelere dikkat edilmeli?
Saint-Gobain’in ürün portföyü, yaşamın geçtiği her alana özel çözümler sunacak kadar geniş.
Doğru sistem seçimi, projelerin sürdürülebilirlik hedeflerini yakalamasında kilit öneme sahip. Biz, projelerde sistem bazlı düşünmeyi teşvik ediyoruz. Örneğin, düşük karbon hedefi olan bir projede mantolama sisteminde EPD belgeli ürünler üzerinden karbon hesabı yapıyor ve en düşük ayak izine sahip sistem bileşenlerini öneriyoruz.
Bu yaklaşım, yalnızca yapı performansını değil, uzun vadede enerji maliyetlerini, iç ortam kalitesini ve kullanıcı konforunu da doğrudan etkiliyor.
• Projelerde tercih edilen ürünlerinizin ve hizmetlerinizin, satış ya da uygulama sonrası müşterilerinize/kullanıcılara sağladığı avantajlar/katma değerler hakkında neler söylemek istersiniz? Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri kısaca nelerdir?
Saint-Gobain sistemleri, yapının yaşam döngüsünün her aşamasında katma değer yaratmak üzerine tasarlanıyor. Isı yalıtım sistemlerimiz, enerji kayıplarını azaltarak hem karbon salımını düşürüyor hem de kullanıcıya uzun vadede enerji tasarrufu sağlıyor. Alçı levha sistemlerimiz, hafif yapısıyla malzeme kullanımını ve taşıma kaynaklı emisyonları azaltıyor. Ecophon akustik çözümlerimiz, iç mekân ses konforunu artırarak sağlıklı yaşam alanları sunuyor. Bunlara ek olarak, EC1 ve Greenguard sertifikalı ürünlerimiz iç ortam hava kalitesini artırıyor. Bu sayede kullanıcılar daha konforlu, daha sağlıklı ve çevre dostu yapılarda yaşam sürdürebiliyor. Tüm sistemlerimizde amaç; yüksek performansla birlikte çevresel etkiyi minimize etmek ve yapıların karbon nötr geleceğe hazırlanmasını sağlamak.
• Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) ve ETS (Emisyon Ticaret Sistemi) kapsamında şirketinizin mevcut uyum süreci ve stratejik aksiyon planı hakkında bilgi verebilir misiniz?
Saint-Gobain, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın getirdiği dönüşümün merkezinde yer alıyor. Türkiye operasyonlarımız da bu doğrultuda stratejik bir uyum süreci yürütüyor.
Üretim tesislerimizde karbon emisyonlarını izleyen dijital ölçüm sistemleri kurduk. Tedarik zinciri ve lojistik süreçlerimizde karbon azaltımı sağlayan verimlilik planları uyguluyoruz. Ayrıca, tüm ürün gruplarımız için yaşam döngüsü analizlerini tamamlayarak, Avrupa standartlarına uygun raporlama süreçleri geliştiriyoruz.
Bu yaklaşım yalnızca mevzuata uyumu değil, geleceğin yeşil ekonomisinde rekabet gücümüzü de güvence altına alıyor.
• 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda, firmanızın karbon nötr dönüşüm süreci nasıl ilerliyor? Kurumsal Karbon Ayak İzi ölçümleriniz, azaltım planlarınız ve iklim dostu uygulamalarınız nelerdir? Geleceğe dönük sürdürülebilirlik hedeflerinizi, 2030 ve 2053 vizyonunuza yönelik oluşturduğunuz yol haritasını bizlerle paylaşır mısınız?
Saint-Gobain Grubu 2050, Saint-Gobain Türkiye ise 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda kapsamlı bir dönüşüm planı yürütüyor. 2030’a kadar karbon emisyonlarımızı üçte bir oranında azaltmak, su tüketimini %50 düşürmek ve geri dönüştürülemeyen atıkları %80 oranında azaltmak öncelikli hedeflerimiz arasında. Bu kapsamda güneş enerjisi sistemleri, enerji geri kazanımı uygulamaları, proses optimizasyonları ve alternatif hammadde kullanımı gibi birçok alanda somut adımlar atıyoruz. Bununla birlikte, tüm üretim tesislerimizde karbon ayak izi ölçümleri düzenli olarak yapılıyor. Bu veriler doğrultusunda yıllık azaltım planları hazırlanıyor. Amacımız yalnızca net sıfır karbon hedefine ulaşmak değil, bu hedefe giderken tüm değer zincirimizi daha sürdürülebilir hale getirmek.
• Yapay Zeka ve Yeşil Zeka teknolojilerini, enerji verimliliği ve çevresel performans takibi gibi alanlarda kullanıyor musunuz? Dijitalleşme süreçlerinizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkısından bahseder misiniz?
Evet, Saint-Gobain için dijitalleşme ve sürdürülebilirlik birbiriyle tamamlayıcı iki unsur. Üretim tesislerimizde enerji tüketimi, su kullanımı ve karbon emisyonu gibi veriler dijital platformlarda izleniyor. Yapay zeka destekli sistemler, enerji kayıplarını önceden tespit ederek optimizasyon sağlıyor.
Ayrıca, dijital ikiz teknolojileriyle üretim hatlarımızın performansını sanal ortamda analiz ediyor, bu sayede hem kaynak kullanımını hem de maliyetleri minimize ediyoruz.
Bu teknolojik altyapı, sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmamızda bize hem hız hem şeffaflık kazandırıyor.
• Sürdürülebilir Dünya vizyonu kapsamında yürüttüğünüz veya planladığınız Sosyal Sorumluluk projelerinizden bahsedebilir misiniz? Bu projelerin toplumsal veya çevresel etkileri nelerdir?
Saint-Gobain Türkiye olarak, sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, toplumsal bir sorumluluk olarak da görüyoruz. 6 Şubat depremleri sonrasında başlattığımız “Türkiye İçin Umut Olalım” kampanyası kapsamında 217 konteynerden oluşan bir yaşam alanı kurduk. Bu alanlarda binlerce kişinin barınma ihtiyacını karşıladık. Ayrıca Hatay’da kurduğumuz iki sistemle günlük 20 ton temiz su üreterek bölge halkının su ihtiyacını karşıladık.
Bunun yanı sıra, “Sürdürülebilir Hareket Et” programı ile tüm çalışanlarımızın katkı sunabileceği projeleri teşvik ettik. 105 farklı sürdürülebilirlik projesi bu program sayesinde hayata geçti. Bu çalışmalar, toplumsal dayanışmayı güçlendirdiği gibi, çalışan bağlılığını ve çevre bilincini de artırıyor.
• Röportajımızı sonlandırmadan önce, sürdürülebilir gelecek vizyonunuz doğrultusunda kamuoyuna veya sektörünüze iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Saint-Gobain olarak, geleceğin sürdürülebilir yapılarını bugünden inşa etmeye inanıyoruz.
Bizim için sürdürülebilirlik bir sorumluluktan çok, bir fırsatlar bütünüdür. Yenilikçi teknolojilerimizle, enerji verimliliğini artıran sistemlerimizle ve döngüsel ekonomi uygulamalarımızla “dünyayı daha iyi bir yuva haline getirmek” için çalışıyoruz.
Sektörün tüm paydaşlarının bu vizyon etrafında birleşmesi, iklim değişikliğine karşı en güçlü yanıt olacaktır. Biz, bu dönüşümün öncüsü olmaktan gurur duyuyoruz.
RÖPORTAJ
ODE Yalıtım’dan Sürdürülebilirlikte Somut Adımlar
Yayınlandı
3 hafta önce-
Aralık 15, 2025Yazar:
yapiinsaatdergisi
Ozan Turan ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
“Yeşil Dünya Hedefi” ve “Sıfır Karbon Misyonu” ile üretimden tedarik zincirine kadar çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları bütünleştiren ODE Yalıtım, enerji verimli ve çevre dostu çözümleriyle hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda öncü konumda.
Öncelikle, markanızın/firmanızın Sürdürülebilir Kalkınma Vizyonu çerçevesinde genel yapılanmasından ve bu yapılanmanın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla nasıl bütünleştiğinden bahseder misiniz?
ODE Yalıtım olarak sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef değil, kurum kültürümüzün ve iş stratejimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Sürdürülebilir Kalkınma Vizyonumuz; çevresel sorumluluk, ekonomik verimlilik ve toplumsal faydayı bütüncül bir yaklaşımla ele alan bir yapılanma üzerine kurulu. Bu vizyon doğrultusunda üretimden tedarik zincirine kadar tüm süreçlerde çevresel etkileri azaltmayı, enerji verimliliğini artırmayı ve kaynak kullanımını optimize etmeyi önceliklendiriyoruz. “Yeşil Dünya Hedefimiz” ve “Sıfır Karbon Misyonumuz” kapsamında 2050 yılına kadar karbon nötr olma yolunda somut adımlar atıyoruz. Ekonomik boyutta verimlilik ve inovasyon odaklı üretimle sürdürülebilir büyümeyi destekliyor, sosyal boyutta ise çalışanlarımız ve paydaşlarımız arasında sürdürülebilirlik bilincini güçlendiriyoruz. Kısacası, sürdürülebilirlik ODE Yalıtım’da bir proje değil; tüm karar ve süreçlerimizin temelini oluşturan bir kurum kültürüdür.
Sıfır Atık yönetimi, doğal kaynakların korunması, atık miktarlarının azaltılması ve karbon ayak izinin düşürülmesi açısından bizim için büyük önem taşıyor. Türkiye’nin yüzde 100 yerli sermayeli en büyük yalıtım şirketi olarak, tüm üretim tesislerimizde Sıfır Atık Belgesi’ne sahip olmamız bu yaklaşımımızın somut göstergesi. Tesislerimizde kurduğumuz sistemle atıkları önleme, azaltma, ayrıştırma ve geri dönüştürme süreçlerini titizlikle planlıyoruz. Bu sayede sadece yasal bir zorunluluk yerine çevreye katkı sağlayan ve ekonomik faydalar sunan bir uygulamayı hayata geçirmiş oluyoruz. Eskişehir ve Çorlu tesislerimizde Sıfır Atık Yönetim Sistemi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen Sıfır Atık Belgesi’ni almaya hak kazandık ve Avrupa’nın 2050 hedefi doğrultusunda 2025 yılında sıfır atık hedefine ulaşmayı planlıyoruz.
Firmanızın sürdürülebilir üretim, yeşil dönüşüm ve uluslararası standartlara uyum konusunda bugünkü konumunu, stratejilerinizi ve tedarik zinciri yönetiminde benimsediğiniz sürdürülebilirlik uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
ODE Yalıtım olarak sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşümde hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir konumdayız. “Yeşil Dünya Hedefimiz” ve “Sıfır Karbon Misyonumuz” doğrultusunda 2050’de karbon nötr olma hedefiyle ilerliyoruz. Eskişehir tesisimizde 2023’te devreye aldığımız Güneş Enerjisi Sistemi sayesinde enerji ihtiyacımızın yaklaşık %60’ını yenilenebilir kaynaklardan karşılayarak bu dönüşümü somut adımlarla destekliyoruz.
Sürdürülebilirlik yaklaşımımız yalnızca üretim süreçlerimizde değil, hammadde ve tedarik zinciri yönetimimizde de belirleyici. ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi sertifikalarımız, çevresel etkileri azaltma yönündeki kararlılığımızı doğruluyor. Hammadde seçiminden sevkiyata kadar tüm aşamaları çevre odaklı kriterlerle yönetiyor, tedarikçilerimizi sürdürülebilirlik standartlarına göre değerlendiriyoruz. Ayrıca Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumlu dijital izleme sistemlerimiz sayesinde kaynak kullanımını optimize ederek hem operasyonel verimlilik sağlıyor hem de karbon ayak izimizi azaltıyoruz.
Sonuç olarak, sürdürülebilirlik bizim için bir hedef değil; tüm iş modelimizin temel dayanağı ve uluslararası rekabet gücümüzün en önemli unsurlarından biri.
Sürdürülebilir üretim yaklaşımınız markanıza ve müşterilerinize nasıl katma değer sağlıyor; ürünlerinizin tercih edilmesinde yeşil farkındalığın etkisi nedir?
Sürdürülebilir üretim yaklaşımımız, markamıza müşteri nezdinde güven ve rekabet avantajı kazandırdı. Enerji tasarrufu sağlayan ürünlerimiz, özellikle yeşil bina ve yeni nesil konut projelerinde tercih edilir hâle geldi. Bu durum müşteri memnuniyetini ve marka sadakatini güçlendiriyor. Ayrıca, uluslararası geçerliliğe sahip EPD belgelerimizle ürünlerimizin çevresel etkilerini şeffaf bir şekilde ortaya koyuyoruz; böylece müşterilerimiz, bilinçli ve çevre dostu tercih yaptıklarından emin olabiliyor. Geliştirdiğimiz yüksek performanslı ürünler, yapıların ısıtma ve soğutma ihtiyacını azaltarak enerji tüketimini düşürüyor. Bu sayede kullanıcılar maliyet tasarrufu sağlarken, karbon emisyonlarının azaltılmasına da katkıda bulunuyor. Ürünlerimiz, çevresel etkilerini uluslararası standartlarda belgeliyor ve Türkiye’nin yalıtım malzemeleri ihracatında %17’lik önemli bir pay alarak enerji verimliliği ve iklim dostu yapılaşmaya yerel ve global ölçekte katkı sağlıyor.
Ar-Ge çalışmalarınızda sürdürülebilirlik ve çevre dostu inovasyonların rolü nedir, bu doğrultuda geliştirdiğiniz yeni ürünler ve teknik özellikleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik, çevre dostu üretim ve yeşil enerji kullanımı, Ar-Ge çalışmalarımızın merkezinde yer alıyor. Greentech Ar-Ge merkezimizde yürüttüğümüz projelerde, yalnızca ürün performansını artırmak değil, çevresel etkiyi azaltmak da öncelikli hedeflerimiz arasında. Bu doğrultuda geri dönüşümlü hammaddelerin kullanımını artırıyor, üretim süreçlerimizi enerji verimliliği ve karbon ayak izini azaltacak şekilde sürekli geliştiriyoruz. Yenilenebilir enerji kaynakları, akıllı sensörler ve otomasyon sistemleri ile üretimi optimize ediyor; her bölgeye uygun, çevreci ve uzun ömürlü yalıtım çözümleri tasarlıyoruz. Özetle, Ar-Ge ve sürdürülebilirlik bizim için birbirinden ayrı değil; geleceğin yalıtım çözümlerini planlarken çevresel sorumluluk ve yeşil dönüşümü temel alıyoruz.
Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) ve ETS (Emisyon Ticaret Sistemi) kapsamında şirketinizin mevcut uyum süreci ve stratejik aksiyon planı hakkında bilgi verebilir misiniz?
Yeşil Mutabakat’a tam uyum hedefiyle kapsamlı bir dönüşüm programı yürütüyoruz. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kapsamında karbon emisyonlarımızı düzenli olarak ölçüyor ve raporluyoruz. Ayrıca enerji verimliliği ve yenilenebilir kaynak kullanımı üzerine yeni yatırımlar planlıyoruz.
Geleceğe dönük sürdürülebilirlik hedeflerinizi, 2030 ve 2053 vizyonunuza yönelik oluşturduğunuz yol haritasını bizlerle paylaşır mısınız?
2053 Net Sıfır vizyonu doğrultusunda enerji yönetimi ve verimlilik yatırımlarımıza hız verdik. Üretim tesislerimizde yenilenebilir enerji kullanım oranını artırıyor, yıllık karbon ayak izi ölçümlerimizi düzenli olarak güncelliyoruz. “Sıfır atık” hedefimiz kapsamında üretimden çıkan atıkları geri kazanım süreçlerine dahil ediyoruz.
“Yapay zekâ ve dijitalleşme uygulamalarınız, sürdürülebilirlik hedeflerinize ve üretim süreçlerinizin çevresel ile operasyonel performansına nasıl katkı sağlıyor?”
Yapay zekâ, otomasyon ve veri analitiği gibi dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik stratejimizin merkezinde yer alıyor. 40VD²K vizyonumuz doğrultusunda, üretim süreçlerimize entegre ettiğimiz akıllı izleme sistemleri ve sensör tabanlı altyapı sayesinde enerji ve ham madde kullanımını gerçek zamanlı takip ediyor, süreçleri sürekli optimize ediyoruz. Bu sayede hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de çevresel etkimizi azaltıyoruz.
Yapay zekâ tabanlı modellerle üretimde hata oranlarını düşürürken, kalite standartlarımızı daha da ileri taşıyoruz. Rutin ve tekrarlayan süreçleri otomasyona devrederek çalışanlarımızın daha katma değerli işlere odaklanmasını sağlıyor, böylece üretimde esneklik ve hız kazanıyoruz.
Sürdürülebilir Dünya vizyonu kapsamında yürüttüğünüz veya planladığınız Sosyal Sorumluluk projelerinizden bahsedebilir misiniz? Bu projelerin toplumsal veya çevresel etkileri nelerdir?
Türkiye’de yalıtım sektöründeki ilk Kurumsal Sosyal Sorumluluk Raporu’nu hazırlayan şirket olarak, sürdürülebilir mimariye yönelik projeler yürütüyoruz. Sakarya’da, İki Okka girişimi tarafından hayata geçirilen pasif ev projesinin “Isı Yalıtımı Resmi Sponsoru” olduk. Pasif evler, ısıtma ve soğutma için çok az enerji kullanan yapılardır. Tipik bina stokuna kıyasla yüzde 90, yeni binalara göre ise yüzde 75’e varan enerji tasarrufu sağlar.
Bu yapılar, yalıtım dışında bina kabuğu, havalandırma, doğrama, camlar ve ısı köprüsüz tasarım gibi özelliklerle sürdürülebilir yaşama katkı sunarken, konforu da artırır. Özellikle soğuk iklimlerde, ekstra ısıtma sistemine ihtiyaç duyulmaz.
Bu konseptin, ülkemizde yeni olmasına rağmen hızla yaygınlaşacağını ve iklim krizi ile enerji krizine karşı önemli bir çözüm sunduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca, yeşil çatı çalışmalarımız da bulunuyor. Yeşil çatılar, toplu yaşam alanlarını şehre geri kazandırarak, şehirlerin yaşam kalitesini ve estetiğini artırıyor.
Kurulduğumuz günden bu yana ülkeye ve sektöre değer katmayı öncelikli hedefimiz olarak benimsiyoruz. 1999 yılında ‘Binalarda ve Tesisatta Isı Yalıtımı’, 2011’de ‘Isı Yalıtımı’ ve 2021’de yenilediğimiz ‘Uygulamalı ve Örnekli Isı Yalıtımı’ kitaplarıyla sektöre değer katmıştık. Şimdi dördüncü akademik referans kitabımız ‘Binalarda Su Yalıtımı’nı kamuoyuyla buluşturuyoruz. Bu kitabı hazırlama nedenimiz, hayatımızın merkezinde olan deprem gerçeği ve geçen yıl yaptığımız araştırmada vatandaşların yalnızca %2,2’sinin su yalıtımının deprem dayanıklılığı açısından önemini bilmesi oldu. Su yalıtımının standartlara uygun yapılmaması, bir binanın taşıma kapasitesini 10 yıl içinde %66 azaltabiliyor; bu nedenle sektörü ve kamuoyunu bilinçlendirmek için bu akademik çalışmayı armağan etmekten gurur duyuyoruz.
Üretimde geri dönüştürülmüş malzeme kullanmanız, Yeşil Üretim anlayışınızın önemli bir göstergesi. Bu yaklaşımın çevresel etkileri azaltmadaki rolünü açıklayabilir misiniz?
Geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı, doğal kaynakları koruyup çevresel etkiyi azaltmada kritik öneme sahip. Camyünü üretimimizde yüzde 80’in üzerinde geri dönüştürülmüş malzeme kullanıyoruz. Bu uygulama atık yönetimine katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda üretimde enerji tüketimini de ciddi ölçüde düşürüyor. Önümüzdeki dönemde geri dönüştürülmüş içerik oranını artırarak döngüsel ekonomiye katkımızı büyütmeyi hedefliyoruz. Böylece çevreye duyarlılığımızı ve yeşil üretim anlayışımızı güçlendiriyoruz.
Röportajımızı sonlandırmadan önce, sürdürülebilir gelecek vizyonunuz doğrultusunda kamuoyuna veya sektörünüze iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Geleceğin dünyasını bugünden attığımız adımlar şekillendiriyor. Sürdürülebilirliğin artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğuna inanıyoruz. ODE Yalıtım olarak; çevreye, insana ve ekonomiye değer katan çözümler üretmeye ve Türkiye’nin yeşil dönüşüm yolculuğunda öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz.
GENEL
Winsa’da Sürdürülebilirlik ve Yenilikle Geleceğe Yatırım
Yayınlandı
4 hafta önce-
Aralık 12, 2025Yazar:
yapiinsaatdergisi
Winsa Genel Müdür Yardımcısı Batuhan Boyacı
Winsa, enerji verimliliği yüksek PVC pencere ve kapı sistemleri, inovatif Ar-Ge projeleri ve geri dönüşüm odaklı üretim anlayışıyla sektörde öncü konumunu güçlendiriyor; çevresel, ekonomik ve sosyal faydayı merkeze alarak sürdürülebilir bir gelecek inşa ediyor.
- Merhaba Batuhan Bey. 2006 yılında başladığınız Winsa kariyerinizde, bugün markanızın Genel Müdür Yardımcısı olarak bize Winsa’nın sektöre bakışını ve yarattığı değeri anlatır mısınız?
Winsa olarak bugüne kadar hep farklı olmayı ve sektöre ilkleri yaşatmayı hedefledik. Bugün ise bu özelliklerimizin yanına inovasyonu, kaliteyi ve sürdürülebilirliği ekleyerek müşterilerimize en iyi çözümleri sunmayı hedefliyoruz. 2006 yılında başlayan Winsa yolculuğum, markamızın yıllar içinde nasıl büyüdüğüne, teknolojiyi ve müşteri beklentilerini nasıl odağına aldığına birebir tanıklık etmemi sağladı.
Winsa, Ege Profil çatısı altında faaliyet gösteren köklü ve nish bir marka. PVC pencere, kapı ve panjur sistemleri alanında inovasyon odaklı ve geleceğe yönelik çözümler sunuyoruz. Sürdürülebilir ve kaliteli üretim anlayışımızla geliştirdiğimiz ürünler ile enerji verimliliği, estetik tasarım ve dayanıklılığı bir araya getirerek yaşam alanlarını daha konforlu ve çevre dostu hale getirmeyi amaçlıyoruz. Seçilmiş bayi ağımızla, müşteri odaklı hizmet anlayışımız ve sürekli gelişen Ar-Ge çalışmalarımızla yapı sektörüne yenilikçi çözümler sunma hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Winsa olarak, sektöre bakışımızda her zaman kaliteli ürün üretmenin ötesinde enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve çevre dostu çözümler geliştirme hedefiyle hareket ettik, ediyoruz. Bu doğrultuda Türkiye’nin ilk pasif ev profilini üreterek PVC doğrama sistemlerinde yalıtım değerlerini önemli ölçüde artırdık. Aynı zamanda tam yalıtımlı sürme sistemlerimizi geliştirerek rakiplerimizi de bu alanda rekabet etmeye teşvik etmiş olmaktan mutluluk duyuyoruz.
Winsa olarak, hem sektörümüze hem de paydaşlarımıza uzun vadeli değer yaratma misyonuyla hareket ediyor, pencerelerin ötesinde daha yaşanabilir, konforlu ve güvenli alanlar yaratmayı amaçlıyoruz.
- Winsa’nın üretim faaliyetlerinden bahseder misiniz?
Üretim yolculuğumuza 1998 yılında Sabancı Holding çatısı altında, Adapazarı’nda 20 bin metrekarelik üretim alanında başladık. Bugün geldiğimiz noktada, Kartepe’de yer alan 40 bin metrekarelik modern tesisimizde, 40 extruder hattı ve yıllık 45 bin ton üretim kapasitemizle sektörde önemli bir üretim gücüne sahibiz.
Üretim faaliyetlerimizi her zaman en üst seviyede tutmayı hedefliyoruz. Üretim süreçlerimizi en yüksek kalite standartlarında sürdürüyor ve sektördeki yenilikleri yakından takip ederek ürün portföyümüzü sürekli geliştiriyoruz. Modern üretim tesislerimizde, ileri teknolojiye sahip makinelerle üretim yaparak, dayanıklı, estetik ve enerji verimliliği yüksek PVC pencere ve kapı sistemleri üretiyoruz.
Avrupa’nın en büyük lamine folyolu profil üretim hattlarından birine sahip olmamız ve üretilen ürünlerin % 80 üzerinde lamine folyolu olması, bizi rakiplerimizden ayıran en büyük özelliklerden biri ve bu alanda açık ara lider konumdayız.
Önümüzdeki dönemde özellikle konuşacağımız yeni ürünlerinizle ya da yeni hizmet modellerinizle ilgili de kısaca bilgi alabilir miyiz?
Şirketimizde yenilikçi olarak nitelendirilebilecek birçok Ar-Ge projesi yürütülmektedir. Artan çevresel farkındalıkla birlikte, özellikle Pasif Ev uygulamaları ve sıfır enerjili binalar için yüksek ısı yalıtımı sunan pencere sistemlerine yönelik talepler hızla artmaktadır. Bu doğrultuda, yalnızca PVC ve çelik değil, aynı zamanda ısı yalıtımı yüksek yenilikçi malzemelerin yapılarla kullanımı üzerine projeler geliştirilmektedir. Bu malzemeler, yüksek performanslı doğramaların üretimini mümkün kılarken, Pasif Ev standartlarına uygunluğunu da artırmaktadır. Ayrıca, pencere performansını etkileyen montaj teknikleri üzerine de global düzeyde yenilikçi projeler sürdürülmektedir
- Sürdürülebilirlik Winsa için ne demek?
Winsa olarak sürdürülebilirlik kavramını, sadece çevresel etkileri azaltmak değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal fayda yaratmak olarak görüyoruz. Yani sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir kavram değil; iş modelimizin, üretim anlayışımızın ve gelecek vizyonumuzun temelini oluşturan bir unsur.
Enerji verimliliği yüksek pencere ve kapı sistemleri üreterek binaların karbon ayak izini azaltmaya katkı sağlıyoruz. Ürünlerimiz, üstün ısı yalıtımı sunarak enerji tüketimini düşürmeye yardımcı oluyor ve böylece hem doğaya hem de kullanıcıların enerji maliyetlerine olumlu etki ediyor.
Sadece ürün geliştirmede değil, çevresel sorumluluklarımızda da öncü olmayı amaçlıyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı’na imza atarak, karbon ayak izimizi azaltmak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına önemli adımlar atıyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı kısaca, AB’nin 2050’ye kadar net sera gazı emisyonlarının sıfırlanması ve ekonomik büyümenin kaynak kullanımına bağlılığının sona ermesi olarak tanımlayabiliriz. Geri dönüşümden geri kazanım odaklı üretim anlayışımız sayesinde her yıl binlerce ton PVC’yi geri kazandırarak doğaya ve ekonomiye katkı sağlıyoruz.
Gruba ait geri dönüşüm tesislerimizde bugüne kadar 19.800 ton PVC profili geri dönüştürerek doğaya verdiğimiz zararı en aza indirdik ve bu sayede 37 bin ton karbondioksit emisyonunun önüne geçtik. PVC’nin yaklaşık 10 kez geri dönüştürülebilmesi ve her bir dönüşümün yaklaşık 35 yıllık ekonomik ömrü olması, çevresel etkinin azaltılmasında büyük bir avantaj sağlıyor. Bu anlayışla 350 yıllık bir süre boyunca dünyaya daha az karbon salınımı yapıyoruz.
Özetle, Winsa olarak sürdürülebilirliği bir zorunluluk değil, geleceğe yatırım olarak görüyoruz.
* Ürünlerimiz halihazırda kullanım sırasında yüksek ısı yalıtımı sayesinde binalarda daha az enerji tüketimi sağlayarak çevreye katkı sunarken, üretim süreçleri sırasında da karbon ayak izini azaltmak adına dönüşüme başladık.
* Süreçlerimizi çevreye duyarlı hale getirirken aynı zamanda kaynakların verimli kullanılmasını da ön plana çıkartıyoruz. Ayrıca uzun vadeli hedefler belirleyerek bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için şimdiden çalışıyoruz.
* Yurtdışındaki fabrikalarımız ile benchmark yaparak karbon ayak izinde mevcut durumumuzu ortaya çıkarttık. Sonrasında Bilim Tabanlı hedeflerimizi (Science Based Target SBTi) belirleyerek bu hedeflere ulaşmak için aksiyon planlarını oluşturduk.
* Belirlenen aksiyon planları çerçevesinde enerji kullanımının azaltılması, yenilenebilir kaynaklardan daha fazla enerji üreterek, yeşil enerjinin toplam enerji tüketimi içindeki payının arttırılması, üretimdeki geri dönüşüm malzeme kullanımının arttırılması ve üretim faaliyetleri sırasında ortaya çıkan atıkların azaltılması ve tekrar kullanılması konularında birçok proje gerçekleştirdik.
* 2017 yılında Kartepe fabrikamızda 1560 kW kapasiteli, 2019 yılında ise Menemen fabrikamızda 4300 kW kapasiteli 2 Trigenerasyon tesisi kurulmuştur.
* 2014 yılında Kartepe fabrikaya, 2018 yılında ise Menemen fabrikaya yılda her biri yaklaşık 750 bin kWh üretim kapasiteli “Güneş Enerji Santrali” kurulumu yapılmıştır.
* Ayrıca 2024 yılı ilk çeyreğinde faaliyete geçen ve 2 fabrikada toplam kurulu gücü 2.000 kWp olan GES yatırımımız ile elektrik üretmeye başladık.
* Mevcut tesisler ve yeni yatırım ile birlikte güneş panellerinden elde ettiğimiz elektriğin toplam tüketime oranı %10-15 mertebelerine ulaşmıştır.
* Ege Profil A.Ş. Gebze’deki fabrikasında bir geri dönüşüm tesisi kurmuştur. Bu tesiste kendi müşterilerimizden toplanan proses atıkları tasnif edilmekte ve özel üretim yöntemleri ile profil üretiminde tekrar kullanmaktadır. Doğal kaynakların kullanımının azaltılması noktasında çok önemli bir proje gerçekleştirilmiştir.
* Fabrikalarımızın tamamında LED aydınlatma dönüşümü tamamlanmıştır. Ayrıca kalibre masa revizyonları, daha verimli soğutucu gruplarının satın alınması, hava kaçaklarının takibi ve azaltılması gibi daha birçok proje hayata geçirilmiş ve enerjinin daha verimli kullanılması sağlanmıştır.
* Deceuninck Global ile 2030 ve 2050 yılları için hedeflerimizi ortak belirledik. 2030 yılında Kapsam 1&2 emisyonlarını %60 oranında, Kapsam 3 emisyonlarını da %48 oranında azaltma hedefimiz bulunmaktadır (2021 yılına göre).
* 2050 yılına geldiğimizde ise şirket olarak net sıfır emisyon hedefimizi gerçekleştireceğiz.
* Türkiye Sürdürülebilirlik Standartları kapsamında 2025 yılı Ağustos ayına kadar 2024 yılını kapsayacak Ege Profil Sürdürülebilirlik raporu yayınlanacaktır. Bu raporda beyan edeceğimiz tüm veriler, bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulanacak ve doğrulanmış veriler kamuoyuna açıklanacaktır.
- Sizce başarının olmazsa olmazları nelerdir?
Başarı, sürdürülebilir ve kalıcı olduğunda gerçek anlamını bulur. Bunun için bazı temel unsurların vazgeçilmez olduğuna inanıyorum. Başarıya ulaşmak için öncelikle güçlü bir vizyona sahip olmak ve bu doğrultuda net hedefler belirlemek çok önemli. Winsa olarak yolculuğumuza başlarken sadece PVC profil üretmeyi değil, sektörde yenilikçi ve çevre dostu çözümlerle fark yaratmayı kendimize hedef edindik. Bu vizyon sayesinde bugün Türkiye’nin en güçlü markalarından biri haline geldik.
Değişen dünya dinamiklerine ayak uydurabilmek ve sürekli gelişim içinde olmak da başarının temel taşlarından biri. Türkiye’nin köklü markalarından biri olarak, yenilikçi ürünler geliştirmeye ve sektörde ilklere imza atmaya önem veriyoruz. Türkiye’nin ilk pasif ev profili, tam yalıtımlı sürme sistemlerimiz ve geri dönüşüm odaklı üretim anlayışımız bu yaklaşımın somut örneklerini oluşturuyor.
Başarının aynı zamanda güçlü bir ekip çalışmasıyla mümkün olacağına inanıyorum. Winsa olarak tüm ekip arkadaşlarımızla aynı hedef doğrultusunda çalışıyor ve her bir personelimizin katkısına değer veriyoruz. Çünkü biliyoruz ki başarıya birlikte çalışırsak daha kolay ulaşabiliriz. Ekip çalışması beraberinde müşteri beklentilerini anlamayı ve bu doğrultuda en iyi çözümleri sunmayı getiriyor. Winsa olarak bunu gerçekleştirdiğimize inanıyorum.
Yani başarıya ulaşmak için sürekli öğrenmeye, gelişmeye ve yeniliklere açık olmamız gerekiyor. Winsa olarak biz de bu prensiplerle hareket ederek sektörde fark yaratmaya ve uzun vadeli değer oluşturmaya devam edeceğimize inanıyorum.
- Genel bir sektör analizi istesek, Türkiye’de gelinen noktayı nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’de PVC pencere ve kapı sistemleri sektörü, son yıllarda önemli bir gelişim göstermekte ve uluslararası alanda güçlü bir konuma ulaşmasına rağmen, iç piyasada ekonomik koşullardan da kaynaklı olarak iki yıldır %10 civarında düşüş eğilimi göstermektedir. Tabi bunda 2023 yılında yaşadığımız ve bir daha yaşanmamasını temenni ettiğimiz depremin de etkisi büyük. Deprem bölgesindeki konut yapımından kaynaklı bir büyüme olsa da konut kredisi kullanımının sınırlandırılmış olması yüklenici ve inşaat firmalarının iş yapım hızını kısıtlıyor.
Ancak tüm bu tabloya rağmen sektörden elde ettiğimiz veriler, Türkiye’nin PVC pencere ve kapı sistemleri alanında hem iç pazarda hem de ihracatta güçlü bir konuma sahip olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda yakın gelecekte, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği odaklı ürünlerin geliştirilmesinin ve dijitalleşme süreçlerinin hızlandırılmasının, sektörün rekabet gücünü daha da artıracağını öngörüyorum. Winsa olarak, biz de bu dinamik pazarda üzerimize düşeni yapacak, yenilikçi ve kaliteli ürünlerimizle müşterilerimize en iyi hizmeti sunmaya devam edeceğiz.
6. Deceuninck’in Ar-Ge ve İnovasyon laboratuvarlarında yeni neler gelişiyor. Gelecek sizin işinize ne getirecek?
Ar-Ge ve inovasyona yaptığımız yatırımlar, yalnızca ürün geliştirmeyle sınırlı değil; aynı zamanda sektörün geleceğini şekillendirme hedefi taşıyor. Türkiye’de Ege Profil çatısı altında faaliyet gösteren Ar-Ge ve İnovasyon laboratuvarlarımızda, enerji verimliliği yüksek, çevre dostu ve estetik çözümler üretmek üzere sürekli çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz yüksek performanslı profiller, ses ve ısı yalıtım değerlerinde sektördeki standartların üzerine çıkmamızı sağlıyor. Tam yalıtımlı sürme sistemlerimiz ve geri dönüştürülmüş hammaddeden üretilen profillerimizle yalnızca günümüzün değil, geleceğin yapı standartlarına ve akıllı kentlerine de çözüm sunuyoruz. Ege Profil olarak vizyonumuz, yalnızca pencere ve kapı sistemleri üretmekten ibaret değil; sektör paydaşlarımızla birlikte düşünmek, projeye özel çözümler üretmek ve sistemi bir bütün olarak ele almak üzerine kurulu. İnovasyon odaklı yaklaşımımızla sadece bugünün değil, geleceğin yapılarını da birlikte inşa etmeyi hedefliyoruz.
Deceuninck Global İnovasyon Takımı uluslararası çapta farklı pazarları inceleyerek inovatif ürün projelerini güçlü bir şekilde sürdürmektedir. Ayrıca, 2024 yılında Deceuninck Grubu içerisinde Malzeme Araştırma Laboratuvarının Türkiye Menemen fabrikasında kurulumu için yatırım kararı alınmıştır. Bu laboratuvar birçok yenilikçi Ar-Ge projesinin malzeme araştırma ve prototip geliştirme konularında temelini oluşturacaktır.
Ege Profil Ar-Ge Merkezi içerisinde sadece yenilikçi ürünler değil, aynı zamanda yenilikçi test metot ve uygulamaları üzerine de projeler sürdürülmektedir.
Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı da takip ediyoruz, yapılan AR-GE çalışmalarınız ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Firmamızda, tüm iş süreçleri ve insan ilişkileri, inovasyonu her zaman destekleyecek ve teşvik edecek şekilde yönetilmektedir. İnovasyon sadece pazara sunduğumuz ürün özelinde değil, çalışanlarımızın içinde yer aldığı tüm proseslerde (üretim, sevkiyat, kalite, satış, pazarlama, servis, lojistik vb.) sürekli olarak gerçekleşmektedir. Aynı zamanda firma içinde tamamladığımız tüm bu çalışmaların ekibimizin sahada bir parçası olan müşterilerimiz (pencere üretici bayi ve son kullanıcılar) ile paylaşımı ve karşılıklı dinleme inovasyon konularının belirlenmesindeki önemli bir yapı taşıdır. İhtiyaç duyulan ürün ve hizmetlerin gerçekleştirilmesi, tüm paydaşlarımızın markaya olan güvenini yükseltmektedir. Markanın gücü, müşterinin ihtiyacına göre geliştirilen yenilikçi ürün ve servis hizmetinden gelmektedir.
Ar-Ge projelerimizden biri olan sıfır enerjili bina konseptine uygun, ısı yalıtım özelliği yükseltilmiş pencere sistemleri çalışmasında, henüz yurtiçinde yeni bir başlık olan ‘Pasif Ev Komponent’ sertifikası geliştirilen üç yeni serimiz için alınmıştır. Bu proje ile aslında sadece pencerenin ısı yalıtım özelliği değil, pencerenin binaya montajı aşamasında yapılması gereken doğru uygulamalar belirlenerek bayiler aracılığı ile farkındalık oluşturulmuştur. Isı yalıtım özelliği geliştirilmiş “Pasif Ev” sertifikalarımız, dünyanın her tarafından ulaşılabilir bir platform (PHI) üzerinde yer almaktadır.
Bir diğer spesifik örnek ise, ürün geliştirme süreci ile tasarlanan seriler pazara sunulmadan önce pencere performans testlerine tabii tutulmaktadır. TÜRKAK tarafından akredite edilen test merkezimiz kendi bünyemizde geliştirilen pencere sistemleri için performans testlerini gerçekleştirerek akredite test raporlarını bayilerimizin kullanımına sunmaktadır.
Son Yazılar
- Termo Teknik Genel Müdürü Ali Oraloğlu: “2025 yılında en fazla büyüyen pazarımız Türkiye oldu” Ocak 6, 2026
- “2025 YILI BOSTİK TÜRKİYE İÇİN NETLEŞME, GÜÇLENME VE BİRLİK YILI OLDU” Ocak 6, 2026
- SPOINT İnşaat, taahhüt sektöründeki gücünü Yalova’daki yeni projesiyle pekiştiriyor Ocak 6, 2026
- Limak Çimento’dan Dünya Çimento Sektöründe Bir İlk: Limak Çimento’nun yenilikçi ürünü ‘Dijital Ürün Pasaportu’ aldı Ocak 6, 2026
- Boreas Teknoloji Genel Müdürlüğüne Selçuk Şentürk Atandı Ocak 6, 2026
- Sürdürülebilir ve Doğayla Uyumlu Yaşam İçin Akıllı Teknoloji: Ekoteknolojik Kartuş Ocak 6, 2026
- Cephelerde Tasarım Özgürlüğü için Malzeme, Sistem ve Bağlantı Bütünlüğü Ocak 5, 2026
- Volvo Trucks, Yakıt ve CO2 Tasarrufu Sağlayan, Dünyanın İlk Ağır Vasıta Stop/Start Motor Teknolojisini Tanıttı! Ocak 5, 2026
- Roca Galeri’nin 8’incisi Hindistan’da Açıldı Ocak 5, 2026
- Enerji Tasarrufu Haftası’nda Günsan Elektrik’ten akıllı çözümler Ocak 5, 2026
- Ravago Bina Çözümleri global pazarda büyümeye odaklandı Ocak 5, 2026
- Açık Holding’de Stratejik Liderlik Atamaları: Boreas Teknoloji ve CES’te Bayrak Değişimi Ocak 5, 2026
- Siemens, Çukurova Uluslararası Havalimanı’na Teknolojisiyle Damga Vuruyor Ocak 5, 2026
- Mercedes-Benz Türk’te Yeni Atamalar Ocak 5, 2026
- ASAŞPEN, ZENGİN RENK KARTELASIYLA MİMARİ TASARIMLARA ESNEKLİK KATIYOR Ocak 5, 2026
Trendler
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak
GENEL1 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
GENEL1 yıl önceIrak Kalkınma Yolu ile yıllık 5 milyar dolarlık potansiyel









