Saint-Gobain 3’üncü Sürdürülebilir İnşaat Barometre araştırması yayınlandı; Türkİye'NİN sürdürülebİlİr yapı karnesİ - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Saint-Gobain 3’üncü Sürdürülebilir İnşaat Barometre araştırması yayınlandı; Türkİye’NİN sürdürülebİlİr yapı karnesİ

Yayınlandı

-

 

Saint-Gobain’in Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi’nin küresel çapta hazırladığı 3. Sürdürülebilir İnşaat Barometresi, Türkiye’de sürdürülebilir inşaat konusundaki farkındalık seviyesinin yükseldiğini, ancak bu farkındalığın henüz yeterince somut adımlara dönüşmediğini ortaya koyuyor. Türkiye dahil 27 ülkede 4.000 profesyonel ve 27.000 kişinin katılımıyla hazırlanan bu araştırma, küresel çapta sürdürülebilir inşaata dair algıları, öncelikleri ve eksiklikleri gözler önüne seriyor.

Toplumların karşı karşıya olduğu demografik, sosyal, enerji ve iklimsel zorlukların kesişim noktasında yer alan inşaat sektörü, daha sürdürülebilir bir modele doğru dönüşümünü hızlandırma yollarını arıyor. 

Yapı sektörü de kalite, dayanıklılık kriterlerinden ödün vermeksizin  ve bireylerin sağlık ve refahına olumlu katkı sağlayan, iklimsel risklere karşı dirençli, düşük karbon salımı yapan ve herkes için erişilebilir konutlar sunan bir yapılaşma ortamı geliştirmeye çalışıyor. Bu ortama geçiş ise tüm endüstri paydaşlarının ortak taahhüdü olmadan daha sürdürülebilir bir modele geçiş yapmak mümkün değil. 

Saint-Gobain, bu hedef doğrultusunda 2023 yılında Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi’ni kurdu ve son üç yıldır Occurrence–Ifop iş birliğiyle Sürdürülebilir İnşaat Barometresi’ni yayımlıyor. Bu yıl üçüncüsü kamuoyuyla paylaşılan barometre araştırması, sürdürülebilir inşaat alanında kaydedilen gelişmeleri ortaya koymayı ve ilerlemenin seviyesini ölçmeyi amaçlıyor.

Araştırma, Türkiye dahil küresel çapta sektörü temsil eden 4.000 paydaşa yöneltilen 24 sorunun yanı sıra, 27.000 vatandaşın görüşlerini içeriyor. Elde edilen bulgular, Türkiye özelinde ve küresel ölçekte sürdürülebilir yapıyı hızlandıracak temel kaldıraçları belirlemeye yardımcı oluyor.

Saint-Gobain Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Benoit Bazin: araştırma ile ilgili değerlendirmesinde “Sonuç çok açık: Sürdürülebilir inşaatın bir standart haline gelebilmesi için hemen harekete geçmeliyiz. Bu yaklaşımın hem vatandaşlar hem de sektör profesyonelleri tarafından daha iyi anlaşılması ve beklentilere tam anlamıyla entegre edilmesi gerekiyor. Çevresel etkilerinin ötesinde; konfor, sağlık ve yaşam kalitesi gibi alanlarda sunduğu somut faydalar ise ne yazık ki hâlâ yeterince bilinmiyor ya da göz ardı ediliyor. Bu dönüşümün yaygınlaşabilmesi için, kullanım alışkanlıklarını, yerel ihtiyaçları ve sahadaki gerçekleri gözeten, yerel koşullara uyarlanmış bütüncül bir küresel yaklaşıma ihtiyaç duyuyoruz” dedi.

Saint-Gobain Türkiye CEO’su Aykut Aydoğan, Barometre araştırmasının Türkiye sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Saint-Gobain’in 360 yıllık küresel uzmanlığıyla hazırlanan bu barometre, Türkiye’nin sürdürülebilir inşaat alanındaki dönüşümüne yön verecek değerli bir yol haritası sunuyor. Elde edilen bulgular, ülkemizin bu alanda artık sadece kavramsal düzeyde değil, yapısal bir farkındalık ve eylem aşamasına geçtiğini ortaya koyuyor. Çevresel sürdürülebilirlik, giderek güçlenen toplumsal beklentiye dönüşürken; önümüzdeki dönemde sosyal sürdürülebilirlik odağında, sağlıklı, erişilebilir, uzun ömürlü ve yaşanabilir yapılar üretmeye yönelik bütüncül politikalar geliştirmek kritik önem taşıyor. Bu dönüşümün hız kazanmasında ise yerel yönetimler, özel sektör, yapı üreticileri ve eğitim kurumları arasında kurulacak güçlü iş birlikleri belirleyici rol oynayacak.”

Sürdürülebilir yapıyı küresel ölçekte hızlandırmaya yönelik bir analiz

2023 yılında 10 ülkede başlayan Sürdürülebilir Yapı Barometresi, bu sene  27 ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Barometre; profesyoneller, öğrenciler, yerel yöneticiler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan geniş bir paydaş yelpazesinden toplanan verilerden oluşuyor. Bu yıl bir ilk olarak, sürdürülebilir yapı konusundaki tartışmalara 27.000 vatandaş da dâhil edilerek halkın sesi de duyulmuş oldu.

Araştırmadan çıkan dört temel bulgu 

  • Sürdürülebilir yapılara olan farkındalık artıyor, güçlü bir kamuoyu desteği buluyor.
  • Daha büyük adımlar atma yönünde genel bir istek bulunuyor. Özel sektör tüm bölgelerde en meşru itici güç olarak görülüyor, ancak bölgesel olarak öncelikler farklılık gösteriyor.
  • Sürdürülebilir yapı kavramı hâlâ büyük ölçüde çevresel boyut odağında ön plana çıkarken kullanıcı refahı geri planda kalıyor.
  • Bilgi sahibi ancak yeterince donanımlı olmayan paydaşlar, somut gelişimin önünde engel teşkil edebiliyor.

Sürdürülebilir yapı konusunda artan farkındalık

Küresel çapta araştırma sonuçlarından çıkan sonuca göre paydaşların %67’si sürdürülebilir yapı kavramını iyi bildiğini belirtiyor. Bu oran geçtiğimiz yıla kıyasla 6 puanlık bir artış göstermiş durumda. Sürdürülebilir yapı uygulamalarının hayata geçirilmesinin acil bir öncelik olduğu görüşü ise %69 gibi yüksek bir oranda sabit kalıyor.

Vatandaşlar da bu görüşe katılıyor: %60 bu konuyu öncelikli bulurken, %95’i konuyu önemli olarak değerlendiriyor. Bugün esas mesele, bu yüksek düzeydeki farkındalığı somut adımlara dönüştürmek ve bunu yaparken yerel farklılıkları dikkate almak.

Sürdürülebilir inşaat kavramına ne derece aşinasınız?” sorusuna Türkiye’den gelen yanıtlar, toplumun bu konuya olan farkındalığını ortaya koyuyor. Katılımcıların %45’i “Evet, yakından aşinayım.” yanıtını verirken, %43’ü “Evet, duydum ama tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyorum.” dedi. “Hayır, hiç duymadım.” diyenlerin oranı ise %13’te kaldı. Bu veriler, Türkiye’de sektörün %88’inin sürdürülebilir inşaat kavramıyla bir şekilde temas kurduğunu gösteriyor. Ancak küresel ortalamayla karşılaştırıldığında, Türkiye’nin bu oranın gerisinde kaldığı görülüyor. Buna rağmen, ülkede sürdürülebilir inşaat konusundaki farkındalık seviyesinin son yıllarda kayda değer biçimde arttığı söylenebilir.

Sektörün dönüşümünü hızlandırma konusunda özel sektörün rolü öne çıkıyor

Paydaşların %87’si, sürdürülebilir yapılaşma ile ilgili daha büyük adımlar atılması gerektiği konusunda hemfikir. Değer zincirinin başında yer alan tasarım sürecindeki aktörler kilit rol üstleniyor: Paydaşların %56’sı mimarları ve mühendislik ofislerini en önemli aktörler olarak tanımlarken, %44’ü inşaat şirketlerini kilit oyuncu olarak görüyor. 

Türkiye’de toplumsal eğilim sürdürülebilir yapılara doğru pozitif yönelim gösteriyor. Ancak bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için kamu politikalarının daha yönlendirici olması gerektiği ifade ediliyor. Türkiye’deki katılımcıların %41’i yerel yönetimlerin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini savunurken, profesyonellerin %41’lik vatandaşların da %34’lük kesimi finansal teşviklerin bu yapıların yaygınlaşabilmesi için hayati önem taşıdığını belirtiyor. Ayrıca araştırmaya katılan profesyonellerin %30’u, vatandaşların da % 26’sı, sürdürülebilirlik sertifikasına sahip yapıların tercih edilmesi gerektiğini savunuyor.

Çevresel kriterler ön planda çıkıyor, sosyal kriterler ikinci planda

Paydaşlar kavramı daha iyi anladığını söylese de, sürdürülebilir yapı hâlâ öncelikle çevresel konularla ilişkilendiriliyor. İnşaatta  enerji tasarrufu  (%35) ve çevre dostu malzeme kullanımı (%31), sürdürülebilir yapının başlıca kriterleri olarak görülüyor.

İklimsel risklere karşı dirençlilik ise yükselen bir öncelik olarak dikkat çekiyor. Bu konu, geçen seneye göre 8 puan artışla %21’e ulaşarak en büyük artışı kaydetti. Bu önemin bölgelere göre farklılık gösterdiği görülüyor: Afrika (%35) ve Asya-Pasifik (%32) gibi iklim risklerine daha açık bölgelerde öncelik daha da yüksek.

Türkiye’de sürdürülebilir inşaat dendiğinde ise ilk akla gelen unsur çevresel etkiler oluyor. Katılımcıların %77’sı sürdürülebilirliği doğrudan enerji verimliliğiyle ilişkilendiriyor. Bunu %64 ile karbon ayak izinin azaltılması, %47 ile uzun ömürlü ve dayanıklı malzeme kullanımı izliyor.

Hem dünyada hem Türkiye’de sürdürülebilir yapının “insani” boyutu ise hâlâ yeterince benimsenmemiş durumda ve geri planda kalıyor. Hem paydaşların hem de vatandaşların yalnızca %16’sı sürdürülebilir yapıyı yaşam kalitesiyle ilişkilendiriyor. Oysa bu unsur, kavramın benimsenmesi ve yaygınlaştırılmasında kritik rol oynayabilir.

Farkındalık yüksek, ancak somut eylemlere dönüşümde eksikler var

Küresel çapta her ne kadar paydaşlar sürdürülebilir yapı kavramına hâkim olduklarını söylese de, sadece %28’i konuya tamamen hâkim olduğunu belirtiyor ve profesyonellerin yalnızca %35’i bu alanda özel eğitim almış durumda. Bu eksik bilgi, somut adımların sınırlı kalmasını da açıklayabilir.

Türkiye’de ise profesyoneller, akademisyenler ve öğrencilerden oluşan grupta sürdürülebilir inşaata yüksek aşinalık göze çarparken, vatandaşta bu oran daha düşük kalıyor. Örneğin profesyonel kesimde “kavrama yakından aşinayım” diyenlerin oranı %64’ün üzerindeyken, vatandaşta bu oran %34 seviyelerine düşüyor. Bu durum, sürdürülebilir inşaata ilişkin bilginin sektörel birikimle paralel seyrettiğini gösteriyor. 

Araştırmanın bulgularına göre dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sürdürülebilir inşaat alanında güçlü bir potansiyelin var olduğunu, ancak bu potansiyelin etkin şekilde hayata geçebilmesi için hem teknik hem de toplumsal düzeyde daha kapsayıcı bir dönüşüme ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. 

SAINT-GOBAIN HAKKINDA

Sürdürülebilir ve hafif inşaat çözümlerinde dünya lideri olan Saint-Gobain, inşaat ve endüstriyel pazarlara yönelik malzemeler ve hizmetler tasarlamakta, üretmekte ve dağıtmaktadır. Kamu ve özel binaların yenilenmesi, hafif inşaatların, inşaatların ve endüstrinin karbondan arındırılması için kesintisiz bir inovasyon süreciyle geliştirilmiş bütünleşik çözümler sunarak sürdürülebilirlik ve performans sağlar. 2025 yılında kuruluşunun 360. Yılını kutlayan Grubun tüm faaliyetleri ve taahhütleri var olma amacına “MAKING THE WORLD A BETTER HOME” hizmet etmektedir.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Enerji ve Kaynak Teknolojilerinde Global Güç: Fronius’un Sürdürülebilir Gelecek Vizyonu

Yayınlandı

-

Nusret Bilen Fronius Türkiye Genel Müdürü


Kaynak teknolojilerinden güneş enerjisine uzanan geniş çözüm portföyüyle Fronius, enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla hem sanayide hem de enerji sektöründe geleceğin dönüşümüne yön veriyor.

  1. Öncelikle Fronius’u daha yakından tanıyabilir miyiz? Şirketin global faaliyet alanları, temel teknoloji odakları ve Türkiye’deki yapılanması hakkında bilgi verebilir misiniz?

1945 yılında Avusturya’da kurulan Fronius, elektrik enerjisinin üretilmesi, dönüştürülmesi ve verimli şekilde kullanılması alanlarında dünya çapında faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi. Kuruluşumuzdan bu yana inovasyon odaklı bir yaklaşım benimsiyor ve faaliyetlerimizi Fronius Welding ile Solar & Energy olmak üzere iki stratejik iş segmenti etrafında şekillendiriyoruz.

Fronius Welding iş segmenti kapsamında endüstriyel üretime yönelik yüksek hassasiyetli, verimli ve güvenilir kaynak teknolojileri geliştiriyoruz. Enerji verimliliği yüksek kaynak sistemlerimiz, proses optimizasyonu sayesinde hatalı üretim oranlarını düşürerek malzeme ve enerji israfını azaltıyor. Bu çözümler otomotivden ağır sanayiye kadar birçok sektörde üretim kalitesini ve verimliliği artırmaya katkı sağlıyor.

Solar & Energy tarafında ise inverter teknolojileri, enerji depolama sistemleri ve dijital enerji yönetim çözümleriyle bireysel, ticari ve endüstriyel kullanıcıların sürdürülebilir enerjiye geçişini destekliyoruz. Bugün yaklaşık 7 bin çalışanımız, dünya genelindeki 37 iştirakimiz ve 60’tan fazla ülkede yaygın servis ve partner ağımızla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’de ise güçlü bir organizasyon yapımız bulunuyor. Satış, servis, teknik destek ve eğitim ekiplerimizin yanı sıra geniş iş ortağı ve servis ağımız sayesinde hem sanayi hem de enerji sektöründe müşterilerimize hızlı ve güvenilir çözümler sunuyoruz. Türkiye pazarı Fronius için stratejik öneme sahip ve uzun yıllardır burada güçlü bir teknoloji partneri olarak konumlanıyoruz.

  1. Günümüzde sürdürülebilirlik, sanayi ve teknoloji şirketlerinin stratejik gündeminde önemli bir yer tutuyor. Fronius’un kurumsal sürdürülebilirlik yaklaşımını ve bu alandaki önceliklerini nasıl tanımlarsınız?

Sürdürülebilirlik bizim için uzun vadeli gelişim stratejisinin temel unsurlarından biri. Enerji verimliliği, kaynakların sorumlu kullanımı ve uzun ömürlü teknolojiler geliştirmek, tüm faaliyetlerimizin merkezinde yer alıyor. Bu yaklaşımı çevresel sorumluluk, ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı başlıkları altında ele alıyoruz. Solar & Energy iş segmentimizde geliştirdiğimiz inverter teknolojileri ve enerji yönetim çözümleri, yenilenebilir enerjinin daha verimli kullanılmasına katkı sağlıyor. Fronius Welding tarafında ise sürdürülebilirliği üretim süreçlerinin verimliliği üzerinden ele alıyoruz. Enerji tasarrufu sağlayan kaynak teknolojileri, sıfır hata ve minimum atık yaklaşımıyla üretim hatlarında hem enerji tüketimini hem de malzeme kaybını azaltıyor. Uzun ömürlü ve tamir edilebilir ürün yapımız da ekipmanların kullanım süresini uzatarak kaynak tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyor.

  1. Enerji dönüşümü küresel ölçekte hız kazanırken şirketlerin enerji yönetimi ve verimlilik konularındaki sorumlulukları da artıyor. Fronius bu dönüşüm sürecine hangi çözümleri ve teknolojileriyle katkı sunuyor?

Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşmasıyla birlikte enerji üretimi, tüketimi ve yönetimi konusunda daha bağlantılı ve veri odaklı sistemlere ihtiyaç duyuluyor. Fronius olarak bu dönüşüme özellikle Solar & Energy iş segmentimiz kapsamında geliştirdiğimiz teknolojilerle katkı sağlıyoruz. Geliştirdiğimiz inverter teknolojileri güneş enerjisinin verimli şekilde kullanılmasını mümkün kılarken Solar.web platformu sayesinde kullanıcılar enerji üretim ve tüketim verilerini gerçek zamanlı olarak izleyebiliyor. Bu sayede enerji yönetimi daha şeffaf ve daha verimli hale geliyor. Bu yaklaşımı “Güneşin gücüyle, 24 saat kesintisiz bağlantı” anlayışıyla ifade ediyoruz. Öte yandan Fronius Welding tarafında da üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran teknolojiler geliştiriyoruz. Modern kaynak sistemlerimiz daha düşük enerji tüketimiyle yüksek performans sunarken proses stabilitesi sayesinde yeniden işleme ve hurda oranlarını azaltıyor. Bu da sanayide sürdürülebilir üretime doğrudan katkı sağlıyor.

  1. Solar & Energy alanındaki çözümleriniz enerji üretimi ve tüketimi konusundaki dönüşüm sürecinde nasıl bir rol üstleniyor?

Yenilenebilir enerji sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte enerji üretimi daha dağıtık ve daha esnek bir yapıya dönüşüyor. Bu yeni enerji ekosisteminde enerjinin doğru şekilde yönetilmesi ve tüketimle dengelenmesi büyük önem taşıyor. Solar & Energy çözümlerimiz bu dönüşümde önemli bir rol üstleniyor. Geliştirdiğimiz inverter teknolojileri sayesinde güneş enerjisinden maksimum verim elde edilmesini sağlıyoruz. Ayrıca Fronius teknolojilerinin önemli bir özelliği de Avrupa’da üretim anlayışına dayanmasıdır. “Powered by Europe” yaklaşımıyla geliştirilen sistemlerimiz Avusturya mühendislik standartlarını yansıtırken aynı zamanda krizlere dayanıklı ve güvenilir bir tedarik zinciri yapısına sahip. Bu sayede müşterilerimize uzun vadeli, güvenilir ve yüksek performanslı enerji sistemleri sunabiliyoruz.

  1. Sürdürülebilirlik günümüzde üretim süreçleri, ürün yaşam döngüsü ve kurumsal operasyonlar gibi birçok başlığı kapsıyor. Fronius bu alanlarda nasıl bir yaklaşım benimsiyor?

Sürdürülebilirlik yalnızca enerji üretimiyle sınırlı bir başlık değil; ürün tasarımından üretim süreçlerine kadar geniş bir perspektifi kapsıyor. Bu nedenle Fronius olarak ürünlerimizi mümkün olan en uzun ömürlü olacak şekilde tasarlamaya büyük önem veriyoruz. Ürünlerimizin tamir edilebilir yapıda olması bu yaklaşımın önemli bir parçası. Birçok sektörde ekipmanlar arıza durumunda tamamen değiştirilirken, Fronius teknolojilerinde parça bazlı tamir ve bakım mümkün. Bu sayede hem ürün ömrü uzuyor hem de kaynak tüketimi azalıyor.

Aynı zamanda Fronius Welding segmentinde geliştirdiğimiz yüksek verimli kaynak sistemleri, üretim hatlarında hata oranlarını düşürerek malzeme kaybını azaltıyor. Solar & Energy tarafında ise enerji verimliliği yüksek inverter teknolojileri ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde daha sürdürülebilir bir enerji kullanımına katkı sağlıyoruz.

  1. Fronius’un dijital çözümleri ve teknolojik altyapısı sürdürülebilir üretim hedeflerini nasıl destekliyor?

Dijitalleşme günümüzde üretim ve enerji yönetimi süreçlerinde önemli bir dönüşüm yaratıyor. Veri analitiği ve bağlantılı sistemler sayesinde performansın daha yakından izlenmesi ve optimize edilmesi mümkün hale geliyor. Solar & Energy tarafında Solar.web platformumuz kullanıcıların sistemlerini gerçek zamanlı olarak izlemesine olanak tanıyor. Enerji üretimi, tüketimi ve depolama verileri tek bir platform üzerinden analiz edilebiliyor. Bu yaklaşım enerji verimliliğini artırırken kullanıcıların daha bilinçli enerji yönetimi kararları almasına yardımcı oluyor. Fronius Welding tarafında ise dijital kaynak çözümleri üretim hatlarında süreç verilerini analiz ederek kaliteyi ve verimliliği artırıyor. Bu sayede hem enerji tüketimi hem de malzeme kaybı azalıyor.

  1. Önümüzdeki yıllarda enerji ve sanayi alanlarında sürdürülebilirlik açısından nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz? Fronius’un bu dönüşümdeki rolü sizce nasıl şekillenecek?

Önümüzdeki yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarının payı artarken enerji depolama, dijital enerji yönetimi ve akıllı şebeke çözümleri bu dönüşümün önemli parçaları olacak. Fronius olarak bu dönüşümün aktif bir parçası olmayı hedefliyoruz. Solar & Energy tarafında güneş enerjisi sistemlerinin daha bağlantılı ve daha akıllı hale gelmesini sağlayan teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz. Solar.web gibi dijital platformlar sayesinde kullanıcıların enerji üretimlerini daha etkin şekilde yönetebildiği bir ekosistem oluşacağını öngörüyoruz. Sanayi tarafında ise Fronius Welding teknolojileri üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran ve hatalı üretimi minimize eden çözümler sunmaya devam edecek. “Powered by Europe” yaklaşımıyla geliştirilen, uzun ömürlü ve tamir edilebilir ürünlerimiz sayesinde hem sürdürülebilir üretime hem de güvenilir teknoloji altyapısına katkı sağlamayı sürdüreceğiz.

Okumaya Devam Et

GENEL

Siemens, Hannover Messe 2026’da  Endüstriyel Yapay Zekayı Sahneye Taşıyor

Yayınlandı

-

  • Sanayi için artan dayanıklılık ve rekabet gücü
  • Kalite ve verimliliği artırmak için sektöre özel yapay zeka çözümleri
  • Veri merkezlerinin büyük ölçüde artan enerji gereksinimlerini karşılayacak çözümler

Bu yılki Hannover Messe’de, Siemens yeni dijital çözümlerin endüstriyi ve bir üretim üssü olarak Avrupa’yı geleceğe nasıl hazırladığını gözler önüne serecek. Özellikle beceri eksikliği, kıt kaynaklar, değişken piyasalar ve artan karmaşıklık ortamında, yapay zeka ve kapsamlı bir dijital ikiz gibi teknolojiler, inovasyonu hızlandırarak, üretkenliği artırarak ve şirketlerin kaynak verimliliğini geliştirerek belirleyici rekabet avantajları sağlayabilir.

Siemens AG Başkanı ve CEO’su Roland Busch konuyla ilgili şunları söyledi: “Endüstriyel yapay zeka gelecekte endüstride kimin liderlik edeceğini belirleyecek. Bu nedenle, tasarım ve mühendislikten üretim ve işletmeye kadar yapay zekayı gerçek dünyaya taşıyan endüstriyel bir yapay zeka işletim sistemi inşa ediyoruz. Bu da müşterilerimize net bir rekabet avantajı sağlayarak onları daha hızlı, daha verimli ve daha esnek hale getiriyor.”

Hannover Messe’de, Siemens özellikle robotik alanındaki yeni endüstriyel yapay zeka ürünlerini ve projelerini sergilerken, yeni teknolojilerin tedarik zincirlerini ve lojistik süreçlerini nasıl daha esnek hale getirebileceğini gösterecek.

Siemens standında, günümüz teknolojisinin halihazırda neler sunabildiği ve birkaç yıl içinde fabrikalarda günlük işleyişin nasıl şekillenebileceği de vurgulanacak.

Bu yılın odak noktalarından biri de tüketim ürünleri sektörü. Siemens, ABD’li gıda üreticileri Pringles ve PepsiCo’nun değer zincirlerini nasıl dijitalleştirdiğini Şirketlerin endüstriyel yapay zekadan yararlanarak verilerinden katma değer üretmesiyle ürünlerini pazara daha hızlı ve daha güvenilir bir şekilde sunabilmesi de bu kapsamda ele alınacak. Örneğin, ürün şartnameleri doğrudan tariflerle bağlantılı olacak, lojistik, depolama ve tedarik zincirleri birbirine bağlanacak ve böylece tamamen şeffaf ve izlenebilir olacak. Siemens standında ayrıca, doğrudan müşterinin bulunduğu yerde inşa edilebilen ve yerel pazar değişikliklerine çok hızlı yanıt vermek için simülasyon teknolojisi ve yapay zeka kullanan esnek, modüler bir mini fabrika olan pop-up fabrika da vurgulanacak.

Ziyaretçiler üretimin geleceği hakkında da fikir sahibi olacak. İnovasyon Merkezinde, ziyaretçiler endüstriyel yapay zekanın giderek daha otonom hale gelen bir endüstriyi nasıl şekillendirdiğini görecek. Katmanlı üretim kullanılarak ayakkabı tabanlarının esnek bir şekilde üretilmesi buna yönelik bir örnek olarak ön plana çıkıyor. Kullanıcılar bireysel özelleştirme taleplerini bir yapay zeka sohbet arayüzü aracılığıyla giriyor. Daha sonra, arka plandaki yapay zeka doğru tasarım araçlarını koordine ediyor. Üretim yapay zeka ajanları tarafından otonom olarak yönetiliyor, insansı robotlar ayakkabıları üretim süreci boyunca taşıyor ve yapay zeka kontrollü robotlar bitmiş ürünü paketliyor.

Veri merkezlerinin büyük ölçüde artan enerji gereksinimleri de Siemens standında odak noktası olacak. Günümüzde her 100 enerji santralinden biri yalnızca veri merkezlerini desteklemek için çalışıyor. 2030 yılına kadar bu sayı her 10 enerji santralinden birine yükselebilir. Bu merkezler, doğru akımla (DC) çalışan verimli, yüksek performanslı güç şebekelerine ihtiyaç duymaktadır. DC güç şebekeleri daha yüksek güç yoğunlukları sağlamakta ve yeni nesil veri merkezleri için temel oluşturmaktadır. Güneş enerjisi ve batarya depolama gibi yenilenebilir enerji kaynakları da bu şebekelere entegre edilebilir. Sonuç olarak, operatörler yalnızca daha fazla verimlilikten değil, aynı zamanda piyasadaki dalgalanmalardan bağımsız olarak daha sürdürülebilir ve istikrarlı bir enerji arzından da faydalanacak. Bu çerçevede Siemens, DC güç şebekelerinin gereksinimlerine göre uyarlanmış ilk yarı iletken tabanlı koruma ve anahtarlama sistemini sunacak. Bu teknoloji DC’yi olağanüstü hız ve hassasiyetle koruyup gerekli geçişi gerçekleştirmektedir.

Siemens, Hannover Messe’deki 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında 27. Salon’daki A48 numaralı stantta yer alacak. Şirket, 20 Nisan günü saat 17:45’te Siemens standında bir basın toplantısı düzenleyecek. Konferans çevrim içi olarak da canlı yayınlanacak. Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in 20 Nisan sabahı Siemens standını ziyaret etmesi bekleniyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

BORUSAN CAT, MARBLE İZMİR ULUSLARARASI DOĞAL TAŞ VE TEKNOLOJİLERİ FUARI’NA KATILDI

Yayınlandı

-

Borusan Grup şirketlerinden Borusan Cat, 14–17 Nisan 2026 tarihleri arasında bu yıl 31’incisi düzenlenen Marble İzmir Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’na katılarak doğal taş sektörüne özel ürün, hizmet ve dijital çözümlerini ziyaretçilerle buluşturdu. Şirket, mermer sahalarında yüksek performans, dayanıklılık ve verimlilik sunan iş makineleriyle birlikte müşteri deneyimini güçlendiren teknoloji odaklı çözümlerini fuar alanında sergiledi.

“Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” şirket amacı ile operasyonlarını Türkiye’nin yanı sıra Kafkasya ve Orta Asya’da sürdüren Borusan Cat, doğal taş sektörünü bir araya getiren ve bu yıl 31’incisi düzenlenen Marble İzmir Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’na, mermer sahalarıyla özdeşleşen iş makinelerinden Cat® 980 Lastikli Yükleyici modeliyle katıldı.

Mermer sektörüne özel güç, dayanıklılık ve performans

Borusan Cat, fuarda Cat® 980 Lastikli Yükleyici’yi mermer uygulamalarına özel tasarımı, yüksek performansı ve gelişmiş teknolojileriyle ziyaretçilerin beğenisine sundu. Zorlu mermer sahalarında güçlü performans, güvenilirlik ve verimlilik arayan profesyoneller için geliştirilen Cat 980, sınıfının en yüksek blok taşıma kapasitesiyle öne çıkıyor. Gelişmiş hidrolik sistemi ve optimize edilmiş taşıma teknolojisi sayesinde en ağır mermer bloklarının bile kolay, güvenli ve minimum zaman kaybıyla taşınmasına yardımcı olan Cat 980, mermer endüstrisinin ihtiyaçlarına uygun üstün bir çalışma deneyimi sunuyor.

Akıllı teknolojilerle daha yüksek kontrol ve verimlilik

Cat 980, yalnızca gücüyle değil, aynı zamanda sunduğu akıllı teknolojilerle de dikkat çekiyor. Borusan Cat’in fuarda öne çıkardığı çözümler arasında yer alan VisionLink, makinenin performans verilerine, yakıt tüketimine, üretkenliğine ve çalışma geçmişine tek platformdan erişim imkanı sunuyor. Böylece kullanıcılar operasyonlarını her an, her yerden takip edebiliyor; duruş sürelerini azaltıp verimliliği artırabiliyor. Cat Akıllı Görüş Sistemi (Cat Detect), çevresel farkındalığı artırarak kör noktaları azaltıyor ve operatörün etrafındaki riskleri gerçek zamanlı olarak bildiriyor. Zorlu saha koşullarında maksimum görüş ve maksimum güvenlik sağlayan sistem, iş güvenliği standartlarını destekliyor. Cat Güvenlik Teknolojileri (Cat Safety) ise alarm sistemleri, otomatik uyarılar ve güvenli çalışma yardımcıları ile operatör, ekipman ve saha güvenliğine ek bir koruma katmanı kazandırıyor. Bu özelliklere ek olarak, Cat Kantar Teknolojisi (Cat Payload) sayesinde her yük hassas biçimde tartılabiliyor. Bu teknoloji, gereksiz yakıt tüketiminin azaltılmasına, yükleme hatalarının minimuma inmesine ve günlük taşınan blok miktarının net biçimde ölçülmesine katkı sağlıyor.

Boom360 ile hizmetler tek uygulamada

Borusan Cat, fuarda yalnızca iş makinesi çözümlerini değil, aynı zamanda müşterilerine sunduğu dijital deneyimi de katılımcılarla buluşturdu. Borusan Cat’in süper uygulaması Boom360; kullanıcıların kampanyaları takip etmesine, teklif almasına, servis çağırmasına, ekipmanlarını yönetmesine ve Borusan Cat güvencesiyle birçok hizmete tek noktadan erişmesine olanak tanıyor. 

Boom360 sayesinde kullanıcılar ürün ve hizmet bilgilerine ulaşabiliyor, ekipmanlarını takip edebiliyor ve bakım süreçlerini kolayca yönetebiliyor. Borusan Cat, bu uygulama ile teknoloji, verimlilik ve konforu bir arada sunarak müşteri deneyimini güçlendirmeyi sürdürüyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye