Reportage Türkiye’den İstanbul’a İkinci Büyük Yatırım - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Reportage Türkiye’den İstanbul’a İkinci Büyük Yatırım

Yayınlandı

-

Reportage Türkiye’nin ikinci projesi Afra Park, İstanbul Bahçeşehir 1. Kısım’da 1,5 milyar TL yatırımla hayata geçecek. Toplam 24 bin metrekare alan üzerine yeni nesil 177 adet sıra ve müstakil villadan oluşacak Afra Park’ta 2+1’den 4+1’e kadar farklı seçenekler, metrekare fiyatı ortalama 74 bin TL’den satışa sunulurken, projenin Aralık 2026’da teslim edilmesi hedefleniyor. Reportage Türkiye, Sylvana İstanbul ve Afra Park projeleriyle toplam 3,7 milyar TL yatırım gerçekleştirmiş olacak.

Uluslararası arenada ulaşılabilir, yenilikçi, lüks ve modern gayrimenkul geliştirme projeleriyle tanınan Reportage Properties’in Türkiye gayrimenkul pazarındaki markası Reportage Türkiye, Bahçeşehir’de inşa edeceği ikinci projesi Afra Park’ı duyurdu. Afra Park projesini tanıtmak üzere 27 Eylül Cuma günü İstanbul Wyndham Grand Levent Otel’de gerçekleşen basın toplantısına Reportage Türkiye CEO’su Kemal Alamo ile üst düzey yöneticiler katıldı.

Tüketicilerin Bahçeli Ev Talebi, Türkiye’ye Yatırım Yapmaya Yönlendirdi

Reportage Türkiye CEO’su Kemal Alamo, gayrimenkul geliştirme alanında 10 yıldır Avrupa merkezli yatırım ve uluslararası iş ortaklıklarıyla 4 kıtada faaliyetlerini sürdüren Reportage Properties’in bugün 12’si tamamlanmış toplam 46 projesi bulunduğunu, geçen yıl 1,3 milyar dolar satış başarısına ulaşarak 10 milyar dolardan fazla değere sahip küresel bir gayrimenkul geliştirme firması olduğunu aktardı.

Son yıllarda yaşanan dalgalanmaya karşın yatırım açısından güvenilir liman özelliğini koruyan ve ülke ekonomisinin büyümesinde büyük bir paya sahip olan Türkiye gayrimenkul pazarının Reportage Properties tarafından yakın takipte olduğunu belirten Kemal Alamo, Reportage Türkiye’nin kurulmasına ilişkin şunları dile getirdi: “Özellikle pandemi döneminde tüketici alışkanlıklarının villa tarzında bahçeli ev yönüne doğru evrilmesiyle Türkiye’de yapılanma kararı aldık. İlk projemiz, İtalyan mimarisine uygun bir konseptle Bahçeşehir’de 44 bin metrekare alan üzerine 2,2 milyar TL yatırımla, 232 adet 4+1 formatta bahçeli sıra villalardan oluşan Sylvana İstanbul oldu. Geçen sene 1 milyar TL ciro hedefimizi aştığımız European Properties ödüllü projemiz Sylvana İstanbul’un inşaatında yüzde 25’e eriştik ve yüzde 55’inin de satışını gerçekleştirdik. Sylvana İstanbul’u Aralık 2025 itibarıyla teslim etmeye başlayacağız.”

Prestij ve Konforu Bir Arada Sunan Benzersiz Bir Villa Projesi; Afra Park

“İstanbul’da ikinci projemizi hayata geçiriyor olmaktan mutluluk duyuyoruz. Afra Park, gayrimenkul geliştirme alanındaki vizyonumuzu tam olarak yansıtan bir proje olacak” diyen Kemal Alamo, projeye ilişkin olarak şu bilgileri paylaştı: “Sakinlerine modern ve konforlu bir yaşam deneyimi sunmak için Avrupa mimarisiyle ustaca tasarladığımız Afra Park, toplam 24 bin metrekare arazi üzerine 1,5 milyar TL yatırımla yeni nesil 177 adet sıra ve müstakil villadan oluşacak. Dış cephesini keyifli bir bahçe alanı ve aile yaşamı için çok çeşitli olanaklarla modern bir yaşam tarzının tüm ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde titizlikle planladığımız projemizde 2+1’den 4+1’e kadar farklı büyüklüklerde villalar yer alacak. Villaları, siteyi çevreleyen geniş bir parka bakacak şekilde stratejik olarak yerleştirileceğiz. İç mekânlar ise villa sakinlerinin kendilerini çevreleyen doğanın ve mimari tasarımın çekici karışımının tadını çıkarmaları adına benzersiz bir perspektife sahip olacak. Villaların her odası geniş olup aile yaşantısının konforunu sağlayacak ünite özelliklerinden oluşacak. Afra Park’ın %7’sini peyzaja ayırıyoruz. Metrekaresi ortalama 74 bin TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunduğumuz Afra Park’ta, inşaat çalışmalarına 2025 yılı itibarıyla başlamayı ve teslimleri de Aralık 2026’da gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.”

Bahçeşehir, İstanbul’un Gayrimenkulde Yeni Cazibe Merkezi

Afra Park’ı modernliğin ve lüksün yeni merkezi haline gelirken aynı zamanda bölgede yaşayanları İstanbul’un doğal güzellikleriyle de buluşturan Bahçeşehir 1. Kısım’da inşa edeceklerini söyleyen Kemal Alamo, bölgeye ilişkin olarak şöyle konuştu: “Bahçeşehir, modern yaşam olanakları ve yenilikçi altyapısıyla dikkat çekerken Avrupa’nın en önde gelen sağlık merkezlerine olan yakınlığı, dünyanın dört bir yanından medikal turizm için tercih edilen saygın bir yer olması, İstanbul Havalimanı, hastaneler, üniversiteler, okullar, sosyal imkânlar ve alışveriş merkezlerine olan mesafesi ile villa hayatı sürdürmek isteyenlere cazip bir yaşam alternatifi vadediyor. Bu özellikler, Bahçeşehir’i hem yaşam hem de yatırım yapmak için cazip bir lokasyon haline getirdiği için tercih ettik.”

Reportage Türkiye, Afra Park’ta 1,1 milyar TL Ciro Hedefliyor

Reportage Properties’in değerleri ve vizyonunu ülkemize yansıtacak şekilde ve Reportage Türkiye garantisiyle yeni projeler inşa etmek için görüşmelerini sürdürdüklerini vurgulayan Kemal Alamo, görüşlerini şu şekilde ifade etti: “İlk hedefimiz, Sylvana İstanbul’un inşasını tamamlamak ve teslimlerine başlamak. Bu süreçte de eş zamanlı olarak Afra Park’ın inşasına başlayıp farklı projelere yelken açmak istiyoruz. Afra Park ile hedefimiz 1,1 milyar TL ciro elde etmek, gelecek 3 yılda da yeni projelerimizde 1,6 milyar TL ciroya ulaşmayı hedefliyoruz. Reportage Türkiye olarak yenilikçi konseptlerimiz ve özgün iş planımızla gayrimenkul geliştirme pazarında farka imza atacağız. Globalden aldığımız güçlü sermaye yapısı ve bu ülkemize olan inancımızla yeni yatırımlarımızı hızla hayata geçirmeye devam edeceğiz. Hem İstanbul’da hem de Türkiye’nin farklı şehirlerinde de marka projeler üretmeyi sürdüreceğiz. Bu bağlamda uluslararası standartlarda projeler geliştirmeye ve dünyanın her yanından yatırımcılar için cazip fırsatlar sunacağız.”

İstanbul’u Bölge Merkezi Haline Getireceğiz

Reportage Türkiye CEO’su Kemal Alamo görüşlerini şöyle sonlandırdı: “Gayrimenkul sektörü, ülke ekonomisi için önem arz eden sektörlerin başında geliyor ve birçok sektörü yakından etkiliyor. Ülkemize döviz girdisi sağlayacak olan nitelikli yatırımlar için de daha çok marka projelere ve talebi karşılayacak daha çok gayrimenkul projesine ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. İstanbul, Avrupa ile Asya arasındaki güçlü konumu ile bu anlamda Avrupa’nın gayrimenkul başkenti niteliğindedir. Reportage Türkiye olarak yakın zamanda İstanbul’u bölge merkezi haline getirerek Arnavutluk ve Rusya’yı buradan yöneteceğiz, Portekiz ve Yunanistan’da geliştireceğimiz projelerin operasyon merkezi olarak İstanbul’u konumlandıracağız. Bu bakış açısıyla yabancı yatırımcıların da yönünü yeniden Türkiye’ye çekecek şekilde operasyonlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.”

Proje Detayları:
Alan: 24,000 m² (İnşaat alanı 36,000 m²) (12,200 m² yeşil / açık alan)
Villaların Sayısı: 177
Mimari Seçenekler: 2+1’den 4+1’e farklı büyüklükte sıra villa ve müstakil villa alternatifleri
Teslim Tarihi: Aralık 2026
Sosyal Olanaklar:
Villaya Özel Ön veya Arka Bahçe
Villaya Özel Otopark Alanı
Yüzme Havuzu
Çocuk Yüzme Havuzu
Barbekü Alanı
Çocuk Oyun Alanı
Çok Amaçlı Spor Sahası
Açıkhava Satranç Masası
Açıkhava Masa Tenisi Alanı
Evcil Hayvan Bahçesi
Kamelya Oturma Yerleri
Elektrikli Araç Şarj İstasyonları
Peyzaj Alanları
Sosyal Tesis (Spor Salonu, Toplantı Odası, Buhar ve Sauna Odaları)

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

İzocam’dan 60. Yılında “Soğuğa Yalıtım, Mutluluğa Yatırım” Mesajı

Yayınlandı

-

Türkiye yalıtım sektörünün öncüsü İzocam, 60. yılını “Biz Geleceğiz” mottosu ile kutlarken, “Soğuğa Yalıtım, Mutluluğa Yatırım” temasıyla kış aylarında enerji tasarrufu ve yaşam konforunun önemine dikkat çekiyor.

Türkiye’nin köklü ve deneyimli yalıtım markası İzocam, kuruluşunun 60. yılını kutlarken, yalıtımın hem tasarruf hem de çevresel önemini bir kez daha vurguluyor. “Soğuğa Yalıtım, Mutluluğa Yatırım” temasıyla kış aylarında ısı kaybının önlenmesi ve konforlu yaşam alanları yaratılması ön plana çıkarılıyor.

İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, doğru yalıtım uygulamalarının tasarruf ve konfor açısından kritik bir rol oynadığını belirterek, “Yalıtımsız veya eksik yalıtılmış binalarda havayı ısıtıyoruz. Mevcut mevzuatlara uygun yalıtım ile bir konutta, yalıtımsız bir binaya göre yüzde 60’ın üzerinde enerji tasarrufu sağlanabilmektedir. Soğuk kış günlerinde ısınma maliyetini minimuma indiren yalıtım, yaz aylarında da klima kullanımından kaynaklı enerji tüketimini azaltarak konfor sağlamaktadır” dedi.

Yalıtımın sadece enerji tasarrufu değil, aynı zamanda yaşam kalitesini artıran bir yatırım olduğunu vurgulayan Murat Savcı, “Doğru malzeme, doğru kalınlık ve doğru uygulama ile yapılan yalıtım, bina ömrü boyunca en yüksek konforu ve en iyi getiriyi sağlar. Yalıtım yalnızca enerji faturalarını düşürmekle kalmaz; binaların değerini yükseltir ve kentlerin yaşam standartlarını iyileştirir” diye konuştu.

İzocam, 60 yıllık tecrübesiyle Türkiye’de konut ve konut dışı yapılarla birlikte endüstriyel tesislerde yüksek performanslı yalıtım çözümleri sunmaya devam ediyor ve “Bugünlere Yalıtım Yarınlara Yatırım” mottosu ile sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarını sürdürüyor.

Yüksek Isı Yalıtımı Sunan Ürün Portföyü ile Kışa Hazırlık

İnovasyon ve Ar-Ge’ye verdiği değer sayesinde 60 yıldır yalıtım sektörünün lideri konumunda yer alan İzocam, farklı iklim koşullarına ve ihtiyaçlara yönelik yüksek performanslı ısı yalıtım çözümleri sunuyor. Yaz-kış dengeli iç mekân sıcaklığı sağlayan ürün portföyü; Manto İzopor Plus, İzocam Mineral Cephe Levhası, İzocam Taşyünü Cephe Levhası ve İzocam Camyünü Çatı Şiltesi ile geniş bir kullanım alanına hitap ediyor.

Sıvalı dış cephe ısı yalıtım sistemleri için özel olarak geliştirilen Manto İzopor Plus, karbon katkılı yapısıyla daha iyi ısı yalıtımı sağlıyor. Hafifliği, kolay uygulanabilirliği ve ısı geçişini azaltan yapısı sayesinde hem ısınma hem de soğutma maliyetlerini düşürüyor; böylece konutlarda ve iş yerlerinde enerji verimliliğini artırarak karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlıyor.

Giydirme cephe sistemleri için üretilen İzocam Mineral Cephe Levhası, yüksek ısı yalıtımı ile cephelerdeki ısı kayıp ve kazançlarını azaltırken, “A1 – Hiç Yanmaz” sınıfı özelliğiyle güvenli kullanım sunuyor. Yazın dışarıdan gelen sıcak havayı iç mekândan uzak tutarak serinlik sağlayan bu çözüm; dayanıklılığı, yangın güvenliği ve çevresel faydalarıyla özellikle yüksek katlı binalarda tercih ediliyor.

Benzer şekilde giydirme cephelerde kullanılan İzocam Taşyünü Cephe Levhası, farklı kaplama ve ebat seçenekleriyle kolay montaj imkânı sunuyor. Isı yalıtımıyla birlikte ses yalıtımı ve yangın güvenliği açısından da yüksek performans sunan ürün, cephelerde konforlu ve güvenli bir yaşam alanı oluşturuyor.

Çatı uygulamalarına yönelik geliştirilen İzocam Camyünü Çatı Şiltesi hem kullanılmayan hem de kullanılan çatı aralarında ısı yalıtımını güçlendiriyor. Hafif yapısı ve kolay uygulanabilirliği ile öne çıkan ürün, ısı kayıplarını azaltarak kışın ısınma maliyetlerini düşürüyor ve yazın serinlik sağlıyor.

İzocam, 60’ıncı yılında ürün portföyünü yenilikçi çözümlerle güçlendirmeyi sürdürüyor. Ses, ısı ve yangın performansını estetikle buluşturan yeni ürünü İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası, yüksek performanslı mineral yün yapısı sayesinde A sınıfı yangın dayanımı, üstün ses yutumu ve güçlü ısı yalıtımı sunuyor. Modern mimariye uygun tasarımıyla ofislerden kamu binalarına kadar pek çok alanda daha konforlu ve güvenli iç mekânlar oluşturuyor.

Endüstriyel tesisler için geliştirilen bir diğer yeni ürün İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru ise 450°C’ye kadar dayanımı, düşük ısı iletkenliği ve modüler yapısıyla boru hatlarında yüksek ısı yalıtımı sağlıyor. Enerji kayıplarını azaltarak tesis verimliliğini artıran ürün, aynı zamanda çalışanlar için daha sessiz, güvenli ve konforlu bir ortam sunuyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

OYAK Çimento, sürdürülebilirlik alanındaki öncülüğünü BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne girerek taçlandırdı

Yayınlandı

-

OYAK Çimento, Borsa İstanbul (BIST) tarafından oluşturulan ve kurumsal sürdürülebilirlik performansı yüksek şirketlerin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dâhil oldu. Bu başarı, şirketin 2050 Net-Sıfır hedefine giden yolda çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG) alanlarındaki kararlılığını bir kez daha kanıtladı.

TCC Group Holdings’e ait küresel çimento devi Cimpor’un Türkiye çimento pazarındaki markası olan Oyak Çimento, sürdürülebilirlik odaklı büyüme stratejisinin önemli bir meyvesini alarak büyük bir başarıya imza attı. Türkiye çimento sektörünün Pazar ve kapasite lideri OYAK Çimento, BIST Sürdürülebilirlik Endekslerine girmeye hak kazandı. Borsa İstanbul’da işlem gören ve sürdürülebilirlik performansları üst seviyede olan şirketlerin paylarının yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik Endeksi ve Sürdürülebilirlik 25 Endeksi, şirketlere bu alandaki çalışmalarını göstermek için önemli bir platform sağlarken, ESG kriterleri doğrultusunda yatırım yapan yatırımcılar açısından da güvenilir bir zemin sunuyor.

“Uzun Vadeli Değer Yaratma Taahhüdümüzü Pekiştiriyoruz”

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan OYAK Çimento Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CIMPOR Global CFO’su Eralp Tunçsoy, bu başarının stratejik bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: “Küresel ölçekte CIMPOR ile birlikte yürüttüğü ortak çalışmaların ve Türkiye çimento sektörüne yön veren yatırımların bir sonucu olarak BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’ne dahil olmamız, OYAK Çimento’nun sadece güçlü finansal performansının değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal sorumluluk alanındaki kararlılığının da somut bir göstergesi. Global çimento devi TCC Group Holding çatısı altında ‘Globalde Lokal Oyuncu’ vizyonumuzla, 2050 Net-Sıfır hedefimize yönelik attığımız yenilikçi adımlar, alternatif yakıt kullanımındaki liderliğimiz ve uluslararası standartlardaki raporlama başarımız, bizi sektörde farklılaştıran temel unsurlar. Bu başarı, tüm paydaşlarımıza olan uzun vadeli değer yaratma taahhüdümüzü pekiştiriyor. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etme yolculuğumuzda, tüm çalışanlarımızın ve iş ortaklarımızın katkısıyla sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz.”

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento CEO’su Murat Sela şunları dile getirdi:“Şirketimizin BIST Sürdürülebilirlik Endekslerine dahil edilmesi, OYAK Çimento olarak yıllardır büyük bir titizlikle yürüttüğümüz sürdürülebilirlik yolculuğumuzun en prestijli onaylarından biri. Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim alanlarında benimsediğimiz sorumlu iş anlayışımız ve uzun vadeli değer yaratma hedefimiz doğrultusunda sürdürülebilirlik odağımızı tüm iş süreçlerimizin merkezinde tutmaya devam edeceğiz.”

Finansal Başarının Temeli Sürdürülebilirlik

Ekonomik, çevresel ve sosyal faktörleri kurumsal yönetim ilkeleriyle birleştirerek uzun vadeli değer yaratma stratejisi ile hareket eden OYAK Çimento, bu kapsamda hayata geçirdiği yenilikçi uygulamalarla sektördeki lider konumunu güçlendiriyor. Türkiye’de sektörünün ilk Net-Sıfır hedefini veren ve doğrulatan grup olarak, Avrupa’daki en agresif azaltım planlarından birini ortaya koyan OYAK Çimento, 2050 karbonsuz bir gelecek hedefine yönelik çalışmalarına kararlılıkla devam ediyor. Bu vizyon doğrultusunda, şirket son iki yılda küresel çapta yaklaşık 400 milyon Euro tutarında sürdürülebilirlik odaklı yatırım yaparak hem çevresel etkiyi azaltmayı hem de uzun vadeli kârlılığı artırmayı hedefliyor. Çevreci yaklaşımlarının somut bir göstergesi olarak, 2024 yılı itibarıyla kullanılan toplam ısıl enerjinin %28,6’sını alternatif yakıtlardan elde eden OYAK Çimento, Türkiye ortalamasının iki katından fazlasına karşılık gelen bu oranla sektörün öncüleri arasında konumlanıyor. Ayrıca 2024 yılında Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) çerçevesinde ilk raporlamasını gerçekleştiren şirket, sürdürülebilirlik stratejilerini ve iklim risk yönetimi yaklaşımlarını ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde şeffaflıkla paylaşıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Yapısal Çelik Günü Zirvesi’nde konuşan Consera Kurucusu ve TUCSA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek: Çözümlere odaklanarak inşaat sektörünü endüstrileştirmeliyiz

Yayınlandı

-

Türk Yapısal Çelik Derneği’nin (TUCSA) 26. kez düzenlediği yapı ve çelik sektörünün en önemli buluşmalarından Yapısal Çelik Günü Zirvesi “Depremle Yaşamak İçin: Çelik Yapı” temasıyla gerçekleştirildi. Çelik yapıların deprem güvenli yapılaşmadaki gücü, sektördeki yenilikler ve gelişmelere değinilen zirvede, Consera Kurucusu ve TUCSA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek; deprem dirençli, sürdürülebilir ve yüksek mühendislik standartlarına sahip modüler inşaat teknikleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, Türkiye’nin ilk modüler çelik apartmanı Malatya lojmanları hakkında açıklamalarda bulunarak, “Modüler çelik özelinde Türkiye’de bu hacimde bir proje ilk kez hayata geçti. Deprem dirençli olarak tasarladığımız projemiz kentsel dönüşüm için önemli bir model olmaya aday.” dedi.

Yapısal Çelik Günü Zirvesi “Depremle Yaşamak İçin: Çelik Yapı” temasıyla 18 Aralık 2025 Perşembe günü İstanbul Marriott Hotel Asia’da gerçekleştirildi. Zirvede; yapay zekâ destekli tasarım-üretim paneli, depremde çelik yapıların sınandığı sunumlar ve “Deprem Dirençli Kentlere Çelik Yapılarla Dönüşüm” gibi çelik yapıların deprem güvenli yapılaşmadaki gücüne ve sektördeki yeniliklere değinildi. 

Etkinlik; kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, akademisyenler, proje yöneticileri, mühendisler, mimarlar, yatırımcılar ve çözüm ortakları gibi yapı ve inşaat sektörünün tüm paydaşlarını ortak platformda buluşturdu. Zirvede; deprem dirençli yapılaşma, yapay zekâ destekli tasarım ve üretim,
 sürdürülebilirlik-yeşil dönüşüm, modüler yapılar ve off-site construction gibi temalar öne çıktı. 

“Çelik, depreme karşı en dayanıklı yapı yöntemlerinden biri”

“Çelik Konutlar, Türkiye’nin İlk Modüler Çelik Apartmanları” konulu panelde söz alan Consera Kurucusu ve TUCSA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, “Consera olarak Türkiye’de deprem dirençli, sürdürülebilir ve yüksek mühendislik standartlarına sahip modüler inşaatın yaygınlaşması adına çalışmayı sürdürüyoruz. Depreme karşı en dayanıklı yapı yöntemlerinden birinin çelik olduğu dünyada kanıtlanmış bir gerçek. Çelik yapılar, endüstriyel ortamlarda üretildikleri için daha güvenli. Ayrıca, geleneksel inşaata göre 7-8 kat daha hafif olduklarından deprem yükünü bu oranda daha az alırlar. Geleneksel yapılara oranla en az iki kat daha hızlı üretilen bu tipteki yapılar, geri dönüşüm özellikleri sebebiyle de doğa dostudurlar. Sürdürülebilir bir anlayışla inşa edilen çelik yapılar, kazanılan alanlardan dolayı daha ekonomik bir çözüm sunmakta. Gelişmiş ülkeler barınma ihtiyaçlarını otomobil fabrikaları gibi yapı fabrikaları ile karşılamaya başladı. Biz de benzer şekilde hareket ederek ve çözümlere odaklanarak inşaat sektörünü endüstrileştirmeliyiz. Deprem dirençli yapılara en rasyonel çözümleri sunabilen yöntemleri hızla hayata geçirmemiz gerekmekte.” dedi.

“Türkiye’de bu hacimde bir proje ilk kez hayata geçti”

Türkiye’nin ilk modüler çelik apartmanı Malatya lojmanları hakkında bilgi veren Şimşek; “Malatya lojmanları kentsel dönüşüm için önemli bir model olmaya aday. Deprem dirençli olarak tasarladığımız yapılar, 320 modül, 5 kat ve 4 blok 80 daireden oluşuyor. Malatya lojmanlarının deprem bölgesinde kentsel dönüşüme örnek bir çözüm olacağını inanıyoruz. Modüler çelik özelinde Türkiye’de bu hacimde bir proje ilk kez hayata geçti. Projemizin tasarım ve üretim süreçlerinde BIM ve dijital ikiz teknolojilerinden faydalandık. Modülerleştirme ile standardizasyon yaklaşımını benimseyen Consera olarak bu teknikleri kullanarak tasarım, fabrika ve şantiye süreçlerini birbirine entegre ederek montaj ve genel proje süresinin kısaltılmasını sağlıyoruz. Çelik yapı sektöründeki geçmişimizden ve 3 milyon metrekarelik deneyimimizden güç alarak yalın, verimli yöntemlerle depreme karşı dayanıklı, daha iyi binalar üretmeyi sürdüreceğiz.” açıklamasını yaptı.

“Bir senede 300 bin konut üretebilmek mümkün”

Rutinimizi değiştirip, modüler çelik yapı endüstrilerini kurduğumuzda deprem dirençli yapılara kavuşacak, karbon salınımımızı azaltacak ve ihraç edilebilir yepyeni bir endüstri kurmuş olacağız açıklamasını yapan Melih Şimşek, “Bir senede 300 bin konut üretebilmek için 2 milyon ton yapısal çelik gerekiyor. Ülkemizin kapasitesi ise 50 milyon ton. Bu üretim için 72 bin adet insan gücüne ihtiyaç var. Ülkemizin tüm bu ihtiyacı karşılayacak çelik malzeme üretimine sahip olduğunun altını çizmek isterim. Dünyanın en büyük modüler yapı endüstrisine sahip ülke olmamızın önünde hiçbir engel yok.” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler