İBB, MEGA PROJEDE SONA YAKLAŞTI ÜMRANİYE-ATAŞEHİR-GÖZTEPE METROSU GELİYOR - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İBB, MEGA PROJEDE SONA YAKLAŞTI ÜMRANİYE-ATAŞEHİR-GÖZTEPE METROSU GELİYOR

Yayınlandı

-

İBB, Anadolu Yakası’nın kuzey-güney aksını birbirine bağlayacak mega metro hattında yüzde 88 seviyesini aştı. 11 istasyonlu, sürücüsüz ve entegre sistemli hat, 2026 sonunda hizmete giriyor. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin Finans Merkezi istasyonunda çalışmalarla ilgili bilgi verdi.

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin, yapım süreci %88 seviyesini aşan Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nın Finans Merkezi İstasyonu’nda önemli açıklamalar yaptı. Alpkökin, hattın hem Anadolu Yakası’nın kuzey-güney aksındaki kritik rolüne hem de geniş entegrasyon ağına dikkat çekti.

İstanbul Anadolu Yakası’nda kritik noktaları birbirine bağlayacak Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nda çalışmalar hızla devam ediyor. 2017’de ihale edilen ancak finansman yetersizliği nedeniyle 2018’de tamamen duran proje, 2019’da yeniden canlandırıldı. O tarihte yalnızca %4 seviyesinde olan hattaki ilerleme bugün itibarıyla %88,2’ye ulaştı. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin, hatta gelinen noktayı ve yapım süreçlerini Finans Merkezi İstasyonu’nda anlattı.

İstanbul’un uzun süre beklediği Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nın, Anadolu Yakası’nın kuzey-güney aksındaki ikinci metro hattı olacağını ve çok sayıda entegrasyonu bulunacağını belirten Alpkökin, “Finans Merkezi’nden geçerek Ümraniye’yi Kadıköy’e bağlayan bu hat, kent ulaşımı için kritik bir yatırım. Bizim için ayrıca özel bir önemi var; devraldığımız tüm metro projelerinin ilk başlama törenini Başkanımız Ekrem İmamoğlu ile birlikte TBM makinelerini çalıştırarak yine Finans Merkezi İstasyonu’nda yapmıştık” diye konuştu.

“Geçtiğimiz 6 yılda İBB olarak 65 kilometrelik yeni hat açtık. Ayrıca, bakanlıktan devralıp bütün maliyetini ödediğimiz, araçlarını şu an ürettiğimiz ve işlettiğimiz 22 kilometrelik hatları da eklediğimizde, 87 kilometrelik dev bir metro atılımına imza atmış olduk. Bu atılım, 2019’da, yıllarca bekleyen TBM’lerin Başkanımız Ekrem İmamoğlu tarafından çalıştırılmasıyla başladı.”

“BİR MEGA PROJENİN DE ÜSTÜNDE”

Bu hattın İstanbulluların uzun süredir beklediği bir metro olması dolayısıyla da çok önemli olduğunu vurgulayan Alpkökin şöyle devam etti; “Çok büyük ve çok uzun bir hat. Bu, bir mega projenin de neredeyse üstünde. Günümüzde 500 milyon avroluk projeler artık mega proje olarak adlandırılıyor. Bu hattın bütçesi ise metro araçlarıyla birlikte 600 milyon avroyu geçiyor. Dolayısıyla hem 13 kilometre uzunluğunda, 11 istasyona sahip olması hem de bir an önce bitirmek için gösterdiğimiz çaba açısından bizim için çok değerli bir proje.”

DURAN PROJE 2019’DA YENİDEN CANLANDI

Alpkökin, “Projeyi aldığımızda TBM’ler Finans Merkezi İstasyonu’na konmuş ve yıllarca hiç ilerleme kaydedilmemişti. Hiçbir finansal problemi çözülmemiş olan projeyi tasarımsal ve yer teslim problemleri ile birlikte devraldık. İlk etapta 175 milyon avro kredi bularak yeniden harekete geçtik. Saha teslim problemlerini çözerek, ekip arkadaşlarımızın yaptığı tasarımsal revizyonlar ve çözümlerle projeyi bu noktaya getirdik. Yüklenicimiz sahada çok yoğun çalışıyor. Eylül ayında çalışmaların daha da hızlanmasını bekliyoruz. Sonrasında sinyal testlerimize başlayacağız. 2026 sonunda da bu hattımızı araçlarımızla birlikte İstanbulluların hizmetine sunacağız” dedi.

“Aslında bu projeyi gönlümüzden geçtiği şekilde 2025 yılı içinde bitirmek istiyorduk. Ancak proje, hep parça parça izinlendirilip, kredilendirildi. Kredilerin onay süreçlerinde aylarca beklemek zorunda kaldık. Beklerken projeyi öz kaynaklarımızla finanse etmeye devam ettik. Ancak belediyelerin rutin işlerini yapmak için aldıkları vergi gelir payının 600 milyon avroluk bir projeyi finanse etmesi mümkün değil. Bu nedenle zaman zaman istediğimiz hızda ilerleyemediğimiz dönemler oldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan son finansman onayımız olan 110 milyon avroyu da uzun bekleyişten sonra aldık. Şu an bankalarla finansman süreçlerini ilerletiyoruz. Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığımıza bu süreçteki destekleri için çok teşekkür ediyoruz. Eylül ve Aralık aylarında finansman anlaşmalarını imzalayarak kredileri kullanmayı hedefliyoruz”diye konuştu.

“İLERLEMEMİZ YÜZDE 88 SEVİYESİNİ GEÇTİ”

İlçe belediye başkanlarının bu süreçteki desteğine de dikkat çeken Alpkökin, “Bazı yolları kapatmak zorunda kaldık. Artık bu yolları hızlıca yeniden açmak ve yüzeydeki çalışmalarımızı azaltmak için adımlar atıyoruz. Lojistiği daha minimal yerlerden sağlamaya başlayacağız. Proje artık o noktaya geldi. Çünkü ilerlememiz yüzde 88 seviyesini geçti. Önümüzdeki bir iki ay içinde bazı bölgelerde bu ilerlemeler daha görünür hale gelecek” dedi.

“EKİP OLARAK GECE GÜNDÜZ BU PROJE İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Doç. Dr. Pelin Alpkökin, şöyle devam etti; “Metro projeleri genellikle sadece tünel ve ray inşası gibi görülüyor ama aslında bir de araç temini kısmı var. 2019’da bu projeyi devraldığımızda, hattın üzerinde çalışacak metro araçlarıyla ilgili hiçbir planlama yapılmamıştı. Biz bu konuyu da hızlıca çözdük. Araçların üretimi başladı. Hattın ilk 12 aracı şu anda Metro İstanbul Behiç Erkin Raylı Sistemler Yerleşkemize indirildi. Bu yılın sonuna kadar tüm araçlarımız sahaya inecek. Araç tip testlerini tamamladıktan sonra hattımızda test sürüşlerine başlayacağız. 2026 sonunda bu hattı, araçlarıyla birlikte İstanbulluların hizmetine açacağız. Bunun için çok heyecanlıyız. Ekip olarak gece gündüz bu proje için çalışıyoruz.”

“HATTIN ÇOK SAYIDA ENTEGRASYONU BULUNUYOR”

“Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nın çok sayıda entegrasyonu bulunuyor. Hem şu an işletmede olan, hem de yapımı devam eden ve tasarım aşamasında olan hatlarla bağlantı sağlayacak. Şu anda Finans Merkezi İstasyonu’ndayız. Burası bizim için çok kıymetli. Çünkü 2050 vizyon projelerimizden olan ve tasarımları tamamlanan Hızray projemizin bu bölgede bir istasyonu olacak. Ayrıca, Söğütlüçeşme-Yenidoğan Metro Hattı için de burada bir istasyon planlanıyor. Bunun dışında Sultanbeyli istasyonları açılacak olan Üsküdar-Samandıra Hattı, Kadıköy-Sabiha Gökçen Havalimanı Hattı ve Marmaray ile entegrasyonlarımız olacak.”

“2026 YILI ÇOK ÖNEMLİ İKİ AÇILIŞA DAHA SAHNE OLACAK”

“2026 yılı Anadolu Yakası için çok önemli iki açılışa daha sahne olacak. Üsküdar-Samandıra Metro Hattı’nın Sultanbeyli’ye kadar uzanan kısmını hizmete alacağız. Ayrıca, bakanlıktan devralıp bütçesini 10 ayda ödediğimiz Pendik Merkez-Sabiha Gökçen Havalimanı Metro Hattı’nda da Pendik-Kaynarca-Fevzi Çakmak istasyonları açılacak. Bu hatlarla birlikte Anadolu Yakası’nın raylı sistem ağı çok önemli ölçüde genişlemiş olacak. Bu da bizi çok mutlu ediyor” şeklinde konuştu.

“KAMUSAL ALANLAR YARATABİLECEĞİMİZ ÇOK GÜZEL PROJELERİMİZ VAR”

Metro istasyonlarıyla, kent yaşamına sosyal ve yeşil alanlarla da katkı sağlanmayı hedeflediklerini belirten Alpkökin, “Biz sadece metroları açmakla kalmıyoruz; bu alanların içinde ve üstünde kent yaşamına nasıl katkı sağlayabileceğimize yönelik de çalışıyoruz. Bu proje kapsamında üç istasyonda özel düzenlemeler yapıyoruz. Bunlardan biri Kazım Karabekir İstasyonu. Burada yeşil alanlar, sosyal donatılar ve erişilebilir yaya yolları içeren modern bir çevre düzenlemesi yapılacak. Göztepe 60. Yıl Parkı’nda da hem yeşil hem de kamusal alan yaratabileceğimiz çok güzel projelerimiz var” dedi.

“BETONARME İMALATLARDA SONA GELİNDİ”

Anadolu Yakası Raylı Sistem Şube Müdürlüğü Şube Müdür Yardımcısı Muhammed Yılmaz, hattın teknik süreçleri ile ilgili şunları söyledi; “Şu an projenin tamamlanma aşamasında son düzlüğe girmiş bulunmaktayız. Bütün istasyonlarımızda betonarme imalatlar sona gelmiş durumda. İnce işlerde elektromekanik imalatlarımız da tüm istasyonlarımızda hızlı bir şekilde ilerliyor. Yurt dışından temin etmemiz gereken tüm ekipmanlarımız sahaya geldi ve montajları yapılmaya devam ediyor. Montaj yapılan kısımlarda da testlerimiz başladı. Bu noktada yüzde 60-70 seviyelerine gelmiş durumdayız. İstasyonlarımızda artık yüzeydeki çalışmalarımız da çok azaldı. Yakın bir zaman içerisinde de yüzey çalışmaları için kapattığımız alanları tekrardan açacağız ve yaya ile trafik akışlarının devam etmesi sağlanmış olacak.”

“SÜRÜCÜSÜZ METRO HATTI OLACAK”

Hattın, Üsküdar-Samandıra Metro Hattı gibi sürücüsüz metro olacağını belirten Yılmaz, “Tip testimiz 2026 yılı başında başlayacak, sürücüsüz metro testleri de onu takiben başlayacak ve 2026 yılı içerisinde hattımızı, yolcularımızla buluşturacağız” dedi.

“Metro araçlarımızın tamamı Türkiye’de üretiliyor. Onların da tip testleri şu anda başladı. Yakın zaman içerisinde sinyal testlerine hazır hale gelecekler.”

“TEK YÖNDE SAATTE 44 BİN YOLCU TAŞIMA KAPASİTESİ”

60. Yıl Parkı, Tütüncü Mehmet Efendi, Sahrayıcedit, Yenisahra, Ataşehir, Finans Merkezi, Site, Atakent, Çarşı, SBÜ Hastanesi ve Kazım Karabekir olmak üzere toplam 11 istasyondan oluşan hattın seferine 60. Yıl İstasyonu’ndan başlayıp Kazım Karabekir İstasyonu’nda son bulacağını söyleyen Yılmaz, hattın 21 dakika sefer süresiyle saatte tek yönde 44 bin yolcu taşıma kapasitesiyle hizmet vereceğini söyledi.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Filli Boya “Colour Pin” ile Kişiselleştirilmiş Yeni Bir Renk Deneyimi Daha Başlattı!

Yayınlandı

-

Filli Boya, renk ölçüm cihazı Colour Pin ile satış noktalarında renk hizmetlerini tüm kullanıcılar için daha hassas, daha güvenilir ve daha kişiselleştirilmiş bir deneyim seviyesine taşıyor. Türkiye genelindeki 440 Filli Boya plus ve corner mağazasında sunulan bu yeni hizmet, tüketicilerin yaşam alanları için doğru rengi belirleme sürecini kolaylaştırıyor ve kendi stillerini yansıtan rengi birebir yakalayabilmelerini sağlayarak, kişiye özel renk deneyimini bir adım ileriye taşıyor.

Filli Boya, tüketici deneyimini güçlendiren yenilikçi yaklaşımını bir adım ileri taşımak amacıyla profesyonel renk ölçüm cihazı “Colour Pin”i plus ve corner satış noktalarına dahil etti. İlham aldıkları renkleri yaşam alanlarında birebir görmek isteyen kullanıcılar, kumaş, metal gibi bir yüzeyi mağazaya getirdiklerinde, uzman ekipler rengin en doğru dijital karşılığını anında ölçerek profesyonel bir renk danışmanlığı sunuyor. Cihazın sunduğu hassas ölçüm sayesinde ister bir kumaş parçası ister bir aksesuar ya da ilham veren herhangi bir yüzey olsun, hayalinizdeki renk en yakın seçenekle değil, tamamen kişiye özel olarak en doğru tonda sunuluyor.

Küçük, hassas ve kablosuz bir renk okuyucu olan Colour Pin’in üzerinde yer alan Filli Boya’ya özel QR kodu, kullanıcıları doğrudan Filli Boya uygulamasına yönlendiriyor. Böylece ölçülen renkler Filli Boya ekosistemi içinde kaydedilebiliyor, karşılaştırılabiliyor, kişisel bir renk kütüphanesi oluşturulabiliyor ve uzmanlar tarafından değerlendirilebiliyor. Ölçümlerde dokunun yüzey etkisini gösterme özelliği ise renk doğruluğunu bir üst seviyeye taşıyarak cihazın her kullanımda güvenilir sonuçlar vermesini mümkün kılıyor. Bu sayede kişiye özel hazırlanan renklerin, uygulandığında beklentiyle birebir örtüşmesi sağlanıyor.

Renk danışmanlığında yeni bir standart

Boya ve dekorasyon süreçlerinde en doğru tonu belirlemenin kritik olduğu tüm durumlarda güçlü bir yardımcı olarak öne çıkan cihaz, Filli Boya’nın deneyim odaklı mağaza anlayışıyla birleşerek renk danışmanlığında yeni bir standart oluşturuyor. Kullanıcıların kendi tarzlarını yansıtan tonlara kolayca ulaşabilmesi renk deneyimini tamamen yeni bir seviyeye taşıyor. Colour Pin ile renkleri ölçmek, ilhamı yakalamak ve yaratıcılığı özgür bırakmak artık çok daha kolay ve erişilebilir!

Okumaya Devam Et

GENEL

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında

Yayınlandı

-

Temiz enerji teknolojilerinde dünyanın önde gelen markalarından Sungrow, TIME Dergisi ve küresel veri analizi platformu Statista tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Büyüme Alanında Dünyanın En İyi Şirketleri” araştırmasında, dünyanın en iyi 14’üncü şirketi olarak gösterildi.

TIME ve Statista iş birliğiyle hazırlanan araştırma; şirketlerin finansal büyüme performansını, çevresel etki, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik uygulamalarıyla birlikte ele alarak uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini değerlendiriyor. Sungrow, bu kapsamlı analizde 14’üncü sırada yer alarak, temiz enerji teknolojileri alanındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu.

Düşük karbon ayak izi, düşük su tüketimi ve atık üretim oranları ile yüksek yenilenebilir enerji kullanımı gibi çevresel göstergelerin; finansal istikrar ve uzun vadeli büyüme performansıyla birlikte değerlendirildiği sıralamada Sungrow, temiz enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren global üreticiler arasında kendi kategorisinde ilk sırada yer aldı.

Herkes İçin Temiz Enerji Vizyonuyla Sürdürülebilir Büyüme

Sungrow’un bu başarısı; şirketin “Herkes için temiz enerji” vizyonu doğrultusunda şekillenen uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin somut bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek verimlilik sunan güneş enerjisi güç dönüştürücüleri (PV invertörler) ve enerji depolama sistemleri (ESS) ile Sungrow, üretimden ürün yaşam döngüsüne kadar uzanan sorumlu bir iş yaklaşımı benimsiyor. Şirket, temiz enerjiyi daha erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir hâle getirmeyi hedefleyen bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilirlik dönüşümünü net hedefler ve ölçülebilir adımlarla sürdürüyor.

Bu kapsamda Sungrow; 2028 yılı itibarıyla operasyonel seviyede karbon nötrlüğe ulaşmayı, 2038’de tedarik zinciri genelinde karbon nötrlüğü sağlamayı ve 2048’de tüm değer zincirinde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen uzun vadeli bir yol haritası izliyor. Şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı; MSCI ESG AAA derecelendirmesi, EcoVadis Altın Madalya, RE100 ve EP100 taahhütleri ile Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) üyeliği gibi uluslararası platformlar tarafından da teyit ediliyor.

Bugüne kadar küresel ölçekte 870 GW’ı aşan kurulu güce sahip güneş enerjisi güç dönüştürücüleri ile enerji dönüşümüne katkı sağlayan Sungrow, müşterileriyle birlikte yıllık yüz milyonlarca ton karbon emisyonunun önlenmesine destek oluyor. Yüksek verimlilik sunan PV invertör ve enerji depolama çözümleriyle Sungrow, sürdürülebilir büyümeyi küresel enerji dönüşümünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmayı sürdürüyor.

Net Sıfır Hedefine Doğru Somut Adımlar

Sungrow, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda operasyonlarını kararlılıkla dönüştürmeye devam ediyor. Şirket genelinde kullanılan elektriğin %70’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanırken, üretim süreçlerinde çevresel etkiyi azaltmaya yönelik sistematik bir yaklaşım uygulanıyor.

Sungrow’un tüm üretim tesisleri, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip bulunuyor. Ayrıca, Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) ve ürün karbon ayak izi sertifikaları ile belgelenmiş inverter ve enerji çözümleriyle çevresel performansını ürün seviyesinde de ortaya koyuyor. Şirket, üretim süreçlerinde oluşan tehlikesiz atıkların %90’ını geri dönüştürerek döngüsel ekonomi yaklaşımını operasyonel düzeyde hayata geçiriyor.

Sungrow, 2024 yılında hayata geçirdiği Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) Gelişim Merkezi ile; Strateji ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Sürdürülebilirlik Yönetim Ofisi’nin rehberliğinde politika geliştirme, hedef belirleme ve uygulama süreçlerini tek bir yapı altında topladı. ESG Gelişim Merkezi; Üstün Yönetişim, Net Sıfıra Doğru, Çevre Dostu Gelişim, Karşılıklı Fayda Sağlayan İş Birlikleri ile Çeşitlilik ve Kapsayıcılık olmak üzere beş temel stratejik önceliği Sungrow’un tüm operasyonlarına entegre ederek sürdürülebilir büyümenin kurumsal altyapısını güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı

Yayınlandı

-

Avrupa Birliği’nin 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 6 farkı sektörde faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesislerinde, karbon emisyonlarının ürün bazında hesaplanmasını ve raporlanmasını zorunlu hale getirdi. 

Üretim süreçlerinin yanı sıra tesis genelinde kullanılan enerji altyapılarının da denetim kapsamına alınmasıyla birlikte, dolaylı emisyonların önemli bir bölümünü oluşturan ısıtma sistemleri, sanayideki dönüşüm sürecinin merkezine yerleşti.

Sanayi tesisleri, ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ (SKDM), 1 Ocak itibarıyla tam olarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile birlikte demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesisleri, karbon bazlı ürünlerin üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonları için ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya kaldı. 

Sanayinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü zayıflatıyor

SKDM’ye uyum sağlayamayan sanayi tesislerinde karbon maliyetleri, ürün fiyatlarına yansıyor. Bu durum, Avrupa pazarında rekabet gücünü zayıflatırken alıcıların daha düşük karbon ayak izine sahip alternatiflere yönelmesine neden oluyor. Bu tablo, sanayi tesisleri için doğrudan sipariş kaybı anlamına geliyor.

Yatırım ve modernizasyon baskısı oluşturuyor

Öte yandan SKDM, sanayi kuruluşları üzerinde ciddi bir yatırım ve modernizasyon baskısıda oluşturuyor. Firmalar enerji tüketimini azaltmaya, verimsiz sistemleri yenilemeye ve düşük emisyonlu teknolojilere geçmeye zorlanıyor. Bu süreçte yalnızca üretim hatları değil; ısıtma sistemleri, elektrik altyapısı ve üretim prosesleri de denetim kapsamına giriyor. Türkiye’de sanayide tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 50’sinin verimsiz ısıtma ve soğutma sistemlerinde harcandığı düşünüldüğünde, enerji verimliliği yüksek çözümler artık kaçınılmaz hale geliyor.

Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman ÜnlüSınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın sanayi tesisleri için kapsamlı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

Doğrudan emisyonlar ve dolaylı emisyonlar ayrı ayrı hesaplanıyor

“SKDM kapsamında denetimler, klasik tesis kontrollerinden ziyade veriye dayalı raporlama ve doğrulama sistemi üzerinden yürütülüyor. Avrupa Birliği, AB’ye ihracat yapan firmalardan ürünlerin üretimi sırasında oluşan karbon emisyonlarını ürün bazında hesaplamalarını ve bu verileri düzenli olarak bildirmelerini talep ediyor. Bu kapsamda firmalar, her bir ürünün üretimi sırasında ortaya çıkan doğrudan emisyonları (yakıt kullanımı ve proses kaynaklı emisyonlar) ile dolaylı emisyonları (elektrik ve ısı tüketiminden kaynaklanan emisyonlar) ayrı ayrı hesaplıyor. Hesaplamalarda üretim hattı, kullanılan enerji miktarı ve üretim süresi temel kriterler olarak esas alınıyor.

Sanayide GES yatırımları da hızla artıyor

Ayrıca üretimde ve tesis genelinde kullanılan enerjinin kaynağı, miktarı ve hangi proseslerde kullanıldığına ilişkin detaylı raporlama isteniyor. Bu nedenle sanayi tesislerinde güneş enerjisi (GES) yatırımları da hızla artıyor.

Elektrikli ısıtıcı pazarında ciddi bir talep artışı yaşanıyor

Sanayide GES yatırımlarındaki hızlı büyüme, elektrifikasyon eğilimini güçlendirirken elektrikli ısıtıcı pazarında da ciddi bir talep artışını beraberinde getiriyor. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ısıtma sistemlerinde daha etkin kullanılabilmesi, hem emisyon azaltımı hem de karbon maliyetlerinin kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıyor.

Yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor

Çukurova Isı olarak, bu dönüşüm sürecine Goldsun Vega elektrikli ısıtıcı ürünümüz ile katkı sağlıyoruz. Goldsun Vega, özel reflektör teknolojisi sayesinde ampulden çıkan ışınların tamamını cisimlere yönlendirerek ısıtma verimini yüzde 28 oranında artırıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisi ise standart rezistanslı ısıtıcılara kıyasla yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor. Bu donanımsal özellikler sayesinde Goldsun Vega, endüstriyel tesislerde enerji tüketimini optimize ederken karbon emisyonlarını ve buna bağlı karbon maliyetlerini de önemli ölçüde azaltıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler