GYODER Gösterge 2025/3 Çıktı!  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

GYODER Gösterge 2025/3 Çıktı! 

Yayınlandı

-

Veri Merkezleri Gayrimenkul Sektörünün Geleceğini Şekillendirecek

 GYODER, gayrimenkul sektörünün alt segmentlerini üçer aylık dönemler halinde değerlendirdiği, ‘GYODER Gösterge’ Türkiye Gayrimenkul Sektörü 2025 3. Çeyrek Raporu’nu yayınladı. ‘Veri Merkezlerinin Geleceği’ dosya konusuyla öne çıkan 41. sayıda, yuvarlak masa toplantılarıyla ele alınan veri merkezlerinin gayrimenkul ekosistemindeki önemi, yatırım potansiyeli ve geleceğe dair öngörüler sektör profesyonelleriyle paylaşılıyor.

Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği’nin (GYODER) Folkart katkılarıyla hazırlanan “GYODER Gösterge” 2025 3. Çeyrek Raporu, gayrimenkul sektörünün güncel performansını ve öne çıkan trendlerini ortaya koymaya devam ediyor. “Veri Merkezlerinin Geleceği” dosya konusunun ele alındığı 41. sayıda, veri merkezlerinin gayrimenkul sektörünün stratejik dönüşümünde rolü sektör profesyonellerinin öngörüleriyle aktarılıyor.

Rapora göre, 2025 yılının ilk sekiz ayında Türkiye’de toplam konut satışları 978.070 adet olarak gerçekleşti ve bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,3 artış kaydetti. Bu rakam, veri tarihinde en düşük konut kredisi faizlerinin görüldüğü 2020 yılının ilk sekiz ayındaki 1.024.534 adetlik satışın ardından kaydedilen en yüksek ikinci satış performansı olarak öne çıkıyor. Yeni konut fiyatları yıllık bazda yüzde 31,0 artarken, reel bazda yıllık değişim yüzde -1,2 olarak gerçekleşti. İlk satışlar 295.524 adet, ikinci el satışlar 682.546 adet olarak kayıtlara geçti; ipotekli satışlar ise yüzde 84,7 artışla 141.227 adede ulaştı.

Yabancılara yapılan konut satışları ise 13.077 adet olarak gerçekleşti ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 azaldı. Toplam satışlar içindeki payı ise yüzde 1,9’dan yüzde 1,3’e geriledi. Ülke bazında en fazla alım, 2.253 adetle Rusya Federasyonu vatandaşları tarafından gerçekleştirildi. İl bazında ise İstanbul 4.797 adetle ilk sırada yer alırken, Antalya 4.380 adet ve Mersin 1.036 adetle onu takip etti.

Sektöre referans olmaya devam edecek

Gösterge’nin sektörde doğru kararların alınmasına rehberlik eden önemli bir kaynak olmaya devam ettiğini vurgulayan GYODER Başkanı Neşecan Çekici, ‘Bu sayımızın dosya konusunu veri merkezleri olarak belirledik. Güncel ve stratejik bir alanı ele alarak, sektör profesyonellerinin görüşlerini paylaştık. Gösterge raporumuz yalnızca verileri sunmakla kalmıyor; bu verilerin yön gösterdiği stratejileri ve sektördeki dönüşümleri de aktarıyor. Bugüne kadar olduğu gibi 41’inci sayımızda da gayrimenkul ekosistemine yön veren içerikler üretmeye devam ediyoruz. Aldığımız olumlu geri dönüşler, doğru yolda ilerlediğimizin ve sektöre değer kattığımızın en somut kanıtıdır.” ifadelerini kullandı.

Folkart katkılarıyla hazırlandı

On bir yıldır, şeffaf ve kapsayıcı yayıncılık anlayışıyla sektöre ışık tutan Gösterge raporunun 41. ve 42. sayılarının yayınlanmasına destek olmaktan büyük bir gurur duyduklarını ifade eden Folkart Yapı Genel Müdürü Metin Sancak rapora ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: ‘’Gayrimenkul sektörünün nabzını tutan, güvenilir verilerle yön veren GYODER Gösterge raporunun iki sayısına destek vermekten büyük bir gurur ve mutluluk duyuyoruz. Sektörümüz, ülke ekonomisinin en dinamik ve stratejik alanlarından biri. Bu ölçekte bir sektörde sağlıklı kararların alınabilmesi, ancak doğru, güncel ve şeffaf verilerle mümkün olabilir. GYODER Gösterge tam da bu noktada, tüm paydaşlara ışık tutan çok değerli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Folkart olarak biz, yalnızca sektörde faaliyet gösteren bir oyuncu değil; aynı zamanda sektörün gelişimi, sürdürülebilirliği ve geleceğe güvenle ilerlemesi için sorumluluk alan bir kurum olmayı benimsiyoruz. Bu anlayışla, bilgiye ve analize dayalı bu tür çalışmaları desteklemeyi, sektöre katkı sunmanın en anlamlı yollarından biri olarak görüyoruz. GYODER Gösterge’nin her sayısında ortaya koyduğu detaylı analizler, trendler ve veriler, gayrimenkul sektörünün daha güçlü, daha rekabetçi ve daha vizyoner bir yapıya kavuşmasına önemli bir katkı sağlıyor. Bu değerin bir parçası olmak, bizim için yalnızca bir sponsorluk değil, aynı zamanda sektöre olan inancımızın ve bağlılığımızın somut bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde de bilgi paylaşımını, şeffaflığı ve sektörel dayanışmayı destekleyen her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz.’’

GYF pazarı büyüme hızını koruyor

2025’in ikinci çeyreği itibarıyla Gayrimenkul Yatırım Fonları (GYF) pazarı, önemli bir büyüme performansı gösterdi. Yatırım almış 244 fonun bulunduğu piyasada toplam büyüklük bir önceki çeyreğe göre yaklaşık yüzde 19,3 artışla 175,1 milyar TL’ye ulaştı. Rapora göre, GYF pazarı 2018 yılından bu yana her çeyrek pozitif bir büyüme kaydediyor. 2025 ikinci çeyrek verileri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 78,9 artışla 97,9 milyar TL’den 175,1 milyar TL’ye yükseldi. 

İstanbul’da ofis kiralamaları metrekare bazında azaldı 

2025 yılının ilk yarısında İstanbul ofis piyasasında toplam kiralama işlemi 103.367 metrekareye ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15’lik bir düşüşe işaret ediyor. İlk çeyrekte 67.089 metrekare, ikinci çeyrekte ise 36.278 metrekare kiralama işlemi gerçekleşti. Arz ise 7,18 milyon metrekare seviyesinde sabit kaldı. Boşluk oranı yüzde 9,9 ile sınırlı bir artış göstererek durağanlığını korudu. Gerçekleşen işlemlerin yüzde 81’i metrekare yüzde 62’si adet bazında yeni kiralamalardan oluştu. Ancak yeni kiralama işlemleri metrekare bazında geçen yıla göre yüzde 23 azaldı. Bu azalma, kiracıların yüksek kira seviyeleri nedeniyle yeni alanlara geçmek yerine mevcut sözleşmelerini yenilemeyi tercih ettiğini gösteriyor. Bölgesel dağılıma bakıldığında, kiralama işlemlerinin yüzde 47’si merkezi iş alanlarında (MİA), yüzde 47’si ise Anadolu Yakası’nda gerçekleşti. Büyük metrekareli ofis alanlarının sınırlı olması nedeniyle şirketlerin daha küçük metrekareli alanlara yöneldiği gözlemleniyor. Bu eğilim, birincil kira seviyeleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratmaya devam ediyor.

2026’da 6 yeni AVM açılması bekleniyor

2025 yılı Ekim ayı itibarıyla Türkiye genelinde 441 alışveriş merkezi bulunuyor. Toplam kiralanabilir alan yaklaşık 13,7 milyon metrekareye ulaştı. 2026 yılı sonuna kadar 205 bin metrekare büyüklüğünde 6 yeni AVM’nin açılması planlanıyor. Böylece 2026 yıl sonu itibariyle toplam arzın 13,9 milyon metrekare seviyesine çıkması bekleniyor. Organize perakende yoğunluğu, Türkiye genelinde 1.000 kişi başına 160 metrekare düzeyindeyken, İstanbul 312 metrekare ile ülke ortalamasının yaklaşık iki katı yoğunlukla öne çıkıyor. Türkiye genelinde perakende yoğunluğunun 163 metrekare seviyesine çıkması bekleniyor.

 Lojistik alanlarında arz sınırlı

İstanbul-Kocaeli ekseninde ticari amaçlı 7,9 milyon metrekare lojistik alan bulunuyor. İnşaat halindeki projeler 471 bin metrekareyle sınırlı kaldı. Bu durum kiralama hacmini etkiledi. Boşluk oranları İstanbul Avrupa’da yüzde 1,9, İstanbul Asya’da yüzde 1,3, Kocaeli’de yüzde 1,8 olarak hesaplandı. Aylık birincil kira, metrekare başına dolar bazında 11,25 dolar, Türk lirası bazında 470 lira seviyesine ulaştı. Arzın sınırlı kalması, kira fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Yaz aylarında artan gürültü, yaşam alanlarında akustik konfor ihtiyacını öne çıkarıyor

Yayınlandı

-

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte kapalı alanlarda geçirilen süre uzarken, trafik, komşu ve çevresel kaynaklı gürültülerin etkisi daha belirgin hale geliyor. Ses yalıtımı, ev ve sosyal yaşam alanlarında konforu ve yaşam kalitesini belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Yaz aylarında yükselen sıcaklıklar, insanların günün daha büyük bölümünü ev, ofis, kafe ve benzeri kapalı alanlarda geçirmesine neden oluyor. Bu durum, şehir yaşamının doğal bir parçası olan gürültünün daha yoğun hissedilmesine yol açıyor. Trafik, komşu daireler, bina içi hareketlilik ve çevresel ses kaynakları; yalnızca anlık rahatsızlık yaratmakla kalmıyor, yaşam alanlarının genel konforunu da doğrudan etkiliyor.

Gürültüye uzun süre maruz kalınması, dinlenme kalitesini düşürürken odaklanma ve günlük yaşam performansını da olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle modern yaşam alanlarında akustik konfor, yapı kalitesinin önemli bir parçası haline geliyor.

Binalarda doğru şekilde uygulanan ses yalıtımı çözümleri, dış ortamdan gelen seslerin iç mekânlara geçişini azaltırken, aynı zamanda daireler arası ses transferini de sınırlandırıyor. Böylece hem mahremiyet korunuyor hem de daha sakin, dengeli ve verimli yaşam alanları oluşturuluyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle öne çıkan ODE Yalıtım, ısı ve su yalıtımının yanı sıra akustik konforu da odağına alarak yapıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümler sunuyor.

“Akustik konfor, yaşam alanlarının görünmeyen ama en belirleyici unsurlarından biri”

ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan, yaz aylarında kapalı alan kullanımının artmasıyla birlikte ses yalıtımının daha fazla önem kazandığını belirterek şunları söyledi: “Yaz döneminde yaşamın büyük bölümü iç mekânlarda geçiyor ve bu da sesin etkisini daha belirgin hale getiriyor. Dış ortamdan ya da bina içinden gelen gürültü, günlük yaşamın akışını doğrudan etkileyebiliyor. Ses yalıtımı, bu etkinin kontrol altına alınmasında kritik bir rol üstleniyor.”

ODE Yalıtım olarak hedeflerinin yalnızca teknik bir yalıtım çözümü sunmak olmadığını vurgulayan Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz, yaşam alanlarında konforu bütüncül şekilde ele alıyoruz. Ses yalıtımı da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Doğru çözümlerle gürültü etkisini azaltarak daha sakin, daha konforlu ve daha yaşanabilir mekânlar oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense Türkiye’nin Büyüme Yolculuğuna Güçlü Atama: Ticari Direktörlük Görevine Ekin Doğan Çomak Getirildi

Yayınlandı

-

Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojileri markası Hisense, Türkiye operasyonlarındaki yapılanmasını güçlendirmeye devam ediyor. Tüketici elektroniği sektöründe 25 yılı aşkın satış, pazarlama ve ticari yönetim deneyimine sahip Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak atandı.

2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki doğrudan operasyonlarını hayata geçiren Hisense, televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümesini sürdürürken, uzun vadeli hedefleri doğrultusunda yönetim kadrosunu deneyimli isimlerle güçlendirmeye devam ediyor.

Bu kapsamda sektörün deneyimli yöneticilerinden Ekin Doğan Çomak, Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü olarak göreve başladı. Doğan, yeni görevinde Hisense Türkiye’nin satış ve pazarlama stratejilerine, ticari büyüme hedeflerine, kanal yapılanmasına ve iş ortaklarıyla geliştirilecek uzun vadeli iş birliklerine liderlik edecek. Aynı zamanda veri odaklı ticari stratejiler, yeni büyüme fırsatları ve yenilikçi kanal yönetimi yaklaşımlarıyla Hisense’in Türkiye’deki sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlayacak.

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak, yeni göreviyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye, dinamik tüketici yapısı, değişen beklentileri ve yüksek büyüme potansiyeliyle Hisense için stratejik öneme sahip bir pazar. Hisense’in küresel vizyonunu ve teknoloji gücünü, Türkiye pazarına ilişkin yerel bilgi birikimimiz ve tüketici içgörülerimizle buluşturarak kullanıcıların beklentilerine en uygun ürünleri ve marka deneyimini sunmayı hedefliyoruz. Güçlü iş ortaklıkları ve sürdürülebilir kanal yapılanmalarıyla televizyon ve iklimlendirme kategorilerindeki büyümemizi hızlandırırken, önümüzdeki dönemde genişleyecek ürün portföyümüzle Hisense deneyimini daha fazla kullanıcıyla buluşturmayı amaçlıyoruz. Uzun vadeli bakış açımız ve kullanıcı odaklı yaklaşımımızla, Hisense’in Türkiye’deki büyüme yolculuğuna güçlü bir katkı sunacağımıza inanıyorum.”

Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ekin Doğan Çomak, 25 yılı aşkın profesyonel kariyeri boyunca teknoloji ve tüketici elektroniği sektörlerinde faaliyet gösteren global markalarda önemli başarılara imza atmıştır. Farklı ürün gruplarının pazara giriş stratejilerinin oluşturulması, marka konumlandırması, ticari büyüme planlarının geliştirilmesi ve satış-pazarlama organizasyonlarının güçlendirilmesi süreçlerine liderlik etmiştir.

Tüketici elektroniği ürünlerinin yanı sıra kurumsal çözümler alanında da kapsamlı deneyime sahip olan Çomak; kanal geliştirme, stratejik iş ortaklıklarının yönetimi, veri odaklı ticari planlama ve sürdürülebilir büyüme odaklı iş modellerinin oluşturulması konularında önemli katkılar sağlamıştır. Kariyeri boyunca birçok uluslararası liderlik programına katılan ve küresel ölçekte satış performansı, proje yönetimi ve en iyi uygulamalar alanındaki başarılarıyla çok sayıda ödüle layık görülen Çomak, farklı pazarlarda elde ettiği deneyim ve stratejik bakış açısıyla sektörün öne çıkan yöneticileri arasında yer almaktadır.

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Geleceğin şehirlerini görünmeyen altyapılar şekillendirecek

Yayınlandı

-

Artan nüfus, hızlanan kentleşme ve dijitalleşme, dünya genelinde yapılaşma hızını artırırken, şehirlerin altyapı ihtiyaçlarını da yeniden şekillendiriyor. Konutlardan hastanelere, veri merkezlerinden üretim tesislerine kadar farklı kullanım alanlarında hayata geçirilen yeni projelerde artık yalnızca inşaat süreci değil, yapıların onlarca yıl boyunca nasıl işletileceği de proje başarısının önemli kriterleri arasında yer alıyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayımladığı Altyapıda Yaşam Döngüsü Yaklaşımının Uygulanması (Implementing a Lifecycle Approach to Infrastructure) raporuna göre, önümüzdeki 40 yıl içinde küresel yapı stoku yaklaşık iki katına çıkacak ve toplam 241 milyar metrekare yeni yapı inşa edilecek. Bu büyüme, yaklaşık her ay New York büyüklüğünde yeni bir şehrin dünya yapı stokuna eklenmesi anlamına geliyor. Rapor, 2050 yılına kadar ihtiyaç duyulacak altyapının dörtte üçünün ise henüz inşa edilmediğine dikkat çekiyor. [1]

Bu büyüme yalnızca daha fazla yapı üretmek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda enerji tüketiminin azaltılması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve altyapı sistemlerinin uzun yıllar yüksek performansla çalışması da her zamankinden daha önemli hale geliyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışı da değişiyor. Yapıların çevresel performansı kullanılan yapı malzemelerine ek olarak, kullanım ömrü boyunca ortaya koyduğu performansla birlikte değerlendiriliyor.

Yaşam döngüsü yaklaşımı öne çıkıyor
Dünya Ekonomik Forumu, altyapı yatırımlarında “yaşam döngüsü yaklaşımının” benimsenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, yapıların tasarım ve inşaat süreçleriyle birlikte, işletme, bakım, onarım ve kullanım ömrü sonrasını da kapsıyor. Böylece ilk yatırım maliyetinin yanı sıra enerji tüketimi, bakım ihtiyacı, kaynak kullanımı ve uzun vadeli işletme performansı da yatırım kararlarının önemli bir parçası haline geliyor.

Yapıların uzun vadeli performansında mekanik altyapı sistemlerinin kritik rol oynadığını belirten Masdaf CEO’su Erhan Özdemir ise şunları söyledi: “Bugün bir yapının başarısı yalnızca mimarisiyle ya da kullanılan yapı malzemeleriyle ölçülmüyor. Yapının yaşamı boyunca enerji ve suyu ne kadar verimli kullandığı, bakım süreçlerinin ne kadar doğru planlandığı ve altyapı sistemlerinin ne kadar güvenilir çalıştığı da en az inşaat süreci kadar önemli. Önümüzdeki yıllarda bu yaklaşımın tüm yeni yapı projelerinde standart hale geleceğini öngörüyoruz.”

“Görünmeyen altyapılar sürdürülebilirliğin temelini oluşturuyor”
Isıtma, soğutma, temiz su temini, atık su yönetimi, basınçlandırma ve yangın güvenliği gibi mekanik sistemlerin yapıların enerji performansı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Özdemir, doğru mühendislik çözümlerinin yalnızca işletme maliyetlerini düşürmekle kalmadığını, yapıların çevresel etkisini azaltmada da önemli rol oynadığını ifade etti.

Özdemir, “Bir pompa sisteminin gerçek maliyeti satın alma aşamasında değil, kullanım ömrü boyunca ortaya çıkıyor. Bu nedenle bugün enerji verimliliği yüksek ekipmanların tercih edilmesi, doğru projelendirme yapılması ve sistemlerin ihtiyaca uygun tasarlanması büyük önem taşıyor. Yaşam döngüsü boyunca daha az enerji tüketen, daha uzun ömürlü ve daha düşük bakım ihtiyacına sahip sistemler hem yatırımcılar hem de çevre açısından önemli kazanımlar sağlıyor” dedi.

Masdaf, geliştirdiği yüksek verimli pompa teknolojileri ve mühendislik çözümleriyle konutlardan ticari binalara, hastanelerden sanayi tesislerine kadar farklı yapılarda enerji ve su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlarken, yapıların yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilir performans göstermesini destekliyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler