Baymak, Enerji Verimliliği ve Karbon Nötr Üretimde Türkiye’nin Dönüşüm Rotasını Belirliyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Baymak, Enerji Verimliliği ve Karbon Nötr Üretimde Türkiye’nin Dönüşüm Rotasını Belirliyor

Yayınlandı

-

Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan


Sürdürülebilir kalkınmayı çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla bütünleştiren Baymak, yenilenebilir enerji kullanımı, döngüsel üretim, düşük karbonlu ürün teknolojileri ve yüksek verimlilik sunan çözümleriyle iklimlendirme sektöründe yeşil dönüşümün standartlarını yeniden tanımlıyor.

  • Öncelikle, markanızın/firmanızın Sürdürülebilir Kalkınma Vizyonu çerçevesinde genel yapılanmasından ve bu yapılanmanın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla nasıl bütünleştiğinden bahseder misiniz? Sektörünüzde sürdürülebilirlik, yeşil inovasyon ve karbon nötr dönüşüm açısından markanızı hangi noktada konumlandırıyorsunuz?

Baymak olarak sürdürülebilirliği yalnızca bir çevresel sorumluluk alanı olarak görmüyoruz; iş modelimizin bütünsel bir dönüşüm başlığı olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilir kalkınma vizyonumuz; çevresel etki azaltımı, enerji verimliliği odaklı ürün inovasyonu, döngüsel üretim prensipleri, nitelikli insan kaynağı ve sürdürülebilir ekonomik büyüme hedeflerimizin kesişiminde şekilleniyor.

Çevresel boyutta karbon salımının azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması ve ısı pompası teknolojilerinin Türkiye’de yaygınlaşması için önemli yatırım ve ürün portföyü dönüşümleri gerçekleştiriyoruz. Ekonomik boyutta katma değeri yüksek yerli üretimi, rekabetçi ihracatı ve inovasyona dayalı sürdürülebilir büyümeyi odağımıza alıyoruz. Sosyal boyutta ise “Baymak Akademi” başta olmak üzere, teknik kadroların ve genç profesyonellerin daha nitelikli yetişmesini sağlayan eğitim yapımızı güçlendirerek sektör için uzun vadeli istihdam ve bilgi sermayesi yaratıyoruz.

Bugün Baymak’ı, iklimlendirme sektöründe yeşil inovasyon, enerji verimliliği ve karbon nötr dönüşümün öncü markalarından biri olarak konumlandırıyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı, sınırda karbon düzenlemeleri, global sürdürülebilirlik standardizasyonu ve yenilenebilir enerji odaklı dönüşüm çağında; Türkiye’nin bu süreçte ivme kaybetmemesi için teknoloji, üretim ve eğitim tarafında sorumluluk alıyoruz.

Bizim için sürdürülebilirlik artık bir sonuç değil; bizi geleceğe taşıyan temel iş yapış biçimi.

Hem global ölçekte hem de bölgesel düzeyde, firmanızın sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm alanındaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sürdürülebilir üretim süreçleri ve hammadde/tedarik zinciri yönetiminde, uluslararası standartlara uyum sağlamak adına benimsediğiniz evrensel sürdürülebilirlik stratejileriniz nelerdir?

Sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm alanında hem global hem de bölgesel ölçekte güçlü bir konumda olduğumuzu değerlendiriyoruz. Üretim tesislerimizde, karbon emisyonlarını minimize eden enerji verimliliği projeleri, yenilenebilir enerji kullanımı ve otomasyon sistemleriyle verimlilik artırımı gibi somut adımlar attık. Tükettiğimiz elektriği yenilenebilir kaynaklardan sağlamak, üretimde net sıfır karbon hedefine ulaşmamızı mümkün kılıyor.

Ayrıca yeni yatırımlarımızda, örneğin boyler ve tank üretim hatlarımızda, karbon emisyonsuz üretim hedefiyle çalışıyoruz. Hammadde ve tedarik zinciri yönetiminde ise uluslararası standartları ve şeffaflık ilkelerini benimsiyoruz. 2020’de Ecovadis platformuna katılarak tedarik zincirinde sürdürülebilirlik performansımızı ölçmeye başladık; 42 puandan 68 puana çıkararak yalnızca kendi üretimimizi değil, iş ortaklarımız üzerinden sağlanan ürün ve hizmetlerde de çevresel etkileri minimize ettik.

Bu yaklaşım, global ve yerel regülasyonlarla uyumlu hareket etmemizi ve sürdürülebilirliği iş modelimizin tüm aşamalarına entegre etmemizi sağlıyor.

Üretimde sürdürülebilir stratejiye sahip bir firma olarak, bu yaklaşımın markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Ürünlerinizdeki “yeşil farkındalık” müşteri tercihleri tarafında nasıl bir etki yarattı?

Sürdürülebilir stratejimiz, Baymak’a hem kurumsal hem de ticari açıdan somut katma değerler sağladı. Üretimde düşük karbonlu ve enerji verimli sistemler geliştirmemiz hem operasyonel maliyetleri düşürmemize hem de üretim süreçlerimizi daha verimli ve çevre dostu hâle getirmemize imkân tanıdı.

Bu yaklaşım aynı zamanda Avrupa’ya yaptığımız ihracatta da rekabet avantajı yaratıyor. Karbon emisyonsuz üretim ve enerji verimliliği odaklı ürünlerimiz, global standartlarda fark yaratıyor. Ürünlerimizdeki “yeşil farkındalık” ise müşteri tercihlerini doğrudan etkiliyor. A+++ enerji sınıfı ısı pompaları, kombiler ve klima sistemlerimizle tüketiciler hem enerji faturalarında tasarruf sağlıyor hem de karbon ayak izlerini önemli ölçüde azaltabiliyor.

Bu bilinçli tercih, özellikle bireysel kullanıcılar kadar kurumsal müşterilerde de talebi artırıyor. Dolayısıyla sürdürülebilirlik, sadece çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda markamızın müşteri bağlılığını ve pazar konumunu güçlendiren stratejik bir unsur olarak ön plana çıkıyor.

AR-GE çalışmalarınızda sürdürülebilirlik, yeşil enerji kullanımı ve çevre dostu inovasyonlar ne düzeyde yer alıyor? Bu kapsamında, son dönemde geliştirmiş olduğunuz ve pazara sunduğunuz yeni ürünleriniz ve öne çıkan hizmetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonuna sahipsiniz? 

Baymak olarak, ürün geliştirmeden üretim süreçlerimize kadar karbon ayak izini azaltmaya yönelik pek çok teknoloji ve stratejiyi sistematik biçimde hayata geçiriyoruz. Bu yaklaşımı hem sürdürülebilirlik stratejimizin hem de ticari vizyonumuzun merkezine yerleştirdik.

Tüm ürün gamımızda yüksek enerji verimliliğini öncelikli bir tasarım anlayışı olarak benimsiyoruz. Isıtma ve soğutma sistemlerinde çevreci dönüşüm hedefimiz doğrultusunda, A+++ enerji sınıfına sahip kombi, klima ve kazanlarımızla tüketicilerin karbon ayak izini azaltmasına doğrudan katkı sağlıyoruz. Özellikle ısı pompası ürün grubumuz hem enerji dönüşümüne hizmet eden hem de doğrudan yeşil enerji kaynaklarıyla çalışabilen bir sistem olarak stratejik önem taşıyor. Fosil yakıta bağımlılığı azaltan bu teknoloji sayesinde kullanıcılar hem verimliliği yüksek bir çözümle ısıtma/soğutma ihtiyaçlarını karşılıyor hem de sürdürülebilir bir yaşam döngüsüne katkı sağlıyor. Bu ürün grubunda Türkiye pazarında lider konumdayız.

Karbon ayak izini yalnızca son kullanıcı tarafında değil, üretim süreçlerinde de azaltmayı önceliklendiriyoruz. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz yeni boyler hattı yatırımımızın önemli bir bölümünü elektrikle çalışacak şekilde tasarladık. Böylece fosil yakıt tüketimini doğrudan azaltıyor ve üretim esnasındaki emisyonları düşürüyoruz. Ayrıca üretim hatlarımızda enerji geri kazanımı, atık ısı kullanımı ve otomasyon sistemleri ile verimliliği sürekli artırıyoruz. Düşük karbonlu üretim modellerini destekleyen bu teknolojiler sayesinde Baymak, sadece ürünlerinde değil, fabrika sahasında da yeşil dönüşümün öncüsü olma yolunda ilerliyor.

Yeni tank yatırımında “0 karbon” hedeflenerek, prosesler için enerji ihtiyacı tamamen yeşil enerjiden karşılanacak; bu yatırım sonucunda Avrupa’ya ihraç edeceğimiz tanklar “karbon emisyonsuz” üretilecek. Mevcut proseslerimizde ise belirlenen verimlilik artırıcı projeler ile doğalgaz tüketimimizi azaltma çalışmalarımız devam ediyor.

Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri kısaca nelerdir?

Doğru sistem ve ürün seçimi için öncelikle kullanıcının ihtiyacı, mekânın özellikleri ve enerji verimliliği hedefleri göz önünde bulundurulmalıdır. Baymak ürünleri hem konut hem ticari hem de endüstriyel projelerde, yüksek enerji verimliliği ve düşük karbon hedefiyle tasarlanıyor. Bu yaklaşım, müşterilerimize uzun vadeli tasarruf, çevreye duyarlı kullanım ve güvenilir performans sağlıyor.

Özellikle A+++ enerji sınıfı ısı pompalarımız, havadan, sudan veya topraktan aldığı doğal ısıyı iç mekâna taşıyarak fosil yakıt kullanımını minimize ediyor. Bu sistemler, enerji faturalarında ciddi tasarruf sağlarken karbon ayak izini de önemli ölçüde azaltıyor. Üretimde yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu proseslerle üretilmeleri hem çevresel hem de ekonomik açıdan kullanıcıya katma değer sunuyor.

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) ve ETS (Emisyon Ticaret Sistemi) kapsamında şirketinizin mevcut uyum süreci ve stratejik aksiyon planı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Şirket olarak Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, SKDM ve ETS gibi düzenlemeleri yakından takip ediyor ve uyum sürecimizi stratejik bir öncelik olarak ele alıyoruz. Üretim tesislerimizde karbon emisyonlarını minimize eden enerji verimliliği projeleri, yenilenebilir enerji kullanımı ve otomasyon sistemleri ile verimliliği artırarak, hem Kapsam 1 hem de Kapsam 2 emisyonlarımızı sürekli azaltıyoruz.

Ayrıca tedarik zincirinde şeffaflık ve sürdürülebilirlik standartlarını güçlendirmek amacıyla Ecovadis platformuna dahil olduk. Böylece ürün ve hizmetlerimizde karbon etkisini minimize ediyor ve global regülasyonlarla uyumlu bir yaklaşımı benimsiyoruz.

Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde hem üretim hem de ürün gamında karbon nötr ve enerji verimli çözümlerimizi artırarak, Avrupa ve global pazarlarda sürdürülebilirlik liderliğimizi pekiştirmeyi hedefliyoruz.

2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda, firmanızın karbon nötr dönüşüm süreci nasıl ilerliyor? Kurumsal Karbon Ayak İzi ölçümleriniz, azaltım planlarınız ve iklim dostu uygulamalarınız nelerdir?  Geleceğe dönük sürdürülebilirlik hedeflerinizi, 2030 ve 2053 vizyonunuza yönelik oluşturduğunuz yol haritasını bizlerle paylaşır mısınız?

Baymak’ın sürdürülebilirlik yolculuğu, kararlı adımlar ve somut sonuçlarla ilerliyor. 2022 yılında yayımladığımız ilk Sürdürülebilirlik Raporu’nda, Kapsam 1 ve Kapsam 2 kapsamındaki karbon emisyonlarını azaltma hedefi doğrultusunda üretim tesislerinde doğal gaz ve motorin kullanımını azaltarak, hibrit araçlara geçiş ve araç filosunda rota optimizasyonu uygulamalarıyla her yıl düzenli olarak oluşan CO2 emisyonunu düşürüyoruz. Bu kapsamda, 2019 yılı baz alınarak belirlenen Kapsam 1 ve Kapsam 2 hedefleri grup ile düzenli olarak takip ediliyor.

Yaptığımız çalışmalar sayesinde son 5 yılda 2.352 ton CO2 emisyonunda yüzde 49’luk bir iyileştirme sağlanmış durumda. Özellikle Kapsam 2 çalışmaları kapsamında, 2021’den itibaren tükettiğimiz elektriğin yüzde 100’ünü IREC sertifikalı yenilenebilir enerji kaynaklarından tedarik ediyoruz. Böylece neredeyse tamamen net sıfır karbonlu enerji kullanımına geçmiş bulunuyoruz. 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarında yüzde 55 azalma hedefliyoruz.

Sadece üretimde değil, ürün gamında da yeşile öncelik veren çözümler sunuyoruz. A+++ verimlilik sınıfındaki ısı pompaları, güneş kolektörleri ve hidrojen uyumlu sistemlerimiz ile ürün yaşam döngüsündeki enerji etkimizi azaltıyoruz. Kapsam 3 kapsamındaki çalışmalarımız da devam ediyor.

2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda, Baymak’ta karbon nötr dönüşümünü sistematik ve çok boyutlu bir yaklaşım ile yönetiyoruz. Kurumsal karbon ayak izimizi düzenli olarak ölçüyor; üretim, enerji kullanımı, lojistik ve tedarik zincirindeki emisyon kaynaklarını detaylı şekilde analiz ediyoruz. 2053 vizyonuna ulaşmak için üretim süreçlerinden tedarik zincirine, ürün geliştirmeden müşteri kullanımına kadar tüm operasyonlarımızı iklim dostu ve sürdürülebilir bir model üzerine kurgulamayı sürdüreceğiz.

• Sürdürülebilir Dünya vizyonu kapsamında yürüttüğünüz veya planladığınız Sosyal Sorumluluk projelerinizden bahsedebilir misiniz? Bu projelerin toplumsal veya çevresel etkileri nelerdir?

Baymak olarak, bağlı bulunduğumuz BDR Thermea Group’un sürdürülebilirlik vizyonunu sadece çevresel değil, sosyal sürdürülebilirlik açısından da ele alıyoruz. Bu kapsamda eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık ilkelerini ön planda tutarak, özellikle cinsiyet eşitliği alanında somut adımlar atıyoruz. Kadın çalışan oranımızı artırmak, yönetimde çeşitliliği desteklemek ve genç yeteneklere eşit fırsatlar sunmak için programlar geliştiriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki gerçek sürdürülebilirlik, yalnızca doğaya karşı değil, insana ve kuruma karşı da sorumluluk taşımakla mümkün olur.

Şirket kültürümüzde dönüşüm kaçınılmaz. Bu nedenle yalnızca çevresel etkilerimizi değil, aynı zamanda iş yapış biçimimizi de günümüz koşullarına göre yeniden kurguluyoruz. Baymak olarak hem yönetimde hem de beyaz yaka kadrolarda kadın temsilini artırmaya odaklanıyoruz. Şirket genelinde kadın çalışan oranımız %29, beyaz yaka çalışan oranımız %45 ve kadın yöneticilerimizin oranı ise %40 ile sektördeki ortalamanın üzerindedir.

Baymak Akademi, sürdürülebilirlik vizyonumuzun hayata geçirilmesinde kilit bir rol oynuyor. Ankara, İzmir ve Gaziantep’te açılan bölge akademilerimizle Türkiye’nin farklı noktalarındaki sektör paydaşlarına yerinde eğitim imkânı sunuyoruz. Hem teorik hem de uygulamalı içeriklerle desteklenen bu eğitimler sayesinde teknik yeterlilik ve hizmet kalitesi eş zamanlı olarak artırılıyor. Bu eğitimlerde enerji verimliliği, çevre dostu uygulamalar ve ürünlerin doğru kullanımına odaklanıyoruz. Aynı zamanda İSG bilgilendirmeleri ile çalışanlarımızın güvenliğini ön planda tutuyoruz.

Bu yaklaşım sayesinde sadece ürünlerimizin çevresel etkisini azaltmakla kalmıyor, sektörde bilinçli, güvenli ve sürdürülebilir bir çalışma kültürünün yaygınlaşmasına da katkı sağlıyoruz. Baymak Akademi ile paydaşlarımızı hem bugün hem de gelecek için daha sürdürülebilir ve verimli çözümler üretmeye teşvik ediyoruz.

Ayrıca, iklimlendirme sektöründe enerji dönüşümüne öncülük ederken, bu misyonu sosyal etki alanına da taşıyoruz. Bu kapsamda, çocuk ve gençleri bu öncülüğe ortak eden; daha yaşanabilir bir dünya için iklimlendirme ve birçok alanda bilimsel çözümler üretmelerini destekleyen bir proje hayata geçiriyoruz. Yalnızca sponsorluk modeliyle sınırlı kalmayan, kurumsal gönüllülük sistemiyle çalışanlarını da aktif olarak dahil ettiğimiz projede, FIRST Vakfı (For Inspiration and Recognition of Science and Technology) iş birliği ile vakfın Türkiye’de düzenlediği programları 3 yıl boyunca destekleyeceğiz. Türkiye’de FIRST® programlarının yaygınlaştırılmasında önemli rol üstlenen Bilim Kahramanları Derneği ve Fikret Yüksel Eğitim Vakfı ile iş birliği yoluyla, gençlerin inovasyon, takım ruhu ve problem çözme becerilerini geliştirmesine katkı sağlanacak.

Tüm paydaşlarımıza iletmek istediğimiz mesaj basit: Geleceği korumak için her adım, her seçim önemlidir. İster bireysel kullanıcılar ister sektör profesyonelleri olsun; sürdürülebilir ve çevre dostu çözümleri tercih ederek hem bugünü hem de yarını daha yaşanabilir kılabiliriz. Baymak olarak, bu dönüşümde sorumluluk almak ve liderlik etmek için çalışmaya devam ediyoruz ve herkesi birlikte hareket etmeye davet ediyoruz.

Röportajımızı sonlandırmadan önce, sürdürülebilir gelecek vizyonunuz doğrultusunda kamuoyuna veya sektörünüze iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? 

Tüm paydaşlarımıza iletmek istediğimiz mesaj basit: Geleceği korumak için her adım ve her seçim önemlidir. İster bireysel kullanıcılar ister sektör profesyonelleri olsun; sürdürülebilir ve çevre dostu çözümleri tercih ederek hem bugünü hem de yarını daha yaşanabilir kılabiliriz. Baymak olarak bu dönüşümde sorumluluk almak ve liderlik etmek için çalışmaya devam ediyoruz ve herkesi birlikte hareket etmeye davet ediyoruz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Filli Boya “Colour Pin” ile Kişiselleştirilmiş Yeni Bir Renk Deneyimi Daha Başlattı!

Yayınlandı

-

Filli Boya, renk ölçüm cihazı Colour Pin ile satış noktalarında renk hizmetlerini tüm kullanıcılar için daha hassas, daha güvenilir ve daha kişiselleştirilmiş bir deneyim seviyesine taşıyor. Türkiye genelindeki 440 Filli Boya plus ve corner mağazasında sunulan bu yeni hizmet, tüketicilerin yaşam alanları için doğru rengi belirleme sürecini kolaylaştırıyor ve kendi stillerini yansıtan rengi birebir yakalayabilmelerini sağlayarak, kişiye özel renk deneyimini bir adım ileriye taşıyor.

Filli Boya, tüketici deneyimini güçlendiren yenilikçi yaklaşımını bir adım ileri taşımak amacıyla profesyonel renk ölçüm cihazı “Colour Pin”i plus ve corner satış noktalarına dahil etti. İlham aldıkları renkleri yaşam alanlarında birebir görmek isteyen kullanıcılar, kumaş, metal gibi bir yüzeyi mağazaya getirdiklerinde, uzman ekipler rengin en doğru dijital karşılığını anında ölçerek profesyonel bir renk danışmanlığı sunuyor. Cihazın sunduğu hassas ölçüm sayesinde ister bir kumaş parçası ister bir aksesuar ya da ilham veren herhangi bir yüzey olsun, hayalinizdeki renk en yakın seçenekle değil, tamamen kişiye özel olarak en doğru tonda sunuluyor.

Küçük, hassas ve kablosuz bir renk okuyucu olan Colour Pin’in üzerinde yer alan Filli Boya’ya özel QR kodu, kullanıcıları doğrudan Filli Boya uygulamasına yönlendiriyor. Böylece ölçülen renkler Filli Boya ekosistemi içinde kaydedilebiliyor, karşılaştırılabiliyor, kişisel bir renk kütüphanesi oluşturulabiliyor ve uzmanlar tarafından değerlendirilebiliyor. Ölçümlerde dokunun yüzey etkisini gösterme özelliği ise renk doğruluğunu bir üst seviyeye taşıyarak cihazın her kullanımda güvenilir sonuçlar vermesini mümkün kılıyor. Bu sayede kişiye özel hazırlanan renklerin, uygulandığında beklentiyle birebir örtüşmesi sağlanıyor.

Renk danışmanlığında yeni bir standart

Boya ve dekorasyon süreçlerinde en doğru tonu belirlemenin kritik olduğu tüm durumlarda güçlü bir yardımcı olarak öne çıkan cihaz, Filli Boya’nın deneyim odaklı mağaza anlayışıyla birleşerek renk danışmanlığında yeni bir standart oluşturuyor. Kullanıcıların kendi tarzlarını yansıtan tonlara kolayca ulaşabilmesi renk deneyimini tamamen yeni bir seviyeye taşıyor. Colour Pin ile renkleri ölçmek, ilhamı yakalamak ve yaratıcılığı özgür bırakmak artık çok daha kolay ve erişilebilir!

Okumaya Devam Et

GENEL

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında

Yayınlandı

-

Temiz enerji teknolojilerinde dünyanın önde gelen markalarından Sungrow, TIME Dergisi ve küresel veri analizi platformu Statista tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Büyüme Alanında Dünyanın En İyi Şirketleri” araştırmasında, dünyanın en iyi 14’üncü şirketi olarak gösterildi.

TIME ve Statista iş birliğiyle hazırlanan araştırma; şirketlerin finansal büyüme performansını, çevresel etki, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik uygulamalarıyla birlikte ele alarak uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini değerlendiriyor. Sungrow, bu kapsamlı analizde 14’üncü sırada yer alarak, temiz enerji teknolojileri alanındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu.

Düşük karbon ayak izi, düşük su tüketimi ve atık üretim oranları ile yüksek yenilenebilir enerji kullanımı gibi çevresel göstergelerin; finansal istikrar ve uzun vadeli büyüme performansıyla birlikte değerlendirildiği sıralamada Sungrow, temiz enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren global üreticiler arasında kendi kategorisinde ilk sırada yer aldı.

Herkes İçin Temiz Enerji Vizyonuyla Sürdürülebilir Büyüme

Sungrow’un bu başarısı; şirketin “Herkes için temiz enerji” vizyonu doğrultusunda şekillenen uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin somut bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek verimlilik sunan güneş enerjisi güç dönüştürücüleri (PV invertörler) ve enerji depolama sistemleri (ESS) ile Sungrow, üretimden ürün yaşam döngüsüne kadar uzanan sorumlu bir iş yaklaşımı benimsiyor. Şirket, temiz enerjiyi daha erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir hâle getirmeyi hedefleyen bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilirlik dönüşümünü net hedefler ve ölçülebilir adımlarla sürdürüyor.

Bu kapsamda Sungrow; 2028 yılı itibarıyla operasyonel seviyede karbon nötrlüğe ulaşmayı, 2038’de tedarik zinciri genelinde karbon nötrlüğü sağlamayı ve 2048’de tüm değer zincirinde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen uzun vadeli bir yol haritası izliyor. Şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı; MSCI ESG AAA derecelendirmesi, EcoVadis Altın Madalya, RE100 ve EP100 taahhütleri ile Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) üyeliği gibi uluslararası platformlar tarafından da teyit ediliyor.

Bugüne kadar küresel ölçekte 870 GW’ı aşan kurulu güce sahip güneş enerjisi güç dönüştürücüleri ile enerji dönüşümüne katkı sağlayan Sungrow, müşterileriyle birlikte yıllık yüz milyonlarca ton karbon emisyonunun önlenmesine destek oluyor. Yüksek verimlilik sunan PV invertör ve enerji depolama çözümleriyle Sungrow, sürdürülebilir büyümeyi küresel enerji dönüşümünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmayı sürdürüyor.

Net Sıfır Hedefine Doğru Somut Adımlar

Sungrow, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda operasyonlarını kararlılıkla dönüştürmeye devam ediyor. Şirket genelinde kullanılan elektriğin %70’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanırken, üretim süreçlerinde çevresel etkiyi azaltmaya yönelik sistematik bir yaklaşım uygulanıyor.

Sungrow’un tüm üretim tesisleri, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip bulunuyor. Ayrıca, Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) ve ürün karbon ayak izi sertifikaları ile belgelenmiş inverter ve enerji çözümleriyle çevresel performansını ürün seviyesinde de ortaya koyuyor. Şirket, üretim süreçlerinde oluşan tehlikesiz atıkların %90’ını geri dönüştürerek döngüsel ekonomi yaklaşımını operasyonel düzeyde hayata geçiriyor.

Sungrow, 2024 yılında hayata geçirdiği Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) Gelişim Merkezi ile; Strateji ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Sürdürülebilirlik Yönetim Ofisi’nin rehberliğinde politika geliştirme, hedef belirleme ve uygulama süreçlerini tek bir yapı altında topladı. ESG Gelişim Merkezi; Üstün Yönetişim, Net Sıfıra Doğru, Çevre Dostu Gelişim, Karşılıklı Fayda Sağlayan İş Birlikleri ile Çeşitlilik ve Kapsayıcılık olmak üzere beş temel stratejik önceliği Sungrow’un tüm operasyonlarına entegre ederek sürdürülebilir büyümenin kurumsal altyapısını güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı

Yayınlandı

-

Avrupa Birliği’nin 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 6 farkı sektörde faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesislerinde, karbon emisyonlarının ürün bazında hesaplanmasını ve raporlanmasını zorunlu hale getirdi. 

Üretim süreçlerinin yanı sıra tesis genelinde kullanılan enerji altyapılarının da denetim kapsamına alınmasıyla birlikte, dolaylı emisyonların önemli bir bölümünü oluşturan ısıtma sistemleri, sanayideki dönüşüm sürecinin merkezine yerleşti.

Sanayi tesisleri, ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ (SKDM), 1 Ocak itibarıyla tam olarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile birlikte demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesisleri, karbon bazlı ürünlerin üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonları için ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya kaldı. 

Sanayinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü zayıflatıyor

SKDM’ye uyum sağlayamayan sanayi tesislerinde karbon maliyetleri, ürün fiyatlarına yansıyor. Bu durum, Avrupa pazarında rekabet gücünü zayıflatırken alıcıların daha düşük karbon ayak izine sahip alternatiflere yönelmesine neden oluyor. Bu tablo, sanayi tesisleri için doğrudan sipariş kaybı anlamına geliyor.

Yatırım ve modernizasyon baskısı oluşturuyor

Öte yandan SKDM, sanayi kuruluşları üzerinde ciddi bir yatırım ve modernizasyon baskısıda oluşturuyor. Firmalar enerji tüketimini azaltmaya, verimsiz sistemleri yenilemeye ve düşük emisyonlu teknolojilere geçmeye zorlanıyor. Bu süreçte yalnızca üretim hatları değil; ısıtma sistemleri, elektrik altyapısı ve üretim prosesleri de denetim kapsamına giriyor. Türkiye’de sanayide tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 50’sinin verimsiz ısıtma ve soğutma sistemlerinde harcandığı düşünüldüğünde, enerji verimliliği yüksek çözümler artık kaçınılmaz hale geliyor.

Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman ÜnlüSınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın sanayi tesisleri için kapsamlı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

Doğrudan emisyonlar ve dolaylı emisyonlar ayrı ayrı hesaplanıyor

“SKDM kapsamında denetimler, klasik tesis kontrollerinden ziyade veriye dayalı raporlama ve doğrulama sistemi üzerinden yürütülüyor. Avrupa Birliği, AB’ye ihracat yapan firmalardan ürünlerin üretimi sırasında oluşan karbon emisyonlarını ürün bazında hesaplamalarını ve bu verileri düzenli olarak bildirmelerini talep ediyor. Bu kapsamda firmalar, her bir ürünün üretimi sırasında ortaya çıkan doğrudan emisyonları (yakıt kullanımı ve proses kaynaklı emisyonlar) ile dolaylı emisyonları (elektrik ve ısı tüketiminden kaynaklanan emisyonlar) ayrı ayrı hesaplıyor. Hesaplamalarda üretim hattı, kullanılan enerji miktarı ve üretim süresi temel kriterler olarak esas alınıyor.

Sanayide GES yatırımları da hızla artıyor

Ayrıca üretimde ve tesis genelinde kullanılan enerjinin kaynağı, miktarı ve hangi proseslerde kullanıldığına ilişkin detaylı raporlama isteniyor. Bu nedenle sanayi tesislerinde güneş enerjisi (GES) yatırımları da hızla artıyor.

Elektrikli ısıtıcı pazarında ciddi bir talep artışı yaşanıyor

Sanayide GES yatırımlarındaki hızlı büyüme, elektrifikasyon eğilimini güçlendirirken elektrikli ısıtıcı pazarında da ciddi bir talep artışını beraberinde getiriyor. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ısıtma sistemlerinde daha etkin kullanılabilmesi, hem emisyon azaltımı hem de karbon maliyetlerinin kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıyor.

Yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor

Çukurova Isı olarak, bu dönüşüm sürecine Goldsun Vega elektrikli ısıtıcı ürünümüz ile katkı sağlıyoruz. Goldsun Vega, özel reflektör teknolojisi sayesinde ampulden çıkan ışınların tamamını cisimlere yönlendirerek ısıtma verimini yüzde 28 oranında artırıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisi ise standart rezistanslı ısıtıcılara kıyasla yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor. Bu donanımsal özellikler sayesinde Goldsun Vega, endüstriyel tesislerde enerji tüketimini optimize ederken karbon emisyonlarını ve buna bağlı karbon maliyetlerini de önemli ölçüde azaltıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler