Wilo ile Endüstriyel Soğutmada Enerji Verimliliğini Artırmak - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Wilo ile Endüstriyel Soğutmada Enerji Verimliliğini Artırmak

Yayınlandı

-

Endüstriyel tesisler, veri merkezleri, gıda işleme tesisleri ve enerji santralleri gibi büyük ölçekli işletmelerin kesintisiz ve güvenli çalışmasında, endüstriyel soğutma sistemleri hayati bir rol oynar. Bu sistemler, proseslerden kaynaklanan veya çevresel ısı yüklerini uzaklaştırarak ürün kalitesini, proses güvenliğini ve işletme sürekliliğini teminat altına alır. Bir soğutma sisteminin performansı, tüm bileşenlerin uyumlu ve verimli çalışmasına bağlıdır. Bu bileşenler arasında, akışkanı taşımakla kalmayıp, sistemin dengesini kuran ve enerji tüketimini doğrudan etkileyen pompaların önemi kritiktir.

Interior view of an oil and gas petrochemical refinery plant with pipeline and valves. Industrial fuel production.

Endüstriyel Soğutma Sistemlerinde Anahtar Bileşenler ve Pompa İlişkisi

Soğutma sistemlerinin kalbi sayılan ana bileşenler, pompalarla olan yakın etkileşimleri sayesinde en yüksek verime ulaşır.

1. Chiller (Soğutucu Ünite) Devreleri

Chiller, soğutucu akışkan yardımıyla suyu veya glikol karışımını istenen sıcaklığa düşüren merkezi birimdir. Pompalar, soğutulmuş akışkanın sistem içinde dolaşımını sağlar:

  • Primer Pompa: Chiller’in evaporatör çıkışındaki soğuk suyu alır ve ana soğutma devresine (primer devre) iletir. Geleneksel sistemlerde sabit debi (constant flow) prensibiyle çalışan bu pompalar, kapalı bir hidronik çevrim içerisinde gerekli debi ve basıncı sürekli olarak sağlayan sirkülasyon pompalarıdır.
  • (Örnek Ürünler: Wilo-Atmos GIGA-I, Wilo-VeroLine-IPL)
  • Sekonder Pompa: Primer devreden gelen soğuk akışkanı, klima santralleri veya proses ekipmanları gibi nihai tüketim noktalarına dağıtır. Sistem yükünün sürekli değişkenlik gösterdiği bu uygulamalarda, değişken debili (variable flow) ve inverter (VFD) kontrollü pompalar tercih edilir. Bu yapı, sistemin anlık soğutma ihtiyacına göre debiyi otomatik olarak ayarlayarak önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlar. (Örnek Ürünler: Wilo-Stratos GIGA2.0-I, Wilo-Yonos GIGA2.0-I)

Isı Transferi ve Debi Yönetimi

Soğutma sisteminin temel çalışma prensibi Isı Transferi Temel Formülü ile açıklanır:

Q=m⋅c⋅ΔT

Burada Q (taşınan ısı miktarı – kW), m (kütlesel debi), c (özgül ısı kapasitesi) ve ΔT (gidiş – dönüş suyu sıcaklık farkı – °C) arasındaki denge kritik önem taşır:

  • Debi sistem ihtiyacının üzerine çıkarsa, sabit ısı yükü nedeniyle ΔT düşer ve “düşük delta T” sorunu oluşur; chiller verimi azalır. Artan debi nedeniyle pompa çalışma noktası nominal eğrinin sağına kayar, motor yüklenir, bileşenler aşınır, pompa NPSHr’ye yaklaşarak kavitasyon riski artar.
  • Debinin yetersiz olması halinde, m düşer, dolayısıyla taşınan ısı miktarı azalır ve evaporatörde buzlanma riski oluşur. Düşük debi, pompayı sistem eğrisi üzerinde verimsiz, yüksek basınç – düşük debi bölgesine iter. Ayrıca emiş hattındaki düşük hız, lokal basınç düşüşlerine neden olarak kavitasyon riskini yükseltir. 

Doğru pompa seçimi ve debi yönetimi, sistemin optimum çalışmasını sağlayarak hem verimliliği hem de ekipman ömrünü maksimize eder.

2. Kondenser Devreleri (Su Soğutmalı Sistemler)

Su soğutmalı chiller’larda kondenser, soğutucu akışkanın yoğuşarak ısısını suya aktardığı bir ısı eşanjörüdür.

Kondenser devresindeki pompalar, kondensörde ısınmış olan soğutma suyunu soğutma kulesine basar. Su, soğutma kulesinde atmosferle temas ederek (buharlaşma ve duyulur ısı transferi yoluyla) soğutulur. Soğuyan su, aynı kapalı çevrim soğutma suyu devresine geri dönerek kondensere yeniden beslenir. Bu nedenle kondenser–soğutma kulesi arasındaki soğutma suyu devresi kapalı çevrimdir; ancak soğutma kulesi ısı atım mekanizması gereği atmosfere açık çalışan bir ekipmandır.

Bu pompalar genellikle yüksek debi ve görece düşük basma yüksekliği gerektiren sirkülasyon pompalarıdır.

Kondenser suyu sıcaklığındaki en ufak bir sapma, chiller’ın enerji verimini doğrudan etkilediğinden, doğru debiyi kararlılıkla sağlayan bir pompa seçimi hayati önemdedir.

3. Dry Cooler (Kuru Soğutucu) Uygulamaları

Dry cooler’lar, özellikle su tüketiminin kısıtlı olduğu veya serbest soğutma (free cooling) potansiyeli olan iklimlerde, suyu veya glikollü karışımı ortam havasıyla dolaylı temas ettirerek soğutan kapalı devre sistemlerdir. Sirkülasyon pompaları, ısınan akışkanı dry cooler’a sevk eder ve soğutulan akışkanı proses veya kondenser hattına geri döndürür. Kapasiteye, borulama yapısına ve ısı yüküne bağlı olarak bu pompalar da sabit veya VFD kontrollü değişken debili olabilir.

4. Plakalı Isı Eşanjörleri (Plate Heat Exchanger)

Yüksek verimli ısı transferi sağlayan plakalı eşanjörler, iki akışkan devresi arasında karışım olmaksızın ısı aktarımı yapar. Pompa, eşanjörün her iki devresinde de (Chiller tarafı ve Proses/Yük tarafı) akışkanı istenilen debi ve basınçta dolaştırarak verimli ısı aktarımını ve gerekli sıcaklık farkının korunmasını sağlar. Sistem yüküne dinamik uyum ve enerji optimizasyonu için burada da sıklıkla VFD (değişken devirli) pompalar kullanılır. Eşanjörün tasarım debisi ve ΔP (basınç farkı) değerleri, pompa seçiminde temel referans noktalarıdır.

Doğru Pompa Seçimi ve Stratejik Enerji Verimliliği

Endüstriyel soğutma sistemlerinin toplam enerji tüketiminde pompaların payı göz ardı edilemez. Bu nedenle pompa seçimi, basit bir ekipman tercihi olmaktan öte stratejik bir enerji verimliliği kararıdır.

a. En İyi Verim Noktasına (BEP) Uyum

Her pompanın bir performans eğrisi bulunur. Pompanın, bu eğri üzerindeki En İyi Verim Noktası’nda (BEP – Best Efficiency Point) çalışması, minimum enerji tüketimi ve maksimum ömür için şarttır. Sistem eğrisiyle uyumsuz bir pompa seçimi; aşırı enerji harcamasına, kavitasyona, titreşime ve erken arızalara yol açar.

b. Akışkan-Malzeme Uyumu ve Glikol Etkisi

Sistem güvenliği ve uzun ömrü için pompa malzemelerinin kullanılan akışkanla (özellikle dry cooler’lı sistemlerde sıklıkla tercih edilen glikollü karışımlarla) kimyasal ve termal uyumu sağlanmalıdır. Glikol oranı, sistemin donma noktası gereksinimleri, viskozite değişimi ve ısı transfer performansı dikkate alınarak genellikle %20–50 aralığında seçilir. Artan glikol oranı viskoziteyi yükselttiği için, pompa salmastrası, contası ve iç bileşenlerinin uyumluluğu, düşük sıcaklıklarda dahi sistem güvenliği ve verimliliği açısından kritik öneme sahiptir.

c. Değişken Debili Sistemler ve Frekans Konvertörleri (VFD)

Sabit devirli pompalar, değişken yük koşullarına etkili bir yanıt veremez. Kısmi yük profilinin hakim olduğu endüstriyel soğutma sistemlerinde, VFD kontrollü değişken devirli pompaların kullanımı, yük azaldıkça pompa hızını düşürerek yüzde 30-50’ye varan enerji tasarrufu potansiyeli sunar. Pompa motor gücü, hızının küpüyle orantılı olarak değiştiği için küçük hız düşüşleri dahi büyük enerji kazancı sağlar.

d. Akıllı Pompa Sistemleri

Modern tesislerde kullanılan akıllı kontrol sistemleriyle entegre pompalar, basınç, sıcaklık ve debi verilerini sürekli izleyerek kendilerini otomatik olarak optimize eder. Wilo-Stratos MAXO gibi akıllı pompalar, sadece enerji verimliliğini artırmakla kalmaz, aynı zamanda önleyici bakım imkanları sunarak operasyonel ve bakım maliyetlerini de düşürür.

Günümüz endüstriyel dünyasında, salt soğutma sağlamak yeterli değildir. Soğutma sistemlerinin enerji verimli, sürdürülebilir, otomasyonla uyumlu ve bakımı kolay olması esastır. Bu bağlamda pompalar, sistemin yükünü taşıyan basit birer ekipman olmaktan çıkmış, performansı ve enerji verimliliğini belirleyen stratejik birer bileşen haline gelmiştir. Wilo olarak yaklaşımımız; doğru ürün seçimi, sahaya özel mühendislik desteği ve tam otomasyon uyumu ile entegre çözümler sunmak ve endüstriyel tesislerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarında kilit bir çözüm ortağı olmaktır.

Wilo; endüstriyel soğutma sistemlerinin yanı sıra, suyun yeniden kullanımı, atıksuların transferi, bina teknolojilerinde basınçlandırma ve ısıtma-iklimlendirme gibi birçok farklı alanda uzmanlaşmış çözümler sunmaktadır. Diğer ürün ve uygulama çözümlerimize web sitemizden kolayca erişebilirsiniz.

Wilo Türkiye Endüstri Bölge Satış Sorumlusu Hilal Büyüktaş

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Filli Boya “Colour Pin” ile Kişiselleştirilmiş Yeni Bir Renk Deneyimi Daha Başlattı!

Yayınlandı

-

Filli Boya, renk ölçüm cihazı Colour Pin ile satış noktalarında renk hizmetlerini tüm kullanıcılar için daha hassas, daha güvenilir ve daha kişiselleştirilmiş bir deneyim seviyesine taşıyor. Türkiye genelindeki 440 Filli Boya plus ve corner mağazasında sunulan bu yeni hizmet, tüketicilerin yaşam alanları için doğru rengi belirleme sürecini kolaylaştırıyor ve kendi stillerini yansıtan rengi birebir yakalayabilmelerini sağlayarak, kişiye özel renk deneyimini bir adım ileriye taşıyor.

Filli Boya, tüketici deneyimini güçlendiren yenilikçi yaklaşımını bir adım ileri taşımak amacıyla profesyonel renk ölçüm cihazı “Colour Pin”i plus ve corner satış noktalarına dahil etti. İlham aldıkları renkleri yaşam alanlarında birebir görmek isteyen kullanıcılar, kumaş, metal gibi bir yüzeyi mağazaya getirdiklerinde, uzman ekipler rengin en doğru dijital karşılığını anında ölçerek profesyonel bir renk danışmanlığı sunuyor. Cihazın sunduğu hassas ölçüm sayesinde ister bir kumaş parçası ister bir aksesuar ya da ilham veren herhangi bir yüzey olsun, hayalinizdeki renk en yakın seçenekle değil, tamamen kişiye özel olarak en doğru tonda sunuluyor.

Küçük, hassas ve kablosuz bir renk okuyucu olan Colour Pin’in üzerinde yer alan Filli Boya’ya özel QR kodu, kullanıcıları doğrudan Filli Boya uygulamasına yönlendiriyor. Böylece ölçülen renkler Filli Boya ekosistemi içinde kaydedilebiliyor, karşılaştırılabiliyor, kişisel bir renk kütüphanesi oluşturulabiliyor ve uzmanlar tarafından değerlendirilebiliyor. Ölçümlerde dokunun yüzey etkisini gösterme özelliği ise renk doğruluğunu bir üst seviyeye taşıyarak cihazın her kullanımda güvenilir sonuçlar vermesini mümkün kılıyor. Bu sayede kişiye özel hazırlanan renklerin, uygulandığında beklentiyle birebir örtüşmesi sağlanıyor.

Renk danışmanlığında yeni bir standart

Boya ve dekorasyon süreçlerinde en doğru tonu belirlemenin kritik olduğu tüm durumlarda güçlü bir yardımcı olarak öne çıkan cihaz, Filli Boya’nın deneyim odaklı mağaza anlayışıyla birleşerek renk danışmanlığında yeni bir standart oluşturuyor. Kullanıcıların kendi tarzlarını yansıtan tonlara kolayca ulaşabilmesi renk deneyimini tamamen yeni bir seviyeye taşıyor. Colour Pin ile renkleri ölçmek, ilhamı yakalamak ve yaratıcılığı özgür bırakmak artık çok daha kolay ve erişilebilir!

Okumaya Devam Et

GENEL

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında

Yayınlandı

-

Temiz enerji teknolojilerinde dünyanın önde gelen markalarından Sungrow, TIME Dergisi ve küresel veri analizi platformu Statista tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Büyüme Alanında Dünyanın En İyi Şirketleri” araştırmasında, dünyanın en iyi 14’üncü şirketi olarak gösterildi.

TIME ve Statista iş birliğiyle hazırlanan araştırma; şirketlerin finansal büyüme performansını, çevresel etki, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik uygulamalarıyla birlikte ele alarak uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini değerlendiriyor. Sungrow, bu kapsamlı analizde 14’üncü sırada yer alarak, temiz enerji teknolojileri alanındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu.

Düşük karbon ayak izi, düşük su tüketimi ve atık üretim oranları ile yüksek yenilenebilir enerji kullanımı gibi çevresel göstergelerin; finansal istikrar ve uzun vadeli büyüme performansıyla birlikte değerlendirildiği sıralamada Sungrow, temiz enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren global üreticiler arasında kendi kategorisinde ilk sırada yer aldı.

Herkes İçin Temiz Enerji Vizyonuyla Sürdürülebilir Büyüme

Sungrow’un bu başarısı; şirketin “Herkes için temiz enerji” vizyonu doğrultusunda şekillenen uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin somut bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek verimlilik sunan güneş enerjisi güç dönüştürücüleri (PV invertörler) ve enerji depolama sistemleri (ESS) ile Sungrow, üretimden ürün yaşam döngüsüne kadar uzanan sorumlu bir iş yaklaşımı benimsiyor. Şirket, temiz enerjiyi daha erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir hâle getirmeyi hedefleyen bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilirlik dönüşümünü net hedefler ve ölçülebilir adımlarla sürdürüyor.

Bu kapsamda Sungrow; 2028 yılı itibarıyla operasyonel seviyede karbon nötrlüğe ulaşmayı, 2038’de tedarik zinciri genelinde karbon nötrlüğü sağlamayı ve 2048’de tüm değer zincirinde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen uzun vadeli bir yol haritası izliyor. Şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı; MSCI ESG AAA derecelendirmesi, EcoVadis Altın Madalya, RE100 ve EP100 taahhütleri ile Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) üyeliği gibi uluslararası platformlar tarafından da teyit ediliyor.

Bugüne kadar küresel ölçekte 870 GW’ı aşan kurulu güce sahip güneş enerjisi güç dönüştürücüleri ile enerji dönüşümüne katkı sağlayan Sungrow, müşterileriyle birlikte yıllık yüz milyonlarca ton karbon emisyonunun önlenmesine destek oluyor. Yüksek verimlilik sunan PV invertör ve enerji depolama çözümleriyle Sungrow, sürdürülebilir büyümeyi küresel enerji dönüşümünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmayı sürdürüyor.

Net Sıfır Hedefine Doğru Somut Adımlar

Sungrow, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda operasyonlarını kararlılıkla dönüştürmeye devam ediyor. Şirket genelinde kullanılan elektriğin %70’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanırken, üretim süreçlerinde çevresel etkiyi azaltmaya yönelik sistematik bir yaklaşım uygulanıyor.

Sungrow’un tüm üretim tesisleri, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip bulunuyor. Ayrıca, Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) ve ürün karbon ayak izi sertifikaları ile belgelenmiş inverter ve enerji çözümleriyle çevresel performansını ürün seviyesinde de ortaya koyuyor. Şirket, üretim süreçlerinde oluşan tehlikesiz atıkların %90’ını geri dönüştürerek döngüsel ekonomi yaklaşımını operasyonel düzeyde hayata geçiriyor.

Sungrow, 2024 yılında hayata geçirdiği Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) Gelişim Merkezi ile; Strateji ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Sürdürülebilirlik Yönetim Ofisi’nin rehberliğinde politika geliştirme, hedef belirleme ve uygulama süreçlerini tek bir yapı altında topladı. ESG Gelişim Merkezi; Üstün Yönetişim, Net Sıfıra Doğru, Çevre Dostu Gelişim, Karşılıklı Fayda Sağlayan İş Birlikleri ile Çeşitlilik ve Kapsayıcılık olmak üzere beş temel stratejik önceliği Sungrow’un tüm operasyonlarına entegre ederek sürdürülebilir büyümenin kurumsal altyapısını güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı

Yayınlandı

-

Avrupa Birliği’nin 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 6 farkı sektörde faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesislerinde, karbon emisyonlarının ürün bazında hesaplanmasını ve raporlanmasını zorunlu hale getirdi. 

Üretim süreçlerinin yanı sıra tesis genelinde kullanılan enerji altyapılarının da denetim kapsamına alınmasıyla birlikte, dolaylı emisyonların önemli bir bölümünü oluşturan ısıtma sistemleri, sanayideki dönüşüm sürecinin merkezine yerleşti.

Sanayi tesisleri, ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ (SKDM), 1 Ocak itibarıyla tam olarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile birlikte demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesisleri, karbon bazlı ürünlerin üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonları için ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya kaldı. 

Sanayinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü zayıflatıyor

SKDM’ye uyum sağlayamayan sanayi tesislerinde karbon maliyetleri, ürün fiyatlarına yansıyor. Bu durum, Avrupa pazarında rekabet gücünü zayıflatırken alıcıların daha düşük karbon ayak izine sahip alternatiflere yönelmesine neden oluyor. Bu tablo, sanayi tesisleri için doğrudan sipariş kaybı anlamına geliyor.

Yatırım ve modernizasyon baskısı oluşturuyor

Öte yandan SKDM, sanayi kuruluşları üzerinde ciddi bir yatırım ve modernizasyon baskısıda oluşturuyor. Firmalar enerji tüketimini azaltmaya, verimsiz sistemleri yenilemeye ve düşük emisyonlu teknolojilere geçmeye zorlanıyor. Bu süreçte yalnızca üretim hatları değil; ısıtma sistemleri, elektrik altyapısı ve üretim prosesleri de denetim kapsamına giriyor. Türkiye’de sanayide tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 50’sinin verimsiz ısıtma ve soğutma sistemlerinde harcandığı düşünüldüğünde, enerji verimliliği yüksek çözümler artık kaçınılmaz hale geliyor.

Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman ÜnlüSınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın sanayi tesisleri için kapsamlı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

Doğrudan emisyonlar ve dolaylı emisyonlar ayrı ayrı hesaplanıyor

“SKDM kapsamında denetimler, klasik tesis kontrollerinden ziyade veriye dayalı raporlama ve doğrulama sistemi üzerinden yürütülüyor. Avrupa Birliği, AB’ye ihracat yapan firmalardan ürünlerin üretimi sırasında oluşan karbon emisyonlarını ürün bazında hesaplamalarını ve bu verileri düzenli olarak bildirmelerini talep ediyor. Bu kapsamda firmalar, her bir ürünün üretimi sırasında ortaya çıkan doğrudan emisyonları (yakıt kullanımı ve proses kaynaklı emisyonlar) ile dolaylı emisyonları (elektrik ve ısı tüketiminden kaynaklanan emisyonlar) ayrı ayrı hesaplıyor. Hesaplamalarda üretim hattı, kullanılan enerji miktarı ve üretim süresi temel kriterler olarak esas alınıyor.

Sanayide GES yatırımları da hızla artıyor

Ayrıca üretimde ve tesis genelinde kullanılan enerjinin kaynağı, miktarı ve hangi proseslerde kullanıldığına ilişkin detaylı raporlama isteniyor. Bu nedenle sanayi tesislerinde güneş enerjisi (GES) yatırımları da hızla artıyor.

Elektrikli ısıtıcı pazarında ciddi bir talep artışı yaşanıyor

Sanayide GES yatırımlarındaki hızlı büyüme, elektrifikasyon eğilimini güçlendirirken elektrikli ısıtıcı pazarında da ciddi bir talep artışını beraberinde getiriyor. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ısıtma sistemlerinde daha etkin kullanılabilmesi, hem emisyon azaltımı hem de karbon maliyetlerinin kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıyor.

Yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor

Çukurova Isı olarak, bu dönüşüm sürecine Goldsun Vega elektrikli ısıtıcı ürünümüz ile katkı sağlıyoruz. Goldsun Vega, özel reflektör teknolojisi sayesinde ampulden çıkan ışınların tamamını cisimlere yönlendirerek ısıtma verimini yüzde 28 oranında artırıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisi ise standart rezistanslı ısıtıcılara kıyasla yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor. Bu donanımsal özellikler sayesinde Goldsun Vega, endüstriyel tesislerde enerji tüketimini optimize ederken karbon emisyonlarını ve buna bağlı karbon maliyetlerini de önemli ölçüde azaltıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler