GENEL
Konutder Başkanı Ramadan Kumova: “2024 Konut için Geri Dönüş Yılı Oldu”
Yayınlandı
1 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
- 2024 yılını 1 milyon 478 bin 25 konut satışı ile tamamlayan sektör geçmiş yıllardaki hareketli günlerine dönüş sinyalleri veriyor. 2024 Aralık ayında son 36 ayın rekoru kırıldı ve Aralık 2024 tüm zamanların en yüksek 3’üncü ayı oldu. Böylelikle 2024 sektör için geri dönüş yılı oldu.
- Konut üreticileri yeniden oyuna dahil oluyor. 1.El satışlarda son 24 ayın rekoru kırıldı ve Aralık ayında 1. El satış payı %36’ya geldi.
- Kredili satış oranları %10’larda seyrediyor ancak ideal piyasa şartlarının oluşması için kredili satış oranının %50’lere gelmesi gerekiyor. Bunun için faizlerin yeniden %1 seviyelerine geri gelmesi önemli.
- Sosyal konut 2025 için belirleyici olacak. 2 yılı aşkın zamandır her platformda dile getirdiğimiz Kamu – Özel Sektör İşbirliği sosyal konut üretimine büyük katkı sağlayacaktır.
- Yabancıya satış düşmeye devam ediyor, Şampiyonlar Ligi’ne geri dönmeliyiz!
Konutder Başkanı Ramadan Kumova, bugün TÜİK tarafından açıklanan Aralık 2024 Konut Satış İstatistikleri verilerinin ardından 2024 yılının genel bir değerlendirmesini yaparak 2025’e dair sektör beklentilerini açıkladı.
Türkiye genelinde konut satışları 2024 Aralık ayında son 36 ayın rekoru kırarak bir önceki yılın aynı ayına göre %53,4 oranında artışla 212 bin 637 adet oldu. Aralık 2024 aynı zamanda istatistiklerin tutulduğu günden bu yana, Aralık 2021 ve Temmuz 2020’den sonra, tüm zamanların en yüksek 3’üncü ayı oldu.
2024’ün ilk yarısındaki durağan seyrinin aksine hareketli geçen ikinci yarıyıl sonunda sektör, 2024 yılını 1 milyon 478 bin 25 konut satışı ile tamamlayarak geçmiş yıllardaki canlı piyasa günlerine dönüşün ilk sinyallerini verdi.
Aralık ayında Kasım ayına göre %39’luk bir artış gerçekleşti. 2024 genelinde 2023’e göre konut satışları %20,6 artmış durumda. 2023’e göre 2024 yılında 1.El satışlar %27,6 artarken, 2.El satışlar %17,4 artış gösterdi. İpotekli satışlarda ise %10,8 düşüş gerçekleşti. Yabancıya satışta ise düşüş devam ederek yıl genelinde 2023’e göre %32,1 düşüş gerçekleşti.
Konut alıcısı 2024’ün ikinci yarısında fırsatı değerlendirdi
2024’ün ilk 6 ayında 2023 ilk 6 ayına göre %3,7’lük bir düşüş göze çarparken yılın son 6 ayında bir önceki seneye göre %41,3’lük bir artış oldu. Konut fiyat artışı enflasyonun gerisinde kaldığı için reel olarak değer kaybetti. Konut alıcısı da yılın ikini yarısında alıma geçti.
Kredili satış oranı ilk etapta %10’lardan %50’lere gelmeli
İpotekli (kredili) satışlara bakıldığında 2024 yılında satışlarda kredili satış payı %10,7 seviyesinde gerçekleşti. Oysa bu oran gelişmiş ülkelerde %80’lerde seyrediyor. Kredili satış oranlarını ilk aşamada %50’lere taşıyamazsak dengeli ve sağlıklı bir piyasaya kavuşamayız. Bunun için konut kredisi faizlerinin %1’in alına düşmesi çok önemli.
1.El satışlarda son 24 ayın rekoru kırıldı
2024’e baktığımızda 1. El konut satışlarında toparlanmanın devam ettiğini görüyoruz. 2023’te bu oran %31’ken 2024’te %32,8 yükseldi, fakat bu oran Aralık ayında %36’ya kadar geldi. Diğer bir ifadeyle son 24 ayın en yüksek 1. El satışı gerçekleşmiş oldu. Bu oran 1. El satışlardaki artışın devam edeceğine yönelik önemli bir göstergedir.
1. El konuttaki bu yükselmenin temel nedeni yüksek faiz ortamına konut üreticilerinin taşın altına elini koyarak kendi vadelendirme sistemlerini tüketiciye sunmaları oldu. Ancak bu sektör açısından sürdürülebilir bir durum değil. Bu nedenle 2024 sonunda başlayan kredi faizlerindeki iyileşmenin 6-7 ay kadar da duraksız bir şekilde devam etmesi gerekiyor ki 1. Eldeki satış oranı %50’lere yeniden gelebilsin ve oluşan bu kaynak yeni üretimlerin önünü açabilsin.
Sosyal konut 2025 için belirleyici olacak. Beklentimiz Kamu – Özel Sektör İşbirliği sosyal konut üretimine dahil edilmesi
2025 yılına dair beklentilerini de paylaşan Kumova, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere hükümet yetkililerimizin sosyal konut eksikliğine vurgu yapıp bu yönde çalışmaların başlatılacağını duyurmaları çok değerli ve ülkemiz için önemli bir fırsat. Bu alanda çok ciddi bir açık var ve 2025 yılı içerisinde atılacak adımlar bu eksikliğin giderilmesi adına belirleyici olacak.
Konut sahiplik oranında önemli oranda bir gerileme var ve bu gerileme dar gelir gruplarında daha da hissedilir seviyelerde. Son 17 yılda dar gelirlinin ev sahibi olma oranı %61’den %45’e gerilediğini görüyoruz. Öte yandan ev sahibi olamayan dar gelirlinin kiraya geçtiği göze çarpıyor. 2007’de dar gelirli her 100 kişiden 18’i kirada otururken bu sayı 2024 yılında neredeyse ikiye katlanarak 36,7’ye çıkıyor.
Değişen ekonomik koşullar, yüksek konut kredi faizleri ve artan konut maliyetleri ile beraber dar ve orta gelir gruplarının konuta erişimi daha da zor hale geldi. Bu gelir grupları için konut üretiminin yükünü TOKİ sırtlanmış durumda. Diğer taraftan Emlak Konut ise özel sektör işbirliği ile daha üst gelir gruplarına yönelik konut üretebiliyor. Tıpkı Emlak Konut modelinde olduğu gibi TOKİ ile de benzer bir model uygulanabilir, sabit gelirli ve dar gelirli vatandaşlarımızın barınma gereksinimlerini karşılanabilir. 2 yılı aşkın zamandır her platformda dile getirdiğimiz Kamu – Özel Sektör İşbirliği ile sosyal konut ve erişilebilir konut üretiminin arttırılması adına en ideal çözüm hayata geçirilmiş olur. Kamunun geliştireceği arsalar üzerinde özel sektörün imalat sürecinin tüm aşamalarını TOKİ kontrolü ve onayı ile yapabilir ve satış fiyatları da TOKİ ile geliştirici firma tarafından beraberce belirlenerek toplumun alt gelir gruplarına daha rahat konut üretebilir. Bu sayede ihtiyaca cevap verecek şekilde çok daha hızlı ve nitelikli konut üretimi sağlanabilir.
Yabancıya satış düşmeye devam ediyor, Şampiyonlar Ligi’ne geri dönmeliyiz!
Tüm dünyada ülkeler yabancıya satış pazarlarını büyütürken maalesef ülkemizin satışları düşmektedir. Dubai satışlarını %56, İspanya %44, İngiltere %16 artırırken, ülkemizde ise bunun aksine %37 gerileme oldu. 2024’te de 2023’e göre %32,1’lik düşüş gerçekleşti. 2022’den bu yana toplamda %65 kayıp yaşanmış ve satışlar 1/3 oranında gerçekleşmiştir.
Her geçen gün yabancıya konut satışında şampiyonlar liginden uzaklaşıyoruz. Geri dönmek adına önlemler alınmalı ve güçlü pazarlama kampanyaları yapılmalı.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Legrand Türkiye Grubu, Enerji Verimliliği Odaklı Akıllı Çözümlerle Sürdürülebilir Geleceğe Değer Katıyor
Yayınlandı
4 saat önce-
Şubat 16, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk anlayışını güvenli, dayanıklı ve ekonomik yaşam alanlarıyla bir araya getiriyor. Legrand Türkiye Grubu, sürdürülebilirlik yaklaşımını destekleyen akıllı bina sistemleri ve enerji verimliliği çözümleriyle, yapıların ve şehirlerin geleceğine değer katmaya devam ediyor.
Artan enerji maliyetleri, karbon salınımını azaltma hedefleri ve sürdürülebilirlik bilincinin yükselmesi hem bireysel kullanıcıları hem de kurumları enerji tasarrufu sağlayan akıllı sistemlere yönlendiriyor. Türkiye’de enerji verimliliği, akıllı binalar ve sürdürülebilir enerji çözümleri her geçen gün daha fazla önem kazanırken enerji verimliliğine yönelik teşvikler, sanayi sektöründe dijitalleşmenin hızlanması ve yenilenebilir enerji yatırımları bu dönüşümü destekliyor. Akıllı bina otomasyonları, enerji izleme ve yönetim sistemleri ile elektrikli araç şarj istasyonları gibi teknolojiler giderek daha yaygın hale geliyor. Bu dönüşümün aktif bir parçası olan Legrand Türkiye Grubu, güvenli, dayanıklı, sürdürülebilir ve enerji verimliliği sağlayan sistemlerin artık tartışılmaz bir zorunluluk olduğu bilinciyle elektriksel altyapı, akıllı bina ve güvenlik çözümleri geliştiriyor. Yüksek kaliteli ve dayanıklı modüler koruma ürünleri, yapıların güvenliğini artıran kritik bileşenler arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, Legrand Türkiye Grubu’nun 2025–2027 Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası kapsamında belirlediği somut ve ölçülebilir sürdürülebilirlik taahhütleriyle destekleniyor.
Akıllı Sistemlerle Enerji Kullanımında Kontrol ve Tasarruf
Enerji kalitesi ve enerji verimliliğini artıran çözümler konutlardan ticari yapılara, endüstriden veri merkezlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip. Konutlarda zaman saatleri, ev otomasyon sistemleri, aydınlatma yönetimi ve sensörler, ticari binalar ve endüstride ise aydınlatma yönetimi sistemleri, düşük kayıplı yeşil transformatörler, enerji analizörleri ve elektrikli araç şarj istasyonları enerji kullanımının daha verimli ve kaliteli hale gelmesine katkı sağlıyor. Bticino markası altında sunulan Living Now with Netatmo akıllı anahtar-priz serisi sayesinde kullanıcılar evlerindeki elektrik tüketimini uzaktan izleyip kontrol edebiliyor. Cihazların ne kadar enerji tükettiğini görebilerek daha bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirebiliyor.
Geleceğin Yaşam Alanları İçin Sürdürülebilir Teknoloji
Enerji verimliliği ve karbon ayak izinin azaltılması, günümüzde yalnızca çevre politikalarının değil, aynı zamanda ticari başarının da ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu doğrultuda Legrand Türkiye Grubu, tasarım ve üretim süreçlerinde sürdürülebilirliği önceliklendiriyor. Ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım ilkelerini benimseyen Legrand Türkiye Grubu, yeniden tasarlanan ve yeni geliştirilen ürün ailelerinin %50’sinin Legrand eko-tasarım endeksi kriterlerine uygun hale getirilmesini hedefliyor. Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Türkiye Ar-Ge Merkezi tarafından tasarlanan ve Pelitli fabrikasında üretilen, güneş enerjisiyle şarj olabilen Estia Hybrid UPS çözümü olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan bu ürün, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda atılan önemli adımlardan biri olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda 2027 yılına kadar grup genelinde üretilen ürünlerin %37’sinde sürdürülebilir malzeme kullanımına ulaşılması hedeflenirken, ambalaj alanında yürütülen dönüşümle ürünlerde kullanılan birincil plastik ambalajların %80’inin ortadan kaldırılması amaçlanıyor.
Önümüzdeki dönemde Legrand Türkiye Grubu, bina otomasyonu, akıllı enerji yönetimi sistemleri ve yenilenebilir enerji çözümlerine odaklanmayı sürdürüyor. Yapay zekâ ve IoT destekli akıllı sistemlerle geliştirilen çözümler, bireysel kullanıcıların ve işletmelerin enerji tüketimlerini daha verimli yönetmelerine katkı sağlıyor. Legrand Türkiye Grubu, yenilikçi yaklaşımıyla Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeye devam ediyor.
Komple çözüm sunma felsefesi ile Legrand’ın ürünleri hakkında ayrıntılı bilgi için www.legrand.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
GENEL
6 Şubat Depremleri: Yıkımın Nedenleri ve Güçlendirme Gerçeği
Yayınlandı
5 saat önce-
Şubat 16, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Etriye Stüdyo’nun 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin 3. yılına özel bölümünde, yapı stokunun gerçek risk haritası ve güçlendirme süreçlerindeki tıkanmalar; Oya Eşenli Gazioğlu moderatörlüğünde, Pak Danışmanlık Kurucusu İnş. Yük. Müh. Bayram Aygün (DEGÜDER YK Üyesi) ile Seismodynamics Kurucusu İnş. Müh. ve Deprem Yük. Müh. Mustafa Görkem Yıldız (DEGÜDER YK Başkanı) tarafından mühendislik perspektifiyle ele alındı.

Yıkımın Ortak Profili: 2000 Öncesi Yapılar
6 Şubat depremleri sonrasında yapılan saha incelemeleri ve açıklanan veriler, ağır hasar ve yıkımın büyük ölçüde 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş yapılarda yoğunlaştığını ortaya koydu. Bu yapılarda yapı denetimi bulunmaması, beton kalitesinin belirsizliği ve taşıyıcı sistem detaylarının standartlara uygun uygulanmaması, deprem performansını doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer aldı.
Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, 2000 yılının bir milat olarak kabul edilmesinin nedenini yapı denetim sisteminin bu tarihten sonra devreye girmesi ve hazır beton kullanımının yaygınlaşmasıyla açıkladı.
Sorun Yönetmelikte Değil, Uygulamada
Söyleşide yeni yapılarda yaşanan yıkımlar ele alındığında, sorunun yürürlükteki deprem yönetmeliklerinden kaynaklanmadığı ortak bir değerlendirme olarak öne çıktı. Taşıyıcı sistem kurgusu, perde oranları, proje–uygulama uyumu ve denetim süreçleri, yapı performansını belirleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı.
Bu çerçevede Mustafa Görkem Yıldız, özellikle paket yazılımlar üzerinden hızlı biçimde üretilen projelere dikkat çekti. Yıldız, yazılımın sunduğu çıktının mühendislik bilgisiyle sorgulanmadan uygulanmasının ciddi riskler doğurabildiğini; yazılımın bir araç olduğu, kararın ise mühendislik sorumluluğu taşıdığını vurguladı. Yönetmeliklerin teknik olarak yeterli olduğunu, asıl sorunun sahadaki uygulama kalitesi ve denetim mekanizmalarında yoğunlaştığını ifade etti.
Asıl Öncelik: 2000 Yılından Önce İnşa Edilmiş Yapılar
Deprem sonrası yapılan değerlendirmeler, can kayıplarını azaltmak açısından önceliğin 2000 yılından önce inşa edilmiş yapılar olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yapılar düşük yanal rijitlik, yetersiz perde kullanımı ve düzensiz taşıyıcı sistem kurgusuna ilave olarak düşük malzeme kalitesi ve uygunsuz donatı detayları nedeniyle yüksek risk grubunda yer alıyor. Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, yeni yapıların güvenliği kadar mevcut yapıların performansının da sistemli biçimde güçlendirme odağında ele alınması gerektiğini vurguladı.
Deprem Riski Teknikten Önce Bir “Erişim” Meselesi: Güçlendirme Neden Hâlâ Tıkanıyor?
Güçlendirme, teknik olarak doğruluğu kanıtlanmış ve kamu yapılarında uzun süredir kullanılan bir yöntem olmasına rağmen, konut ölçeğinde yeterince yaygınlaşmış durumda değil. Söyleşide bu durumun temel nedenleri finansman eksikliği, teşvik mekanizmalarının sınırlı olması ve bürokratik süreçlerin karmaşıklığı başlıkları altında ele alındı.
Bu çerçevede Bayram Aygün, güçlendirmenin mevcut kentsel dönüşüm anlayışı içinde geri planda kaldığını belirterek, “Güçlendirme bugün kentsel dönüşümün üvey evladı gibi ele alınıyor,” değerlendirmesinde bulundu. Aygün, kamu binalarında uygulanan güçlendirme politikalarının, benzer bir yaklaşımla konutlara da yayılması gerektiğini ifade etti.
İdari ve Hukuki Engeller Süreci Kilitliyor
Akışta öne çıkan bir diğer başlık ise güçlendirme sürecindeki idari sorunlar oldu. İskânsız yapıların güçlendirme ruhsatı alamaması gibi uygulamaların, en riskli yapıların sistem dışında kalmasına yol açtığı aktarıldı.
Bu konuda Mustafa Görkem Yıldız, idari süreçlerin sadeleştirilmemesinin, güçlendirme yapmak isteyen yapı sahipleri için süreci fiilen tıkadığını belirtti. Teknik çözümlerin sahada karşılık bulabilmesi için, bu çözümleri mümkün kılacak idari düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Yeni Güçlendirme Yönetmeliği Neleri Değiştirecek?
Yakın dönemde yürürlüğe girmesi beklenen Türkiye Bina Güçlendirme Yönetmeliği, mevcut yapılar için daha gerçekçi performans hedefleri tanımlaması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Yönetmeliğin teknik çerçeveyi netleştirmesinin, güçlendirme uygulamalarında maliyetleri daha öngörülebilir hale getirmesi bekleniyor.
Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, teknik düzenlemelerin ancak finansal ve idari destek mekanizmalarıyla birlikte ele alındığında sahada etkili olabileceğine dikkat çekti.
Sonuç: Güçlendirme Şefkatle Ele Alınmalı
Söyleşinin sonunda, Etriye Stüdyo moderatörü Oya Eşenli Gazioğlu, yapılan değerlendirmeleri şu çerçevede özetledi: 6 Şubat depremleri, Türkiye’de yapı güvenliği konusundaki asıl meselenin teknik bilgi eksikliğinden ziyade uygulama, erişilebilirlik ve politika tercihlerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Güçlendirme, bilimsel olarak geçerliliği kanıtlanmış ve kamu yapılarında başarısı görülmüş bir yöntem olarak önemli bir çözüm sunuyor. Ancak bu çözümün yaygınlaşabilmesi için, teknik doğrular kadar finansal desteklerin, idari kolaylıkların ve toplumsal farkındalığın birlikte ele alınması gerekiyor.
GENEL
Avrupa Yakası’nda ‘şehirden kopmadan nefes almak isteyenler’ için yeni bir yaşam standardı sunuluyor!
Yayınlandı
3 gün önce-
Şubat 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
YALI KEYFİNİ KÜÇÜKÇEKMECE’DE YAŞATACAK, İSTANBUL’A NEFES ALDIRACAK!
DENİZ VE GÖL MANZARALI YALI360, ŞEHİRDEN KOPMADAN FERAH BİR YAŞAMIN KAPILARINI AÇACAK!
Sega Yapı ve Mutlu İnşaat’ın ortak vizyonuyla Küçükçekmece Gölü kıyısında başlatılan 472 konutluk Yalı360 projesi, göl ve deniz manzarasını aynı anda sunan panoramik cepheleri, yeşil avluları, gün ışığını maksimum düzeyde alan ferah daireleri ve geniş balkonları ile bölgede fark yaratıyor. Modern mimariyi doğanın huzuru ile birleştirerek İstanbul’a yeni bir yaşam standardı getiren proje; Marmaray, metrobüs, E-5’e ve TEM’e yakınlığı ile ‘şehirden kopmadan nefes almak’ isteyenlerin tercihi oldu
Konut sektöründe sanayi ve ekonomisiyle hızla gelişen ve yatırım değeri her geçen gün artan ilçelerden Küçükçekmece’de başlatılan Yalı360 projesi, İstanbul’da yaşam kalitesini en üst seviyeye çıkaran özellikleriyle yıldızı parlayan projelerden biri oldu.
Sega Yapı ve Mutlu İnşaat’ın ortak vizyonuyla Küçükçekmece Gölü kıyısında temelleri atılan Yalı360; göl ve deniz manzarasını aynı anda sunan panoramik cepheleri, yeşil avluları, gün ışığını maksimum düzeyde alan ferah daire planları ve geniş balkonları ile bölgeye ‘nefes aldırarak’ fark yarattı.




İstanbul’da nadir yaşanabilecek yaşam standardı Küçükçekmece’de!
Toplam 53 bin metrekare inşaat alanı üzerinde 5 bloktan oluşan Yalı360 projesinde 1+1, 2+1, 3+1 gibi farklı daire tiplerinden oluşan 472 konut yer alıyor. Kapalı ve açık otopark imkânı, çocuk oyun alanları, 7/24 kesintisiz güvenlik hizmeti, yürüyüş alanları, donanımlı spor salonu ve saunanın yanı sıra, geniş bir peyzaj düzenlemesi sunan proje; göl ve deniz manzarasıyla buluşan ferah ve konforlu daireleriyle İstanbul’da nadir deneyimlenebilecek yüksek bir yaşam standardı getirdi. Modern mimariyi doğanın huzuru ile birleştiren Yalı360’da malzeme seçiminden renk paletine, peyzaj düzenlemelerinden ortak alanlara kadar her detay; dinginlik, zarafet ve kalite anlayışıyla tasarlandı.
Marmaray, metrobüs ve çevre yollarına yakınlığı ile şehre bağlanma kolaylığı
Merkezi konumu, yeşil alanlarla çevrili yapısı ve göl manzarasıyla şehir hayatının yoğun temposundan uzak, dengeli ve prestijli bir yaşam sunan Yalı360, ulaşım ağlarının merkezinde yer alan konumuyla, konforlu bir yaşama şehirden kopmadan kavuşma ayrıcalığını sağlıyor. Marmaray ve metrobüs ve E-5 bağlantılarına yürüme mesafesinde olan proje, metroya 1,8 km, Florya Sahil ve Aqua Florya AVM’ye ise 4 km mesafesiyle İstanbul’un her noktasına hızlı ve kolay ulaşım imkânı veriyor. Okullar, hastaneler, alışveriş merkezleri ve sosyal yaşam alanlarına olan yakınlığı ise projeyi hem yaşam hem de yatırım değeri açısından güçlü bir noktaya taşıyor.
Turan: “Projemiz,insanı merkeze alan, dengeli bir yaşam ve yatırım fırsatı”
İnşaatına 2025 yılında başladıkları projeyi 2028 yılında teslim etmeyi planladıklarını kaydeden Sega Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Turan, “Çağdaş mimari detayları, ferah yaşam alanları ve yeşil alanlarla bütünleşen yapısıyla Yalı360 projemizi, şehirden kopmadan dengeli bir yaşam arayanlarve sadece yaşamak için değil, nefes almak, dinginliği hissetmek ve şehrin karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için tasarladık. Bu özel proje ile İstanbul’da ve Küçükçekmece bölgesinde nadir bulunan bir yaşam deneyimi vadediyoruz. Şehir hayatının dinamizmi ile doğayla iç içe bir yaşamı, yeşil ile maviyi buluşturduğumuz proje, hem ayrıcalıklı bir yaşam hem de güçlü bir yatırım değeri sunuyor” değerlendirmesini yaptı. Sega Yapı olarak müşteri memnuniyetini merkeze alan, insan odaklı ihtiyaçlara özel çözümler sunan bir vizyonla çalıştıklarını kaydeden Turan, “Geleceğin yaşam alanlarını şekillendirirken sağlıklı, sürdürülebilir ve estetik yaşam alanları üreterek sektörde yön belirleyen bir marka olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Bulunduğumuz bölgelerde yaşam kalitesini yükseltmek ve insanlara değer üreten yapılar sunmak, en önemli önceliğimiz” dedi.
Son Yazılar
- Legrand Türkiye Grubu, Enerji Verimliliği Odaklı Akıllı Çözümlerle Sürdürülebilir Geleceğe Değer Katıyor Şubat 16, 2026
- 6 Şubat Depremleri: Yıkımın Nedenleri ve Güçlendirme Gerçeği Şubat 16, 2026
- Avrupa Yakası’nda ‘şehirden kopmadan nefes almak isteyenler’ için yeni bir yaşam standardı sunuluyor! Şubat 13, 2026
- Mars Logistics, Filosunu 150 Adet Mercedes-Benz Actros L ProCab ile Genişletti Şubat 12, 2026
- Çuhadaroğlu, intersecure Yangına Dayanıklı Yapı Sistemleriyle Turizm Sektöründe Güvenlik Standartlarını Güçlendiriyor Şubat 12, 2026
- TR Invest Sun City’nin 2. Projesinde de Mitsubishi Heavy Industries Klimalar Tercih Edildi Şubat 11, 2026
- Gree Airy Klima ile Dört Mevsim Konfor Şubat 11, 2026
- Otis “Little Engineers” programını tüm dünyaya taşıyor Şubat 11, 2026
- ASAŞ’ta Yenilikçi Fikirler Ödüllendirildi: “ASAŞ’ın AS’ları Proje Yarışması” Sonuçlandı Şubat 11, 2026
- ORKA Banyo ve Karabük Üniversitesi, Geleceğin Banyo Deneyimlerini Yapay Zekayla Tasarlıyor Şubat 11, 2026
- Mercedes-Benz Türk, İlk Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatını Medcem Çimento’ya Gerçekleştirdi Şubat 10, 2026
- Mardin Şehir Hastanesi Yüksek Verimli İklimlendirme Altyapısı İçin Form Endüstri Ürünleri’ni Seçti Şubat 10, 2026
- DAIKIN TEMİZ HAVA BİLİNCİNİ YAYMAYA DEVAM EDİYOR! 5 YENİ OKULDA DAHA TEMİZ HAVA SINIFI Şubat 10, 2026
- İzocam’da Üst Düzey Görev Değişimi: Kerem Kürklü, Genel Direktörlüğe Atandı Şubat 10, 2026
- Şişecam’ın Pazarlama Genel Müdür Yardımcılığı Görevine Yılmaz Erceyes Atandı Şubat 10, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak









