İzocam’dan Enerji Verimliliği Haftası’nda Güçlü Mesaj: “Doğru yalıtım, yarına yapılan en güçlü yatırımdır” - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İzocam’dan Enerji Verimliliği Haftası’nda Güçlü Mesaj: “Doğru yalıtım, yarına yapılan en güçlü yatırımdır”

Yayınlandı

-

İzocam, Enerji Verimliliği Haftası’nda “Doğru yalıtım, yarına yapılan en güçlü yatırımdır” mesajıyla; yalıtımın yalnızca bugünün tasarrufu değil, yapıların gelecekteki değeri ve sürdürülebilirliği için kritik bir yatırım olduğuna dikkat çekti.

İzocam, enerji verimliliği bilincinin artırılmasına dikkat çekmek amacıyla 05–11 Ocak tarihleri arasında kutlanan Enerji Verimliliği Haftası kapsamında “Doğru yalıtım, yarına yapılan en güçlü yatırımdır” mesajı verdi. 61 yıllık köklü geçmişini, yarınlara yatırım anlayışıyla geleceğe taşıyan lider marka, doğru yalıtım uygulamalarının hem bugünün ihtiyaçlarını karşıladığını hem de yarının ekonomik, çevresel ve toplumsal sürdürülebilirliğine güçlü bir katkı sunduğunu vurguladı.

Bugün yapılan yalıtımın; yarının bütçesine, yaşam konforuna ve dünyasına yapılan bir yatırım olduğunu belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “Enerji verimli yapılar sayesinde bugünden enerji tasarrufu sağlanırken, fatura maliyetleri azalmakta ve uzun vadede ciddi ekonomik avantajlar elde edilmektedir. Bununla birlikte yalıtım, çevresel etkiyi azaltan, daha sağlıklı ve konforlu yaşam alanları sunan, can ve yaşam güvenliğini destekleyen bir unsurdur. En önemlisi ise gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğumuzun somut bir karşılığıdır” diye konuştu.

İzocam olarak; enerji verimliliğini yalnızca bireysel tasarrufla sınırlı görmeyip, ülke ekonomisi ve dünya kaynaklarının korunması açısından da kritik bir unsur olarak ele aldıklarını ifade eden Murat Savcı, “Yalıtım, bir maliyet kalemi olarak değil, uzun vadede değer üreten bir yatırım aracı olarak konumlandırılmalıdır. Bu yaklaşım, bugünün yapılarını daha verimli hale getirirken, yarının çevresel ve ekonomik dengelerini de koruyan çok boyutlu bir değerler zinciri sunmaktadır” dedi.

Savcı: “Yalıtımda Yeni Bir Dönem Başladı”

Geçtiğimiz sene içerisinde TS 825 Standardı ve Ulusal Hesaplama Tebliği’nin ardından imzalanan İklim Kanunu ile enerji verimliliği standartlarının yeniden şekillendiğini belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, binaları sürdürülebilir geleceğe hazırlayan bu düzenlemelerin, yalıtım sektöründe yeni bir dönemin kapılarını araladığını vurguladı. Düzenlemelerin hem yalıtım sektörüne hem de ülke ekonomisine etkilerine dikkat çeken Murat Savcı, “Türkiye’nin enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik hedeflerine yönelik 2025 yılı içinde yürürlüğe giren üç önemli yasal düzenleme; yalıtım sektöründe yeni bir dönemin başlangıcına işaret etmektedir. Kısa aralıklarla yayımlanan bu düzenlemeler; ülkemizin enerji ithalatını azaltma hedefiyle uyumlu biçimde, yalıtım sektöründe nitelikli büyümeyi desteklerken, bina stokunun çevresel etkilerini azaltmayı ve yapıların uzun vadeli performansını artırmayı amaçlamaktadır. Teknik standartların yükseltilmesi ve stratejik uygulamaların sahaya yansıtılmasıyla hem ülke ekonomisine katkı sağlanması hem de bireysel enerji faturalarının düşürülmesi hedeflenmektedir” dedi.

Yasal düzenlemelerle geçerli olan değişiklikleri, Türkiye’nin enerji verimliliği hedefleri açısından son derece kritik bir dönüm noktası olarak yorumlayan Murat Savcı, “Binalarda Enerji Performansı Ulusal Hesaplama Yöntemine Dair Tebliğ, yeni yapılacak binalarda enerji performansını artırmak amacıyla daha hassas ve bölgesel koşullara uygun bir hesaplama sistemini devreye alırken, TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı’ndaki güncellemelerle uyumlu biçimde, yalıtım kalınlıklarının artırılmasını ve U değerlerinin düşürülmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu tebliğ, yeni yapılacak binaların tasarımından uygulamasına kadar enerji performansı kriterlerini yeniden şekillendirerek çok daha hassas, bilimsel ve yerel koşullara uygun bir hesaplama metodolojisi ortaya koymuştur. Binaların enerji performansını ölçen ve sınıflandıran BEP-TR yazılımında yapılan bu kapsamlı güncelleme sayesinde, tasarım aşamasında binaların gerçek enerji ihtiyaçları daha doğru şekilde belirlenecek; iklim verilerine göre ısı yalıtım kalınlıkları ve uygulama detayları bölgesel gereksinimlere uygun biçimde optimize edilecektir. Tebliğ kapsamında meteorolojik istasyon sayısının 84’ten 730’a çıkarılması da ülkemizin coğrafi çeşitliliğini daha iyi yansıtan detaylı ve hassas enerji hesaplamalarını mümkün kılacaktır” diye konuştu.

Tebliğ ile birlikte getirilen en önemli değişikliklerden birinin de ısı yalıtım gereksinimlerinin yalnızca ısıtma ihtiyacına göre değil, aynı zamanda soğutma ihtiyacına göre de tanımlanması olduğunu vurgulayan Murat Savcı, “Bundan böyle Türkiye’nin farklı iklim bölgelerindeki binalar artık hem yaz hem kış konforunu en az enerjiyle sağlamaya yönelik şekilde tasarlanacaktır. Geçtiğimiz yıl enerji ithalatı için yaklaşık 70 milyar dolar harcayan ülkemizde, enerjinin yaklaşık yüzde 33’ü binalarda tüketilmektedir. Bu tüketimin yüzde 80’i ise ısıtma ve soğutmaya ayrılmaktadır. Bu tablo, ısıtma ve soğutma giderlerinin azaltılmasının hem bireysel bütçeye hem de ülke ekonomisine sağlayacağı katkıyı açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

Yasal düzenlemelerle yeniden güncellenen enerji verimliliği yaklaşımının; ülkemiz için yalnızca enerji tüketimini azaltan teknik bir gereklilik değil, aynı zamanda ekonomik, çevresel ve toplumsal açıdan yarına yapılan stratejik bir yatırım olarak öne çıktığını belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, Enerji Verimliliği Haftası kapsamında yaptığı açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:

“Güncellenen standartlara uygun şekilde tasarlanan ve uygulanan enerji performansı yüksek binalar, daha düşük enerji tüketimi sayesinde uzun vadede önemli ekonomik avantajlar sağlayacaktır. Isınma ve soğutma giderlerinde sağlanan düşüş, yapıların işletme maliyetlerini azaltırken, bina değerinin korunmasına ve artmasına da katkı sunmaktadır. Aynı zamanda enerji ihtiyacının azalması; karbon salımının düşürülmesi, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir bir gelecek hedefleriyle doğrudan örtüşmektedir. Dolayısıyla enerji tasarrufu kısa vadeli bir kazanım değil, geleceğe yapılan bilinçli bir yatırım olarak değerlendirilmelidir.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

“5 Yılda 5 Bin Kadın Sürücü” Projesine Mercedes-Benz Türk’ten Anlamlı Destek

Yayınlandı

-

Mercedes-Benz Türk, lojistik ve taşımacılık sektöründe kadınların daha güçlü temsil edilmesini desteklemek amacıyla, Lojistik ve Taşımacılık Enstitüsü (CILT – The Chartered Institute of Logistics and Transport) Türkiye çatısı altında faaliyet gösteren Kadın Çalışmaları Kanadı WiLAT iş birliğiyle yürütülen “5 Yılda 5 Bin Kadın Sürücü” projesine dahil oldu. Şirket, proje kapsamında kamyon ve otobüs segmentlerinde kadın sürücü istihdamının artırılmasına yönelik eğitimden istihdama uzanan somut destekler sunmayı hedefliyor.

Türkiye genelinde kadın sürücü istihdamını artırmayı ve lojistik ile taşımacılık sektöründe sürdürülebilir bir dönüşüme katkı sağlamayı hedefleyen “5 Yılda 5 Bin Kadın Sürücü” projesi; kadınların mesleki gelişimini destekleyen, sektörde fırsat eşitliğine dikkat çeken ve uzun vadeli istihdamı odağına alan kapsamlı bir yapı sunuyor. Proje, kadınların ulaştırma, lojistik ve tedarik zinciri sektörlerine yönelmelerini teşvik etmenin yanı sıra, meslekte kalıcı olmalarını destekleyen eğitim, gelişim ve yönlendirme adımlarıyla bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Mercedes-Benz Türk ise bu süreçte yalnızca finansal destek sağlayan bir paydaş olmanın ötesine geçerek; bilgi birikimi, eğitim olanakları ve sektörel yönlendirmeleriyle kadın sürücülerin istihdama kazandırılmasına ve kariyerlerini sürdürülebilir şekilde inşa etmelerine katkı sağlamayı hedefliyor.

Eğitimden istihdama uzanan çok aşamalı destek modeli

Mercedes-Benz Türk, müşterileriyle iş birliği içinde 10 kadın kamyon sürücüsü ve 10 kadın otobüs sürücüsünün sürücü kursu, ehliyet, SRC belgesi, psikoteknik değerlendirme ve ilgili yasal süreçlerine destek sağlıyor. Bunun yanı sıra kadın sürücü adayları için ileri sürüş teknikleri eğitimleri düzenlenirken, ehliyetlerini tamamlayan adayların filo şirketlerine yönlendirilmesi ve istihdam süreçlerinin takibi de proje kapsamında yürütülüyor.

Proje süresince gerçekleştirilecek lansman ve mezuniyet törenleri, deneyim paylaşımları ve iletişim çalışmalarıyla kadın sürücülerin sektördeki görünürlüğünün artırılması hedefleniyor. Tüm iletişim faaliyetleri, “Benzersiz Kadınlar” ana sloganı altında yıl boyunca sürdürülecek.

Kadın sürücü istihdamını sektörün geleceğine yapılan bir yatırım olarak gördüklerini belirten Mercedes-Benz Türk 2. El Kamyon ve Otobüs Satış Direktörü Didem Daphne Özensel, “Bugün “Benzersiz Kadınlar” projemizin hayata geçmesi ile beraber, sadece kadın istihdamına değil sektörün bu önemli ihtiyacına da katkı sağlayacağız. Bugün sayılara baktığımızda erkek egemen görünen sektörde, kadınların da istihdama katılması ile önemli bir atılım yapacağını düşünüyor ve bunu kararlılıkla destekliyoruz. Tüm bu çalışmalardan gurur duyuyoruz. Bugün ise bizim için çok anlamlı bir iş birliğine daha imza atıyoruz. “Benzersiz Kadınlar” projesiyle, kadınların bu alana adım atmalarını desteklemenin ötesine geçerek; meslekte kalıcı olmalarını sağlayacak, bilgiyle, eğitimle ve doğru yönlendirmeyle güçlenen bir ekosistemin parçası olmayı hedefliyoruz. Bu projede sunduğumuz destek, yalnızca bugün için değil; uzun vadede sektörün nitelikli iş gücü ihtiyacına katkı sağlayacak bir yatırım niteliği taşıyor. Mercedes-Benz Türk olarak, bu dönüşümün bir parçası olmaktan ve kadın sürücülerin sektörde daha güçlü şekilde yer almasına katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu noktada tüm sektöre de bu bilinçle hareket etmesi yönünde çağrımızı yineliyoruz. Bu anlamlı projede emeği olan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

CILT Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Berna Akyıldız; bu yaklaşımın yalnızca bir sosyal sorumluluk perspektifiyle değil, sektörel bir dönüşüm vizyonuyla ele alınması gerektiğine dikkat çekerek; “Bu seferberlik, sadece bir sosyal sorumluluk yaklaşımı değil; taşımacılık sektörünün nitelikli iş gücü ihtiyacına yanıt verecek bir dönüşüm hareketidir. Mercedes-Benz Türk ile yürüttüğümüz iş birliğinin, kadın sürücü adaylarının mesleğe hazırlanmasını destekleyen güçlü bir örnek oluşturacağına inanıyoruz.” dedi.

CILT’nin Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Semra Özcan ise, projeye sahadaki etki açısından yaklaştıklarını vurgulayarak şunları kaydetti: “WiLAT olarak odağımız; kadınların bu alanda sadece başlaması değil, meslekte kalıcı olmasını sağlayacak destek mekanizmalarının kurulması. Bu iş birliğiyle kadın sürücü adaylarının mesleki gelişimlerini güçlendirecek, rol model etkisi yaratacak ve sektörün dönüşümüne katkı sunacak bir yapı hedefliyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

E.C.A.  Serel Yetkili Servisleri Antalya’da Buluştu

Yayınlandı

-

Emar Satış Sonrası Müşteri Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş., yurt genelinde hizmet veren yetkili servisler ile birlikte “Aynı Çatı Altında Yıllarca Beraber” temasıyla 17–19 Aralık 2025 tarihleri arasında Antalya Kaya Palazzo Golf Resort Belek’te düzenlenen yıllık değerlendirme ve strateji toplantısında bir araya geldi.

Emar A.Ş. tarafından, E.C.A. Serel markasının güçlü ve yaygın servis ağıyla birlikte “Aynı Çatı Altında Yıllarca Beraber” sloganıyla gerçekleştirilen organizasyonda; 2025 yılı performans değerlendirmeleri, 2026 yılına yönelik hedefler ve stratejik yol haritası katılımcılarla paylaşılmıştır.

Emar A.Ş. Servis Müdürü Güneyhan Demir’in sunumu ve Yekta Kopan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıya, Elginkan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Gaye Akçen, Emas A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Özokumuşoğlu, Elmor A.Ş. Genel Müdürü Enver Öz ile Emar A.Ş. Genel Müdürü Ekrem Erkut’un yanı sıra Emar A.Ş. personelleri de katıldı.

Dijitalleşen hizmetler ve müşteri memnuniyetine yönelik beklentiler

Toplantıda, Elginkan Topluluğu’nun E.C.A. SEREL markasıyla özdeşleşen “Daima Kalite ve Yıllarca Beraber” anlayışı güçlü bir şekilde vurgulandı ve 2026 yılında yenilenerek müşterilerin kullanımına sunulması planlanan E.C.A. Tüketici Mobil Hizmet Uygulaması tanıtıldı. Dijitalleşen dünyada müşteri memnuniyetine yönelik beklentiler, servis hizmetlerinde hız ve sürdürülebilir hizmet kalitesini artırmaya yönelik planlar paylaşıldı.

Güvene ve uzun yıllara dayanan iş birlikleri

Emar A.Ş., Elginkan Topluluğu’nun “Yıllarca Beraber” ilkesi doğrultusunda, uzun yıllardır birlikte çalıştığı yetkili servislerine teşekkürlerini, 125 servisine 10, 20, 25, 30, 35 ve 40. yıl kıdem ödüllerini takdim etmiştir.

Hizmet kalitesinde fark yaratan başarılar ödüllendirildi

Toplantıda, Yetkili Servis Tanıma ve Takdir Sistemi kapsamında müşteri memnuniyeti ve hizmet kalite kriterleri esas alınarak belirlenen başarılı servisler ödüllendirildi. 

Gala yemeğinde konuşma yapan Elginkan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Gaye Akçen, Topluluğun temel değerleri ile Elginkan Topluluğu’nun Kurucusu Sayın Hüseyin Ekrem Elginkan’ın müşteri ve kalite odaklı vizyonu doğrultusunda uzun vadeli hedeflere değinmiş, yetkili servislere başarılarının artarak devam etmesi yönündeki temennilerini iletmiştir.

Program, gala yemeği ve sanatçı sahne performansının ardından başarılı ve keyifli bir şekilde tamamlandı.

Okumaya Devam Et

GENEL

SIEMENS TÜRKİYE, ENERJİ VERİMLİLİĞİNİ DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİNE ALIYOR

Yayınlandı

-

Enerji verimliliğini dijital dönüşümle birlikte ele alan Siemens Türkiye, sanayi, altyapı ve binalarda hayata geçirdiği çözümlerle enerjinin daha verimli kullanılmasını destekliyor. 

Enerji Verimliliği Haftası kapsamında bir açıklamada bulunan Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Dünya, iklim değişikliğinin yarattığı acil sorunlarla karşı karşıya. Bu dönemde dijital dönüşüm, yalnızca teknolojik bir adım değil, sürdürülebilirlik ve büyüme için önemli bir itici güç olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ, IoT, bulut bilişim ve dijital ikiz gibi teknolojiler yalnızca operasyonel ve maliyet verimliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çevresel koşullara gerçek zamanlı uyum sağlayabilen akıllı altyapıların temelini oluşturuyor. Siemens Türkiye olarak, enerji verimliliğini ve dijital dönüşümü değer zincirimizin her aşamasına entegre ediyor, enerji tüketiminin yüksek olduğu sektörlerde hayata geçirdiğimiz iş birlikleriyle enerji verimliliği ve dijital dönüşüme katkı sunuyoruz” dedi.

Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümü odağına alan Siemens Türkiye, mühendislik ve teknoloji gücüyle enerjinin daha verimli kullanılmasına yönelik çözümler geliştiriyor. Sanayi, altyapı ve binalarda dijitalleşme odaklı yaklaşımıyla düşük karbonlu dönüşüme katkı sunan Siemens Türkiye, 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası kapsamında enerji verimliliğinin iklim kriziyle mücadelede ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolüne dikkat çekiyor.

Hüseyin Gelis: “Dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik için güçlü bir itici güç”

Enerji verimliliği ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Dünya, iklim değişikliğinin yarattığı acil sorunlarla karşı karşıya. Bu dönemde dijital dönüşüm, yalnızca teknolojik bir adım değil, sürdürülebilirlik ve büyüme için önemli bir itici güç olarak öne çıkıyor. Ancak bugün sürdürülebilirlik alanındaki en büyük risk, teknoloji eksikliği değil; kısa vadeli düşünme ve karar alma alışkanlıkları. Hükümetlerin, endüstri ve kurumların karbon salımını azaltmaya, kaynakları daha verimli kullanmaya ve belirsizlikler karşısında daha dayanıklı yapılar oluşturmaya odaklanması büyük önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın bu hafta yaptığı ve ‘2030 vizyonu doğrultusunda Türkiye’nin enerjisini verimlilikle büyütme’ hedeflerini vurgulayan açıklama da ülkemizin bu konuya verdiği önemin en güçlü göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu hedef doğrultusunda dijitalleşmenin, gerekli altyapının tasarımından işletilmesine kadar tüm süreçleri kapsayarak dönüşümü hızlandıran güçlü bir araç sunduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik açısından sunduğu fırsatlara dikkat çeken Hüseyin Gelis, bu dönüşümün aynı zamanda önemli zorluklar barındırdığını vurgulayarak şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik için dijitalleşme önemli bir adım olsa da aşılması gereken ciddi zorluklar bulunuyor. Bugün birçok altyapı sistemi uzun yıllardır kullanılıyor ve dijital teknolojilerle kolayca entegre edilemiyor. Bununla birlikte, verinin birçok noktada mevcut olmasına rağmen bu verinin bütünleşmiş, tutarlı ve güvenilir bir yapıda karar alma süreçlerine yansıtılamaması da önemli bir darboğaz oluşturuyor. Dijital yetkinlik ile sürdürülebilirlik bilgisini bir araya getirebilecek insan kaynağının sınırlı olması da bu süreci yavaşlatan önemli faktörlerden biri. Yatırım boşlukları ve kısa vadeli finansal bakış açıları, uzun vadeli sürdürülebilirlik faydalarının önüne geçebiliyor. Bütünleşmiş veri sistemlerinin eksikliği ise veri silolarına yol açarak dijital dönüşümün tüm potansiyelinden yararlanılmasını zorlaştırıyor. Tüm bu süreçlerin, veri gizliliği, siber güvenlik ve etik yapay zekâ gibi başlıkları kapsayan güçlü bir yönetişim anlayışıyla desteklenmesi büyük önem taşıyor.”

Hüseyin Gelis: “Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan… Değişime en çok uyum sağlayabilendir, hayatta kalan” sözü bugünkü dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yolculuğunun özünü anlatıyor

Tüm bu zorluklara rağmen, dijitalleşmenin sürdürülebilir verimlilik için güçlü bir kaldıraç sunduğunu belirten Gelis, “Yapay zekâ, IoT, bulut bilişim ve dijital ikizler gibi teknolojiler yalnızca operasyonel ve maliyet verimliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çevresel koşullara gerçek zamanlı uyum sağlayabilen akıllı altyapıların temelini oluşturuyor. Bu dönüşüm, teknik bir güncellemenin ötesinde sürdürülebilirliği tasarımdan işletmeye, oradan da sürekli optimizasyona uzanan bir yaşam döngüsü olarak ele alan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Kentlerin ve endüstriyel sistemlerin bu bakış açısıyla yeniden ele alınması gerekiyor. Bu nedenle kamu, özel sektör, akademi ve teknoloji sağlayıcılarının ortak bir vizyonla hareket etmesi, sürdürülebilir bir gelecek için kritik önem taşıyor. Dijital dönüşümün kalıcı etki yaratabilmesi için yalnızca teknolojiye yatırım yapmak yeterli değil. Ölçülebilirlik, sahiplenme ve hesap verebilirlik olmadan sürdürülebilir sonuçlardan söz etmek pek mümkün görünmüyor. Güçlü bir yönetişim anlayışı dijital dönüşümün ayrılmaz bir parçası” dedi.

Siemens Türkiye’den enerji verimliliğinde somut kazanımlar

Siemens Türkiye, geçtiğimiz yıl hem kendi operasyonlarında hem de müşterilerinde önemli kazanımlar elde etti. Şirket, 2025 yılında, müşterilerinin operasyonlarında 148 bin tCO2-eşd emisyon azaltımına katkı sundu. Aynı dönemde hayata geçirilen enerji verimliliği projeleri sayesinde müşteriler için 448 adet enerji tasarruf önlemi ile 21,72 milyon avroluk tasarruf potansiyeli ortaya çıkarıldı.

Siemens Türkiye, proje bazlı çalışmalarının yanı sıra 2009 yılından bu yana sürdürdüğü Sertifikalı Enerji Yöneticisi eğitimleriyle, enerji verimliliği alanında nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor.

Siemens Türkiye farklı sektörlerde enerji verimliliğini destekliyor

Siemens Türkiye, enerji tüketiminin yüksek olduğu sektörlerde hayata geçirdiği iş birlikleriyle enerji verimliliği ve dijital dönüşüme katkı sunuyor. Bu kapsamda Siemens Türkiye, Yıldız Holding bünyesinde faaliyet gösteren sakız ve şekerleme şirketi Continental Confectionery Company (CCC) ile yürüttüğü projede, üretim süreçlerinde enerji verimliliği ve dijitalleşmeyi birlikte ele alıyor. Çorlu’daki üretim tesisinde soğutma sistemlerinin dönüşümünü kapsayan ve Enerji Performans Sözleşmesi (EPS) modeliyle hayata geçirilen projede, dijital ikiz teknolojileriyle sistemler izlenip yönetilirken, enerji tasarrufu ve operasyonel verimliliğin artırılması hedefleniyor. Petrokimya sektöründe ise Siemens Türkiye, SOCAR Türkiye ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle, Petkim’in Aliağa’daki tesislerinde enerji altyapısının modernizasyonuna katkı sağlıyor. Elektrik altyapısının yenilendiği ve dijital izleme–kontrol sistemleriyle desteklenen çalışmalarla, enerji kayıplarının azaltılması, güvenliğin artırılması ve üretim süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi hedefleniyor. Uzun yıllara yayılan bu iş birliği, ağır sanayide dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik açısından örnek uygulamalar arasında yer alıyor. 

Siemens Türkiye’nin Kardemir’de gerçekleştirdiği elektrifikasyon ve otomasyon modernizasyonları ve dijital enerji yönetimi çözümleri, üretim süreçlerinde hem verimliliğin artmasına hem de kesintisiz ve güvenli enerji hedeflerinin desteklenmesine katkı sağladı. Bu çalışmalar, demir-çelik sektöründe dijitalleşmenin etkisini güçlü bir şekilde hissettirdi.

Siemens, entegre ağaç sektöründe Starwood Orman Ürünleri ile yürüttüğü enerji verimliliği projesiyle üretim süreçlerinde verimlilik ve dijitalleşmeyi birlikte ele alırken, makine imalatı alanında Mert Makina ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle otomasyon ve dijital çözümler aracılığıyla üretim performansının artırılmasına katkı sağlıyor. Dijital izleme ve kontrol sistemleriyle desteklenen bu çalışmalar, sürdürülebilir ve verimli üretim süreçlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Trendler