İnşaat Malzemeleri Sanayisinde Bir Yıllık Değişim Dikkat Çekti - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İnşaat Malzemeleri Sanayisinde Bir Yıllık Değişim Dikkat Çekti

Yayınlandı

-

 

İnşaat malzemeleri sanayisinde faaliyetler temmuz ayında sınırlı bir toparlanma gösterirken, sektörün güven ve beklenti göstergelerindeki gerileme dikkat çekti. İnşaat Malzemesi Sanayi Endeksi’nin Temmuz 2026 verilerine göre Bileşik Endeks 73,1 puana gerilerken, Faaliyet Endeksi 122,6 puanla aylık bazda 0,2 puan yükseldi. Buna karşın Güven Endeksi 45,4’e, Beklenti Endeksi ise 58,2 puana düştü. Entegre Harç Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Erdal Bozok, “Bugünkü faaliyet seviyesini korumak kadar geleceğe ilişkin güven ortamını güçlendirmek de kritik” dedi.

Sektörün mevcut faaliyetlerinde sınırlı da olsa hareketlilik devam ederken, güven tarafındaki zayıflama sektörün önümüzdeki döneme ilişkin daha temkinli bir görünüm sergilediğine işaret ediyor. 

Faaliyet Devam Ediyor, Ancak Gelecek Beklentisi Daha Temkinli

Entegre Harç Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Erdal Bozok, verilerin inşaat malzemeleri sektöründe mevcut faaliyetlerin devam ettiğini ancak geleceğe ilişkin öngörülerin daha dikkatli yapılmaya başlandığını belirterek, “İnşaat malzemeleri sanayisinde faaliyet tarafının güçlü kalmaya devam etmesi, sektörün üretim ve talep dinamiklerini koruduğunu gösteriyor. Ancak güven ve beklenti endekslerindeki gerileme, sektör oyuncularının önümüzdeki döneme daha temkinli baktığını ortaya koyuyor. Bugünkü faaliyet seviyesini korumak kadar, geleceğe ilişkin güven ortamını güçlendirmek de önümüzdeki dönemin temel gündemlerinden biri olacak” dedi.

Bir Yılda Güven Endeksinde 9,1 Puanlık Gerileme

Temmuz 2025 ile Temmuz 2026 arasındaki verilere bakıldığında sektörün güven göstergesindeki değişim daha net ortaya çıkıyor. Güven Endeksi geçen yıl temmuz ayında 54,5 puan seviyesindeyken, Temmuz 2026’da 45,4 puana geriledi. Böylece bir yıllık dönemde 9,1 puanlık düşüş gerçekleşti. Benzer şekilde Beklenti Endeksi de aynı dönemde 66,0 puandan 58,2 puana indi. Bileşik Endeks ise 81,0 puandan 73,1 puana geriledi. Buna karşılık Faaliyet Endeksi’nin 126,0 puandan 122,6 puana gelmesi, faaliyetlerdeki gerilemenin diğer göstergelere kıyasla daha sınırlı kaldığını ortaya koydu.

Erdal Bozok, bu tabloyu değerlendirirken sektörün önündeki dönemde yalnızca üretim ve satış hacimlerine değil, yatırım kararlarını destekleyecek öngörülebilirlik ortamına da odaklanması gerektiğini vurgulayarak, “İnşaat malzemeleri sektörü, ekonominin genel seyrini ve inşaat sektöründeki hareketliliği doğrudan hisseden alanların başında geliyor. Bu nedenle güven ve beklentilerdeki değişim, yalnızca sektör şirketlerinin değil, tedarik zincirinin tamamının kararlarını etkiliyor. Önümüzdeki dönemde maliyetlerin, talebin ve finansman koşullarının daha öngörülebilir hale gelmesi, sektörün yatırım iştahı açısından belirleyici olacaktır” diye konuştu.

Sektör İçin Yeni Dönemin Anahtarı: Öngörülebilirlik

Temmuz verilerinin, inşaat malzemeleri sanayisinde mevcut faaliyetlerin tamamen kaybolmadığını, ancak sektörün geleceğe yönelik kararlarında daha seçici ve kontrollü davrandığını gösterdiğini belirten Bozok, şirketlerin bu dönemde verimlilik, maliyet yönetimi ve operasyonel dayanıklılığa daha fazla odaklanacağını ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde sektör açısından en değerli başlıklardan biri öngörülebilirlik olacak. Şirketlerin üretimden yatırıma kadar uzun vadeli kararlar alabilmesi için yalnızca bugünkü talebi değil, gelecekteki koşulları da daha net görebilmesi gerekiyor. Dolayısıyla sektörün rekabet gücünü koruması, değişen koşullara hızlı uyum sağlarken verimlilik ve sürdürülebilirlik odağını kaybetmemesine bağlı.”

 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Zemin Boyasında Yanlış Seçim Maliyeti Katlıyor, Doğru Ürün Kullanım Ömrünü Uzatıyor

Yayınlandı

-

 

Garajlardan depolara, mağazalardan okullara kadar yoğun kullanılan zeminlerde yalnızca estetik değil, doğru boya seçimi de büyük önem taşıyor. Kullanım amacına uygun seçilmeyen zemin boyaları kısa sürede aşınma, çatlama ve bakım maliyetlerini artırırken, doğru ürün seçimi zeminin dayanıklılığını ve kullanım ömrünü önemli ölçüde uzatıyor. Bianca Boya Kurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, zeminlerin maruz kaldığı yük ve trafik yoğunluğuna göre doğru boya sisteminin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.

Her gün binlerce kişinin kullandığı zeminler zamanla yıpranıyor. Ancak doğru boya sistemi tercih edildiğinde aşınma, çatlama ve bakım ihtiyacı önemli ölçüde azalıyor. Bianca Boya, kullanım alanına göre geliştirilen zemin boyalarının uzun ömürlü ve ekonomik çözümler sunduğuna dikkat çekiyor. 

Yoğun Kullanılan Zeminlerde En Büyük Hata: Her Alana Aynı Boyayı Uygulamak

Garajlar, depolar, atölyeler, otoparklar, okullar, mağazalar ve üretim tesisleri gün boyunca yoğun yaya ve araç trafiğine maruz kalıyor. Bu nedenle zeminlerde kullanılan boya yalnızca dekoratif bir kaplama değil; yüzeyi aşınmaya, darbelere, kimyasallara ve dış etkilere karşı koruyan önemli bir yapı bileşeni olarak öne çıkıyor. Zemin kaplamalarında yapılan en büyük hatalardan biri, kullanım amacını göz ardı ederek her alan için aynı ürünün tercih edilmesi. Oysa zeminin maruz kalacağı yük, nem, kimyasal temas ve trafik yoğunluğu dikkate alınarak seçilen doğru boya sistemi, hem bakım maliyetlerini azaltıyor hem de zeminin uzun yıllar ilk günkü performansını korumasına yardımcı oluyor. 

Doğru Ürün Seçimi İşletmeler İçin Tasarrufa Dönüşüyor

Yoğun kullanılan ticari alanlarda sık sık yapılan boya yenilemeleri yalnızca malzeme maliyeti oluşturmuyor; aynı zamanda işletmeler için zaman kaybı ve operasyonel aksamalara da neden oluyor. Kullanım koşullarına uygun seçilen profesyonel zemin boyaları ise yüzeyin daha uzun süre korunmasını sağlarken temizlik süreçlerini kolaylaştırıyor, tozumayı azaltıyor ve estetik görünümün uzun süre korunmasına katkı sağlıyor. Böylece hem bakım sıklığı azalıyor hem de toplam işletme maliyetleri düşüyor. 

Her Zeminin İhtiyacı Farklı

Kullanım alanına göre tercih edilecek boya sistemi de değişiklik gösteriyor. Orta yoğunluktaki kullanım alanlarında akrilik esaslı zemin boyaları pratik uygulama ve hızlı kuruma avantajı sunarken; ağır yük, yoğun araç trafiği ve kimyasal dayanım gerektiren endüstriyel alanlarda epoksi esaslı sistemler daha uzun ömürlü çözümler sağlayabiliyor. 

 “Zemin Boyası Yalnızca Renk Değil, Bir Koruma Sistemidir”

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bianca Boya Kurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, şunları söyledi:

“Zemin boyası çoğu zaman yalnızca estetik bir uygulama olarak görülüyor. Oysa doğru ürün seçimi, zeminin kullanım ömrünü doğrudan etkileyen önemli bir yatırımdır. Garaj, depo, okul, mağaza ya da üretim tesisi gibi farklı alanların her biri farklı performans beklentilerine sahiptir. Trafik yoğunluğu, mekanik yük, nem ve kimyasal temas gibi unsurlar dikkate alınmadan yapılan ürün tercihleri kısa sürede aşınma ve deformasyona neden olabilir. Kullanım amacına uygun seçilen profesyonel zemin boyaları ise zemini korurken bakım maliyetlerini azaltır ve uzun yıllar güvenli kullanım sağlar.”

Akrilikten Epoksiye Farklı İhtiyaçlara Özel Çözümler

Bianca Boya, inşaat ve sanayi boyaları ürün grubunda farklı kullanım alanlarına yönelik geliştirdiği zemin boyalarıyla hem ticari hem de endüstriyel yapılara çözüm sunuyor. Bianca Boya’nın Akrilik Zemin Boyası, tek bileşenli yapısı, kolay uygulanabilirliği ve hızlı kürlenme özelliğiyle belirli kullanım alanlarında pratik çözümler sağlarken; Bia-Pox Solventsiz Epoksi Zemin Kaplama Sistemi ise çift bileşenli yapısıyla yüksek mekanik dayanım gerektiren depo, atölye, fabrika ve otopark gibi yoğun kullanılan alanlarda uzun ömürlü performans sunuyor. 

Uzun Ömürlü Zeminler Doğru Planlamayla Başlıyor

Feyzoğlu, zemin kaplamalarında yalnızca ürün kalitesinin değil, doğru yüzey hazırlığı ve uygun uygulama koşullarının da büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Zeminin temiz, sağlam ve uygulamaya uygun hale getirilmesi ile kullanım amacına göre doğru boya sisteminin seçilmesi, kaplamanın performansını ve kullanım ömrünü önemli ölçüde artırıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

RUSAL’dan Türkiye’nin büyüyen alüminyum sanayisine üç kıtaya yayılan tedarik zinciri

Yayınlandı

-

RUSAL, Batı Afrika’daki boksit madenciliğinden nihai alüminyum üretimine kadar uzanan ve birden fazla kıtayı kapsayan entegre tedarik ağıyla Türkiye’deki ve küresel pazarlardaki sanayicilerin ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyor.

Dünyanın en büyük alüminyum üreticilerinden Rusal, 2025 yılında 3,9 milyon ton alüminyum üretirken satış hacmini 4,49 milyon tona çıkardı ve yıllık gelirini 14,8 milyar dolara ulaştırdı. Operasyonların arkasındaki bu devasa ölçek; hammadde çıkarılması, alümina rafinasyonu ve alüminyum dökümünü kapsayan coğrafi olarak çeşitlendirilmiş bir üretim zincirinden güç alıyor.

Bu zincirin en kritik halkalarından biri, dünyanın en önemli boksit üreticilerinden Gine’de başlıyor. RUSAL; Compagnie des Bauxites de Kindia (CBK), Dian-Dian boksit projesi ve Friguia boksit-alümina kompleksi de dahil olmak üzere bu Batı Afrika ülkesinde birden fazla tesisle faaliyet gösteriyor. Şirketin toplam boksit üretiminin yaklaşık yarısı Gine’deki bu operasyonlardan sağlanıyor.

RUSAL, tüm tesislerinde 2024 yılında boksit üretimini yıllık %19 artırarak 15,9 milyon tona çıkardı. Şirketin dikey entegre üretim sisteminin parçası olan bu uluslararası hammadde tabanı, farklı bölge ve sektörlerdeki müşterilere kesintisiz hizmet verilmesine imkân tanıyor.

Türkiye, küresel alüminyum zincirinde kritik bir pazar
Türkiye, küresel alüminyum değer zincirinde son derece önemli bir pazar konumunda bulunuyor. Yerli sanayinin ihtiyaç duyduğu birincil alüminyumun yaklaşık %90’ı ithal edilirken, ülkedeki alüminyum sektörü zamanla güçlü bir üretim ve ihracat gücüne dönüşmüş durumda. Sektör verilerine göre Türkiye’nin alüminyum ihracatı 2022 yılında 6 milyar doları aşarak ülkeyi dünyanın önde gelen alüminyum ihracatçıları arasına taşıdı.

Türk üreticiler için birincil alüminyuma erişim hayati önem taşıyor; çünkü yerli sanayinin yarattığı katma değerin büyük kısmı bu hammaddenin işlenmesinden geliyor. İthal edilen birincil metal, Türkiye’de işlenerek hem iç pazar hem de ihracat için yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülüyor. Bu nedenle hammaddeye istikrarlı erişim, sektörün rekabet gücü ve sürdürülebilir büyümesi açısından kritik bir faktör olmayı sürdürüyor.

RUSAL IMETAL Satış Direktörü Roman Borisov konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye, uluslararası alanda son derece rekabetçi bir alüminyum işleme sanayisi inşa etti ve birincil metala güvenilir erişim, bu gelişimin devamı için büyük önem taşıyor. RUSAL’ın dikey entegre ve coğrafi olarak çeşitlendirilmiş üretim yapısı, geniş ürün yelpazemiz ve istikrarlı tedarikimizle uluslararası pazarlardaki müşterilerimizi desteklememizi sağlıyor. Türkiye’yi uzun vadeli ve stratejik bir pazar olarak görüyor, müşterilerimizin gelişen ihtiyaçlarına yanıt vermek üzere iş birliğimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.”

RUSAL, uluslararası hammadde altyapısı ve dikey entegre üretim sistemiyle Türkiye’deki alüminyum işleme sektörünü desteklemeye ve Türk müşterileriyle olan uzun vadeli ortaklıklarını güçlendirmeye devam ediyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

ASSA ABLOY, “Dünyaya Kapı Açıyoruz 2026” Etkinliğinde İş Ortaklarıyla Buluştu

Yayınlandı

-

 

ASSA ABLOY Türkiye, “Together We Grow” temasıyla düzenlediği “Dünyaya Kapı Açıyoruz 2026” etkinliğinde Kıbrıs’ta iş ortaklarıyla buluştu. 

16-18 Ekim tarihleri arasında Concorde Luxury Resort’ta gerçekleştirilen buluşmada, iş birliklerinin güçlendirilmesi, ortak başarıların paylaşılması ve geleceğe yönelik fırsatların değerlendirilmesi amaçlandı. Etkinlik kapsamında ASSA ABLOY ve grup markalarının yeni ürünleri de tanıtıldı.

 

Geçiş çözümleri alanında dünya lideri ASSA ABLOY, 16-18 Ekim tarihleri arasında Kıbrıs’ta düzenlediği “Dünyaya Kapı Açıyoruz 2026” etkinliğinde iş ortaklarıyla bir araya gelerek hem yeni ürün ve çözümlerini tanıttı hem de sektörün geleceğine yönelik fırsatları değerlendirdi.

Güçlü iş birlikleriyle geleceğe yön veriyor 

“Together We Grow” mottosuyla düzenlenen etkinlikte, ASSA ABLOY’un iş ortaklarıyla kurduğu uzun vadeli ilişkilerin ve birlikte büyüme anlayışının şirketin gelecek vizyonundaki yeri öne çıktı.

Yeni çözümler tanıtıldı

Etkinlik kapsamında katılımcılar, ASSA ABLOY’un ürün ve çözümlerini deneyimleme fırsatı da  buldu. Organizasyonda ASSA ABLOY çözümlerinin yanı sıra Abloy, HID ve Roger markalarının ürünleri de tanıtıldı. Katılımcılar, farklı ürün grupları hakkında uzmanlardan bilgi aldı ve yeni teknolojileri yakından inceledi.

16 Ekim’de karşılama programıyla başlayan organizasyon, 17 Ekim’deki seminerler, ürün deneyimleri ve çeşitli etkinliklerle devam etti. Programın son gününde ise katılımcılar için Kıbrıs şehir turu düzenlendi.

“İş ortaklarımızla birlikte büyümeye devam edeceğiz”

ASSA ABLOY Güvenlik Çözümleri Satış Direktörü Ümit Parlatan, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“İş ortaklarımız, bugünkü başarımızın en önemli paydaşları arasında yer alıyor. Birlikte elde ettiğimiz başarıları daha ileriye taşımak ve yeni fırsatları değerlendirmek amacıyla ‘Together We Grow’ temasıyla düzenlediğimiz bu etkinlikte de ortak büyüme hedefimizi vurgulamak istedik. Bu hedef doğrultusunda, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü bağları geliştirmeyi ve sektöre değer katan çözümlerle birlikte yeni başarılara imza atmayı sürdüreceğiz.”

Okumaya Devam Et

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye