GENEL
RUSAL’dan Türkiye’nin büyüyen alüminyum sanayisine üç kıtaya yayılan tedarik zinciri
Yayınlandı
2 saat önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
RUSAL, Batı Afrika’daki boksit madenciliğinden nihai alüminyum üretimine kadar uzanan ve birden fazla kıtayı kapsayan entegre tedarik ağıyla Türkiye’deki ve küresel pazarlardaki sanayicilerin ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyor.
Dünyanın en büyük alüminyum üreticilerinden Rusal, 2025 yılında 3,9 milyon ton alüminyum üretirken satış hacmini 4,49 milyon tona çıkardı ve yıllık gelirini 14,8 milyar dolara ulaştırdı. Operasyonların arkasındaki bu devasa ölçek; hammadde çıkarılması, alümina rafinasyonu ve alüminyum dökümünü kapsayan coğrafi olarak çeşitlendirilmiş bir üretim zincirinden güç alıyor.
Bu zincirin en kritik halkalarından biri, dünyanın en önemli boksit üreticilerinden Gine’de başlıyor. RUSAL; Compagnie des Bauxites de Kindia (CBK), Dian-Dian boksit projesi ve Friguia boksit-alümina kompleksi de dahil olmak üzere bu Batı Afrika ülkesinde birden fazla tesisle faaliyet gösteriyor. Şirketin toplam boksit üretiminin yaklaşık yarısı Gine’deki bu operasyonlardan sağlanıyor.
RUSAL, tüm tesislerinde 2024 yılında boksit üretimini yıllık %19 artırarak 15,9 milyon tona çıkardı. Şirketin dikey entegre üretim sisteminin parçası olan bu uluslararası hammadde tabanı, farklı bölge ve sektörlerdeki müşterilere kesintisiz hizmet verilmesine imkân tanıyor.
Türkiye, küresel alüminyum zincirinde kritik bir pazar
Türkiye, küresel alüminyum değer zincirinde son derece önemli bir pazar konumunda bulunuyor. Yerli sanayinin ihtiyaç duyduğu birincil alüminyumun yaklaşık %90’ı ithal edilirken, ülkedeki alüminyum sektörü zamanla güçlü bir üretim ve ihracat gücüne dönüşmüş durumda. Sektör verilerine göre Türkiye’nin alüminyum ihracatı 2022 yılında 6 milyar doları aşarak ülkeyi dünyanın önde gelen alüminyum ihracatçıları arasına taşıdı.
Türk üreticiler için birincil alüminyuma erişim hayati önem taşıyor; çünkü yerli sanayinin yarattığı katma değerin büyük kısmı bu hammaddenin işlenmesinden geliyor. İthal edilen birincil metal, Türkiye’de işlenerek hem iç pazar hem de ihracat için yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülüyor. Bu nedenle hammaddeye istikrarlı erişim, sektörün rekabet gücü ve sürdürülebilir büyümesi açısından kritik bir faktör olmayı sürdürüyor.
RUSAL IMETAL Satış Direktörü Roman Borisov konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye, uluslararası alanda son derece rekabetçi bir alüminyum işleme sanayisi inşa etti ve birincil metala güvenilir erişim, bu gelişimin devamı için büyük önem taşıyor. RUSAL’ın dikey entegre ve coğrafi olarak çeşitlendirilmiş üretim yapısı, geniş ürün yelpazemiz ve istikrarlı tedarikimizle uluslararası pazarlardaki müşterilerimizi desteklememizi sağlıyor. Türkiye’yi uzun vadeli ve stratejik bir pazar olarak görüyor, müşterilerimizin gelişen ihtiyaçlarına yanıt vermek üzere iş birliğimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.”
RUSAL, uluslararası hammadde altyapısı ve dikey entegre üretim sistemiyle Türkiye’deki alüminyum işleme sektörünü desteklemeye ve Türk müşterileriyle olan uzun vadeli ortaklıklarını güçlendirmeye devam ediyor.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
MALZEMENİN ÖTESİNDE: MİMARİ TASARIMIN ANA ÖGELERİNDEN
Yayınlandı
21 dakika önce-
Ekim 22, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Nami ve Yeşim Hatırlı’nın liderliğindeki Hatırlı Mimarlık için malzeme, tasarım tamamlandıktan sonra verilen estetik bir karar değil; mimari konseptin en başından itibaren strüktür, mekân, ışık ve detayla birlikte gelişen temel tasarım bileşenlerinden biri. Malzemenin nasıl göründüğünden çok, yapının tektoniğine ne kattığı, nasıl yaşlanacağı, dayanıklılığı ve bulunduğu yerle nasıl ilişki kurduğu önem kazanıyor.
Mimarlıkta malzeme, yalnızca yapının fiziksel varlığını oluşturan ya da ona estetik kimlik kazandıran bir unsur değil; strüktürün, mekânsal kurgunun, yapı tektoniğinin ve mimari dilin temel bileşenlerinden biridir. Malzemenin doğası, yapım teknikleri, renk ve doku özellikleri, yapının biçimlenişini ve kullanıcıyla kurduğu ilişkiyi etkilerken; bağlam, dayanıklılık, bakım ve kaynak tüketimi gibi konularla sürdürülebilir mimarlığın da önemli tasarım kararlarından birini oluşturur.
Nami ve Yeşim Hatırlı liderliğindeki Hatırlı Mimarlık, malzeme ve rengi tasarımın sonunda verilen bir yüzey kararı olarak değil, mimari konseptin oluşumundan itibaren strüktür, kütle, mekân ve detayla birlikte gelişen tasarım araçları olarak ele alıyor.

Nami Hatırlı bu yaklaşımı şöyle anlatıyor:
“Biz malzemeyi salt iki boyutlu bir yüzey kaplaması olarak görmüyoruz. Bir yapının nasıl tasarlandığı, malzemelerin nasıl bir araya geldiği ve birleşimlerin nasıl çözüldüğü bizim için mimarlığın temel meselelerinden. Malzeme, yapı tektoniğinin en güçlü öğelerinden biri; bazen mimari fikrin çıkış noktasında yer alıyor.”
Renk de Hatırlı Mimarlık’ın tasarım yaklaşımında mimari dili oluşturan güçlü bir ifade aracı. Kütlelerin algısını değiştirmek, yapı elemanlarını ayrıştırmak veya bütünleştirmek ve mekânsal ilişkileri vurgulamak için tasarımın başından itibaren kullanılıyor.
Yeşim Hatırlı, malzeme ve rengin ilişkisini şöyle ifade ediyor:
“Malzemelerin birbiriyle kurduğu ilişkiyi çok önemsiyoruz. Farklı dokuların, renklerin ve yüzeylerin yan yana gelişi mimari dilin oluşmasında belirleyici. Renk bizim için dekoratif bir karar değil; bazen kütleyi parçalamak, bazen bir yapı elemanını vurgulamak, bazen de mekânın algısını değiştirmek için kullandığımız bir tasarım aracı.”
Her yapının kendi bağlamı ve mimari konseptiyle değerlendirilmesi gerektiğini benimseyen ofis; iklim, topografya, yerel yapı kültürü, yapım koşulları ve kullanıcı ihtiyaçlarına göre malzeme kararlarını şekillendiriyor. Belirli malzemeleri her yapıda tekrar etmek yerine, yapının bulunduğu yerle ilişki kurmasını ve kendine özgü mimari kimliğini oluşturmasını sağlayacak çözümler geliştiriyor.
Gelişen yapı teknolojileri ve yeni üretim yöntemleri ise tasarımın olanaklarını genişletiyor. Nami Hatırlı, yenilik ve uygulanabilirlik arasındaki dengeye dikkat çekiyor:
“Yeni malzemeler, üretim yöntemleri ve uygulama teknikleri daha önce mümkün olmayan çözümleri de gündeme getiriyor. Ancak bir malzemeyi yalnızca yeni ya da ‘moda’ olduğu için kullanmak istemiyoruz. Önemli olan, bu olanakların tasarladığımız yapıya gerçekten ne değer kattığı.”
Hatırlı Mimarlık için malzemenin görsel etkisi kadar dayanıklılığı, bakım gereksinimleri, onarılabilirliği ve zaman içinde nasıl yaşlanacağı da önemli. Sürdürülebilirlik, çevresel etkilerin yanı sıra yapının uzun vadeli kullanımını ve ekonomik ömrünü de kapsayan bir tasarım yaklaşımı olarak değerlendiriliyor.
Yeşim Hatırlı bu yaklaşımı şöyle özetliyor:
“Malzeme seçiminde yalnızca ilk yatırım maliyetine bakmak doğru değil. Yapının yıllar içinde nasıl yaşlanacağını, ne kadar bakım gerektireceğini, gerektiğinde onarılıp onarılamayacağını düşünmek gerekiyor. Biz sürdürülebilirliği biraz da bu açıdan ele alıyoruz. Uzun ömürlü, doğru detaylandırılmış, kullanıcıya sürekli bakım yükü getirmeyen yapılar üretmek bizim için önemli.”
Hatırlı Mimarlık için malzeme, renk, strüktür ve detay birbirinden bağımsız tercihler değil; aynı mimari tasarımın birbirini tamamlayan bileşenleri. Mimari konsept, bu unsurların bir araya gelişiyle somutlaşıyor ve yapının dilini oluşturuyor.
GENEL
Mesa Yenikent’te yeni etap satışta
Yayınlandı
50 dakika önce-
Ekim 22, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Mesa, Başakşehir’de hayata geçirdiği Mesa Yenikent projesinin yeni etabını düzenlediği basın toplantısıyla tanıttı. İlk etabı 843 konuttan oluşan projede, elde edilen satış başarısının ardından 300 konutluk yeni etapta satışların başladığı duyuruldu.
Mesa Yenikent, az katlı mimarisi, geniş peyzaj alanları ve sosyal yaşam olanaklarıyla farklı ihtiyaçlara yanıt veren bütüncül bir yaşam alanı sunmayı hedefliyor.
Gayrimenkul sektörünün köklü markalarından Mesa, İstanbul Başakşehir’de hayata geçirdiği Mesa Yenikent projesinin yeni etabını satışa sundu.
Toplantıda projenin satış performansı, yeni etaba ilişkin hedefler, mimari yaklaşım ve teknik özellikler paylaşıldı. Beş etap halinde geliştirilmesi planlanan ve 2 milyon metrekarelik yerleşim alanına sahip Mesa Yenikent’in yeni etabı 300 konuttan oluşuyor. 2+1’den 6,5+1’e uzanan farklı daire seçeneklerinin bulunduğu yeni etap, ailelerin değişen ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde tasarlandı.
“Yeni bölgelerin oluşmasında öncüyüz”
Mesa Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Boysanoğlu, Mesa’nın yeni yaşam alanlarının gelişiminde öncü bir rol üstlendiğini belirterek, “1989 yılında Bahçeşehir Uydukent ile Türkiye’de uydukent anlayışının ilk örneklerinden birini hayata geçirdik. 16 bin konutluk bir proje olarak başlayan Bahçeşehir’de bugüne kadar yaklaşık 7 bin konut inşa ettik. Yeni yerleşim bölgelerinin gelişmesinde her zaman öncü bir rol üstlendik. Ankara’da Eskişehir Yolu üzerinde hayata geçirdiğimiz Mesa Koru Sitesi, bugün nüfusu bir milyonu aşan Çayyolu bölgesinin gelişimine katkı sağladı. Benzer şekilde Mesa Batı Sitesi de bugün Ankara’nın önemli yerleşim bölgelerinden biri olan Batıkent’in gelişiminde rol oynadı.
Mesa Yenikent de bütün bu deneyim ve birikimimizin sonucunda hayata geçirdiğimiz bir proje. İlk etap teslimlerini gerçekleştirmeyi planladığımız Haziran 2028 döneminde, Sazlıdere Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu bağlantılarıyla bölgeye ulaşımın çok daha kolay ve konforlu hale gelmesini bekliyoruz” dedi.
“Bütüncül bir yaşam alanı tasarlıyoruz”
Mesa Holding CEO’su Mert Boysanoğlu ise Mesa Yenikent’in yalnızca konutlardan oluşan bir proje değil, bütüncül bir yaşam alanı olarak tasarlandığını vurgulayarak, “Mesa olarak 57 yılı aşkın süredir yalnızca konut inşa etmiyoruz. İnsanların güvenle yaşayabilecekleri, kendilerini ait hissedecekleri ve güzel anılar biriktirebilecekleri yaşam alanları oluşturuyoruz.
Bahçeşehir Uydukent ve Tema İstanbul gibi projelerimizle bu bölgenin gelişimine uzun yıllardır katkı sağlıyoruz. Şimdi de Mesa Yenikent ile bu deneyimimizi Başakşehir’e taşıyoruz. Projemizi planlarken konutları, yeşil alanları ve sosyal yaşamı birbirinden bağımsız unsurlar olarak ele almadık. İnsanların günlük ihtiyaçlarını kolayca karşılayabilecekleri, doğayla daha yakın ilişki kurabilecekleri ve komşuluk ilişkilerini geliştirebilecekleri bir yaşam alanı tasarladık. İlk etapta karşılaştığımız yoğun ilgi, bu yaklaşımımızın konut alıcıları tarafından da benimsendiğini gösteriyor. Yeni etabımızla birlikte daha fazla aileyi Mesa Yenikent ile buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Mesa Yenikent’te inşaat yatırım değerinin 1,5 milyar dolar olduğunu söyleyen Mert Boysanoğlu, “Toplam 2 milyon metrekarelik alanda hayata geçirdiğimiz Mesa Yenikent’i, yalnızca bir konut projesi olarak değil, tüm ihtiyaçların bir arada karşılanabildiği, bütüncül bir yaşam alanı olarak tasarlıyoruz.
Ön satış döneminden bugüne kadar satış ofisimiz ve proje web sitemiz üzerinden toplam 20 bin başvuru aldık. 843 konuttan oluşan İlk etabımızda ulaştığımız yüzde 70’lik satış oranı, projeye yönelik talebin ve geliştirdiğimiz yaşam konseptinin alıcılar nezdinde karşılık bulduğunun önemli bir göstergesi. Beş etapta toplam 4 bin konuttan oluşacak projemiz, geniş yeşil alanları, özenle planlanan peyzajı ve sosyal tesisleriyle öne çıkacak. Yatay yerleşim anlayışıyla geliştirdiğimiz Mesa Yenikent’in altyapısından ulaşım ağına, eğitim ve sağlık tesislerinden ticari alanlarına kadar tüm unsurlarını günümüzün ihtiyaçlarını gözeterek planlıyoruz. Yeni etabımızda konut fiyatları 9 milyon TL’den başlıyor. Mesa’nın deneyimiyle, tüm donatıları ve yaşam alanlarıyla bir bütün olarak tasarlanmış yeni bir kent inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Az katlı mimari ve bütüncül yaşam planlaması
Mesa Yenikent’te konutların yanı sıra peyzaj alanları, sosyal donatılar ve ortak kullanım alanları da yerleşim planının önemli unsurları arasında bulunuyor. Az katlı mimari anlayışıyla tasarlanan projede bahçe katları, geniş balkonlar ve çatı terasları öne çıkıyor. Yürüyüş ve bisiklet yolları, çocuk oyun alanları, kapalı yüzme havuzu ve spor alanlarıyla günlük yaşamın konutların dışına taşınması hedefleniyor.
Mesa Mesken COO’su Zafer Ak, projenin mimari ve teknik yaklaşımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Bizim için kalite, bir projenin ilk tasarımından başlayarak mühendislik çözümlerine, malzeme seçiminden uygulama süreçlerine ve teslim sonrasına kadar uzanan bir bütün. Mesa Yenikent’te de bu anlayışla hareket ettik. Az katlı mimariyi, yapıların doğal çevreyle uyumunu ve konutların gün ışığından daha fazla yararlanmasını ön planda tuttuk. Peyzajı sonradan eklenen bir çevre düzenlemesi olarak değil, projenin başlangıcından itibaren planlamanın temel unsurlarından biri olarak ele aldık. Amacımız, mimarisi, teknik özellikleri ve kullanım kolaylığıyla günlük yaşamda fark yaratan bir proje ortaya koymak.”
Başakşehir’in gelişen ulaşım ve sosyal altyapısına yakın konum
Mesa Yenikent’in bulunduğu Başakşehir, ulaşım, sağlık ve altyapı yatırımlarıyla İstanbul’un gelişimini sürdüren bölgeleri arasında yer alıyor.
Sazlıdere Köprüsü ve yapımı devam eden yeni otoyol bağlantısının tamamlanmasıyla Bahçeşehir’den 5. Levent’e ulaşım süresinin 20 dakikaya kadar düşmesi öngörülüyor. İstanbul Havalimanı, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi ve bölgenin ana ulaşım ağlarına erişim avantajıyla öne çıkan Mesa Yenikent, konut, ticaret, eğitim ve sosyal yaşam alanlarını bir arada sunmayı hedefliyor.
Mesa, yeni etap satışlarının başlamasıyla birlikte Yenikent projesini geliştirmeyi sürdürürken, Başakşehir’de nitelikli yaşam alanları oluşturma hedefi doğrultusunda çalışmalarına devam ediyor.
GENEL
Zemin Boyasında Yanlış Seçim Maliyeti Katlıyor, Doğru Ürün Kullanım Ömrünü Uzatıyor
Yayınlandı
1 saat önce-
Ekim 22, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Garajlardan depolara, mağazalardan okullara kadar yoğun kullanılan zeminlerde yalnızca estetik değil, doğru boya seçimi de büyük önem taşıyor. Kullanım amacına uygun seçilmeyen zemin boyaları kısa sürede aşınma, çatlama ve bakım maliyetlerini artırırken, doğru ürün seçimi zeminin dayanıklılığını ve kullanım ömrünü önemli ölçüde uzatıyor. Bianca Boya Kurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, zeminlerin maruz kaldığı yük ve trafik yoğunluğuna göre doğru boya sisteminin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.
Her gün binlerce kişinin kullandığı zeminler zamanla yıpranıyor. Ancak doğru boya sistemi tercih edildiğinde aşınma, çatlama ve bakım ihtiyacı önemli ölçüde azalıyor. Bianca Boya, kullanım alanına göre geliştirilen zemin boyalarının uzun ömürlü ve ekonomik çözümler sunduğuna dikkat çekiyor.

Yoğun Kullanılan Zeminlerde En Büyük Hata: Her Alana Aynı Boyayı Uygulamak
Garajlar, depolar, atölyeler, otoparklar, okullar, mağazalar ve üretim tesisleri gün boyunca yoğun yaya ve araç trafiğine maruz kalıyor. Bu nedenle zeminlerde kullanılan boya yalnızca dekoratif bir kaplama değil; yüzeyi aşınmaya, darbelere, kimyasallara ve dış etkilere karşı koruyan önemli bir yapı bileşeni olarak öne çıkıyor. Zemin kaplamalarında yapılan en büyük hatalardan biri, kullanım amacını göz ardı ederek her alan için aynı ürünün tercih edilmesi. Oysa zeminin maruz kalacağı yük, nem, kimyasal temas ve trafik yoğunluğu dikkate alınarak seçilen doğru boya sistemi, hem bakım maliyetlerini azaltıyor hem de zeminin uzun yıllar ilk günkü performansını korumasına yardımcı oluyor.
Doğru Ürün Seçimi İşletmeler İçin Tasarrufa Dönüşüyor
Yoğun kullanılan ticari alanlarda sık sık yapılan boya yenilemeleri yalnızca malzeme maliyeti oluşturmuyor; aynı zamanda işletmeler için zaman kaybı ve operasyonel aksamalara da neden oluyor. Kullanım koşullarına uygun seçilen profesyonel zemin boyaları ise yüzeyin daha uzun süre korunmasını sağlarken temizlik süreçlerini kolaylaştırıyor, tozumayı azaltıyor ve estetik görünümün uzun süre korunmasına katkı sağlıyor. Böylece hem bakım sıklığı azalıyor hem de toplam işletme maliyetleri düşüyor.
Her Zeminin İhtiyacı Farklı
Kullanım alanına göre tercih edilecek boya sistemi de değişiklik gösteriyor. Orta yoğunluktaki kullanım alanlarında akrilik esaslı zemin boyaları pratik uygulama ve hızlı kuruma avantajı sunarken; ağır yük, yoğun araç trafiği ve kimyasal dayanım gerektiren endüstriyel alanlarda epoksi esaslı sistemler daha uzun ömürlü çözümler sağlayabiliyor.
“Zemin Boyası Yalnızca Renk Değil, Bir Koruma Sistemidir”
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bianca Boya Kurucu Ortağı Veysel Feyzoğlu, şunları söyledi:
“Zemin boyası çoğu zaman yalnızca estetik bir uygulama olarak görülüyor. Oysa doğru ürün seçimi, zeminin kullanım ömrünü doğrudan etkileyen önemli bir yatırımdır. Garaj, depo, okul, mağaza ya da üretim tesisi gibi farklı alanların her biri farklı performans beklentilerine sahiptir. Trafik yoğunluğu, mekanik yük, nem ve kimyasal temas gibi unsurlar dikkate alınmadan yapılan ürün tercihleri kısa sürede aşınma ve deformasyona neden olabilir. Kullanım amacına uygun seçilen profesyonel zemin boyaları ise zemini korurken bakım maliyetlerini azaltır ve uzun yıllar güvenli kullanım sağlar.”
Akrilikten Epoksiye Farklı İhtiyaçlara Özel Çözümler
Bianca Boya, inşaat ve sanayi boyaları ürün grubunda farklı kullanım alanlarına yönelik geliştirdiği zemin boyalarıyla hem ticari hem de endüstriyel yapılara çözüm sunuyor. Bianca Boya’nın Akrilik Zemin Boyası, tek bileşenli yapısı, kolay uygulanabilirliği ve hızlı kürlenme özelliğiyle belirli kullanım alanlarında pratik çözümler sağlarken; Bia-Pox Solventsiz Epoksi Zemin Kaplama Sistemi ise çift bileşenli yapısıyla yüksek mekanik dayanım gerektiren depo, atölye, fabrika ve otopark gibi yoğun kullanılan alanlarda uzun ömürlü performans sunuyor.
Uzun Ömürlü Zeminler Doğru Planlamayla Başlıyor
Feyzoğlu, zemin kaplamalarında yalnızca ürün kalitesinin değil, doğru yüzey hazırlığı ve uygun uygulama koşullarının da büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Zeminin temiz, sağlam ve uygulamaya uygun hale getirilmesi ile kullanım amacına göre doğru boya sisteminin seçilmesi, kaplamanın performansını ve kullanım ömrünü önemli ölçüde artırıyor.
Son Yazılar
- MALZEMENİN ÖTESİNDE: MİMARİ TASARIMIN ANA ÖGELERİNDEN Ekim 22, 2026
- Mesa Yenikent’te yeni etap satışta Ekim 22, 2026
- Zemin Boyasında Yanlış Seçim Maliyeti Katlıyor, Doğru Ürün Kullanım Ömrünü Uzatıyor Ekim 22, 2026
- RUSAL’dan Türkiye’nin büyüyen alüminyum sanayisine üç kıtaya yayılan tedarik zinciri Ekim 22, 2026
- ASSA ABLOY, “Dünyaya Kapı Açıyoruz 2026” Etkinliğinde İş Ortaklarıyla Buluştu Ekim 22, 2026
- Bosch Pro Tour Üçüncü Yılında EXPERT Ürünleriyle Profesyonelleri İstanbul ve İzmir’de Buluşturuyor Ekim 22, 2026
- Nippon Paint – Betek “Merakın Peşinde” Konuşma Serisiyle Tasarım Dünyasıyla Ekonomi Gündemini Paylaştı Ekim 21, 2026
- Çimko’nun “Biyoçeşitlilik Yarışması”nda Yeni Dönem Başladı Ekim 21, 2026
- Sinpaş Holding’den Sürdürülebilir Geleceğe Çok Sektörlü Yatırım Vizyonu Ekim 21, 2026
- Ytong Panel ile yapıların her noktasında yüksek performans Ekim 21, 2026
- Form Endüstri Ürünleri ve Form Freva, Chillventa 2026’da Yerini Aldı Ekim 21, 2026
- Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri’ne İki Ödül Birden Ekim 21, 2026
- Çuhadaroğlu’ndan Yangın Güvenliğinde Sistem Bütünlüğü Vurgusu Ekim 21, 2026
- Seramiksan’dan Tasarım, Teknoloji ve Müşteri Deneyimi Odaklı Büyüme Ekim 21, 2026
- TK Elevator’dan Geleceğin Şehirlerine Güvenli ve Kesintisiz Mobilite Vizyonu Ekim 20, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL3 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL3 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL3 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak
GENEL2 yıl önceİzocam’dan evinizin ısısını yaz-kış dengede tutan yalıtım çözümleri!












