CCA Başladı: Nippon Paint’ten Tasarımcılara "Renkli" Davet - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

CCA Başladı: Nippon Paint’ten Tasarımcılara “Renkli” Davet

Yayınlandı

-

Nippon Paint tarafından 45’i aşkın ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen Creative Colour Awards (CCA), mekânsal tasarımda rengin kültürel, duyusal ve işlevsel rolünü ortaya koymak amacıyla bu yıl da mimarları, iç mimarları ve tasarımcıları yaratıcı projelerini görünür kılmaya çağırıyor. Renk kullanımının  yapı tasarımlarındaki konumunu güçlendirmeyi hedefleyen yarışmaya başvurular 8 Mart 2026’ya kadar devam ediyor.

Nippon Paint’in mimari üretimde rengin sınırlarını genişleten projeleri bir araya getirerek küresel ölçekte bir renk kültürü oluşturmak amacıyla düzenlediği “Creative Colour Awards – CCA”, dördüncü kez dünyadaki tüm mimarların katılımına açıldı. Yarışmanın Türkiye tanıtımı, Nippon Paint Pazarlama’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Arzu Uludağ ve yarışmanın danışma kurulunda Türkiye’yi temsil eden Mimar Nevzat Sayın’ın ev sahipliğinde İstanbul Resim Heykel Müzesi’nin yaratıcı atmosferinde gerçekleştirilen renk temalı bir buluşmayla yapıldı. Türkiye’nin önde gelen mimarlık ve tasarım ofislerinden 60 profesyonelin katılımıyla gerçekleşen davette, Arzu Uludağ ve Nevzat Sayın renklerin mekânsal tasarımdaki dönüştürücü gücünü ve CCA’nın yarışma vizyonunu paylaştı. Katılımcılar, rengin tasarım süreçlerindeki işlevini, kültürel bağlam ve toplumsal etkilerini tartışırken, yarışmanın sektörde yarattığı ilham ağına dair zengin içgörüler edindi. 

Renklerin kullanımını teşvik etme amacıyla hayata geçirilen yarışmaya, mimarlar 8 Mart 2026 tarihine kadar mimari, iç mekân ve kamusal alan tasarımları kategorilerinde tamamlanmış projeleriyle başvurabilecek. Her bir kategoride kazananlara para ödülü verilirken, kısa listeye kalan projelerin tasarımcılarına 2026 yılında Bangkok’ta düzenlenecek ödül töreni ile Nippon Paint’in dünya çapındaki tasarımcılar ve paydaşlar ağına erişim şansı da sunulacak.

Uludağ: Rengi mimarlığın düşünsel omurgasına yerleştiren bir platform

CCA’nın Türkiye tanıtımında yaptığı konuşmada, rengin Nippon Paint için yalnızca estetik bir öğe değil, mekânın ruhunu ve işlevini dönüştüren güçlü bir tasarım kararına karşılık geldiğini vurgulayan Nippon Paint Pazarlama’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Arzu Uludağ, “Creative Colour Awards, mimar ve iç mimarların dünyanın neresinde olursa olsun projeleriyle katılabildiği küresel bir renk yarışması. Amacımız, mekânsal tasarımda rengin yenilikçi ve amaçlı kullanımını görünür kılmak. Tek bir ev projesinden büyük ölçekli kamusal alanlara kadar çok farklı kategorilere açığız ve her projede rengin nasıl bir hikâye, bakış açısı ve değer taşıyabildiğini görmek istiyoruz. Geçen yıl 188 projeye ulaştık. Türkiye’den gelen yoğun ilgi de rengin mimarlık pratiğinde ne kadar önemli bir araç olduğunu gösterdi. Bu yıl da mimarlarımızdan aynı cesareti ve vizyoner yaklaşımı bekliyor, Haziran 2026’da Türkiye’den güçlü projeleri kısa listede görmeyi umuyoruz.” dedi. 

Uludağ, CCA’nın, mimarlıkta sürdürülebilir ve amaç odaklı tasarım yaklaşımını güçlendiren önemli bir uluslararası platform olduğunu belirterek, “Rengi yalnızca görsel bir sonuç değil, sosyal, çevresel ve kültürel sürdürülebilirliğin bir aracı olarak konumlandırıyoruz. CCA’nın küresel ağı, tasarımcılara hem görünürlük hem de dünyanın farklı bölgelerinden meslektaşlarıyla ortak bir dil kurma imkânı sunuyor” diye konuştu.

Sayın: Renk, mimari dilin en belirleyici unsurlarından biri

CCA’nın global jürisinde Türkiye’yi temsil eden Mimar Nevzat Sayın, konuşmasında mimari üretimde rengin konumuna dikkat çekerek, “Renk, mimarlıkta benim için bir tür gramer gibi; mekânın anlamını noktalayan, dikkat çeken ya da geri çeken sessiz bir işaret dili. Bir yapının rengini belirlerken keyfi bir seçimden çok, coğrafyanın, iklimin, hafızanın ve toplumsal kodların iç içe geçtiği bir denge kurmak gerekiyor. Gelenekte malzemenin doğal renginden boyanın koruyucu katmanına kadar uzanan bu bilinç, aslında yerelin bilgisini evrensel bir dilin içine yerleştirmenin yolu. Bir yere ait olan şey kendiliğinden evrenselleşir. Bugün mimarlıkta renk kullanımını tartışırken de rengin, yapının doğasına ilişkin bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığı, mimari fikrin ayrılmaz parçası hâline geldiği anları arıyoruz. Bu arayış ne gösteriş için ne de hiçbir şey söylemeyen bir sadelik için… Renk, yapının kimliğini okunur kılan, mekânla kurduğumuz ilişkiyi derinleştiren en sessiz ama en güçlü ifadelerden biri. Jüri deneyimime dayanarak Türkiye’den gidecek projelerin yarışmada çok büyük şansı olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

Creative Colour Awards Nedir?

Mimar ve iç mimarların çalışmalarındaki renk mükemmelliğini onurlandıran uluslararası bir yarışma olan  Creative Colour Awards (CCA), mekân tasarımında renklerin amaçlı, yenilikçi ve etkileyici kullanımını görünür kılmak amacıyla mimarlar, tasarım profesyonelleri ve gayrimenkul sahipleri gibi sektörde aktif olarak çalışan tüm profesyonellere açık olarak düzenleniyor. 

2023 yılında hayata geçen ve kısa sürede büyük bir ilgi görerek 19 ülkeden 300’ü aşkın tasarım ofisinden başvuru alan yarışmaya, tamamlanmış projeleri üzerinden fotoğraf ile başvuru yapan tüm yapı sektörü profesyonelleri katılabiliyor. Projelerin büyük ölçüde Nippon Paint ve Filli Boya’nın renk ve kaplama ürünlerini kullanması; kullanılan ürünlerin tamamen bağımsız olarak (hediye veya sponsorluk kapsamında olmadan) temin edilmiş olması gerekiyor. Uygun yüzey kaplamaları arasında düz, dokulu ve özel efektli tüm boya ve kaplama çözümleri bulunuyor.

Yarışma üç ana kategori altında değerlendiriliyor

Creative Colour Awards, Mimari, İç Mekan ve Kamusal Alan Tasarımı kategorilerindeki tamamlanmış projeleri kapsıyor.

Mimari (Architectural) kategorisi, yapıların dış cephe tasarımına odaklanıyor. Bu kategoride:

• Kurumsal & Ticari Dış Cephe (Corporate & Commercial Exterior); Ofisler, stüdyolar, fabrikalar, depolar, perakende mağazaları, alışveriş merkezleri, eğitim ve sağlık kurumları, kafeler, restoranlar, fitness merkezleri, oteller ve konaklama tesisleri gibi ticari, endüstriyel ve ağırlama yapılarının dış cephe boyamalarını içeriyor.

• Konut Dış Cephe (Residential Exterior) ise tekil konutlardan çok katlı ve yüksek katlı konut projelerine kadar tüm özel yaşam alanlarının dış cephe uygulamalarını kapsıyor.
 

Yapıların iç cephe/mekân tasarımına odaklanan İç Mekân Tasarımı (Interior Design) kategorisinde: 

• Kurumsal & Ticari İç Mekân (Corporate & Commercial Interior); Ofisler, stüdyolar, fabrikalar, depolar, mağazalar, pop-up alanlar, alışveriş merkezleri, eğitim ve sağlık kurumları, kafeler, restoranlar, fitness merkezleri, oteller ve konaklama tesislerinin tüm iç mekân boya uygulamalarını içeriyor.

• Konut İç Mekân (Residential Interior) ise tekil veya çoklu konut yapılarındaki tüm özel yaşam alanlarının iç mekân boyamalarını kapsıyor.

Yarışmanın üçüncü ana kategorisi olan Kamusal Alanlar (Public Spaces) ise toplum merkezleri, havaalanları, istasyonlar, köprüler, tüneller, müzeler, etkinlik alanları, spor ve rekreasyon tesisleri ve özel enstalasyonlar gibi toplu kullanım alanlarını ve altyapı yapılarını içeriyor.

Her kategori için 2.500 dolarlık para ödülünün verileceği yarışmada tüm kategorilerin üzerinde yer alan Grand Prix’e layık görülen isim ise 5.000 dolarlık ödülün sahibi olacak.

Jüride değerli isimler yer alıyor
 Farklı ülkelerden saygın mimarlık ve tasarım liderlerinden oluşan CCA 2026 jürisinde; Ekaphap Duangkaew (Bangkok, Tayland), Hideji Kanamori (Tokyo, Japonya), Christina Thean (Singapur), Lai Siew Hong (Kuala Lumpur, Malezya) ve Francesca Heathcote (Madrid, İspanya) yer alıyor.

Renklerin kullanımını teşvik etme amacıyla hayata geçirilen yarışmaya, tasarımcılar 8 Mart 2026 tarihine kadar mimari, iç mekân ve kamusal alan tasarımları kategorilerinde tamamlanmış projeleriyle www.creativecolourawards.com  üzerinden başvurabilecek.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Filli Boya “Colour Pin” ile Kişiselleştirilmiş Yeni Bir Renk Deneyimi Daha Başlattı!

Yayınlandı

-

Filli Boya, renk ölçüm cihazı Colour Pin ile satış noktalarında renk hizmetlerini tüm kullanıcılar için daha hassas, daha güvenilir ve daha kişiselleştirilmiş bir deneyim seviyesine taşıyor. Türkiye genelindeki 440 Filli Boya plus ve corner mağazasında sunulan bu yeni hizmet, tüketicilerin yaşam alanları için doğru rengi belirleme sürecini kolaylaştırıyor ve kendi stillerini yansıtan rengi birebir yakalayabilmelerini sağlayarak, kişiye özel renk deneyimini bir adım ileriye taşıyor.

Filli Boya, tüketici deneyimini güçlendiren yenilikçi yaklaşımını bir adım ileri taşımak amacıyla profesyonel renk ölçüm cihazı “Colour Pin”i plus ve corner satış noktalarına dahil etti. İlham aldıkları renkleri yaşam alanlarında birebir görmek isteyen kullanıcılar, kumaş, metal gibi bir yüzeyi mağazaya getirdiklerinde, uzman ekipler rengin en doğru dijital karşılığını anında ölçerek profesyonel bir renk danışmanlığı sunuyor. Cihazın sunduğu hassas ölçüm sayesinde ister bir kumaş parçası ister bir aksesuar ya da ilham veren herhangi bir yüzey olsun, hayalinizdeki renk en yakın seçenekle değil, tamamen kişiye özel olarak en doğru tonda sunuluyor.

Küçük, hassas ve kablosuz bir renk okuyucu olan Colour Pin’in üzerinde yer alan Filli Boya’ya özel QR kodu, kullanıcıları doğrudan Filli Boya uygulamasına yönlendiriyor. Böylece ölçülen renkler Filli Boya ekosistemi içinde kaydedilebiliyor, karşılaştırılabiliyor, kişisel bir renk kütüphanesi oluşturulabiliyor ve uzmanlar tarafından değerlendirilebiliyor. Ölçümlerde dokunun yüzey etkisini gösterme özelliği ise renk doğruluğunu bir üst seviyeye taşıyarak cihazın her kullanımda güvenilir sonuçlar vermesini mümkün kılıyor. Bu sayede kişiye özel hazırlanan renklerin, uygulandığında beklentiyle birebir örtüşmesi sağlanıyor.

Renk danışmanlığında yeni bir standart

Boya ve dekorasyon süreçlerinde en doğru tonu belirlemenin kritik olduğu tüm durumlarda güçlü bir yardımcı olarak öne çıkan cihaz, Filli Boya’nın deneyim odaklı mağaza anlayışıyla birleşerek renk danışmanlığında yeni bir standart oluşturuyor. Kullanıcıların kendi tarzlarını yansıtan tonlara kolayca ulaşabilmesi renk deneyimini tamamen yeni bir seviyeye taşıyor. Colour Pin ile renkleri ölçmek, ilhamı yakalamak ve yaratıcılığı özgür bırakmak artık çok daha kolay ve erişilebilir!

Okumaya Devam Et

GENEL

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında

Yayınlandı

-

Temiz enerji teknolojilerinde dünyanın önde gelen markalarından Sungrow, TIME Dergisi ve küresel veri analizi platformu Statista tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Büyüme Alanında Dünyanın En İyi Şirketleri” araştırmasında, dünyanın en iyi 14’üncü şirketi olarak gösterildi.

TIME ve Statista iş birliğiyle hazırlanan araştırma; şirketlerin finansal büyüme performansını, çevresel etki, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik uygulamalarıyla birlikte ele alarak uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini değerlendiriyor. Sungrow, bu kapsamlı analizde 14’üncü sırada yer alarak, temiz enerji teknolojileri alanındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu.

Düşük karbon ayak izi, düşük su tüketimi ve atık üretim oranları ile yüksek yenilenebilir enerji kullanımı gibi çevresel göstergelerin; finansal istikrar ve uzun vadeli büyüme performansıyla birlikte değerlendirildiği sıralamada Sungrow, temiz enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren global üreticiler arasında kendi kategorisinde ilk sırada yer aldı.

Herkes İçin Temiz Enerji Vizyonuyla Sürdürülebilir Büyüme

Sungrow’un bu başarısı; şirketin “Herkes için temiz enerji” vizyonu doğrultusunda şekillenen uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin somut bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek verimlilik sunan güneş enerjisi güç dönüştürücüleri (PV invertörler) ve enerji depolama sistemleri (ESS) ile Sungrow, üretimden ürün yaşam döngüsüne kadar uzanan sorumlu bir iş yaklaşımı benimsiyor. Şirket, temiz enerjiyi daha erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir hâle getirmeyi hedefleyen bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilirlik dönüşümünü net hedefler ve ölçülebilir adımlarla sürdürüyor.

Bu kapsamda Sungrow; 2028 yılı itibarıyla operasyonel seviyede karbon nötrlüğe ulaşmayı, 2038’de tedarik zinciri genelinde karbon nötrlüğü sağlamayı ve 2048’de tüm değer zincirinde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen uzun vadeli bir yol haritası izliyor. Şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı; MSCI ESG AAA derecelendirmesi, EcoVadis Altın Madalya, RE100 ve EP100 taahhütleri ile Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) üyeliği gibi uluslararası platformlar tarafından da teyit ediliyor.

Bugüne kadar küresel ölçekte 870 GW’ı aşan kurulu güce sahip güneş enerjisi güç dönüştürücüleri ile enerji dönüşümüne katkı sağlayan Sungrow, müşterileriyle birlikte yıllık yüz milyonlarca ton karbon emisyonunun önlenmesine destek oluyor. Yüksek verimlilik sunan PV invertör ve enerji depolama çözümleriyle Sungrow, sürdürülebilir büyümeyi küresel enerji dönüşümünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmayı sürdürüyor.

Net Sıfır Hedefine Doğru Somut Adımlar

Sungrow, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda operasyonlarını kararlılıkla dönüştürmeye devam ediyor. Şirket genelinde kullanılan elektriğin %70’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanırken, üretim süreçlerinde çevresel etkiyi azaltmaya yönelik sistematik bir yaklaşım uygulanıyor.

Sungrow’un tüm üretim tesisleri, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip bulunuyor. Ayrıca, Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) ve ürün karbon ayak izi sertifikaları ile belgelenmiş inverter ve enerji çözümleriyle çevresel performansını ürün seviyesinde de ortaya koyuyor. Şirket, üretim süreçlerinde oluşan tehlikesiz atıkların %90’ını geri dönüştürerek döngüsel ekonomi yaklaşımını operasyonel düzeyde hayata geçiriyor.

Sungrow, 2024 yılında hayata geçirdiği Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) Gelişim Merkezi ile; Strateji ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Sürdürülebilirlik Yönetim Ofisi’nin rehberliğinde politika geliştirme, hedef belirleme ve uygulama süreçlerini tek bir yapı altında topladı. ESG Gelişim Merkezi; Üstün Yönetişim, Net Sıfıra Doğru, Çevre Dostu Gelişim, Karşılıklı Fayda Sağlayan İş Birlikleri ile Çeşitlilik ve Kapsayıcılık olmak üzere beş temel stratejik önceliği Sungrow’un tüm operasyonlarına entegre ederek sürdürülebilir büyümenin kurumsal altyapısını güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı

Yayınlandı

-

Avrupa Birliği’nin 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 6 farkı sektörde faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesislerinde, karbon emisyonlarının ürün bazında hesaplanmasını ve raporlanmasını zorunlu hale getirdi. 

Üretim süreçlerinin yanı sıra tesis genelinde kullanılan enerji altyapılarının da denetim kapsamına alınmasıyla birlikte, dolaylı emisyonların önemli bir bölümünü oluşturan ısıtma sistemleri, sanayideki dönüşüm sürecinin merkezine yerleşti.

Sanayi tesisleri, ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ (SKDM), 1 Ocak itibarıyla tam olarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile birlikte demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesisleri, karbon bazlı ürünlerin üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonları için ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya kaldı. 

Sanayinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü zayıflatıyor

SKDM’ye uyum sağlayamayan sanayi tesislerinde karbon maliyetleri, ürün fiyatlarına yansıyor. Bu durum, Avrupa pazarında rekabet gücünü zayıflatırken alıcıların daha düşük karbon ayak izine sahip alternatiflere yönelmesine neden oluyor. Bu tablo, sanayi tesisleri için doğrudan sipariş kaybı anlamına geliyor.

Yatırım ve modernizasyon baskısı oluşturuyor

Öte yandan SKDM, sanayi kuruluşları üzerinde ciddi bir yatırım ve modernizasyon baskısıda oluşturuyor. Firmalar enerji tüketimini azaltmaya, verimsiz sistemleri yenilemeye ve düşük emisyonlu teknolojilere geçmeye zorlanıyor. Bu süreçte yalnızca üretim hatları değil; ısıtma sistemleri, elektrik altyapısı ve üretim prosesleri de denetim kapsamına giriyor. Türkiye’de sanayide tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 50’sinin verimsiz ısıtma ve soğutma sistemlerinde harcandığı düşünüldüğünde, enerji verimliliği yüksek çözümler artık kaçınılmaz hale geliyor.

Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman ÜnlüSınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın sanayi tesisleri için kapsamlı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

Doğrudan emisyonlar ve dolaylı emisyonlar ayrı ayrı hesaplanıyor

“SKDM kapsamında denetimler, klasik tesis kontrollerinden ziyade veriye dayalı raporlama ve doğrulama sistemi üzerinden yürütülüyor. Avrupa Birliği, AB’ye ihracat yapan firmalardan ürünlerin üretimi sırasında oluşan karbon emisyonlarını ürün bazında hesaplamalarını ve bu verileri düzenli olarak bildirmelerini talep ediyor. Bu kapsamda firmalar, her bir ürünün üretimi sırasında ortaya çıkan doğrudan emisyonları (yakıt kullanımı ve proses kaynaklı emisyonlar) ile dolaylı emisyonları (elektrik ve ısı tüketiminden kaynaklanan emisyonlar) ayrı ayrı hesaplıyor. Hesaplamalarda üretim hattı, kullanılan enerji miktarı ve üretim süresi temel kriterler olarak esas alınıyor.

Sanayide GES yatırımları da hızla artıyor

Ayrıca üretimde ve tesis genelinde kullanılan enerjinin kaynağı, miktarı ve hangi proseslerde kullanıldığına ilişkin detaylı raporlama isteniyor. Bu nedenle sanayi tesislerinde güneş enerjisi (GES) yatırımları da hızla artıyor.

Elektrikli ısıtıcı pazarında ciddi bir talep artışı yaşanıyor

Sanayide GES yatırımlarındaki hızlı büyüme, elektrifikasyon eğilimini güçlendirirken elektrikli ısıtıcı pazarında da ciddi bir talep artışını beraberinde getiriyor. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ısıtma sistemlerinde daha etkin kullanılabilmesi, hem emisyon azaltımı hem de karbon maliyetlerinin kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıyor.

Yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor

Çukurova Isı olarak, bu dönüşüm sürecine Goldsun Vega elektrikli ısıtıcı ürünümüz ile katkı sağlıyoruz. Goldsun Vega, özel reflektör teknolojisi sayesinde ampulden çıkan ışınların tamamını cisimlere yönlendirerek ısıtma verimini yüzde 28 oranında artırıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisi ise standart rezistanslı ısıtıcılara kıyasla yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor. Bu donanımsal özellikler sayesinde Goldsun Vega, endüstriyel tesislerde enerji tüketimini optimize ederken karbon emisyonlarını ve buna bağlı karbon maliyetlerini de önemli ölçüde azaltıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler