Akıllı Binaların Geleceği: Nesnelerin İnterneti (IoT) ile Entegre Yapılar - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Akıllı Binaların Geleceği: Nesnelerin İnterneti (IoT) ile Entegre Yapılar

Yayınlandı

-

Günümüzde teknoloji, inşaat ve yapı sektöründe büyük bir dönüşüm yaratıyor. Akıllı binalar, enerji verimliliğini artırmak, kullanıcı konforunu yükseltmek ve güvenliği sağlamak için Nesnelerin İnterneti (IoT) gibi ileri teknolojilerle entegre ediliyor. IoT destekli binalar, sensörler, otomasyon sistemleri ve büyük veri analizi ile donatılarak hem sürdürülebilir hem de daha akıllı hale geliyor.

Bu makalede, IoT’nin akıllı binalardaki rolünü, avantajlarını, uygulama alanlarını ve gelecekte nasıl bir dönüşüm sağlayacağını inceleyeceğiz.


1. Nesnelerin İnterneti (IoT) Nedir?

Nesnelerin İnterneti (Internet of Things – IoT), internete bağlı akıllı cihazlar ve sensörlerin birbirleriyle iletişim kurarak veri toplaması ve bu verileri kullanarak belirli işlemleri otomatik olarak gerçekleştirmesidir.

Örneğin:

  • Akıllı termostatlar ortam sıcaklığını analiz ederek enerji tasarrufu sağlar.
  • Akıllı aydınlatma sistemleri, gün ışığını ve insan hareketlerini algılayarak gereksiz enerji tüketimini önler.
  • Güvenlik kameraları ve erişim kontrol sistemleri, bina içinde akıllı güvenlik önlemleri sunar.

IoT, bina içindeki tüm sistemlerin birbirleriyle bağlantılı çalışmasını sağlayarak verimliliği artırır ve insan müdahalesini en aza indirir.


2. Akıllı Binalarda IoT Teknolojileri

Akıllı binalarda kullanılan IoT çözümleri, farklı alanlarda enerji yönetimi, güvenlik, otomasyon ve sürdürülebilirlik gibi birçok fayda sağlar.

2.1. Akıllı Enerji Yönetimi

IoT destekli enerji yönetimi sistemleri sayesinde elektrik, su ve ısı tüketimi optimize edilir.

  • Akıllı sayaçlar, enerji tüketimini gerçek zamanlı takip eder ve faturalandırmayı optimize eder.
  • Güneş panelleri ve bataryalar, enerji depolayarak akıllı şebeke sistemlerine entegre olabilir.
  • Akıllı HVAC (ısıtma, havalandırma ve klima) sistemleri, hava koşullarını ve insan yoğunluğunu algılayarak enerji tüketimini minimize eder.

Örnek: Google’ın sürdürülebilir ofisleri, IoT destekli sistemler kullanarak enerji tasarrufunu en üst seviyeye çıkarıyor.

2.2. Akıllı Aydınlatma Sistemleri

IoT tabanlı akıllı aydınlatma çözümleri, binaların daha verimli ve konforlu olmasını sağlar.

  • Gün ışığını algılayan sensörler sayesinde gereksiz ışık kullanımı önlenir.
  • İnsan hareketlerini tespit eden sensörler, boş odalardaki ışıkları otomatik olarak kapatır.
  • Uzaktan kontrol edilebilen sistemler, bina yöneticilerine esneklik sağlar.

Örnek: Akıllı şehir projelerinde sokak lambaları, hareket algılayıcılarla donatılarak gereksiz enerji tüketimi önleniyor.

2.3. Akıllı Güvenlik ve Erişim Kontrolü

IoT, bina güvenliğini artırmak için gelişmiş sistemlerle donatılmıştır:

  • Biyometrik erişim kontrolü (parmak izi, yüz tanıma)
  • Akıllı güvenlik kameraları ve hareket sensörleri
  • Acil durum sistemleri ve otomatik alarm çözümleri

Örnek: IoT destekli güvenlik sistemleri, yetkisiz girişleri anında tespit ederek bina yöneticilerini uyarıyor.

2.4. Akıllı Asansör ve Ulaşım Sistemleri

Büyük binalarda IoT destekli akıllı asansör sistemleri, yoğunluğu analiz ederek verimli çalışmayı sağlar.

  • Kalabalık saatlerde asansör çağrı sistemleri daha verimli çalışır.
  • Önleyici bakım yapılmasını sağlayan sensörler, olası arızaları önceden tespit eder.

Örnek: Otis ve Schindler gibi firmalar, IoT destekli akıllı asansör sistemleri geliştirerek bina içi ulaşımı optimize ediyor.

3. Gelecekte IoT ve Akıllı Binalar

IoT’nin inşaat sektöründe daha fazla yaygınlaşmasıyla birlikte, akıllı şehirler ve otonom binalar daha fazla hayatımıza girecek.

  • Yapay Zeka ve IoT Entegrasyonu: Yapay zeka destekli IoT sistemleri, binaların kendi kendini yönetmesini sağlayacak.
  • 5G ile Daha Hızlı ve Verimli Sistemler: 5G teknolojisi, IoT cihazlarının anlık veri paylaşımını hızlandırarak sistemlerin daha akıllı çalışmasını sağlayacak.
  • Sıfır Enerji Binalar: IoT sistemleri, yenilenebilir enerji kaynakları ile entegre edilerek binaların kendi kendine yetebilen hale gelmesini sağlayacak.

Örnek: Singapur, akıllı şehir konsepti ile IoT destekli bina ve ulaşım sistemlerini entegre ederek şehir yönetimini optimize ediyor.


IoT teknolojisi, inşaat sektöründe akıllı, güvenli, sürdürülebilir ve enerji verimli binaların yaygınlaşmasını sağlıyor. Günümüzde birçok akıllı bina projesi, gelişmiş otomasyon, enerji yönetimi ve güvenlik sistemleri ile donatılarak geleceğin şehirlerini şekillendiriyor.

Gelecekte IoT’nin bina yönetiminde daha büyük bir rol oynaması ve akıllı şehirlerin daha yaygın hale gelmesi bekleniyor. Sizce IoT’nin inşaat sektöründeki en büyük etkisi ne olacak? Yorumlarınızı bekliyoruz!

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Filli Boya “Colour Pin” ile Kişiselleştirilmiş Yeni Bir Renk Deneyimi Daha Başlattı!

Yayınlandı

-

Filli Boya, renk ölçüm cihazı Colour Pin ile satış noktalarında renk hizmetlerini tüm kullanıcılar için daha hassas, daha güvenilir ve daha kişiselleştirilmiş bir deneyim seviyesine taşıyor. Türkiye genelindeki 440 Filli Boya plus ve corner mağazasında sunulan bu yeni hizmet, tüketicilerin yaşam alanları için doğru rengi belirleme sürecini kolaylaştırıyor ve kendi stillerini yansıtan rengi birebir yakalayabilmelerini sağlayarak, kişiye özel renk deneyimini bir adım ileriye taşıyor.

Filli Boya, tüketici deneyimini güçlendiren yenilikçi yaklaşımını bir adım ileri taşımak amacıyla profesyonel renk ölçüm cihazı “Colour Pin”i plus ve corner satış noktalarına dahil etti. İlham aldıkları renkleri yaşam alanlarında birebir görmek isteyen kullanıcılar, kumaş, metal gibi bir yüzeyi mağazaya getirdiklerinde, uzman ekipler rengin en doğru dijital karşılığını anında ölçerek profesyonel bir renk danışmanlığı sunuyor. Cihazın sunduğu hassas ölçüm sayesinde ister bir kumaş parçası ister bir aksesuar ya da ilham veren herhangi bir yüzey olsun, hayalinizdeki renk en yakın seçenekle değil, tamamen kişiye özel olarak en doğru tonda sunuluyor.

Küçük, hassas ve kablosuz bir renk okuyucu olan Colour Pin’in üzerinde yer alan Filli Boya’ya özel QR kodu, kullanıcıları doğrudan Filli Boya uygulamasına yönlendiriyor. Böylece ölçülen renkler Filli Boya ekosistemi içinde kaydedilebiliyor, karşılaştırılabiliyor, kişisel bir renk kütüphanesi oluşturulabiliyor ve uzmanlar tarafından değerlendirilebiliyor. Ölçümlerde dokunun yüzey etkisini gösterme özelliği ise renk doğruluğunu bir üst seviyeye taşıyarak cihazın her kullanımda güvenilir sonuçlar vermesini mümkün kılıyor. Bu sayede kişiye özel hazırlanan renklerin, uygulandığında beklentiyle birebir örtüşmesi sağlanıyor.

Renk danışmanlığında yeni bir standart

Boya ve dekorasyon süreçlerinde en doğru tonu belirlemenin kritik olduğu tüm durumlarda güçlü bir yardımcı olarak öne çıkan cihaz, Filli Boya’nın deneyim odaklı mağaza anlayışıyla birleşerek renk danışmanlığında yeni bir standart oluşturuyor. Kullanıcıların kendi tarzlarını yansıtan tonlara kolayca ulaşabilmesi renk deneyimini tamamen yeni bir seviyeye taşıyor. Colour Pin ile renkleri ölçmek, ilhamı yakalamak ve yaratıcılığı özgür bırakmak artık çok daha kolay ve erişilebilir!

Okumaya Devam Et

GENEL

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında

Yayınlandı

-

Temiz enerji teknolojilerinde dünyanın önde gelen markalarından Sungrow, TIME Dergisi ve küresel veri analizi platformu Statista tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Büyüme Alanında Dünyanın En İyi Şirketleri” araştırmasında, dünyanın en iyi 14’üncü şirketi olarak gösterildi.

TIME ve Statista iş birliğiyle hazırlanan araştırma; şirketlerin finansal büyüme performansını, çevresel etki, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik uygulamalarıyla birlikte ele alarak uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini değerlendiriyor. Sungrow, bu kapsamlı analizde 14’üncü sırada yer alarak, temiz enerji teknolojileri alanındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu.

Düşük karbon ayak izi, düşük su tüketimi ve atık üretim oranları ile yüksek yenilenebilir enerji kullanımı gibi çevresel göstergelerin; finansal istikrar ve uzun vadeli büyüme performansıyla birlikte değerlendirildiği sıralamada Sungrow, temiz enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren global üreticiler arasında kendi kategorisinde ilk sırada yer aldı.

Herkes İçin Temiz Enerji Vizyonuyla Sürdürülebilir Büyüme

Sungrow’un bu başarısı; şirketin “Herkes için temiz enerji” vizyonu doğrultusunda şekillenen uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin somut bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek verimlilik sunan güneş enerjisi güç dönüştürücüleri (PV invertörler) ve enerji depolama sistemleri (ESS) ile Sungrow, üretimden ürün yaşam döngüsüne kadar uzanan sorumlu bir iş yaklaşımı benimsiyor. Şirket, temiz enerjiyi daha erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir hâle getirmeyi hedefleyen bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilirlik dönüşümünü net hedefler ve ölçülebilir adımlarla sürdürüyor.

Bu kapsamda Sungrow; 2028 yılı itibarıyla operasyonel seviyede karbon nötrlüğe ulaşmayı, 2038’de tedarik zinciri genelinde karbon nötrlüğü sağlamayı ve 2048’de tüm değer zincirinde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen uzun vadeli bir yol haritası izliyor. Şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı; MSCI ESG AAA derecelendirmesi, EcoVadis Altın Madalya, RE100 ve EP100 taahhütleri ile Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) üyeliği gibi uluslararası platformlar tarafından da teyit ediliyor.

Bugüne kadar küresel ölçekte 870 GW’ı aşan kurulu güce sahip güneş enerjisi güç dönüştürücüleri ile enerji dönüşümüne katkı sağlayan Sungrow, müşterileriyle birlikte yıllık yüz milyonlarca ton karbon emisyonunun önlenmesine destek oluyor. Yüksek verimlilik sunan PV invertör ve enerji depolama çözümleriyle Sungrow, sürdürülebilir büyümeyi küresel enerji dönüşümünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmayı sürdürüyor.

Net Sıfır Hedefine Doğru Somut Adımlar

Sungrow, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda operasyonlarını kararlılıkla dönüştürmeye devam ediyor. Şirket genelinde kullanılan elektriğin %70’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanırken, üretim süreçlerinde çevresel etkiyi azaltmaya yönelik sistematik bir yaklaşım uygulanıyor.

Sungrow’un tüm üretim tesisleri, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip bulunuyor. Ayrıca, Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) ve ürün karbon ayak izi sertifikaları ile belgelenmiş inverter ve enerji çözümleriyle çevresel performansını ürün seviyesinde de ortaya koyuyor. Şirket, üretim süreçlerinde oluşan tehlikesiz atıkların %90’ını geri dönüştürerek döngüsel ekonomi yaklaşımını operasyonel düzeyde hayata geçiriyor.

Sungrow, 2024 yılında hayata geçirdiği Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) Gelişim Merkezi ile; Strateji ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Sürdürülebilirlik Yönetim Ofisi’nin rehberliğinde politika geliştirme, hedef belirleme ve uygulama süreçlerini tek bir yapı altında topladı. ESG Gelişim Merkezi; Üstün Yönetişim, Net Sıfıra Doğru, Çevre Dostu Gelişim, Karşılıklı Fayda Sağlayan İş Birlikleri ile Çeşitlilik ve Kapsayıcılık olmak üzere beş temel stratejik önceliği Sungrow’un tüm operasyonlarına entegre ederek sürdürülebilir büyümenin kurumsal altyapısını güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı

Yayınlandı

-

Avrupa Birliği’nin 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 6 farkı sektörde faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesislerinde, karbon emisyonlarının ürün bazında hesaplanmasını ve raporlanmasını zorunlu hale getirdi. 

Üretim süreçlerinin yanı sıra tesis genelinde kullanılan enerji altyapılarının da denetim kapsamına alınmasıyla birlikte, dolaylı emisyonların önemli bir bölümünü oluşturan ısıtma sistemleri, sanayideki dönüşüm sürecinin merkezine yerleşti.

Sanayi tesisleri, ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ (SKDM), 1 Ocak itibarıyla tam olarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile birlikte demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesisleri, karbon bazlı ürünlerin üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonları için ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya kaldı. 

Sanayinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü zayıflatıyor

SKDM’ye uyum sağlayamayan sanayi tesislerinde karbon maliyetleri, ürün fiyatlarına yansıyor. Bu durum, Avrupa pazarında rekabet gücünü zayıflatırken alıcıların daha düşük karbon ayak izine sahip alternatiflere yönelmesine neden oluyor. Bu tablo, sanayi tesisleri için doğrudan sipariş kaybı anlamına geliyor.

Yatırım ve modernizasyon baskısı oluşturuyor

Öte yandan SKDM, sanayi kuruluşları üzerinde ciddi bir yatırım ve modernizasyon baskısıda oluşturuyor. Firmalar enerji tüketimini azaltmaya, verimsiz sistemleri yenilemeye ve düşük emisyonlu teknolojilere geçmeye zorlanıyor. Bu süreçte yalnızca üretim hatları değil; ısıtma sistemleri, elektrik altyapısı ve üretim prosesleri de denetim kapsamına giriyor. Türkiye’de sanayide tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 50’sinin verimsiz ısıtma ve soğutma sistemlerinde harcandığı düşünüldüğünde, enerji verimliliği yüksek çözümler artık kaçınılmaz hale geliyor.

Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman ÜnlüSınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın sanayi tesisleri için kapsamlı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

Doğrudan emisyonlar ve dolaylı emisyonlar ayrı ayrı hesaplanıyor

“SKDM kapsamında denetimler, klasik tesis kontrollerinden ziyade veriye dayalı raporlama ve doğrulama sistemi üzerinden yürütülüyor. Avrupa Birliği, AB’ye ihracat yapan firmalardan ürünlerin üretimi sırasında oluşan karbon emisyonlarını ürün bazında hesaplamalarını ve bu verileri düzenli olarak bildirmelerini talep ediyor. Bu kapsamda firmalar, her bir ürünün üretimi sırasında ortaya çıkan doğrudan emisyonları (yakıt kullanımı ve proses kaynaklı emisyonlar) ile dolaylı emisyonları (elektrik ve ısı tüketiminden kaynaklanan emisyonlar) ayrı ayrı hesaplıyor. Hesaplamalarda üretim hattı, kullanılan enerji miktarı ve üretim süresi temel kriterler olarak esas alınıyor.

Sanayide GES yatırımları da hızla artıyor

Ayrıca üretimde ve tesis genelinde kullanılan enerjinin kaynağı, miktarı ve hangi proseslerde kullanıldığına ilişkin detaylı raporlama isteniyor. Bu nedenle sanayi tesislerinde güneş enerjisi (GES) yatırımları da hızla artıyor.

Elektrikli ısıtıcı pazarında ciddi bir talep artışı yaşanıyor

Sanayide GES yatırımlarındaki hızlı büyüme, elektrifikasyon eğilimini güçlendirirken elektrikli ısıtıcı pazarında da ciddi bir talep artışını beraberinde getiriyor. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ısıtma sistemlerinde daha etkin kullanılabilmesi, hem emisyon azaltımı hem de karbon maliyetlerinin kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıyor.

Yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor

Çukurova Isı olarak, bu dönüşüm sürecine Goldsun Vega elektrikli ısıtıcı ürünümüz ile katkı sağlıyoruz. Goldsun Vega, özel reflektör teknolojisi sayesinde ampulden çıkan ışınların tamamını cisimlere yönlendirerek ısıtma verimini yüzde 28 oranında artırıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisi ise standart rezistanslı ısıtıcılara kıyasla yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor. Bu donanımsal özellikler sayesinde Goldsun Vega, endüstriyel tesislerde enerji tüketimini optimize ederken karbon emisyonlarını ve buna bağlı karbon maliyetlerini de önemli ölçüde azaltıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler