Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile Anlamlı Bir İş Birliğine İmza Attı - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile Anlamlı Bir İş Birliğine İmza Attı

Yayınlandı

-

Siemens Türkiye, kültür ve sanata verdiği desteği yeni iş birliğiyle daha geniş bir çerçeveye taşıyor. Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile hayata geçirdiği iş birliği kapsamında, 2025–2026 ve 2026–2027 sezonlarını kapsayacak şekilde iki sezon boyunca üç önemli eserin prodüksiyon ve teknik bölümlerine destek verecek.

Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile 2025–2026 ve 2026–2027 sezonlarını kapsayan yeni bir iş birliği başlattı. Bu iş birliği çerçevesinde Siemens Türkiye; Pinokyo.exe, Lucia di Lammermoor ve Sihirli Flüt eserlerinin teknolojik ihtiyaçları konusunda   destek verecek.

Bu kapsamda Siemens Türkiye, opera sanatına yönelik desteğinin kapsamını genişleterek  yıl geneline yayılan sürdürülebilir bir iş birliği modeline dönüştürüyor. İki sezonu kapsayan iş birliğinin ilk eseri olan Pinokyo.exe, 23 Ocak’taki prömiyerinin ardından 26 Ocak, 3 Şubat ve 6 Şubat tarihlerinde yeniden sahnelenecek. Proje kapsamında yer alan Lucia di Lammermoor Mayıs ayında, Sihirli Flüt ise Kasım ayında izleyiciyle buluşacak.

“Sanatı Yıl Boyunca Destekleyen Bir Yaklaşımı Benimsiyoruz”

Siemens Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Özlem Özkaya, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Siemens Türkiye olarak, sadece teknoloji ve inovasyon alanında değil, aynı zamanda sanat ve kültür alanında da önemli projelere imza atarak topluma katkıda bulunuyoruz. 1998 yılından beri sürdürdüğümüz Siemens Türkiye Opera Yarışması, Türkiye’nin genç yeteneklerine ışık tutarak, opera sanatının ülkemizde gelişimine büyük katkı sağlıyor. Yarışmamız, Siemens’in kurumsal sosyal sorumluluk projeleri kapsamında, kültürel ve sanatsal gelişimi destekleme misyonunun bir parçası olarak öne çıkıyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile hayata geçirdiğimiz iş birliği ile sanata yönelik desteğimizi opera yarışmamızın ötesine taşıyarak desteğimizin kapsamını daha da genişletiyoruz. İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliğiyle, Türkiye’de opera alanının en önemli kurumlarından biriyle uzun vadeli ve sürdürülebilir bir destek modeli kuruyoruz. Bu iş birliği, kültür sanat yaklaşımımızı daha bütüncül bir yapıya taşırken; teknik unsurların sahne sanatının yaratıcı dünyasıyla buluşmasına da olanak sağlıyor. Siemens Türkiye olarak, teknolojinin sanatsal üretimi güçlendiren bir araç olduğuna inanıyor ve bu anlayışla sanat camiasına değer katmayı önemsiyoruz.”

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Caner Akgün ise Siemens Türkiye ile hayata geçirdikleri iş birliğine yönelik olarak şunları söyledi: “Opera ve bale sanat dallarının sürekliliği ve nitelik olarak yüksek seviyelere ulaşması, bu alana ciddiyetle yaklaşan iş birlikleriyle mümkün oluyor. Siemens Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz bu çalışma, sanatın  desteklenmesi ve daha geniş kitlelere ulaşması açısından son derece kıymetli. Kültür sanat alanına verilen bu desteğin, önümüzdeki dönemde de kalıcı ve anlamlı sonuçlar doğuracağına inanıyoruz.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Legrand Türkiye Grubu Sektör Profesyonellerine Yönelik Online Eğitimler Düzenliyor

Yayınlandı

-

Legrand Türkiye Grubu, Sertifikalı Online Eğitimleri ile Sektörel Gelişimi Destekliyor

Bina, elektrik ve dijital altyapılar için geliştirdiği ürün ve sistemler alanındaki uzmanlığıyla öne çıkan Legrand Türkiye Grubu, dijitalleşmenin sektörel bilgi paylaşımındaki rolünü merkeze alan online eğitim programlarıyla, elektrik altyapısı ve bina teknolojileri alanında çalışan profesyonellerin güncel bilgiye erişimini destekliyor.

Elektrik altyapısı, enerji yönetimi ve akıllı bina teknolojileri alanındaki uluslararası bilgi birikimini Türkiye’deki sektör paydaşlarıyla buluşturan Legrand Türkiye Grubu, “Geleceği yakalıyoruz” bakış açısını yansıtan eğitim odaklı yaklaşımını dijital platformlara taşıyarak sektörün gelişimine katkı sunuyor. Dijital dönüşümle birlikte değişen iş yapış modellerine uyum sağlayan online eğitimler aracılığıyla ürün, sistem ve proje bilgileri sektör paydaşlarına aktarılırken, teknik bilgi paylaşımı daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. Düzenli aralıklarla planlanan bu eğitimler, sektörde faaliyet gösteren profesyonellerin teknik yetkinliklerini geliştirmeyi ve güncel uygulamalara dair bütüncül bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyor.

Dijital Platformlarda Kapsamlı ve Güncel Eğitim İçeriği

Legrand Türkiye Grubu’nun online eğitim programları; ürün portföyünden sistem çözümlerine, proje uygulamalarından sektörel yeniliklere kadar geniş ve güncel bir içerik yelpazesi sunuyor. Haftalık ve aylık periyotlarla planlanan eğitimler sayesinde katılımcılar, hem mevcut çözümler hakkında detaylı bilgi edinme hem de geleceğe yönelik teknolojik gelişmeleri yakından takip etme imkanı buluyor. Eğitim takvimleri ve içerik detayları, Legrand Türkiye Grubu’nun web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden düzenli olarak paylaşılıyor.

Sertifikalı Eğitimlerle Yetkinlik Gelişimine Katkı

Tüm online eğitimler, katılımcıların mesleki gelişimini desteklemek amacıyla sertifikalı olarak gerçekleştiriliyor. Bu yaklaşım, bilgi paylaşımının ötesine geçerek sektör profesyonellerinin teknik yetkinliklerini belgeleyebilmelerine de olanak tanıyor. Legrand Türkiye Grubu, dijital eğitim yatırımlarını yaşamları iyileştiren çözümler üretme misyonunun önemli bir parçası olarak konumlandırıyor, sektörde bilgi paylaşımını güçlendirmeyi ve uzun vadeli değer yaratmayı sürdürülebilir bir sorumluluk olarak konumlandırıyor.

Online eğitim başvuruları ve eğitim takvimine ilişkin ayrıntılı bilgi için www.legrand.com.tr/onlineegitim.php adresini ziyaret edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

GENEL

Mimarlar için Açık Alan Isıtması, Mimari Tasarımın Ayrılmaz Bir Parçası

Yayınlandı

-

Mimari projelerde açık alan ısıtması, artık yalnızca teknik bir ihtiyaç değil, tasarımın ayrılmaz bir bileşeni olarak ele alınıyor. Mimarlar, ısıtmada; mimari konseptle uyumlu, enerji verimli ve projeye değer katan çözümleri tercih ediyor.

“Isıtma sistemleri, günümüz mimari projelerinde, projeye sonradan eklenen bir donanım değil, tasarımın doğal parçası hâline geldi” diyen Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, mimarlarla proje aşamasından itibaren birlikte çalışarak, kesintisiz ısı konfor ve ısıtmada yüzde 40’a varan tasarruf sağladıklarını açıkladı. Ünlü, açık alan ısıtma çözümlerinin tasarımın bir parçası olarak ele alınmasının, mimarların estetik kaygılarını da ortadan kaldırdığını vurguladı.

Kafe, restoran, otel ve ticari projelerde açık alanlar, kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen önemli yaşam alanları olarak öne çıkıyor. Bu alanlarda kullanılan ısıtma sistemlerinin mekânın karakterini bozmadan tasarımla bütünleşmesi, mimarların temel beklentileri arasında yer alıyor. 

Mimarların Önceliği: Estetik, Verimlilik ve Sürdürülebilirlik

Mimarlar, ısıtıcı seçiminde görsel uyumun yanı sıra enerji verimliliği, düşük işletme maliyeti ve uzun ömürlü kullanım gibi kriterlere de odaklanıyor. Açık alanlarda yüksek performans sunarken enerji tüketimini de minimize eden radyant veya elektrikli ısıtıcılar, özellikle sürdürülebilir projelerde tercih sebebi haline geliyor.

Projeye özel ürün seçimi, teknik danışmanlık ve uygulama desteğiyle mimarların estetik beklentilerini performans ve verimlilikle buluşturan Çukurova Isı, açık alan ısıtma sistemlerini, projelere sonradan eklenen bir unsur olmaktan çıkararak, mimari tasarım sürecinin doğal bir parçası haline getiriyor. 

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, şunları söyledi:

“Açık alan ısıtma sistemleri, günümüz mimari projelerinde yalnızca iklimlendirme ihtiyacını karşılayan teknik ekipmanlar olmaktan çıkarak, mimari tasarımın işlevsel bir bileşeni haline geldi. Özellikle kafe, restoran, otel gibi ticari projelerde açık alanların yıl boyunca etkin kullanımı, ısıtma sistemlerinin projeye ilk aşamadan itibaren entegre edilmesini zorunlu kılıyor.

Mimarlar ve proje ofislerinin açık alan ısıtmasındaki temel beklentileri ise; mimari konsepti bozmayan, cephe ve strüktürle uyumlu, aynı zamanda yüksek ısı verimliliği sağlayan sistemler oluyor. Bu noktada açık alanlarda yüksek verimlilik, kullanıcı konforu ve mimari uyumu bir arada sunan radyant veya elektrikli ısıtma teknolojileri öne çıkıyor” dedi. 

Estetik, konfor ve tasarruf bir arada 

“Çukurova Isı olarak, mimarlarla proje aşamasından itibaren birlikte çalışıyoruz” diyen Osman Ünlü, doğru ürün seçimi, yerleşim planlaması ve teknik hesaplamalarla yüksek ısı konforu sağlarken enerji tüketimini de optimize ettiklerini belirtti. Açık alan ısıtma çözümlerinin tasarımın bir parçası olarak ele alınmasının, mimarların estetik kaygılarını da ortadan kaldırdığını vurguladı.

Osman Ünlü, açık alan projelerinde tercih edilen ürünlere ilişkin değerlendirmelerini şu sözlerle sürdürdü:

Isıtmada yüzde 40’a varan tasarruf 

“Proje aşamasında yapılan doğru ürün seçimi ve doğru yerleşim planıyla, işletmelerin açık alan ısıtma giderlerinde yüzde 40’a varan tasarruf sağlanabiliyor. 

Açık alan projelerinde sıklıkla tercih edilen Goldsun Elite seramik plakalı radyant ısıtıcı ürünümüz, şık dizaynı ve zorlu dış ortam koşullarına uygun teknik özellikleriyle öne çıkıyor. Goldsun Elite’nin dış kasası 600°C’ye, ön yüzey ve ısı kalkanı ise 1000°C’ye dayanıklı özel seramik kaplama ile üretiliyor. Bu yapı, uzun süreli ve yoğun kullanımlarda dahi performans kaybının önüne geçiyor. 

Kesintisiz ısı konfor

Yüksek ısı dayanımlı rüzgâr kalkanı sayesinde cihaz, rüzgârın etkisini minimize ederek kullanıcıya kesintisiz ısı konforu sağlıyor.

Yarı açık ve açık alan projelerinde tercih edilen Goldsun Supra ve Goldsun Aqua serisi elektrikli ısıtıcılarımız ise yağmur altında dahi sorunsuz çalışıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul sayesinde yüksek verim sağlayan bu seriler, standart rezistanslı sistemlere kıyasla yüzde 40 daha verimli bir ısıtma performansı sunuyor.

Goldsun Supra ve Goldsun Aqua’nın Plus modellerinde yer alan 5 kademeli uzaktan kumanda ise kullanım esnekliği sağlayıp enerji tüketiminin ihtiyaca göre yönetilmesine imkân tanıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

GENEL

FLOKSER KİMYA TARİHİNİN EN YÜKSEK ÜRETİM ve SATIŞ HACMİNE ULAŞTI

Yayınlandı

-

Flokser Kimya, 2025 yılı itibarıyla başta poliüretan sistem çözümleri olmak üzere birden fazla sektöre hizmet verdiği üretim gruplarında tarihin en yüksek üretim ve satış hacmine ulaştı. Özellikle yapı, otomotiv, ayakkabı, izolasyon ve savunma sanayiine yönelik sistemlerde kayda değer bir büyüme yakalayan Flokser Kimya’nın bu artışı, bir önceki yıla kıyasla çift haneli oranlarda gerçekleşti. Üretim ve satış rekorunu, yalnızca sayısal bir başarı değil; ekip çalışmasının, mühendislik gücünün ve uzun vadeli vizyonun bir sonucu olarak gördüklerini belirten Flokser Kimya CEO’su Ekin Tükek “Sektöre değer katan, güvenilir ve sürdürülebilir çözümler üretmeye devam ederken hem Türkiye’de hem de global pazarlarda büyümemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

Sanayide 40 yılı aşkın tecrübesiyle dünya devleri tarafından tercih edilen Flokser Kimya, 2025 yılı itibarıyla özellikle poliüretan sistem çözümleri başta olmak üzere faaliyet gösterdiği çeşitli sektörlere yönelik üretim gruplarında tarihinin en yüksek üretim seviyesine ulaştı. Yapı, otomotiv, ayakkabı, izolasyon ve savunma sanayine yönelik sistemlerde dikkat çekici bir büyüme kaydedilirken, bu artış bir önceki yıla göre çift haneli oranlarda gerçekleşti. Üretimle birlikte satış rekoru da kıran Flokser Kimya, 2025 Aralık ayında 10 bin ton satış rakamına ulaştı.

Üretiminin önemli bir bölümünü ihracata yönlendiren Flokser Kimya, Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalara yapılan sevkiyatlarla, ihracatının toplam üretim içindeki payını güçlü bir seviyeye ulaştırdı.

Sektörün üretim hacmi içindeki payını yukarı taşıdı

Flokser Kimya’nın bu üretim ve satış artışı, yalnızca şirket ölçeğinde değil, poliüretan sektörünün genel büyüme trendinin üzerinde bir performansa işaret ediyor. Bu rekorlar ile birlikte hem yerel pazarda hem de ihracat tarafında rekabet gücünü artıran ve sektöre yön veren oyuncular arasında konumunu daha da güçlendiren şirket, bu başarı ile sektörün toplam üretim hacmi içindeki payını istikrarlı biçimde yukarı taşıdı.

Üretim rekoru; Ar-Ge yatırımlarının artırılması, üretim altyapısının modernize edilmesi , dijitalleşme ve otomasyon odaklı süreç iyileştirmeleri, müşteri odaklı esnek üretim modeli gibi çok boyutlu stratejik adımların doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. Aynı zamanda tedarik zinciri yönetiminde sağlanan esneklik ve operasyonel çeviklik de bu süreci destekleyen önemli faktörler arasında yer aldı.

Yeni odak: İleri teknolojiye dayalı üretim yatırımları

Verimlilik artışında temel yaklaşımlarının süreçleri uçtan uca ele alan, sürekli iyileştirme odaklı bir üretim modeli benimsemek olduğunu söyleyen Flokser Kimya CEO’su Ekin Tükek, dijital izleme sistemleri, yalın üretim prensipleri ve nitelikli insan kaynağı yatırımları sayesinde hem üretim hızını artırdıklarını hem de kalite standartlarını daha da yukarı taşıdıklarını belirtiyor. Üretim ve satış rekorunun, Flokser Kimya’nın sürdürülebilir büyüme stratejisinin somut bir çıktısı niteliğinde olduğunu kaydeden Tükek, sözlerine şöyle devam etti: “Stratejimiz, yalnızca hacim artışına değil; çevresel etkiyi gözeten, katma değeri yüksek ve uzun vadeli büyümeyi destekleyen bir üretim anlayışına dayanıyor. Bu başarı, şirketin hem bugünkü rekabet gücünü hem de geleceğe yönelik büyüme vizyonunu güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde; ileri teknolojiye dayalı yeni üretim yatırımları, yüksek performanslı ve sürdürülebilir poliüretan sistemler ve ihracat pazarlarını genişletmeye yönelik kapasite artışları öncelikli odak alanlarımız arasında yer alacak. Ayrıca Ar-Ge merkezli yenilikçi çözümlerle, farklı sektörlerin değişen ihtiyaçlarına daha hızlı cevap vermeyi hedefliyoruz.”

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler