İnşaatta İş Güvenliği: Güncel Yönetmelikler ve İnovatif Çözümler - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İnşaatta İş Güvenliği: Güncel Yönetmelikler ve İnovatif Çözümler

Yayınlandı

-

İnşaat sektörü, dünya genelinde en riskli sektörlerden biri olarak kabul edilir. İnşaat alanlarında çalışan işçiler, çeşitli fiziksel tehlikelerle karşı karşıya kalmakta ve her yıl yüzlerce iş kazası yaşanmaktadır. Bu sebeple, iş güvenliği, inşaat sektöründe büyük bir öneme sahiptir. Hem işverenler hem de çalışanlar için güvenli çalışma koşullarının sağlanması, verimlilik ve iş sağlığı açısından kritik bir rol oynamaktadır.

1. İnşaatta İş Güvenliğinin Önemi

İnşaat projeleri, büyük boyutlu ve karmaşık yapılarla ilgilidir. Bu tür projelerde, yüksek yapılar, ağır makineler ve tehlikeli malzemeler kullanılır, bu da iş kazası riskini artırır. İnşaatta iş güvenliği, işçilerin sağlığını korumak, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını azaltmak için alınacak önlemleri kapsar. Ayrıca, iş güvenliği uygulamaları, işyerinde verimliliği artırır, yasal sorumlulukları yerine getirir ve maddi kayıpları önler.

2. Güncel Yönetmelikler ve Yasal Düzenlemeler

İnşaat sektöründe iş güvenliği sağlamak için bir dizi yasal düzenleme ve yönetmelik bulunmaktadır. Bu yönetmelikler, işyerinde iş güvenliği kültürünü oluşturmayı ve uygulamayı hedefler. Türkiye’deki bazı temel düzenlemeler ve yönetmelikler şunlardır:

a) İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK)

2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, iş güvenliği alanında en önemli yasal düzenlemelerden biridir. Bu kanun, işverenlere iş güvenliği sağlama yükümlülüğü getirirken, çalışanların haklarını da güvence altına alır. Kanun, risk analizi yapmayı, gerekli eğitimleri vermeyi ve uygun güvenlik ekipmanları temin etmeyi zorunlu kılar.

b) İnşaat İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği

İnşaat sektörüne özel olarak hazırlanan bu yönetmelik, inşaat alanlarında alınması gereken güvenlik önlemlerini detaylandırır. Yönetmelikte, inşaat alanlarında çalışanların güvenliğini sağlamak için belirli standartlar belirlenmiştir. Bu yönetmelik, çalışma alanlarının düzenlenmesinden, kullanılan malzemelerin güvenliğine kadar geniş bir yelpazede önlemleri kapsar.

c) Çalışanların Kişisel Koruyucu Donanımlarının Kullanımı

İnşaat işlerinde kişisel koruyucu donanımlar (KKD) kullanımı oldukça önemlidir. İş güvenliği yönetmelikleri, işçilerin koruyucu ekipman kullanmasını zorunlu kılmaktadır. Kask, eldiven, güvenlik ayakkabıları, baret, koruyucu gözlük gibi ekipmanlar, inşaat işyerlerinde standart hale getirilmiştir.

d) İSG Eğitimlerinin Zorunluluğu

Yönetmelikler, inşaat sektöründe çalışan işçilerin belirli periyotlarla iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine katılmalarını zorunlu kılar. Bu eğitimler, çalışanların işyerindeki riskleri tanımalarına ve bu risklerden korunmalarına yardımcı olur.

3. İnovatif Çözümler ve Teknolojik Gelişmeler

İnşaat sektöründe iş güvenliğini artırmak için son yıllarda çeşitli inovatif çözümler ve teknolojiler kullanılmaktadır. Bu çözümler, hem güvenliği artırmakta hem de kazaları önlemekte önemli rol oynamaktadır.

a) Dijital Risk Analiz Yazılımları

Risk analizi, iş güvenliğinin sağlanmasında kritik bir adımdır. İnşaat projelerinde dijital risk analiz yazılımları, işyerindeki tehlikeleri belirleyerek, önceden tedbir alınmasına olanak tanır. Bu yazılımlar, olası kazaların önlenmesinde önemli bir rol oynar.

b) IoT (Nesnelerin İnterneti) Teknolojisi

Nesnelerin İnterneti (IoT), inşaat sektöründe iş güvenliğini artıran bir başka yenilikçi çözümdür. IoT sensörleri, işçilerin sağlık durumlarını izler, güvenlik ekipmanlarının doğru kullanılıp kullanılmadığını kontrol eder ve gerçek zamanlı veri toplayarak potansiyel tehlikeleri erken tespit eder. Örneğin, işçilerin güvenlik şeritlerine yakınlaşmasını engelleyen sensörler ya da kaza anında acil yardım çağrısı gönderen cihazlar kullanılmaktadır.

c) Sanal Gerçeklik (VR) ve Artırılmış Gerçeklik (AR) Eğitimleri

İş güvenliği eğitimlerinde sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) teknolojilerinin kullanımı artmaktadır. Bu teknolojiler, işçilere gerçek bir tehlike olmadan, tehlikeli durumlarla karşılaşma ve bu durumlarla başa çıkma becerisi kazandırır. İnşaat sahasında karşılaşabilecekleri risklere dair sanal simülasyonlar, çalışanların pratik yapmalarına ve güvenli bir şekilde eğitilmelerine yardımcı olur.

d) Dronlar ve Robotlar

Dronlar, inşaat alanlarının uzaktan izlenmesine olanak tanır ve bu sayede iş güvenliği denetimleri daha verimli hale gelir. Dronlar, yüksek yapılara, tehlikeli bölgelere veya ulaşılması zor alanlara rahatlıkla ulaşabilir, böylece işçilerin tehlikeli bölgelere girmesi engellenir. Ayrıca, robotlar da inşaat sahasında riskli işleri üstlenerek işçilerin güvenliğini artırır.

4. İş Güvenliği Kültürü ve Yönetim Yaklaşımları

İnşaat sektöründe iş güvenliğinin sağlanabilmesi için sadece yasal düzenlemeler yeterli değildir; aynı zamanda bir iş güvenliği kültürünün oluşturulması gerekmektedir. İşverenlerin, çalışanların güvenliğini her şeyin önünde tutmaları, güvenli çalışma alışkanlıklarını teşvik etmeleri ve düzenli eğitimlerle bu bilinci aşılamaları önemlidir.

İş güvenliği kültürünün yerleşmesi için:

  • Ekip içi iletişim: İş güvenliği konusunda sürekli iletişim ve bilgilendirme yapılmalıdır.
  • Çalışan katılımı: Çalışanlar, güvenlik önlemlerinin uygulanmasında aktif rol almalı ve önerilerde bulunmalıdır.
  • Düzenli denetimler ve geri bildirim: İş güvenliği uygulamalarının etkili bir şekilde denetlenmesi ve eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

FLOKSER KİMYA TARİHİNİN EN YÜKSEK ÜRETİM ve SATIŞ HACMİNE ULAŞTI

Yayınlandı

-

Flokser Kimya, 2025 yılı itibarıyla başta poliüretan sistem çözümleri olmak üzere birden fazla sektöre hizmet verdiği üretim gruplarında tarihin en yüksek üretim ve satış hacmine ulaştı. Özellikle yapı, otomotiv, ayakkabı, izolasyon ve savunma sanayiine yönelik sistemlerde kayda değer bir büyüme yakalayan Flokser Kimya’nın bu artışı, bir önceki yıla kıyasla çift haneli oranlarda gerçekleşti. Üretim ve satış rekorunu, yalnızca sayısal bir başarı değil; ekip çalışmasının, mühendislik gücünün ve uzun vadeli vizyonun bir sonucu olarak gördüklerini belirten Flokser Kimya CEO’su Ekin Tükek “Sektöre değer katan, güvenilir ve sürdürülebilir çözümler üretmeye devam ederken hem Türkiye’de hem de global pazarlarda büyümemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

Sanayide 40 yılı aşkın tecrübesiyle dünya devleri tarafından tercih edilen Flokser Kimya, 2025 yılı itibarıyla özellikle poliüretan sistem çözümleri başta olmak üzere faaliyet gösterdiği çeşitli sektörlere yönelik üretim gruplarında tarihinin en yüksek üretim seviyesine ulaştı. Yapı, otomotiv, ayakkabı, izolasyon ve savunma sanayine yönelik sistemlerde dikkat çekici bir büyüme kaydedilirken, bu artış bir önceki yıla göre çift haneli oranlarda gerçekleşti. Üretimle birlikte satış rekoru da kıran Flokser Kimya, 2025 Aralık ayında 10 bin ton satış rakamına ulaştı.

Üretiminin önemli bir bölümünü ihracata yönlendiren Flokser Kimya, Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalara yapılan sevkiyatlarla, ihracatının toplam üretim içindeki payını güçlü bir seviyeye ulaştırdı.

Sektörün üretim hacmi içindeki payını yukarı taşıdı

Flokser Kimya’nın bu üretim ve satış artışı, yalnızca şirket ölçeğinde değil, poliüretan sektörünün genel büyüme trendinin üzerinde bir performansa işaret ediyor. Bu rekorlar ile birlikte hem yerel pazarda hem de ihracat tarafında rekabet gücünü artıran ve sektöre yön veren oyuncular arasında konumunu daha da güçlendiren şirket, bu başarı ile sektörün toplam üretim hacmi içindeki payını istikrarlı biçimde yukarı taşıdı.

Üretim rekoru; Ar-Ge yatırımlarının artırılması, üretim altyapısının modernize edilmesi , dijitalleşme ve otomasyon odaklı süreç iyileştirmeleri, müşteri odaklı esnek üretim modeli gibi çok boyutlu stratejik adımların doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. Aynı zamanda tedarik zinciri yönetiminde sağlanan esneklik ve operasyonel çeviklik de bu süreci destekleyen önemli faktörler arasında yer aldı.

Yeni odak: İleri teknolojiye dayalı üretim yatırımları

Verimlilik artışında temel yaklaşımlarının süreçleri uçtan uca ele alan, sürekli iyileştirme odaklı bir üretim modeli benimsemek olduğunu söyleyen Flokser Kimya CEO’su Ekin Tükek, dijital izleme sistemleri, yalın üretim prensipleri ve nitelikli insan kaynağı yatırımları sayesinde hem üretim hızını artırdıklarını hem de kalite standartlarını daha da yukarı taşıdıklarını belirtiyor. Üretim ve satış rekorunun, Flokser Kimya’nın sürdürülebilir büyüme stratejisinin somut bir çıktısı niteliğinde olduğunu kaydeden Tükek, sözlerine şöyle devam etti: “Stratejimiz, yalnızca hacim artışına değil; çevresel etkiyi gözeten, katma değeri yüksek ve uzun vadeli büyümeyi destekleyen bir üretim anlayışına dayanıyor. Bu başarı, şirketin hem bugünkü rekabet gücünü hem de geleceğe yönelik büyüme vizyonunu güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde; ileri teknolojiye dayalı yeni üretim yatırımları, yüksek performanslı ve sürdürülebilir poliüretan sistemler ve ihracat pazarlarını genişletmeye yönelik kapasite artışları öncelikli odak alanlarımız arasında yer alacak. Ayrıca Ar-Ge merkezli yenilikçi çözümlerle, farklı sektörlerin değişen ihtiyaçlarına daha hızlı cevap vermeyi hedefliyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

ASAŞ, AS 9100 Sertifikasıyla Havacılık, Uzay ve Savunma Sanayiinde Küresel Gücünü Artırdı

Yayınlandı

-

ASAŞ Alüminyum Profil İş Merkezi, bağımsız dış denetimi başarıyla tamamlayarak AS 9100 Havacılık, Uzay ve Savunma Kalite Yönetim Sistemi sertifikasını almaya hak kazandı. Sertifika, ASAŞ’ın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü ve tedarikçi konumunu güçlendirdi.

ASAŞ Alüminyum Profil İş Merkezi, gerçekleştirilen bağımsız dış denetimi başarıyla tamamlayarak, AS 9100 Havacılık, Uzay ve Savunma Kalite Yönetim Sistemi gerekliliklerini eksiksiz şekilde karşıladığını belgeledi ve sertifika almaya hak kazandı.

Havacılık, uzay ve savunma sanayii için uluslararası ölçekte kabul gören AS 9100 standardı; kalite yönetimi, süreç güvenilirliği, risk yönetimi, ürün güvenliği ve izlenebilirlik gibi kritik kriterleri kapsıyor. ASAŞ’ın bu sertifikayı almaya hak kazanması, Alüminyum Profil İş Merkezi’nin yüksek kalite standartlarında, tutarlı ve güvenilir üretim gerçekleştirdiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

AS 9100 sertifikasıyla birlikte ASAŞ, uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren havacılık, uzay ve savunma sanayii firmaları nezdinde onaylı ve güvenilir tedarikçi konumunu güçlendirdi. Sertifika, küresel projelere erişimi kolaylaştırırken; yeni iş birlikleri ve uzun vadeli stratejik ortaklıklar için de önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.

Sertifikasyon süreci boyunca yürütülen çalışmalar kapsamında süreçlerin standardizasyonu, operasyonel verimliliğin artırılması ve müşteri beklentilerinin en üst düzeyde karşılanması hedeflendi. Elde edilen bu başarı, ASAŞ’ın kalite odaklı yaklaşımının ve sürekli iyileştirme anlayışının somut bir göstergesi niteliği taşıyor.

ASAŞ, önümüzdeki dönemde de uluslararası kalite standartlarını odağına alan yönetim anlayışıyla; havacılık, uzay ve savunma sanayiine yönelik yüksek katma değerli ürün ve çözümler sunarak küresel pazarlardaki etkinliğini artırmayı sürdürecek.

Okumaya Devam Et

GENEL

Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile Anlamlı Bir İş Birliğine İmza Attı

Yayınlandı

-

Siemens Türkiye, kültür ve sanata verdiği desteği yeni iş birliğiyle daha geniş bir çerçeveye taşıyor. Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile hayata geçirdiği iş birliği kapsamında, 2025–2026 ve 2026–2027 sezonlarını kapsayacak şekilde iki sezon boyunca üç önemli eserin prodüksiyon ve teknik bölümlerine destek verecek.

Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile 2025–2026 ve 2026–2027 sezonlarını kapsayan yeni bir iş birliği başlattı. Bu iş birliği çerçevesinde Siemens Türkiye; Pinokyo.exe, Lucia di Lammermoor ve Sihirli Flüt eserlerinin teknolojik ihtiyaçları konusunda   destek verecek.

Bu kapsamda Siemens Türkiye, opera sanatına yönelik desteğinin kapsamını genişleterek  yıl geneline yayılan sürdürülebilir bir iş birliği modeline dönüştürüyor. İki sezonu kapsayan iş birliğinin ilk eseri olan Pinokyo.exe, 23 Ocak’taki prömiyerinin ardından 26 Ocak, 3 Şubat ve 6 Şubat tarihlerinde yeniden sahnelenecek. Proje kapsamında yer alan Lucia di Lammermoor Mayıs ayında, Sihirli Flüt ise Kasım ayında izleyiciyle buluşacak.

“Sanatı Yıl Boyunca Destekleyen Bir Yaklaşımı Benimsiyoruz”

Siemens Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Özlem Özkaya, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Siemens Türkiye olarak, sadece teknoloji ve inovasyon alanında değil, aynı zamanda sanat ve kültür alanında da önemli projelere imza atarak topluma katkıda bulunuyoruz. 1998 yılından beri sürdürdüğümüz Siemens Türkiye Opera Yarışması, Türkiye’nin genç yeteneklerine ışık tutarak, opera sanatının ülkemizde gelişimine büyük katkı sağlıyor. Yarışmamız, Siemens’in kurumsal sosyal sorumluluk projeleri kapsamında, kültürel ve sanatsal gelişimi destekleme misyonunun bir parçası olarak öne çıkıyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile hayata geçirdiğimiz iş birliği ile sanata yönelik desteğimizi opera yarışmamızın ötesine taşıyarak desteğimizin kapsamını daha da genişletiyoruz. İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliğiyle, Türkiye’de opera alanının en önemli kurumlarından biriyle uzun vadeli ve sürdürülebilir bir destek modeli kuruyoruz. Bu iş birliği, kültür sanat yaklaşımımızı daha bütüncül bir yapıya taşırken; teknik unsurların sahne sanatının yaratıcı dünyasıyla buluşmasına da olanak sağlıyor. Siemens Türkiye olarak, teknolojinin sanatsal üretimi güçlendiren bir araç olduğuna inanıyor ve bu anlayışla sanat camiasına değer katmayı önemsiyoruz.”

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Caner Akgün ise Siemens Türkiye ile hayata geçirdikleri iş birliğine yönelik olarak şunları söyledi: “Opera ve bale sanat dallarının sürekliliği ve nitelik olarak yüksek seviyelere ulaşması, bu alana ciddiyetle yaklaşan iş birlikleriyle mümkün oluyor. Siemens Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz bu çalışma, sanatın  desteklenmesi ve daha geniş kitlelere ulaşması açısından son derece kıymetli. Kültür sanat alanına verilen bu desteğin, önümüzdeki dönemde de kalıcı ve anlamlı sonuçlar doğuracağına inanıyoruz.”

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler