Yapıchem Kimya’dan Yapı Kimyasallarında Döngüsel Ekonomiye Yeni Nesil Çözüm: Yapıteks 100 - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Yapıchem Kimya’dan Yapı Kimyasallarında Döngüsel Ekonomiye Yeni Nesil Çözüm: Yapıteks 100

Yayınlandı

-

 

Yapıchem Kimya, yüksek performanslı yapı kimyasalları geliştirirken kaynakların daha verimli kullanılmasına ve farklı endüstrilerden elde edilen yan ve ikincil ürünlerin yeniden değerlendirilmesine odaklanıyor. Bu yaklaşım doğrultusunda geliştirilen Yapıteks 100, yapı kimyasalları sektöründe yaygın olarak kullanılan sodyum glukonata alternatif bir priz geciktirici olarak öne çıkıyor.

Çimento esaslı sistemlerde kontrollü priz performansı sağlamaya yardımcı olan Yapıteks 100, farklı endüstriyel akışlardan elde edilen yan ve ikincil hammaddelerin yeniden değerlendirilmesini destekliyor. Böylece ürün, teknik performansının yanı sıra kaynakların daha verimli kullanılması ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yapı kimyasallarına taşınması açısından da önem taşıyor. 

Performans ve Kaynak Verimliliği Bir Arada

Yapıteks 100, çimento esaslı sistemlerde priz sürecinin kontrollü şekilde yönetilmesine yardımcı olurken alternatif hammadde kullanımını destekleyen yapısıyla öne çıkıyor. Geliştirilen çözümle, teknik performans gerekliliklerinin karşılanmasının yanı sıra geleneksel hammadde kaynaklarına olan bağımlılığın azaltılmasına ve farklı endüstriyel akışlardan elde edilen hammaddelerin yeniden değerlendirilmesine katkı sağlanması hedefleniyor.

Yapıchem Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Arıcan, Yapıteks 100’ün geliştirilme yaklaşımını şöyle değerlendirdi:

“Yapı kimyasallarında yüksek performansı, kaynakların daha verimli kullanılması yaklaşımıyla birlikte ele alıyoruz. Yapıteks 100’ü geliştirirken amacımız yalnızca çimento esaslı sistemlerde kontrollü priz performansına katkı sunan bir ürün ortaya koymak değil; aynı zamanda farklı endüstrilerden elde edilen yan ve ikincil hammaddelerin yeniden değerlendirilmesine alan açmaktı. Bu yaklaşımın, hem kaynak verimliliğini destekleyen hem de daha döngüsel bir üretim anlayışına katkı sağlayan kimyasal çözümlerin geliştirilmesi açısından önemli olduğuna inanıyoruz.” 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

DORÇE, MÜSİAD EXPO 2026’da modüler yapı çözümlerini tanıttı

Yayınlandı

-

 

Prefabrik modüler çelik yapı sektörünün önde gelen üreticilerinden DORÇE Prefabrik ve İnşaat, 23–26 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen MÜSİAD EXPO 2026’ya katıldı. Şirket, fuar kapsamında üretim gücü, mühendislik kabiliyetleri ve farklı sektörlere yönelik anahtar teslim yapı çözümlerini yerli ve yabancı sektör temsilcileriyle buluşturdu.

DORÇE Prefabrik ve İnşaat, iş dünyasının farklı sektörlerinden üretici, yatırımcı, satın almacı ve profesyonelleri bir araya getiren MÜSİAD EXPO 2026’da yerini aldı. İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen organizasyonda DORÇE, prefabrik modüler çelik yapı sistemlerinin yanı sıra mühendislik, üretim ve anahtar teslim EPC proje kabiliyetlerini ziyaretçilere sundu. Hall 2, 2E-102 numaralı stantta sektör profesyonelleri, yatırımcılar ve uluslararası iş ortaklarıyla bir araya gelen şirket, farklı coğrafya ve sektörlerde geliştirdiği yapı çözümleri hakkında bilgi paylaşımında bulundu.

Yeni nesil çözümleri katılımcılardan yoğun ilgi gördü

Fuarda DORÇE’nin yeni nesil Battery Energy Storage Systems (BESS) ve Modular Data Center çözümleri ziyaretçiler tarafından  yoğun ilgi gördü.. Enerji depolama ve dijital altyapı yatırımlarına yönelik geliştirilen bu çözümler, modüler yapıları, ölçeklenebilir mimarileri, kontrollü fabrika üretimi ve hızlı devreye alma avantajlarıyla yatırımcılar ve sektör profesyonelleri tarafından ilgiyleincelendi.

Üretimden anahtar teslim projelere entegre çözüm

40 yılı aşkın sektör tecrübesine sahip DORÇE, Ankara’daki üretim tesislerinde prefabrik modüler çelik yapılar başta olmak üzere farklı yapı sistemlerinin tasarım ve üretimini gerçekleştiriyor. Şirket, tasarım ve mühendislikten satın almaya, üretimden lojistiğe, saha montajından elektromekanik işlere, test ve devreye almaya kadar geniş bir kapsamda entegre hizmet sunuyor. Avrupa’nın en büyük prefabrik modüler çelik yapı üretim tesislerinden birine sahip olan DORÇE, dünyanın önde gelen müteahhitlerinin sıralandığı ENR Top 250 listesinde de “Prefabrik Modüler Çelik Yapılar” iş modeliyle listeye giren tek şirket olarak bu konumunu 14 yıldır sürdürüyor.DORÇE’nin çözümleri, enerji, savunma, madencilik, petrol ve gaz, sağlık, eğitim, konut, endüstriyel tesisler, işçi ve yaşam kampları ile acil durum ve afet sonrası yapılaşma gibi birçok farklı alanda kullanılıyor.

Şirket, bugüne kadar 60’tan fazla ülkede gerçekleştirdiği projelerden edindiği uluslararası tecrübeyi, modern üretim yöntemleri ve mühendislik kabiliyetleriyle bir araya getirerek farklı iklim ve coğrafi koşullara uygun yapı çözümleri geliştiriyor. DORÇE,  Sibirya’da -50 dereceden Afrika’da +50 dereceye kadar farklı koşullarda projeler hayata geçirdi.

Uluslararası iş birliği fırsatları değerlendirildi

MÜSİAD EXPO 2026 boyunca DORÇE standında gerçekleştirilen görüşmelerde, mevcut ve potansiyel projelerin yanı sıra yeni pazarlardaki iş birliği fırsatları da ele alındı. Şirket yetkilileri, özellikle hızlı üretim ve kurulum gerektiren projelerde prefabrikasyon ve modüler yapı teknolojilerinin sağladığı avantajlara ilişkin ziyaretçilere bilgi verdi.

DORÇE, fuar katılımıyla Türkiye’nin mühendislik ve üretim kabiliyetlerini uluslararası ziyaretçilere aktarırken, farklı sektör ve coğrafyalardaki yeni iş birliği olanaklarını değerlendirme fırsatı buldu.

Okumaya Devam Et

GENEL

Schneider Electric, sıvı ve hava soğutmasını bir araya getiren ve veri merkezi kurulumlarında daha fazla esneklik sağlayan yeni Motivair soğutma sıvısı dağıtım ünitesini tanıttı

Yayınlandı

-

 

  • Yeni soğutma sıvısı dağıtım ünitesi WCDU, farklı kurulum seçeneklerine uyum sağlayacak şekilde tasarlandı ve teknik koridor yerleşimli, yüksek kapasiteli soğutma mimarilerinin gereksinimlerini karşılamak üzere optimize edildi.
  • Hava soğutma sistemleriyle sorunsuz entegrasyon ve farklı kurulum seçenekleri, veri merkezi işletmecilerine daha fazla esneklik sunuyor.
  • Tek bir WCDU, 3,5 MW’a kadar soğutma kapasitesi sağlıyor. Erişilebilir tasarımı, alanın sınırlı olduğu ortamlarda yüksek yoğunluklu kurulumları kolaylaştırıyor.
  • 2 °C’ye kadar düşebilen yaklaşım sıcaklık farkı, tüm soğutma sisteminde güç kullanım etkinliğini (PUE) iyileştirmeye ve işletme giderlerini azaltmaya yardımcı oluyor.

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, yüksek yoğunluklu yapay zekâ veri merkezlerinde hibrit hava ve sıvı soğutma mimarilerini desteklemek üzere geliştirdiği yeni WCDU soğutma sıvısı dağıtım ünitesini (CDU) tanıttı. Farklı kurulum seçeneklerine uygun olan ünite, fan duvarı hava soğutma sistemleriyle sorunsuz biçimde entegre çalışabiliyor. Böylece işletmeciler, veri salonunu baştan tasarlamadan sıvı ve hava soğutması arasındaki dengeyi değiştirebiliyor. Bu esneklik, iş yükleri netleştikçe soğutma altyapısının ihtiyaca göre şekillendirilmesine olanak tanıyor ve gereğinden büyük altyapı yatırımları ile atıl kapasitenin önüne geçmeye yardımcı oluyor.

Yeni WCDU, sıvı soğutma teknolojisindeki gelişime ve yapay zekâ çağında değişen altyapı kurulumlarına yanıt veriyor. Büyük veri merkezi işletmecileri, servis ve bakım işlemlerini kolaylaştırmak için soğutma sıvısı dağıtım ünitelerini giderek daha fazla beyaz alanın dışına, teknik koridorlara yerleştiriyor. Teknik koridor kullanımı için optimize edilen WCDU, üstten bağlantıları sayesinde kurulumu sadeleştiriyor ve beyaz alanda yer kaplamıyor. Bu yerleşim, servis erişimini de rahatlatıyor.

Schneider Electric Soğutma İş Birimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Andrew Bradner, “Sıvı ve hava soğutmasını tek bir çözümde buluşturan pazardaki yegâne soğutma sıvısı dağıtım ünitesiyle, sektörün daha önce görmediği bir esneklik sunuyoruz. Bu yaklaşım, işletmecilerin kurulumları daha verimli gerçekleştirmesine, daha geniş bir yelpazedeki sıvı soğutma altyapısı yapılandırmalarını desteklemesine ve devreye alma süresini önemli ölçüde kısaltmasına olanak tanıyor” dedi.

Yeni ürün, Motivair by Schneider Electric sıvı soğutma çözümleri serisini tamamlıyor, genişletiyor ve güçlendiriyor. Seri, sıra bazlı ve koridor bazlı sistemler dâhil farklı kurulum mimarilerine uygun soğutma sıvısı dağıtım ünitelerinden oluşuyor.

WCDU’nun diğer özellikleri ve avantajları

Pompaları, ısı eşanjörlerini ve diğer temel bileşenleri tek bir çelik şaside birleştiren WCDU’nun bütünleşik tasarımı kurulumu kolaylaştırıyor. Ölçeklenebilir ve çok modlu mimarisi sayesinde farklı kurulum seçenekleri sunan ünite, fan duvarlarıyla entegre çalışabildiği gibi bağımsız olarak da kullanılabiliyor. Böylece mevcut soğutma altyapısında fan duvarı kullanan işletmecilerin tesislerini yeni teknolojiye uyarlaması kolaylaşıyor. Yan taraflarında boşluk gerektirmeyen tasarımı da mevcut ve yeni veri salonlarında alanın daha verimli kullanılmasını sağlıyor. WCDU ayrıca şu özellikleri sunuyor:

  • Yüksek soğutma kapasitesi: WCDU, Motivair by Schneider Electric soğutma sıvısı dağıtım ünitesi serisindeki en yüksek tek ünite kapasitesine sahip. Bir WCDU, kW başına dakikada 1,5 litre akış hızında 3,5 MW’a, kW başına dakikada 2,0 litre akış hızında ise 2,5 MW’a kadar soğutma kapasitesi sağlayabiliyor. Grup modunda 20’ye kadar WCDU eşgüdüm içinde çalışabiliyor. Bu ölçek, günümüzde 30 ila 40 MW kapasiteye ulaşan veri salonlarının ihtiyaçlarını destekliyor.
  • Daha yüksek verimlilik: WCDU, tesis su sisteminde daha yüksek sıcaklıklarda çalışmayı ve 2 °C’ye kadar düşen yaklaşım sıcaklık farkını destekliyor. Bu çalışma koşulları, güç kullanım etkinliğini (PUE) ve tüm soğutma altyapısının enerji verimliliğini iyileştirerek toplam işletme maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Sistem, operasyonel sürekliliği desteklemek üzere çalışırken değiştirilebilen pompalar, basınçtan bağımsız kontrol vanaları (PICV), 25 mikron filtreler ve 15 inç dokunmatik insan-makine arayüzü (HMI) içeriyor.
  • Operasyonel süreklilik: 2,5 MW’a kadar olan kurulumlarda WCDU, ek bir süreklilik seçeneği olarak N+1 yedeklilikle yapılandırılabiliyor. Yedek pompa ve vanalar, bakım sırasında veya bir bileşenin beklenmedik biçimde devre dışı kalması durumunda soğutmanın sürdürülmesine yardımcı oluyor.

WCDU’nun eklenmesiyle Schneider Electric’in uçtan uca sıvı soğutma portföyündeki soğutma sıvısı dağıtım üniteleri 105 kW ile 3,5 MW arasında kapasite sunarak bugünün ve geleceğin performans gereksinimlerini karşılıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Zorlu Agrega Koşullarında Beton Performansını Destekleyen Çözüm: Quad® 500

Yayınlandı

-

 

Saint-Gobain Yapı Kimyasalları’nın lokomotif markalarından Chryso, hazır beton üretiminde ince malzeme eksikliği ve agrega kaynaklı değişkenliklerin yol açabileceği performans sorunlarına Quad® 500 Serisi ile çözüm sunuyor. Seri, düşük ince malzeme içeriğine sahip karışımlarda taze betonun stabilitesini ve homojenliğini destekleyerek kusma ve segregasyon gibi problemlerin kontrolüne katkı sağlıyor.

Hazır beton üretiminde agrega kaynaklarının ve ince malzeme içeriğinin değişkenlik göstermesi, üretim süreçlerinde betonun performansının ve işlenebilirliğinin kontrolünü zorlaştırabiliyor. Özellikle ince malzeme eksikliği, taze betonun kohezyonunu ve stabilitesini etkileyerek üretimden pompalama ve yerleştirmeye kadar farklı aşamalarda sorunlara neden olabiliyor. Chryso’nun Quad® 500 Serisi ise bu değişken koşullarda beton karışımlarının daha dengeli ve kontrollü şekilde yönetilmesine destek oluyor.

Quad® 500 Serisi ile Stabilite ve Homojenlik

Chryso’nun Quad® 500 Serisi, özellikle düşük ince malzeme içeren agregalarla hazırlanan beton karışımlarında taze betonun stabilitesini desteklemek üzere geliştirildi. Seri, karışımın kohezyonunu ve homojenliğini desteklerken kusma ve segregasyon eğiliminin azaltılmasına katkı sağlıyor. Bu özellik, betonun üretim, pompalama ve yerleştirme aşamalarında daha kontrollü şekilde yönetilmesine yardımcı oluyor.

Quad® 500 Serisi’nin sunduğu yaklaşım, farklı agrega kaynaklarının mineralojik, fiziksel ve yüzey özelliklerinden kaynaklanan performans değişkenliklerinin yönetilmesine de katkı sağlıyor. Bu sayede üreticiler, kullanılan hammaddelerin karakteristiklerine bağlı olarak beton karışım tasarımlarını daha esnek şekilde optimize edebiliyor.

Bu esneklik, hammadde seçiminde de alternatiflerin değerlendirilmesine olanak sağlıyor. Farklı agrega kaynaklarının üretim süreçlerine dahil edilebilmesi, mevcut kaynakların daha etkin kullanılmasına katkı sunarken betonun hedeflenen performans özelliklerinin korunmasına yönelik seçenekler sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye