Günsan Elektrik: 35 Ülkeye Uzanan Yenilikçi ve Güvenilir Çözümler - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Günsan Elektrik: 35 Ülkeye Uzanan Yenilikçi ve Güvenilir Çözümler

Yayınlandı

-

Günsan Elektrik Genel Müdürü Erhan Kaya


1982’de başlayan yolculuğunda Günsan Elektrik, hem yurtiçi hem de yurtdışında sektörün öncüsü olmayı başardı. 17 bin parçalık ürün yelpazesi ve 35’ten fazla ülkeye ihracatıyla global pazarda büyürken, yenilikçi Ar-Ge yatırımları ve kullanıcı dostu çözümleriyle sektörde fark yaratmaya devam ediyor.

  1. Markanızın/firmanızın genel yapılanması hakkında bilgi verir misiniz? 

Hem global ölçekte hem de bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? 

Günsan Elektrik olarak, 1982 yılında elektrik aksesuarları ve anahtar prizleri üretmek üzere çıktığımız yolculukta, her geçen yıl daha da güçlenen bir yapı oluşturduk. 1995 yılında Samandıra’da kurduğumuz modern tesislerle üretim kapasitemizi artırarak, Türkiye’nin elektrik sektöründe öncü bir marka olma hedefimizi daha da ileriye taşıdık. Kuruluşumuzdan bu yana, günlük yaşamları daha konforlu hale getiren çözümler sunarak, herkesin erişebileceği kaliteli ürünler geliştirmeye ve toplum için daha iyi bir gelecek inşa etme vizyonumuzu sürdürmeye odaklandık.

Bugün geldiğimiz noktada, dünya genelinde 35’ten fazla ülkeye ihracat yapıyor ve inşaat sektörüne yönelik 17 bin parçalık geniş ürün yelpazemizle ihtiyaçlara yanıt veriyoruz. Elektrik anahtarları, prizler, grup prizler, şalt malzemeleri, kompakt şalterler, kaçak akım röleleri ve sigorta kutuları gibi çeşitli ürünlerimizle, hem yurtiçinde hem de yurtdışında distribütörlerimiz ve bayilerimiz aracılığıyla müşterilerimize ulaşıyoruz. Türkiye’deki konut projeleri ve modern yaşam alanlarına sunduğumuz birincil elektrik tesisatı çözümleriyle de sektörde fark yaratıyoruz. İhracat performansımız bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bulgaristan, Romanya, Yunanistan gibi ülkelerdeki pazar hakimiyetimizle Özbekistan, Ukrayna, Bulgaristan, Gürcistan ve Romanya gibi geniş bir coğrafyada Günsan imzasını taşıyoruz. Gelecekte Avusturya, Kazakistan ve Hollanda gibi yeni pazarlarda da varlık göstermeyi hedefliyoruz. Bu sağlam adımlarımızla hem global hem de bölgesel ölçekte elektrik sektöründe daha fazla güçlenerek büyümeye devam edeceğiz.

  1. Markanızın sektörünüzdeki konumu hakkında neler söylemek istersiniz?
    Günsan Elektrik olarak, sektördeki köklü geçmişimiz ve deneyimimizle her zaman güvenilir bir marka olarak konumlanıyoruz. Yenilikçi ve kullanıcı dostu çözümlerimizle sektörde fark yaratırken, kaliteden asla ödün vermiyoruz. Müşterilerimizin beklentilerini en iyi şekilde karşılayabilmek için Ar-Ge faaliyetlerimize sürekli yatırım yapıyor, teknolojiyi yakından takip ediyor ve ürün gamımızı bu doğrultuda genişletiyoruz. 
  1. Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında, üretim süreçlerinin ve ilgili hammadde/tedarik zinciri operasyonlarının tüm dünya ile koordineli bir şekilde yönetilmesi günümüzde çok daha önem arz eden bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?
    Sürdürülebilirlik konusunda evrensel bir bakış açısıyla hareket ediyor ve çevre dostu üretim süreçlerimizi sürekli geliştiriyoruz. ‘Sıfır atık’ hedefi doğrultusunda, üretimin her aşamasında geri dönüşümü teşvik ediyor, böylece plastik ve metal atık salınımını minimuma indiriyoruz. Özellikle plastik enjeksiyon sürecinde enerji verimliliğini sağlamak amacıyla üretim izleme yazılımları kullanarak enerji tüketimimizi yüzde 10 oranında azaltıyoruz. Geri dönüştürülebilir çevre dostu malzemeler kullanmak, atık yönetimi, su geri dönüşümü ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak da stratejimizin temel taşları arasında yer alıyor. Yeni üretim tesisimizde, Green Factory prensiplerine bağlı kalarak, enerjimizi güneş panellerinden sağlayacak bir altyapı kurmayı ve frekans kontrol sistemleri gibi teknolojilerle makinelerimizin enerji tüketimini optimize etmeyi hedefliyoruz. Ayrıca yağmur suyunun geri dönüştürülmesi ve kompresörlerdeki ısıyı fabrika ısıtmasında kullanarak, doğal kaynakları daha etkin bir şekilde değerlendiriyoruz. Ayrıca sosyal sorumluluk projelerimize de büyük önem veriyoruz. Kaynakların verimli kullanımı konusunda toplumsal farkındalık yaratmaya yönelik projeler geliştiriyor, sürdürülebilir ürün çözümlerimizle bireylerin enerji tasarrufu yapmasına destek oluyoruz. 2025 itibarıyla hayata geçecek yeni fabrikamızda, enerji yönetimi ve verimlilik odaklı smart ürünlerimizle herkesin ulaşabileceği çözümler sunmayı planlıyoruz. Bu sayede, kullanıcılarımızın enerji tasarrufu sağlamalarını, maliyetlerini düşürmelerini ve yaşam konforlarını artırmalarını hedefliyoruz.
  1. Üretimde Sürdürülebilir Stratejiye sahip bir firma olarak, markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Sürdürülebilir marka olarak ürünleriniz müşteri tercihlerinde farkındalık oluşturdu mu? Müşteri tercihlerindeki değişimleri bizlerle paylaşır mısınız? 

Son yıllarda, sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığın artmasıyla birlikte, müşterilerimizin tercihleri de bu yönde değişim göstermeye başladı. Müşterilerimiz artık yalnızca ürün kalitesine değil, ürünlerin çevreye olan etkisine de önem veriyor. Özellikle enerji tasarrufu sağlayan ve uzun ömürlü ürünlerimiz, hem bireysel kullanıcılar hem de projelerde yer alan iş ortaklarımız tarafından daha fazla tercih ediliyor. Smart ürün çözümlerimiz, enerji verimliliği sağlayarak kullanıcılarımızın maliyetlerini düşürmelerine destek olurken, yaşam alanlarında konforu artırıyor. Günsan olarak sürdürülebilirliğe yönelik yatırımlarımızın ve ürün geliştirme çalışmalarımızın, müşterilerimiz nezdinde pozitif bir fark yarattığını görmek bizler için son derece değerli. Çevreye duyarlı marka algımız, günümüzün bilinçli tüketicilerinin beklentilerini karşılayarak marka sadakatini güçlendirmemizi sağlıyor. Bu stratejiyi benimseyerek, geleceğe yönelik sorumlu ve sürdürülebilir bir adım atmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

  1. Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. Emek yoğun AR-GE çalışmalarınızda sürdürebilirlik odaklı neler yaptığınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu doğrultuda, yeni yatırımlarınız ve sürdürülebilir yeni ürünleriniz/yeni markalarınız olacak mıdır?
    İleriye, yeniliğe ve sürdürülebilir çözümlere dayalı yaklaşımımız doğrultusunda, dijital dönüşüm ve akıllı ev sistemlerine yönelik projelerimizi hızla geliştiriyoruz. Son iki yılda, akıllı ev sistemleri, yeni jenerasyon şalt ürünleri ve LED ampul serisi gibi yenilikçi ürünleri piyasaya sunduk. Bu ürünler, müşterilerimizin dijitalleşen yaşam alanları için enerji verimliliği sağlayarak çevreye duyarlı bir çözüm sunma hedefimize de katkı sağlıyor. 2025 yılında faaliyete geçirmeyi planladığımız yeni üretim merkezimizde, sürdürülebilir üretim için teknolojik dönüşüm adımlarımızı daha da ileri taşımayı amaçlıyoruz. Manuel süreçlerde otomasyona geçiş yaparak verimliliğimizi artırmayı hedefliyor, bu kapsamda grup üyemiz Schneider Electric’in ileri kontrol sistemlerinden faydalanarak süreçlerimizi optimize ediyoruz. Otomasyon sistemleri sayesinde, üretim hızımızı ve kaliteyi yükseltirken operasyonel maliyetlerimizi düşürerek sürdürülebilir bir üretim modeline ulaşmayı amaçlıyoruz. Sürdürülebilirlik odaklı yeni ürünlerimiz ve yatırımlarımızla, hem sektöre hem de kullanıcılarımıza katma değer sağlamayı sürdürüyoruz. Bu anlayışla gelecekte de, çevre dostu ve enerji verimliliği yüksek ürünler geliştirerek, sektörde sürdürülebilir çözümler sunmaya devam edeceğiz. 
  1. Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri adına uygulanan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Birliği İklim Hedefleri bir takım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar Sera Gazı Emisyon Oranlarının çok ciddi oranda azaltılması ve 2050 yılında da net sıfırlanması hedeflemektedir. Geliştirdiğiniz ürünlerinizin üretim ve dağıtım süreçleri doğrultusunda çevresel etkileri de düşünüldüğünde, “Kurumsal Karbon Ayak İzi” konularında neler söylemek istersiniz?
    Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve iklim hedefleri doğrultusunda, Günsan Elektrik olarak çevresel etkilerimizi azaltmaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını ciddi oranda azaltma ve 2050’de net sıfır hedefine ulaşma taahhütlerini kendi stratejilerimize entegre ediyoruz.

Bu çerçevede, yeni üretim tesisimizde yeşil teknolojilere büyük bir yatırım yaparak, enerji verimliliğini en üst düzeye çıkaracak teknolojiler kullanıyoruz. Üretim süreçlerimizde enerji tüketimini optimize eden ve karbon salınımını en aza indiren çözümler uygulamaktayız. Ayrıca, çevre dostu malzemelerin kullanımı ve geri dönüşüm odaklı üretim politikalarımız sayesinde, doğaya olan olumsuz etkilerimizi minimuma indirmeyi amaçlıyoruz.

Kurumsal karbon ayak izimizi azaltma hedefimize yönelik olarak, dağıtım süreçlerimizde de çevreye duyarlı uygulamalar geliştirmekteyiz. Sürdürülebilir lojistik yöntemlerini benimseyerek, karbon emisyonlarını azaltan nakliye çözümlerine yatırım yapıyoruz. Böylece, hem üretim hem de dağıtım süreçlerimizde çevresel etkilerimizi minimize ederek sürdürülebilir bir dünya için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz. Çevreye duyarlı bu yaklaşımımız, gelecekte de daha yaşanabilir bir çevre ve sağlıklı bir gelecek yaratma misyonumuza katkı sağlamaya devam edecektir.

  1. Sürdürülebilir Gelecek odaklı bir firma olarak geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleriniz, hedefleriniz doğrultusunda oluşturduğunuz yol haritanız hakkında da bilgi alabilir miyiz?
    Sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda, gelecek nesillere daha temiz ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için uzun vadeli hedefler belirledik. Üretimden, kullanım sürecinin sonuna kadar ürünlerimizin tüm yaşam döngüsünde sürdürülebilirlik bilinciyle hareket ediyoruz. Bu doğrultuda, çevreye duyarlı üretim süreçleri ve düşük karbon emisyonu politikalarımızı güçlendiriyoruz. Plastik enjeksiyon sürecinde enerji tüketimini minimize etmek için yenilikçi teknolojiler kullanıyoruz. Böylece, çevresel ayak izimizi azaltırken operasyonel verimliliğimizi de artırıyoruz. Ayrıca, anlaşmalı tedarikçilerimizle iş birliği içinde doğaya ve insana zarar vermeyen hammadde kullanımına özen gösteriyor, çevresel sorumluluğumuzu tedarik zincirimizin her aşamasında sürdürüyoruz. Geleceğe yönelik yol haritamızda, minimum atık prensibini merkeze alarak atık yönetimimizi optimize etmek, geri dönüştürülebilir malzeme oranını artırmak ve enerji verimliliğini maksimize edecek yeni yatırımlar yapmak bulunuyor. Bu hedefler doğrultusunda, çevresel etkimizi en aza indirmeye ve her adımda sürdürülebilirliği güçlendirmeye devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.

Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye