DORÇE, sürdürülebilirlik çalışmalarını uluslararası standartlarla güçlendirmeye devam ediyor: “Geleceğin inşaatı şantiyede değil, kaynakların daha verimli kullanıldığı fabrikalarda şekillenecek’’  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

DORÇE, sürdürülebilirlik çalışmalarını uluslararası standartlarla güçlendirmeye devam ediyor: “Geleceğin inşaatı şantiyede değil, kaynakların daha verimli kullanıldığı fabrikalarda şekillenecek’’ 

Yayınlandı

-

 

Türkiye modüler çelik yapılar sektöründe Kurumsal Karbon Ayak İzi beyan belgesi ve Ürün Karbon Ayak İzi belgesini alan ilk şirket olan DORÇE, sürdürülebilirlik çalışmalarını ISO standartları doğrultusunda güçlü biçimde yürütüyor. CDP kapsamında tüm süreçlerini tamamlayan ve Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTİ) için başvuru yapan ilk şirket olduklarının da altını çizen DORÇE Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Çebi Karahan, “Bizim için sürdürülebilirlik ayrı bir kurumsal başlık değil, üretim ve yönetim modelimizin kendisidir” dedi.

DORÇE, prefabrik ve modüler yapı sektöründeki üretim faaliyetlerinde çevresel etkilerin ölçülmesi, azaltılması ve sürdürülebilir üretim uygulamalarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Şirketin faaliyetlerini ISO 14067 Ürün Karbon Ayak İzi, ISO 14064 Kurumsal Sera Gazı Emisyonları ve ISO 14046 Su Ayak İzi standartları kapsamında yürütüyor. Böylece çevresel performansını, üretim süreçleri, kullanılan hammaddeler, su tüketimi ve ürünlerin yaşam döngüsü açısından bütüncül biçimde değerlendiriyor.

Karbon ayak izinde sektörün ilklerine imza attı

2020 yılı emisyonlarını esas alan çalışmalarıyla başlattığı kurumsal karbon ayak izi yolculuğunda DORÇE, prefabrik modüler çelik yapı sektöründe ISO 14064 Karbon Ayak İzi Beyan Belgesi’ni alan ilk şirket oldu. Şirket, öncü konumunu ürün tarafında da sürdürerek standart tip modüler yapı ürünü için ISO 14067 kapsamında Ürün Karbon Ayak İzi çalışmasını tamamladı ve bu belgeye sahip ilk şirket olma unvanını da taşıyor. Doğrulanan sonuçlara göre şirketin standart tip modüler yapısının karbon ayak izi adet başına 4,52 ton CO₂, birim alan başına ise yaklaşık 215 kgCO₂e/m² olarak gerçekleşti. Londra Enerji Dönüşüm Girişimi’nin (LETI) konut tipi yapılar için esas aldığı sektör ortalaması ise referansı yaklaşık 850 kgCO₂e/m² düzeyinde bulunuyor. DORÇE’nin değeri bu referansın yaklaşık yüzde 75 altında kalırken, LETI’nin 2030 yılı için öngördüğü 300 kgCO₂e/m² hedefinin de altında yer alıyor.

Enerji tüketiminin büyük bölümünü GES’ten karşılıyor 

DORÇE karbon yönetimini yalnızca enerji tüketimiyle sınırlı tutmuyor, mühendislik optimizasyonu, malzeme seçimi, tedarik zinciri yönetimi, üretim teknolojileri, dijital araçlar, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımını birlikte ele alıyor. Şirket, Ankara Kahramankazan’daki üretim tesislerinin çatılarında kurulu güneş enerjisi santrali (GES) sayesinde elektrik ihtiyacının büyük bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor. Böylece şebeke elektriğine bağımlılığını ve enerji kaynaklı emisyonlarını azaltıyor.

Su Ayak İzi çalışmalarına da odaklanıyor

Nature Sustainability dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre beton üretimi, küresel sanayi suyu çekimlerinin yaklaşık yüzde 9’una karşılık geliyor. DORÇE’nin ISO 14046 kapsamında yürüttüğü su ayak izi hesaplamalarında, toplam su tüketiminin yanı sıra üretim süreçlerindeki su verimliliği ve atık su kaynaklı çevresel etkiler de değerlendiriliyor. Şirket, kuru yapım tekniklerine dayanan modüler çelik üretiminin ıslak imalata dayanan betonarmeye kıyasla daha düşük su ayak izi sağladığını belirtiyor ve hesaplamalarını üretimde iyileştirme alanlarını tespit etmek için kullanıyor.

CDP ve SBTi çalışmalarında sektörüne öncülük ediyor

DORÇE, Türkiye’nin prefabrik modüler yapı sektöründe CDP kapsamındaki süreçleri tamamlayarak kaydı onaylanan ilk şirketi olma özelliğini de taşıyor. CDP raporlaması ve puanı, yatırımcılar ve finansman kuruluşları nezdinde şirketin iklim şeffaflığını ve güvenilirliğini gösteren bir referans oluşturuyor. Örneğin, 2025 yılında toplam 127 trilyon dolar varlığa sahip 640’tan fazla yatırımcı, şirketlerden CDP üzerinden çevresel veri talep etti ve finans kuruluşları bu verileri yatırım ve kredi kararlarında değerlendiriyor.

Şirket, sektöründe Bilim Temelli Hedefler Girişimi’ne (SBTi) başvuran ilk şirket olarak da öne çıkıyor. SBTi, şirketlerin emisyon azaltım hedeflerinin küresel ısınmayı 1,5 °C ile sınırlandırma hedefiyle uyumunu değerlendiriyor. Bu bağımsız değerlendirme, şirketlerin iklim hedeflerinin güvenilirliği ve şeffaflığı konusunda finansman kuruluşlarına güven verirken, yeşil finansman araçlarına erişimde de referans oluşturabiliyor.

‘’Çeliğin yüzde 85’i geri dönüştürülüyor’’

İnşaat süreçlerinin çevresel etkilerine değinen DORÇE Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Çebi Karahan, ‘’Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ile Küresel Binalar ve İnşaat İttifakı’nın 2024/2025 raporuna göre binalar ve inşaat sektörü, dünyadaki enerji tüketiminin yüzde 32’sinden, küresel CO₂ emisyonlarının ise yaklaşık yüzde 34’ünden sorumlu bulunuyor. Binaların işletme enerjisi verimli hale geldikçe, yapı malzemelerinin üretimi, taşınması ve inşaat sürecinde ortaya çıkan “gömülü karbon” toplam etki içinde daha büyük pay alıyor. Çelik üretimi ise karbon yoğun bir faaliyet olmakla birlikte, Dünya Çelik Birliği (worldsteel) verilerine göre inşaat sektöründeki çeliğin yaklaşık yüzde 85’i ömrünü tamamladığında geri kazanılıyor ve kullanılan her ton hurda yaklaşık 1,5 ton CO₂ emisyonunun oluşmasını önlüyor’’ dedi.

‘’Binaların üretim biçimini değiştirmek zorundayız’’

Sürdürülebilir gelecek için geliştirilmesi gereken yaklaşıma dair Çebi Karahan, “Dünyayı sürdürülebilir kılmak istiyorsak önce binaların üretim biçimini değiştirmek zorundayız. Endüstriyel ve modüler inşaat bu değişimin ta kendisidir. Bina, şantiyede kaynak tüketen bir süreç olmaktan çıkıyor ve fabrikada ölçülebilen, iyileştirilebilen, ömrü bittiğinde yeniden kullanılabilen bir ürüne dönüşüyor’’ diye konuştu.

Dönüşüm süreci üç aşamadan oluşuyor

DORÇE’nin sürdürülebilir dönüşüm süreci üzerine ise Çebi Karahan, şunları söyledi: “Dönüşümün ilk ayağını malzeme ve gömülü karbon oluşturuyor. İşletme enerjisi azaldıkça, bir binanın toplam karbonu içinde malzemenin payı giderek büyüyor. Bu nedenle her ürünün gömülü karbonunu ölçüyor, malzeme seçimi ve mühendislikle azaltmaya çalışıyoruz. Ana hammaddemiz çelik, özelliğini kaybetmeden defalarca geri dönüştürülebildiği için ürettiğimiz yapı, ömrünü tamamladığında yıkıntı değil, yeniden kullanılabilir bir hammadde stoku oluyor. İkinci ayakta ise karbon, enerji ve su yönetimi yer alıyor.. Yenilenebilir enerji kullanımını artırıyor, enerjiyi daha verimli hale getiriyoruz., Karbonu ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca, hem fabrikadaki üretim hem de şantiye süreçlerinde takip ediyor, suyu da daha verimli kullanıyoruz. Son beş yıldır karbon ve su ayak izi belgelerimizi yayımlıyoruz. Üçüncü aşamada ise şeffaflık, bilim temelli hedefler ve regülasyonlara hazırlığa odaklanıyoruz. .Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM) kesin dönemi 1 Ocak 2026’da başladı, ülkemizde de İklim Kanunu ile emisyon ticaret sistemi için yasal zemin oluştu. Bu düzenlemeleri bir yük değil, hazırlıklı üreticiyi öne çıkaracak bir rekabet avantajı olarak görüyoruz. GRI standartlarına uygun kurumsal sürdürülebilirlik raporumuzu yayımlıyor, yeşil finansman araçlarını da yatırım planlarımızın bir parçası haline getiriyoruz.”

‘’Hedefimiz sıfırın gücüne inanan bir üretim anlayışıdır’’

Çebi Karahan, gelecek vizyonlarına dair de şöyle konuştu: “Hedefimiz sıfırın gücüne inanan bir üretim anlayışıdır. Gelecek nesillere yıkıp yeniden yaptığımız bir dünya değil; söküp taşıyabildiğimiz, dönüştürebildiğimiz ve doğal kaynakları tüketmeden büyüyebilen bir yapı kültürü bırakmak istiyoruz. DORÇE olarak bütün teknolojik ve kurumsal yatırımlarımızı bu mirası mümkün kılmak için gerçekleştiriyoruz.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.
Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye