Jotun Türkiye Pazarlama Müdürü Merve Ergün: “Sürdürülebilirliği uzun vadeli bir rekabet avantajı olarak görüyoruz”

“Sürdürülebilirliğin ekonomik boyutunun yanında çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim boyutları bulunuyor. Bu nedenle doğru bir sürdürülebilirlik stratejisi için bunların hepsinin bir bütün halinde göz önünde bulundurulması ve karar mekanizmalarına entegre edilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Jotun Grup, dünya çapında kendi içerisinde 7 bölgeye ayrılarak Dekoratif Boyalar ve Performans Boyaları (Deniz, Endüstri, Toz Boyalar) alanında faaliyet gösteriyor. 19 ülkede 36 fabrika, 45 ülkede 74 şirket ile toplam 90’dan fazla ülkede temsil edilen grup, Türkiye’de 1986 yılnda faaliyetlerine başladı. Kurulduğu tarihten itibaren ülkemizde pek çok farklı sektör için ürünler geliştiren firma, ortaya koyduğu yenilikçi ürün ve çözümlerle sektörün önemli oyunucularından biri olmayı sürdürüyor. Jotun Türkiye Pazarlama Müdürü Merve Ergün ile ülkemizde gerçekleştirdikleri faaliyetler ve sürdürülebelirlik başlığı altında ortaya koydukları projeleri ve çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle sürdürülebilir bir iş dünyası ve yaşamı nasıl tanımlıyorsunuz?

Sürdürülebilirlik, üzerinde uzun zamandır konuşulan bir kavram; özellikle günümüzde iklim krizinin hayatımıza etkisi ve sonuçları hepimizin hem bireysel ölçekte hem de toplumsal ölçekte somut adımların atılması gerektiğini gösteriyor. Sürdürülebilir iş dünyası ve sürdürülebilir yaşamın iç içe olduğuna inanıyorum.

Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de birçok kurumun kendi sektörlerinde sürdürülebilirlik konusunda öncü davranmasıyla birlikle hareket ve dönüşüm sürecini başlattıklarını görmek sevindirici. Hatta sürdürülebilir iş modellerini benimseyen şirketler, sadece kendilerini değil, kendi iş alanlarına değen küçük veya büyük ölçekteki tüm şirketleri de dönüşüm içerisine katıyor. Bireysel ölçekte sürdürülebilirliği ele alırsak, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için, bireysel hayatımızda da sürdürülebilir adımlar atmamız gerekiyor. Sürdürülebilir yaşam için atacağımız adımların da sürdürülebilir olması gerektiğine inanıyorum. Atıkları ayrıştırmak, daha az su tüketimi gibi şeyler en öncelikli konularımız. Bununla birlikte, kontrolsüz tüketimin ile sadece yenilik uğruna yeniliğin sonuna geldiğimizi görüyoruz.  Tüketici davranışlarındaki değişimin farklı sektörlerin de işleyiş biçimine de etki edeceğine inanıyorum.

Sürdürülebilirlik yaklaşımınızın temelinde neler var, başlangıç adımlarınızdan biraz bahseder misiniz? Bu konuda bugüne kadar geliştirdiğiniz stratejiler ve faaliyetler hakkında neler söylemek istersiniz?

Sürdürülebilirlik, Jotun’un kurulduğu günden beri kurum kültüründe olan bir konu olduğunu söyleyebilirim. Jotun’un en önemli ilkesi: Jotun çalışanlarını, iş ortaklarını, müşterilerini, tedarikçilerini, çevreyi ve son olarak da yapıları korumak. 2010 yılında da somut bir adım atarak Jotun YeşilAdımlar adı altında sürdürülebilirlik politikamızı oluşturduk. YeşilAdımlar sürdürülebilirlik politikamız ile 5 alana odaklanıyoruz: solvent emisyonunun sınırlandırılması, sürdürülebilir enerji kullanımı, karbon ayak izinin azaltılması, zararlı maddelerin kullanımından kaçınılması ve atık geri dönüşümü olarak bunları sıralayabiliriz. Üretim süreçlerimiz ve çalışma ortamlarımızda da iyileştirmeler yaparken; diğer yandan çevre ve insan sağlığı dostu ürünler geliştiriyoruz.

Sektörümüzü ele aldığınızda biz bir kimya şirketiyiz ve boya üretiyoruz. Boyanın en önemli özelliği ile beton veya metal gibi doğal kaynaklarla üretilen yüzeyleri korozyona karşı koruyoruz. Özellikle boya ile koruduğumuz yüzeyin ömrünü uzatarak daha az doğal kaynak kullanılmasına katkı sağlıyoruz. Uzun ömürlü ürünlerimiz ile bakım-tutum aralıklarını uzatıp, yapı başına daha az boya tüketiminin olmasını sağlıyoruz.

Diğer yandan inovasyon süreçlerimizde de sürdürülebilirlik adı altında yapılacak görevlerimizi belirliyoruz. Pazara sunduğumuz ürünlerin, ürün çevresel beyanlarını, yaşam döngüsü analizlerini şeffaf bir şekilde iş ortaklarımıza iletiyoruz. Özetle sürdürülebilirlik politikamız YeşilAdımlar ile hem çevreyi korumak için bir söz veriyoruz hem de iş ortaklarımızın sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyoruz.

Sürdürülebilirlik etkilerini uzun vadede nasıl koruyup-iyileştirmeyi planlıyorsunuz?

Sürdürülebilirlik uzun vadede değerlendirilmesi gereken bir konu. Biz de Jotun’da sürdürülebilirliği uzun vadeli bir rekabet avantajı olarak görüyoruz. Bugün yapacağımız küçük adımların önümüzdeki dönemde büyük farklar yaratacağına inanıyorum. İklim krizi ile birlikte ortaya çıkan küresel iyileştirme planları doğrultusunda, Jotun YeşilAdımlar sürdürülebilirlik hedeflerimizle birlikte Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, Avrupa Birliği Yeşil Anlaşması gibi uluslararası sürdürülebilirlik politika ve anlaşmaları kendimize hedef alıyoruz.

Bu konu üzerinde gelişmiş ülkelerdeki algı ve pratiklerle Türkiye’deki yaklaşımlar arasında sizce bir fark var mı?

Az önce de belirttiğim gibi Türkiye’den de birçok sektörün önde gelen kuruluşları sürdürülebilirlik açısından çok önemli adımlar attı. Bu da kendi sektörlerindeki küçük ve orta ölçekli şirketlerin de farkındalığını arttırdı. Tüketici özelinde ise, gün geçtikçe daha çok bilinçlenen bir toplum olduğunu görüyoruz. Özellikle yeni jenerasyonun farkındalığının yüksek olduğunu gözlemliyorum.

Sürdürülebilir bir kurum bilincinin gelişebilmesi için atılabilecek temel adımlar nelerdir?

Sürdürülebilirliğin ekonomik boyutunun yanında çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim boyutları bulunuyor. Bu nedenle doğru bir sürdürülebilirlik stratejisi için bunların hepsinin bir bütün halinde göz önünde bulundurulması ve karar mekanizmalarına entegre edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir şirket sürdürülebilirlik konusunda somut adımlarını; kurumsal yönetimin temel ilkeleri ile birlikte bu sorumlulukları tam anlamıyla benimseyip hayata geçirerek, üretim sırasında doğayı daha az kirleten teknolojiler kullanarak, çevreyi koruma bilincini şirketin tüm kademelerinde öncelik haline getirip, ürünlerin son kullanıcısı olan tüketicilere sağlıklı ürünler ulaştırarak, çalışanların çalışma koşullarını iyileştirip, gerekli etik kuralları oluşturarak, üretim ve işletme süreçlerinde tasarrufa giderek veya yenilikçi ürünler geliştirerek atabilir.

Özetle tüm sektörlerden her tür şirketin faaliyetlerini yürütme sürecine dahil etmesiyle bu süreç başlıyor. Bu adımların hepsi kurum kültüründe yer aldığı zaman etkili bir sürdürülebilir sürecin temeli atılmış olur.

‘Sürdürülebilirlik’ adı altında ortaya koyduğunuz tüm çalışmaların; üretim, sevk ve tüketim noktasında ortaya çıkaracağı amaçlanan fayda ve iyileştirmeler başlıca nelerdir?

YeşilAdımlar sürdürülebilirlik politikamız ile 5 ana konuya odaklandığımızı belirtmiştim. 2010 yılından beri üretimlerimizi incelediğimizde, son 10 yılda tüm dünyada ürettiğimiz her 1 ton boya başına %40 daha az karbon ayak izi ortaya çıktığını görüyoruz. Üretim süreçlerimizde, Jotun Çerkezköy yerleşkesinde bulunan bacalarımızda aktif karbon filtreleme sistemi kullanıyoruz ve genelde Norveç tarafından belirlenen regülasyonları kendimize hedef olarak belirliyoruz. Bununla birlikte fabrikamızda atık sular öncelikli olarak fabrika bünyesinde yer alan ön arıtma tesisinde belirli değerlere kadar arıtılıyor ve daha sonra Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi atık su arıtma tesisine deşarj ediliyor. Diğer yandan katı atık, enerji tasarrufu ve geri dönüşüm alanlarında ISO 14001 Çevre yönetimi ve ISO 5001 enerji yönetimi sertifikasına sahibiz. ISO sertifikasyon sistemi kapsamında düzenli olarak iç ve dış denetimlere tabi tutuluyoruz. Diğer yandan ürünlerimizin hem çevresel beyanlarını hem de yaşam döngüsü analizlerini şeffaflık ile iş ortaklarımıza sunuyoruz.

Ürünlerimizi sevk ederken ISO 14001 Çevre Yönetimi sertifikasına sahip iş ortaklarımız ile ilerliyoruz. ÇEVKO ile yaptığımız ortaklık sonucunda, kullanım sonrası ambalajlarımızı toplatarak geri dönüşüme kazandırıyoruz.

Toplumun sürdürülebilirlik alanında daha fazla bilinçlenmesini sağlayacak projeleriniz veya çalışmalarınız var mı?

Bildiğiniz gibi Jotun YeşilAdımlar sürdürülebilirlik politikamız ile aynı isme sahip tüketici farkındalığı arttırmaya yönelik kurumsal sosyal sorumluluk projelerimiz var. Sosyal sorumluluk projelerinin de farkındalık sağlayabilmesi için sürdürülebilir olması gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, 2017 yılından beri, her sene farklı bir yeşil amaç için YeşilAdımlar sosyal sorumluluk kampanyamızı hayata geçiriyoruz.  Her yıl daha da güçlenerek yeşile bir adım daha yakın olmak, doğayı daha da sahiplenmek amacıyla sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmek istiyoruz. Projelerimizin sürdürülebilir olması ve proje kapsamında iklim değişikliğine, çevre kirliliğine karşı mücadeleye destek olmak bizim için çok önemli.

2017 ve 2018 yıllarında TEMA Vakfı ile iş birliği yaptık; Jotun YeşilAdımlar uygulamasını indiren kullanıcıların yürüdükleri her 4 kilometre için bir ağaç dikerek, hem daha az motorlu taşıt kullanmasını destekledik hem de kolektif bir bilinçle 20.000 ağaç dikmiş olduk. 2019 yılında, deniz dibi temizliği için yeşil adımlar attık; Sualtı Temizlik Bilinçlendirme ve Hareketi Derneği’nin iş birliği ile deniz tabanından toplam 100.000 metrekarelik alanı deniz dibi atıklarından arındırdık. 2020’de ise pandemi dolayısı ile farklı bir kurgu ile tüketicilerin karşısına çıkarak Buğday Derneği iş birliği ile 15.000 ağaçlık, endemik bitkilerden oluşan bir şifa ormanı oluşturduk.

Kampanyamızın beşinci senesinde de Ecodrone ile iş birliği yaparak Türkiye’nin ulaşılması zor verimsiz topraklarına 250.000 tohum topunu dronelar ile ulaştırdık. Bildiğiniz gibi bu yıl küresel ısınma nedeniyle Türkiye’nin birçok yerinde kontrol edilmesi zor yangınlar çıktı; kampanyamız bitmesine rağmen 250.000 tohum topu daha atarak küçük de olsa biz de bir katkıda bulunmak istedik. Önümüzdeki dönemde de hem çevreye hem de toplumumuza fayda sağlayacak kampanyaları Jotun YeşilAdımlar adı altında gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Reklam