Borusan Mannesmann İnsan, Kurumsal Gelişim, Çevre ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı Nihan Alhan: “Sürdürülebilirlik iş süreçlerinin en temel taşıdır”

“Bu sene ilk kez hazırlanan Sürdürülebilirlik Rehberi’nde Borusan Mannesmann’ın da dahil olduğu tüm grup şirketleri kendilerine bir hedef belirlerken bu hedefe ulaşma yolunda ciddi ve önemli çalışmalar yapıyoruz. Sürdürülebilirlik yolculuğundaki amacımıza ulaşmak için sürdürülebilirlik kavramını iş süreçlerimize de entegre ederek sistematik fayda sağlamayı hedefliyoruz.”

Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları listesinde 50 yıldır ilk 100’de yer alan Borusan Mannesmann; binlerce ürünü, güvenilir hizmeti, kalitesi, Türkiye ve dünyada gerçekleştirdiği ilkler ile Türkiye’nin geleceğini inşa ediyor. Yönetim politikaları ile sürdürülebilir bir toplum ve dünya hedefini benimseyen firma, Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen üreticileri arasında yer alıyor.

Borusan Mannesmann İnsan, Kurumsal Gelişim, Çevre ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı Nihan Alhan ile kendisinin uzmanlık alanı olan sürdürülebilirlik konusunu farklı yönleriyle ele almaya çalıştık. Sürdürülebilirlik bilincinin kurumsal düzeyde benimsenebilmesi için öncelikle kurumların bu kavramı sahiplenmesi gerektiğinin altını çizen Alhan, Borusan Mannesmann’ın bu alandaki genel yaklaşımı, çalışmaları, projeleri ve sahip oldukları başarıları bizlerle paylaştı.

Öncelikle sürdürülebilir bir iş dünyası ve yaşamı nasıl tanımlıyorsunuz?

Sürdürülebilirlik, kaynakların kontrollü bir şekilde kullanılması, bugünün ihtiyaçlarının yarının kaynaklarını tehlikeye atmadan karşılanmasıdır. Sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de düşünerek hareket etmektir.

Sürdürülebilirlik iş süreçlerinin en temel taşıdır. Su yönetiminden enerji yönetimine, tedarik zinciri yönetiminden çeşitlilik ve kapsayıcılığa kadar birçok alanda sürdürülebilirliği odak noktasına alan bir yönetim anlayışı ile daha yaşanabilir bir dünya yaratmak mümkün.

Sürdürülebilirlik yaklaşımınızın temelinde neler var, başlangıç adımlarınızdan biraz bahseder misiniz? Bu konuda bugüne kadar geliştirdiğiniz stratejiler ve faaliyetler hakkında neler söylemek istersiniz?

Borusan Mannesmann olarak baktığımızda operasyonlarının her aşamasında, çevreye olan olumsuz etkileri en aza indirmek için stratejiler belirliyor, temiz bir çevre ve sağlıklı bir gelecek için çevre dostu politikalar izliyoruz. Üretim aşamasındaki atıkları geri kazandırmak, doğal kaynak kullanımını en aza indirmek, gelecek nesillere sağlıklı bir çevre sunmak için, tüm ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelere uygun hareket ediyoruz.

Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın örnekleri olarak hayata geçirdiğimiz uygulamalara bakarsak; galvaniz hatlarında boruların içerisine uygulanan temizliğin buhar yerine havayla yapılmasını sağladık. Enerji kaybının oluşumunu önlemek amacıyla çıktığımız bu yolda hava üfleyen sistem kullanımına geçtik. Boruların içerisine uygulanan temizlik yöntemini değiştirerek buhar tüketiminde %70 düşüş sağladık. Bu sayede 1.475.192 Sm3 tasarruf sağlarken, operasyonel sürece dahil edilen elektrik ve mekanik bakımlarla çevresel etkileri de küçülttük.

Bir başka projemizde atık su oluşumunun engellenmesini ve galvaniz hatlarında kullanılan kimyasal hammaddeyi değiştirerek su tüketiminin azaltılmasını hedefledik. Galvaniz hatlarında çevresel etkisi çok daha az olan kimyasal değişikliğine giderek günlük kullanılan su miktarında %85’lik azalma yakaladık. Daha çevreci bir kimyasal tercih edildiği için yıllık 9.300 ton su tasarrufu sağladık. Tamamlama hatlarında su kullanımının azalması ile oluşan atık su miktarında %10’luk düşüş kaydettik.

Çevresel sürdürülebilirlik kapsamında sera gazı emisyonlarımızı azaltmayı hedeflerken bu hedefimize ulaşmak için 2020 yılı için ISO 14064 belgesi alarak kurumsal karbon ayak izimizi ortaya koyduk.

Son olarak Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’ndan (TSKB) 20 milyon dolar tutarında finansman sağladık. Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda kullanılacak tek parçadan oluşan kredi ile kadın istihdamı, sera gazı azaltımı, atık yönetimi çalışmalarımızı hızlandırıyoruz.

Sürdürülebilirlik etkilerini uzun vadede nasıl koruyup-iyileştirmeyi planlıyorsunuz?

Sürdürülebilirlik, Borusan Grup tarafından ciddiyetle ele alınan bir konu. Atılan adımların verimli olması için sistematik çalışmalar yapılıyor ve alınan yolun anlamlı olabilmesi için bir plan dahilinde yürütüyoruz. Bu paralelde sürdürülebilirlikle ilgili gelişmeleri, çalışmaları yakından takip edecek bir yönetişim sistemi hayata geçirdik.

Bu sistemde yer alan Şirket içindeki Sürdürülebilirlik Çevik Çalışma Grupları’nın amacı şirket bazındaki sürdürülebilirlik hedeflerinin gerekli eylem ve kararlarla takip edilerek başarıya ulaşması. Şirket Sürdürülebilirlik Çalışma Grupları her şirketin kendi sürdürülebilirlik gündemini takip ediyor, stratejileri içerisinde yer alan yıllık hedefler ve eylemler bağlamında performansı değerlendiriyor. Bu gruplar sürdürülebilirlik hedeflerinin hayata geçmesi ve takibinden sorumlular. Her şirket kendi yönetim kuruluna raporlama yaparken sürdürülebilirlik hedefleri ve inisiyatifleri şirket karnelerine entegre oluyor ve bunun üzerinden şirket sürdürülebilirlik sorumluları tarafından ölçülerek raporlanıyor. Bu kontrol sistemi sayesinde daha verimli bir şekilde yol alabiliyoruz.

Ayrıca sektörümüzde bir ilke imza atarak kendi sürdürülebilirlik raporumuzu hazırlıyoruz. GRI kriterlerine uygun olarak hazırladığımız raporun sürdürülebilirlik konusunda adım atmak isteyen herkese ilham olmasını umuyoruz.  Ayrıca yine bu sene 2020 yılı için iklim ve su konulu Saydamlık projesi olan CDP’ye yanıt verdik.

Bu konu üzerinde gelişmiş ülkelerdeki mevcut algı ve pratiklerle Türkiye’deki yaklaşımlar arasında sizce bir fark var mı?

Ülke olarak dünyadaki trendleri takip ediyor gerek AYM gerek Paris Anlaşması olsun katılımcı olarak bu konudaki tavrımızı ortaya koyuyoruz. Geçtiğimiz hafta sürdürülebilirliğin kalbinin attığı COP26 Zirvesi’ne en çok delege gönderen ikinci ülke olduk. Bununla birlikte gerek özel sektörün gerek kamunun sürdürülebilirlik kavramını benimsemesi ve bu alanda ciddi adımlar atmasıyla da ulusal düzeyde bilinç seviyesinin de arttığını düşünüyorum. Bundan sonraki süreçte de Türkiye, uluslararası arenada hayata geçirdiği çalışmalar, aldığı stratejik kararlar ve uygulamalarla kendini gösterecek ülkelerden biri olacak.

Sürdürülebilir bir kurum bilincinin gelişebilmesi için atılabilecek temel adımlar nelerdir?

Sürdürülebilirlik bilincinin kurumsal düzeyde benimsenebilmesi için kurumun bu kavramı sahiplenmesi gerekiyor. Ancak sadece kurumun sahiplenmesi de bu kültürün oluşması için yeterli değil. Katılımcı bir politikayla, her kademeden çalışanın aktif olarak yer aldığı, kafa yorduğu, fikir beyan ettiği ve tüm bunların sonucunda da harekete geçtiği bir sistemin benimsenmesi önemli. Borusan’da da süreç bu şekilde işliyor. Bu sene ilk kez hazırlanan Sürdürülebilirlik Rehberi’nde Borusan Mannesmann’ın da dahil olduğu tüm grup şirketleri kendilerine bir hedef belirlerken bu hedefe ulaşma yolunda ciddi ve önemli çalışmalar yapıyoruz. Sürdürülebilirlik yolculuğundaki amacımıza ulaşmak için sürdürülebilirlik kavramını iş süreçlerimize de entegre ederek sistematik fayda sağlamayı hedefliyoruz. Yapılan bu çalışmaların bahsettiğim gönüllü çevik ekipler tarafından yakinen takip edilmesi de sürecin ne kadar ciddiye alındığının bir göstergesi.

Toplumun sürdürülebilirlik alanında daha fazla bilinçlenmesini sağlayacak projeleriniz veya çalışmalarınız var mı?

Borusan Mannesmann olarak sürdürülebilirliği sadece çevre odaklı ele almıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitimde fırsat eşitliği de eğildiğimiz konulardan. Ağır sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir kurum olarak alanımızda kadın istihdamının artmasına büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda Borusan Mannesmann Kadın İstihdamı Projesi’ni hayata geçirdik. Metal iş kolunda kadınların çalışabileceğini ve başarılı olabileceği düşüncesini gösterebilmek amacıyla lise mezunu olan kadın adayları İşkur ile ortaklaşa düzenlediğimiz İşbaşı Eğitim Programları’na dahil ettik. Bununla birlikte fabrikalarımız bünyesindeki sosyal alanları kadınların kullanımına uygun hale getirdik. Benzer amaçla hayata geçirdiğimiz “Birlikte Eşit” projesi kapsamında Gemlik ve Bursa tesislerinde 22 kadın çalışan, saha çalışanı olarak iş başı eğitimleri sonrasında erkek çalışanlarla aynı üretim hatlarında ve aynı görev tanımlarıyla çalışmaya başladı. Ayrıca proje kapsamında ilk defa bir kadın çalışan Üretim Grup Lideri olarak atandı.

Bu projelerimizin paralelinde sorunun kökenine inmek istedik. Ülkemizde mühendislik fakültesi mezunu kadınların büyük çoğunluğu, tercih edilmeyeceklerini ya da erkek adaylara göre şanslarının daha az olduğunu düşünerek fabrikalardaki ve üretimdeki mühendislik pozisyonlarına başvurmuyor. Şanslarını daha çok “masa başı” tabir edilen projelendirme pozisyonlarında deniyorlar. Bu önyargıyı kırmak, mühendis kadınların sadece proje departmanlarında değil ağır sanayide üretim gibi erkek egemen görülen bir alanda da mesleklerini icra edebileceklerini göstermek, onları bu yönde cesaretlendirmek ve tesislerindeki kadın istihdamını arttırmak için “Masada Değil Sahada” adında bir iletişim kampanyası yürüttük. Yılın belli dönemlerinde üniversite buluşmaları kapsamında, diğer dönemlerinde de sosyal medya ve işe alım sitelerinden duyurulan kampanyaya beklenenin üzerinde ilgi oluyor, mülakatlarda adaylardan özellikle tercih sebebinin bu kampanya olduğuna dair geri bildirim alıyoruz.

Bunlarla birlikte grubumuzun sürdürülebilirlik odak alanları olan iklim, insan ve inovasyon başlıklarından insan konusu özelinde güvenli çalışma ortamları sağlıyoruz. Gerek koronavirüs önlemleri kapsamında hijyenik ofisler gerek üretim tesisleri ve fabrikalardaki güvenlik önlemleri olsun, çalışma alanları Grup genelinde ciddiyetle ele alınıyor.

Tüm çalışanlarımız, müşterilerimiz, tedarikçilerimiz ve ilgili taraflara daha güvenli ve sağlıklı iş ortamı yaratmak, çalışanlarımızın katılımları ile “0 iş kazası” hedefine ulaşmak ve üretim yaparken yaşadığımız çevreyi korumak, kirlenmeyi önlemek ve iyileştirmek için çalışmalar yürütüyoruz.

Bu çalışmalarımızla MESS İş Sağlığı ve Güvenliği (ISG) yarışmasından Altın Eldiven ve Altın Öneri kategorilerinde farklı ödüller kazandık. “VR Teknolojisi ile Vinç Kullanma Eğitimi” ve “B’Dost Davranış Odaklı Güvenlik Yönetimi Uygulaması” uygulamasıyla Altın Eldiven kategorisinde ödüller kazanırken, “Tavsiye Edilen Uygulamalar” arasında yer alan Altın Öneri kategorisinde ise; ““Kaynak Kontrolünde Dijitalizasyon” ,“Otomatik Markalama Sistemi” ve “İç Çapak Kırma Robotu Projesi” önerileri ile 3 ödülün sahibi olduk.

Reklam