GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kalyoncu: “Ülkemiz ve sektörümüz için değer yaratan işler ortaya çıkarabileceğimiz inancındayız”

“Sektör üretmek istiyor. Bu bize kamunun düzenleyici gücü ile özel sektörün dinamik üretim gücünü bir araya getirme fırsatı sunacaktır. GYODER olarak erişilebilir konut üretimi ve finansmanı ile ilgili bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışmanın çıktılarını bu yıl sonbaharda gerçekleştireceğimiz Gayrimenkul Zirvesi’nde paylaşacağız.”

Geçtiğimiz aylarda Fransa’da gerçekleşen MIPIM 2022’ye katıldınız. Orada yapmış olduğunuz iletişim çalışmaları, Türk projelerine olan ilgi ve organizasyon sonrası beklentilerinize kısaca değinir misiniz?

MIPIM her yıl kentler, yerel yönetimler, yatırımcılar, mimarlar, geliştiriciler, kullanıcılar ve hizmet sağlayıcılar olmak üzere binlerce markayı bir araya getiriyor. MIPIM 2022 Gayrimenkul Fuarı’nda Türkiye gayrimenkul sektörünü İstanbul Pavilyonu ile temsil etmenin gururunu yaşıyoruz. Fuarın en etkili noktalarından birinde konumlanan İstanbul Pavilyonunun açılışını T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum ve T.C. Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Nureddin Nebati’nin katılımı ile gerçekleştirdik. İki önemli ismin temsili Türkiye’nin MIPIM’deki gücünü destekledi.

Fuarın ikinci günü özel olarak düzenlediğimiz kahvaltı organizasyonunda uluslararası fonlar ve yatırımcıları ağırlayarak Türkiye’deki yatırım fırsatlarını aktardık. Gerçekleşen kahvaltıya toplam hacmi 500 milyar doları bulan 60’ın üzerinde üst düzey uluslararası yatırımcı, fon ve geliştirici katılım gösterdi. Bu rakam bizim için çok gurur verici. Çünkü gerçekten ne kadar değerli bir işe imza attığımızı da göstermiş olduk. Ayrıca yatırımcı kahvaltısında Amerikalı stratejist ve siyaset bilimci Dr. George Friedman jeopolitik öngörülerde bulundu. “Dünyada değişen güçler ve Türkiye’nin Konumu” adlı bir sunumunu gerçekleştirdi ve Avrupa ile Asya’daki güncel gelişmelerden bahsetti. Organizasyona davet edilen yabancı yatırımcılar ile PWC Türkiye’nin GYODER için özel hazırladığı MIPIM’de ilk defa açıklanan “Mekansal Bakış Açısıyla Türkiye’de Gayrimenkul Yatırımının Yükselen Alanları” raporunu ve EY (ErnstandYoung) Türkiye katkılarıyla hazırlanan “Potansiyel Yatırım Fırsatları Türkiye” adlı proje kataloğunu paylaştık.

MIPIM 2022’den global iş birliği adına iki güzel gelişme ile döndük. Miami’nin en büyük lokal sektörel derneği olan ve 50 bin gayrimenkul profesyonelini temsil eden Miami Association of REALTORS (Miami Gayrimenkul Derneği) ve İngiltere’nin önde gelen şirketleri ve başarılı girişimcilerini bir araya getiren The Institute of Directors (IoD) ile bir iş birliği anlaşması imzalandık. Bu anlaşmalar yurtdışına açılıma hedefimiz için önemli birer adım. Bu dostluk ve iş birliği anlaşmaları Türkiye’nin sektörel olarak yeni pazarlarda etkinliğini artırırken ülkemizdeki fırsatlar için birlikte çalışma olanağı da yaratacak. Bundan sonraki amacımız MIPIM’de global ölçekte kurduğumuz bağlantıları sağlam zemine yerleştirmek olacak. Bu sayede uzun soluklu, ülkemiz ve sektörümüz için değer yaratan işler ortaya çıkarabileceğimiz inancındayız.

Türkiye’de artan inşaat maliyetleri sektörü yeniden yapılandırıyor. GYODER olarak bu hızlı değişim sürecini ne tür adımlarla üretici ve tüketicinin lehine dönüştürmeyi planlıyorsunuz?

Türkiye inşaat sektörü olarak üreticilerimiz, üretim kalitemiz ve yapı malzemeleri üretimi noktasında çok güçlü bir insan kaynağına ve altyapıya sahibiz. Bu kaynak şu anki ihtiyacımız için en önemli çözümlerden biri. Geçtiğimiz günlerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’da yerli malzeme üretimi konusunda yatırımların olacağını ve ülkemizde A’dan Z’ye her malzemenin üretileceğini paylaşmıştı. Bu atılımın uzun vadede konut sektörü için önemli olacağını düşünüyorum.

Diğer yandan konut üretiminde en önemli maliyet kalemi olan arsa maliyetine yönelik atılabilecek adımlar olduğunu düşünüyoruz. Şu anda konut üretimine uygun arazi bulunamaması ve uygun arazilerin ise maliyet olarak proje içerisinde çok ciddi yer tutması sektör için en kritik konuların başında geliyor. Arsa maliyetini toplam geliştirme maliyeti içerisinde özellikle büyük şehirlerde yüzde 50’den yüzde 20 mertebelerine düşürecek ve bu kapsamda geliştirilen projelerde kira veya satış fiyatının erişilebilir düzeyde tutulmasını sağlayacak bir mekanizma tasarımının, konut üretimini daha çok teşvik edeceğini düşünüyoruz. Hem gayrimenkul sektörünün önde gelen firmalarıyla hem de bölgesel firmalarla yaptığımız görüşmelerde bu tür bir yaklaşım olduğu takdirde sektörün buna büyük bir ilgi duyduğunu gördük. Sektör üretmek istiyor. Bu bize kamunun düzenleyici gücü ile özel sektörün dinamik üretim gücünü bir araya getirme fırsatı sunacaktır. GYODER olarak erişilebilir konut üretimi ve finansmanı ile ilgili bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışmanın çıktılarını bu yıl sonbaharda gerçekleştireceğimiz Gayrimenkul Zirvesi’nde paylaşacağız.

Konut finansmanına yönelik açıklanan paketlerin mevcut arz – talep dengesine sizce nasıl bir etkisi olacak?

Cumhurbaşkanımızın konut finansmanına yönelik açıkladığı paketler hem konut alacakları hem de sektörü teşvik eden bir gelişme oldu. Aynı zamanda bu adımın özellikle yeni konut arzını artırarak şu anda arz–talep dengesinde oluşan farklar için çözüm olabileceğini düşünüyorum. Son dönemde barınma ihtiyacı için oluşan yoğun talep dikkat çekiyordu. Devam eden proje ve ikinci el konut alımları için faiz oranlarında yapılan düzenleme, konut almak isteyenleri teşvik edecektir. İlk defa konut alacaklar için kullandırılacak bu paketin, alt gelir grubunun konut sahibi olabilmesi adına başarılı bir politika olduğunu düşünüyoruz. Vadenin 10 yıl olması ise yine konut almak isteyen kesimi genişletecektir. Diğer yandan finansman paketinden ise özellikle küçük ve orta ölçekli yüklenici ve geliştirici firmaların faydalanacağını düşünüyoruz. Bu yaklaşım paketin sektörün geniş bir kesimine etki edeceğini ve konut üretimini artıracağını gösteriyor. İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük iller başta olmak üzere tüm Türkiye’de maliyet artışından dolayı duran veya yavaşlayan projelerin tamamlanmasını ve kentlerimize kazandırılmasını sağlayacaktır.

Tüm açılarından değerlendirildiğinde arz-talep dengesi için önemli bir fırsat oluşturacağını düşünüyoruz.

Daha yaşanabilir, doğa ile daha uyumlu ve her anlamda sürdürülebilir projelerin ortaya çıkması için sektördeki tüm muhatap ve paydaşlara neler söylemek istersiniz?

Tüm dünyada değişen ekonomik dengeler ve iklim krizi karşısında farklılaşan fiziki koşullar, bizi şehirlerimizde nitelikli yapılar üretmeye yönlendiriyor. Biliyoruz ki bizim aldığımız kararlar, şehirlerimizin kimliğini, yaşam kalitesini, toplumsal ve sosyal dengesini etkiliyor. Bu nedenle, ülkemizin her bir karış toprağında çakılan her bir çivinin uzmanlıkla, basiretle ve zarafetle ele alınması gerekiyor. Biz de GYODER olarak bu sorumlulukla yol alıyoruz.

Reklam