Daikin Türkiye CEO’su Hasan Önder: “Önceliğimiz, eşsiz yaklaşımlarla öncü olmak”

2020 yılı firmanız için nasıl bir yıl oldu? Kısa bir değerlendirme alabilir miyiz?

Elbette 2020 yılına koronavirüs salgını damgasını vurdu. Ancak biz salgın sürecinde biz her zamanki gibi çalışmaya ve üretmeye devam ettik. Yatırımlarımızı durdurmadık. Daikin hedef ve stratejilerinde kolay kolay değişiklik yapmaz çünkü 10 yıllık, 5 yıllık planlar ile çalışıyor. Biz de yatırım hedeflerimizi hiç değiştirmeden devam ediyoruz. Özellikle merkezi sistemler ürünlerinin Türkiye üretimi için 50 milyon euroluk yatırımımız 2020 yılı hedeflerimizde devam ediyor. Ciromuz düşse de yatırım hedeflerimize devam edeceğiz. Coronavirüsün piyasaya etkilerinden dolayı bu yıl büyüme hedefimizi revize ettik. Ancak ilk çeyrekte soğutma tarafında kaybedeceğimiz ciroyu ısıtma ürünlerimiz de olduğundan, sonbaharda o ürünler ile kapatmayı hedefliyoruz. İhracat ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Sonuçta pandemi tüm ülkelerde bu kadar tahribat yapmadı. Özellikle Türki Cumhuriyetler’deki faaliyetlerimizi de arttırmayı hedefliyoruz. Biz 2020 yılını %20 büyüme ile kapatmayı öngörüyoruz.

2021 yılı beklentilerinizi genel hatlarıyla paylaşmak ister misiniz?

Daikin Türkiye 2011‘de Daikin Global’e dahil olduğunda iştirakler içinde 10. sırada idi. Şu anda Avrupa iştirakleri içerisinde 3. sıraya ulaştık ve 300 milyon Euro ciro ile büyük bir üretici durumuna geldik. Türkiye’de farklı ürünler geliştirme ve üretme kapasitemiz olduğundan Daikin içinde bir güven yarattık. Daha önce de değindiğim gibi özellikle Türki cumhuriyetlerdeki faaliyetlerimize eğileceğiz. İhracatımızın ciro içindeki payını %50-55’lere getireceğiz.

Özellikle bu dönemde Covid-19 hastalığının etkisiyle temiz havanın sağlık için ne kadar önemli olduğu ön plana çıktı. Havayı %99,9 oranında bakteri, toz, polen, koku gibi istenmeyen partiküllerden temizleyen patentli teknolojilerimiz var. Tüketicilerin de artık bir klimadan beklentisi yalnızca soğutma-ısıtma olmayacak; bizim ‘doğru hava’ dediğimiz, sıcaklığıyla, nem oranıyla, temizliğiyle ideal iç ortam havasına yönelim artacaktır diye düşünüyorum.

Önümüzdeki yıl için planlarınız neler? Kısaca bahseder misiniz?

Ülkemizde son yıllardaki ekonomik büyüme, nüfus artışı ve inşaat sektöründeki hareketliliğe paralel olarak ısınma ve sıcak su tüketim ihtiyacı arttıkça sektörde de ciddi büyüme rakamlarını gözlemledik. Bu şartlarda Kombi ürünleri de bir “temel ihtiyaç” konumuna geldiği için dönemsel olarak -pandemi dönemi dahil- orta ve uzun vadede sektörümüzün büyüyeceğini öngörüyoruz. Öte yandan özellikle son 5 yılda enerji tasarruflu ve çevreci cihazların yaygınlaşması ile konvansiyonel sistemlerin bir çoğu yerini yeni teknolojilere bırakmış oldu. Artık dünyada da, başta iklimlendirme olmak üzere her sektörde fosil yakıtları kullanan teknolojilerin yerini yavaş yavaş elektrik enerjisini kullanan teknolojiler almakta. Türkiye’de ise yanmalı teknolojilerin çevreye en az zarar veren doğalgaz yatırımları devam etmekte.

Avrupa’da kombi teknolojisinden ısı pompası teknolojisine dönüş hızlanırken Türkiye’de önümüzdeki 10 yıllık projeksiyonda kombi pazarının gücünü koruyacağını, yeni nesil kombilerde düşük emisyonlu, IoT-online kontrol cihazları ile verimliliği takip edilebilen estetik ve küçük kombilerin ön plana çıkacağını ve çevreci hibrit cihazlar ile ısı pompası dönüşümünün de yaşanmaya başlanacağını öngörüyoruz. İnsanlar artık kullanacakları ürünlerin hem sağlığa hem de çevreye etkisine daha çok önem verecekler. Bizim gibi kaliteli, sağlığa etkisi olan özellikleri vurgulayan ve çevre hassasiyeti yüksek, enerji verimliliği yüksek ürünlere odaklanan markaların bu süreçte ön planda olacağını düşünüyorum.

Online keşif ve satış konusunda sektörümüz şimdiden hızlandı. Ürünlerin uzaktan izlenmesini, kontrolünü ve tamirini sağlayabileceğimiz platformların da ilerleyeceğini düşünüyorum. Online olarak tüketicinin her an yanında olabilmek, ulaşılabilir olmak çok önemli. Önceliğimiz bu sektörde de iklimlendirme açısından çözümlerimiz ve müşterilerimize önereceğimiz eşsiz yaklaşımlarla öncü olmak. Ama daha da önemlisi AR-GE’de mevcut teknolojimizin daha geliştirilmesi ve filtre özelliklerimizin etkisini daha da arttırmaya odaklanmamız diyebiliriz. Mevcut bayi ağımızın ve satış sonrası hizmet kalitemizin de yeni normal beklentilerini daima karşılamasını sağlayacağız.

İklimlendirme sektörü; konusu ve çözümleri itibariyle ürünlerin kullanımından kaynaklanan karbondioksit (CO2) emisyonuna neden oluyor. Azalan hava kalitesi toplumsal kesimde talepler yaratıyor. Mevcut soğutucu akışkanlar ve yanma gazı ısısı konularında daha sıkı kısıtlamalar, inovatif ve çevreci çözümlerin gerekliliğini artırıyor. Elektrik enerjisindeki artan talep, daha sıkı enerji kısıtlamalarının yanı sıra enerji açısından daha verimli ürünler için yüksek beklentiler oluşturuyor.

Daikin, yüksek teknolojisi, bilgi kaynakları, güçlü küresel ağı, konusunda uzman çalışanları ve önemsediği toplumsal ilişkileri nedeniyle sahip olduğu bu büyük avantajı önümüzdeki yıllarda da en etkin biçimde kullanarak ilerlemesini ve liderliğini sürdürmeyi planlıyor. ‘2050’ye İlk Adım’ ya da ‘Fusion 20 Temaları’ olarak da adlandırabilecek başlıklar belirleyen Daikin, dünyanın gelecekteki çevresel sorunlarına kendi alanında yanıt verecek.