ODE Yalıtım Pazarlama Direktörü Ozan Turan: “Sürdürülebilirlik alanında öncü ve örnek şirketlerden biri olmayı hedefliyoruz”

“ODE Yalıtım olarak geleceğimize yönelik odaklandığımız konuların ana çerçevesini sürdürülebilirlik kavramı oluşturuyor. Sürdürülebilirliği, stratejimizin önemli bir parçası olarak kabul ediyoruz. Bu paralelde Birleşmiş Milletler’in evrensel eylem çağrısı olan 17 maddelik ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı benimsiyoruz. Başta “erişilebilir ve temiz enerji”, “sanayi, yenilikçilik ve altyapı”, “sorumlu üretim ve tüketim”, “iklim eylemi” olmak üzere bu amaçların tamamını odağımıza alıyoruz.”

Yapı ve Teknik Yalıtım olmak üzere 2 ana kategoride üretim yapan ODE Yalıtım; 6 modern üretim tesisinde, 4 binden fazla ürün çeşidi ve uzman personeliyle yalıtım sektörünün en büyük üreticileri arasında yer alıyor. Global bir marka olma vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren ODE’nin ürünleri 6 kıtada, 75’in üzerinde ülkede müşterileri tarafından tercih edilmekte.

ODE Yalıtım Pazarlama Direktörü Ozan Turan ile sürdürülebilir üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşimizde, firmanın bu alandaki genel yaklaşımları, oluşturduğu ana strateji ve uygulamadaki adımlarını konuştuk.

Öncelikle sürdürülebilir bir iş dünyası ve yaşamı nasıl tanımlıyorsunuz?

Üretim, tüketim ve yaşama biçimimizin hızla değiştiği günümüz dünyasında kaynaklarımızı hızla tüketiyor, insan kaynaklı emisyonlar neticesinde kuraklık, sel, yangın gibi felaketlere yol açan iklim krizinin etkilerini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Çevreyi bu hızla kirletmeye devam eder, enerji kaynaklarımızı doğru kullanmazsak gezegenimize geri dönüşü olmayan zararlar vereceğiz. Diğer taraftan özellikle Covid-19 pandemisi ile birlikte dünya genelinde yaşanan ekonomik sorunlar, iş dünyasının sürdürülebilir büyümesinin ve toplumsal refahın önünde engel teşkil ediyor. Dolayısıyla günümüz dünyasında çevresel, ekonomik ve sosyal anlamda devamlılığı yani sürdürülebilirliği sağlayacak radikal önlemler almamız gereken bir dönemden geçtiğimize inanıyorum.

Sürdürülebilirlik yaklaşımınızın temelinde neler var, başlangıç adımlarınızdan biraz bahseder misiniz? Bu konuda bugüne kadar geliştirdiğiniz stratejiler ve faaliyetler hakkında neler söylemek istersiniz?

ODE Yalıtım olarak geleceğimize yönelik odaklandığımız konuların ana çerçevesini sürdürülebilirlik kavramı oluşturuyor. Sürdürülebilirliği, stratejimizin önemli bir parçası olarak kabul ediyoruz. Bu paralelde Birleşmiş Milletler’in evrensel eylem çağrısı olan 17 maddelik ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı benimsiyoruz. Başta “erişilebilir ve temiz enerji”, “sanayi, yenilikçilik ve altyapı”, “sorumlu üretim ve tüketim”, “iklim eylemi” olmak üzere bu amaçların tamamını odağımıza alıyoruz. Bu yaklaşımımızın temelinde de içinde bulunduğumuz toplumun bir parçası olarak, ihtiyaçlara karşı duyarlı olmanın ötesinde, yaşamın ülkemizde ve tüm dünyada daha iyiye gitmesi için sorumluluk almaktan çekinmememiz yatıyor. Yaşamı iyileştirmenin en önemli unsuru olan çevreyi ve doğal ortamı korumayı içine alan sürdürülebilir bir gelişim gözetiyoruz. Bu kapsamda ekolojik çeşitliliği korumaktan enerji tüketimini azaltmaya, geri dönüşümlü malzeme kullanmaktan paydaşlarımızı çevresel yönetim ve enerji verimliliği konularında bilgilendirmeye uzanan çeşitli çalışmalar yürütüyoruz.

Faaliyet gösterdiğiniz yalıtım sektörünün sürdürülebilirlikle ilişkisi hakkında bilgi verir misiniz?

Yalıtım, doğası gereği gelecek nesillere sürdürülebilir bir yaşam alanı bırakma noktasında son derece önemli katkılar sağlıyor. Ülkemize baktığımızda, enerjinin yüzde 35’i binalarda, yüzde 35’i sanayide, yüzde 20’si ulaşımda, yüzde 5’i tarımda, geri kalanı ise diğer alanlarda kullanılıyor. Buna göre sanayide yüzde 20-25, ulaşımda yüzde 20, binalarda yüzde 50 civarında verimlilik sağlamak mümkün. Dolayısıyla yalıtım hem son derece ekonomik hem de enerji verimliliği ve iklim değişikliği ile mücadele için son derece önemli bir adımı oluşturuyor. Ancak maalesef tasarruf tarafında oluşan farkındalık artarken, yalıtım tarafında henüz arzu ettiğimiz seviyenin oldukça uzağındayız. Ülkemiz genelindeki yaklaşık 22 milyon civarında konutun yüzde 80’inde halen yalıtım yok veya çok zayıf bir yalıtım uygulaması var. Dört mevsimin yaşandığı ülkemizde kışın ısıtma, yazın soğutma işlemleri sırasında kullanılan enerji tüketimi her geçen gün artıyor. En etkin enerji tasarrufu araçlarından biri olan ısı yalıtımı uygulamalarıyla enerji tüketimini azaltabilir, sürdürülebilir bir gelecek için fayda sağlayabiliriz. Bununla birlikte Türkiye’deki konutların toplam enerji maliyeti 15 milyar dolar civarında. Yani yalnızca bina yalıtımı ile 7 milyar dolar tasarruf edebiliriz. Biz de ODE olarak bu konuda sorumluluğumuz olduğunun farkındayız. Bu kapsamda ısı yalıtımı alanındaki uygulama ve örnekleri de kapsamlı bir şekilde ele aldığımız Isı Yalıtımı kitabımızı yakın zamanda yayınladık.

‘Sürdürülebilirlik’ adı altında ortaya koyduğunuz başlıca çalışmalar, fayda ve iyileştirmeler hakkında bilgi verir misiniz?

ODE Yalıtım olarak, özellikle AB İklim Yasası kapsamındaki tüm gelişmeleri takip ediyor ve gerekli çalışmalara hızla devam ediyoruz. Bu süreçte şirket içinde bir Enerji Verimliliği Komitesi oluşturduk. Ürün gruplarının tümünde çevresel ürün beyanı (EPD) olan tek yalıtım şirketiyiz. Ayrıca toplamda 16 ürün serimiz EPD belgesi almaya hak kazandı. Avrupa’nın 2050 yılı için hedeflediği sıfır atık hedefine de şimdiden çok yakınız. Enerji ve su tüketimimizi azaltmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. A3 ve Kaizen ile sürekli olarak iyileştirme projeleri yapıyoruz.

Bu çalışmalarımızın yanı sıra Eskişehir’deki 20 bin metrekarelik üretim tesisimizin çatısının tamamını kaplayacak şekilde 5 bin 300 adet güneş paneli (fotovoltaik) kuruyoruz. Üreteceğimiz enerjinin tamamını öz tüketimimizde kullanacağız ve bu sayede tesisimizin elektrik ihtiyacının yüzde 60’ını güneşten karşılayacağız. 2022 yılı Mart ayında devreye almaya hedeflediğimiz 2.400 kWp kurulu güce sahip bu sistem aslında bizim için bir başlangıç. Üretim tesislerimizdeki enerji ihtiyacının tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayıncaya dek bu alandaki yatırımlarımıza devam etmeyi hedefliyoruz.

Sürdürülebilir bir iş modelinin yeşil dönüşüm sürecinde firmalara sağlayacağı katkıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüzde işletmelerin ekonomik anlamda sürdürülebilir olabilmeleri için ikiz dönüşüm olarak da adlandırılan dijitalleşme ve yeşil dönüşüme odaklanmaları gerekiyor. Bu iki süreç birbirini direkt etkiliyor, biri uygulanmadığında diğeri eksik kalıyor. Yeşil dönüşüm tarafını değerlendirecek olursak bu noktada AB İklim Yasası’nın iş modellerimizi ciddi ölçüde şekillendirmeye başladığını görüyoruz. Çünkü AB İklim Yasası, 2050 yılına kadar Avrupa’yı iklim nötr hale getirmenin yanında ekonomik büyümenin kaynak kullanımından ayrıştırılmasıyla AB ekonomisinin sürdürülebilir olmasını sağlamayı da amaçlıyor.  Bunun yanında Sınırda Karbon Düzenlemesi aracılığıyla karbon yoğunluğu fazla olan ürünlerin pahalılaştırılması, AB ve diğer ülkelerde sürdürülebilir ürünlerin üretiminin yaygınlaşması da gündemde. Dolayısıyla sürdürülebilirlik iş dünyasının öncelikli gündem maddelerinden biri olmak durumunda. Biz de çevresel etkileri göz önünde bulundurmamızın yanı sıra ham madde tüketimi ve enerji tasarrufu alanında sürekli olarak proje üretiyor, bu sayede maliyetlerimizi aşağı çekiyoruz. Bu da aslında altı kıtada 75’in üzerinde ülkeye ihracat yapan şirketimizin rekabet gücünü olumlu etkiliyor. Çünkü döngüsel ekonomiye odaklanan firmaların maliyetleri de düşüyor.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

ODE Yalıtım olarak ekonomik büyümeyi sağlarken sosyal adaleti ve çevreyi korumayı da içine alan sürdürülebilir bir gelişme gözetiyoruz. Bunu yaparken de öncelikle sektörümüzde, sonrasında da ülkemizdeki iş dünyası genelinde sürdürülebilirlik alanında öncü ve örnek şirketlerden biri olmayı hedefliyoruz.

Reklam