Seramiksan Direktörü M.Süreyya Çağlar: “Sürdürülebilir iş modellerini, kurum kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz”

“Çevresel etkimizi, küresel gündemi ve paydaşlarımızın görüşlerini temel alarak stratejik olarak değerlendiriyoruz. Bu kapsamda enerji verimliliği, su yönetimi, çevresel etkisi düşük ürünler ve atık yönetimi yüksek öncelikli konularımız arasında.”

Kaliteli ve yüksek üretim kapasitesiyle Türkiye ve dünyada sayılı üreticiler arasında yer alan Seramiksan, herkes için zorlu bir yıl olan 2020 yılında ortaya koyduğu başarılı grafiği bu yıl da sergilenmekte. Bu belirsiz ve zorlu süreçleri hedeflerinden taviz vermeden güçlü bir performans ile karşılayan firma, bu başarılı ve dik duruşu sahip olduğu sürdürülebilir yönetim yaklaşımlarıyla temellendiriyor.

Seramiksan Direktörü M.Süreyya Çağlar ile sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında gerçekleştirdikleri projeler, yenilikler ve bu alanda takip ettikleri kurumsal hedeflerini konuştuk.

 Öncelikle sürdürülebilir bir iş dünyası ve yaşamı nasıl tanımlıyorsunuz?

Günümüzde, ekonomik değerin yanında, sosyal ve çevresel konuların da şirketlerin sorumluluğu haline geldiği yeni bir dünya düzenine girmiş bulunuyoruz. Rekabetçi iş ortamında, ekonomik, çevresel ve sosyal faktörlerin iş stratejilerine dahil edilmesi giderek daha fazla önem taşıyor. Tüketici davranışlarının ve diğer pazar dinamiklerinin sürdürülebilirlik çerçevesinde şekillenmekte olması, firmaların bu alandaki yatırımlarını hızlandırıyor. Günümüzde şirket çıkarlarının toplumsal çıkarlar ile çatışmadığı, ekonomik ve kar odaklı bakış açısının yanında sosyal ve çevresel konuların da şirketlerin sorumluluğu haline geldiği yeni bir dünya düzenindeyiz. Bu doğrultuda sürdürülebilirliğin, kurumsal sosyal sorumluluğun çok ötesine geçtiğini ve şirketlerin strateji ve operasyonlarının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini görüyoruz. Sürdürülebilirlik kelimesi son dönemlerde hayatımıza girmiş yeni bir kavram. Aslında sürdürülebilir yaşam sadece ‘yeşil’ söyleminden çok daha fazlası. Sürdürülebilir yaşam,dendiğinde konforsuz bir hayat yaşayacağımız anlamına gelmiyor. Hayatımızı  sürdürürken aldığımız kararlarda, kendimiz kadar doğayı ve üzerinde yaşayan diğer canlıları da düşünerek, daha bilinçli seçimler yapmamızı istiyor. Sürdürülebilir yaşam artık benimsememiz gereken yeni bir yaşam tarzı. Benim için yeme, ulaşım, sosyalleşme, enerji kullanımı, atık imhası ve daha birçok konuyu içerisinde barındırıyor. Tüketimin ve atık oluşturmanın bir sıradanlık olduğu bu dünyada, sürdürülebilir yaşam kulağa biraz ütopik gelebilir. Bu kimi zaman bir ürünü sürdürülebilirliğe katkısı olmadığı için tercih etmemek, kimi zaman da yaşam döngüsünde daha aktif rol almak adına alışkanlıklarımızı değiştirmek anlamına geliyor. Herkes, kararlarını gelecek nesillere olan etkisini düşünerek verdiği takdirde, dünya hem çevresel hem de sosyal ve ekonomik açıdan olduğu yerden çok daha ileri taşınabilir.

Sürdürülebilirlik yaklaşımınızın temelinde neler var, başlangıç adımlarınızdan biraz bahseder misiniz? Bu konuda bugüne kadar geliştirdiğiniz stratejiler ve faaliyetler hakkında neler söylemek istersiniz?

Seramiksan olarak seramiğin yaşam döngüsü doğrultusunda, hammadde üretiminden satış sonrası ilişkilere kadar tüm iş süreçlerine sürdürülebilirliği entegre ediyoruz. Sürdürülebilir iş modellerini, kurum kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi ve gelecekte işimizin devamlılığını güvence altına almayı hedefliyoruz. Tüm faaliyetlerimizde ulusal ve uluslararası yasal gerekliliklere tam uyum sağlıyor, sürekli iyileştirme araçları ve uygun teknolojilerin kullanımıyla üretimimizin, ürünlerimizin ve hizmetlerimizin yol açtığı çevreye etkilerini azaltmaya çalışıyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimiz kapsamında, doğal kaynakların korunmasını, faaliyetlerimizin minimum çevresel etki ile gerçekleştirilmesini temel sorumluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Seramiksan sürdürülebilir çevre ve enerji anlayışı ile gelecek kuşaklara temiz ve yaşanabilir bir dünya bırakılmasını amaçlamaktadır. Faaliyet gösterdiğimiz seramik sektörü, doğal hammadde ve kaynaklara bağımlı; yüksek enerji tüketimi sektörün başlıca etkileri arasında bulunuyor. Çevresel etkimizi, küresel gündemi ve paydaşlarımızın görüşlerini temel alarak stratejik olarak değerlendiriyoruz. Bu kapsamda enerji verimliliği, su yönetimi, çevresel etkisi düşük ürünler ve atık yönetimi yüksek öncelikli konularımız arasında.

Sürdürülebilirlik etkilerini uzun vadede nasıl koruyup-iyileştirmeyi planlıyorsunuz?

Şirketimizin, strateji ve değerleri ile sürekli büyümek önceliğimiz ve hedefimiz. Özellikle 2020 gibi zor bir yılda elde ettiğimiz başarıların tümü, stratejik olarak, karar mekanizmalarımızın geniş katılımla, çevresel ve sosyal öncelikleri de dahil ederek yürütmüş olduğumuz sürdürülebilir yönetim yaklaşımımızın sonucu.

Seramiksan olarak tüm faaliyetlerimizde sürdürülebilirlik prensiplerini benimsiyoruz. Faaliyetlerimiz sonucunda doğan toplumsal, ekonomik ve çevresel etkilerin yönetiminin yanı sıra; iş etiği, şeffaflık ve hesap verebilirlik kavramları şirket kültürümüzün önemli bir parçası. Gelecekte yaşanabilir bir dünya olabilmesi için bugünden harekete geçmemiz gerekiyor. Bunun içinde her şeyin bir ilhamla başladığına inanarak, doğadan ilham alıyoruz. Umut ediyoruz ki hep beraber yarınlara daha yaşanabilir bir dünya  bırakacağız. Sürdürülebilirlik,  çalışmalarımızı planlarken uzun dönemli karar almamızı sağlıyor. Üretirken çevremize ve içinde bulunduğumuz topluma nasıl fayda sağlayabileceğimizi düşünüyoruz. Ar-ge merkezimizde yapılan yeni ürün geliştirme çalışmaları, yenilikçi ve sürdürülebilir çalışmaların önünü açıyor. Seramiksan paydaşlarının ihtiyaç, beklenti ve taleplerini değişen küresel trend, yasal gereklilikler ve standartları yakından takip etmekte ve sürdürülebilirlik stratejilerini her yıl gözden geçirmektedir. Sürdürülebilirlik hedeflerimizin her birisi için yıllara bağlı olarak ara hedefler de belirlenmekte ve böylelikle uzun vadeli yol haritası oluşturulmaktadır. Böylelikle tüm çalışanlarımızın sürdürülebilirlik hedeflerini benimsemesi, doğrudan katkı sağlaması ve aynı zamanda sürdürülebilirlik kültürünün tüm şirkete yayılarak yıllar içinde geliştirilmesi sağlanmaktadır.

Bu konu üzerinde gelişmiş ülkelerdeki mevcut algı ve pratiklerle Türkiye’deki yaklaşımlar arasında sizce bir fark var mı?

Maalesef var. Ülkemiz ne yazık ki başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkelerin kabul etmiş olduğu birçok anlaşmayı, ya imzalamadı ya da son yıllarda oluşan baskılar nedeniyle imzalıyor. Bunun yanı sıra eğitim faaliyetlerinde konunun yeteri kadar gündeme gelmemesi hızla artan üniversitelerin, ne yazık ki kalitelerinin istenen seviyelerde olmaması bunun sanayiye ve üretim süreçlerine de yansımasına sebep oluyor. 

Ancak esas büyük tehlike ülkemizin can damarlarından birisi olan ihracat süreçlerinde yaşanacak gibi gözüküyor. Çünkü başta karbon ayak izi olmak üzere, üretim süreçlerinde gerekli önlemleri almayan ve gerekli hazırlıkları yapmayan bir çok sanayi tesisi üretmiş olduğu ürünleri ihraç etmekte oldukça büyük sıkıntılarla karşı karşıya gelecek. Bu durumla karşı karşıya kalmamak için gerekli önlemlerin vakit geçirmeksizin alınması gerekiyor. Ülkemiz bu anlamda ne yazık ki çok yavaş hareket ediyor. 

 Sürdürülebilir bir kurum bilincinin gelişebilmesi için atılabilecek temel adımlar nelerdir?

Günümüzün dinamik ve küresel piyasalarında, şirketler rekabetin ön sıralarında yer almak için yarışmaktadır. Şirketler, bu dönemde inovasyon, siber güvenlik, Ar-Ge ve müşteri-tüketici memnuniyeti gibi konulara yönelmektedir. Tüm bu odaklar, şirketlerin başarısı açısından önemli olmakla beraber, en az onlar kadar önem taşıyan bir konu daha var, sürdürülebilirlik. Sürdürülebilirliği faaliyetlerine sağlıklı ve doğru entegre eden şirketler güçlü bir performans üretebilecekleri gibi paydaşlarına sundukları katma değeri de pekiştireceklerdir. Firmaların sürdürülebilirliği anlamaları, çevresel sosyal sorumluluk konularını içselleştirmeleri ve geleceğe dair program ve hedeflerini bu doğrultuda tasarlamaları, daha yaşanılır bir dünyanın inşasında da önemli rol oynamaktadır. Gelecekte var olmak, sürdürülebilirlik yolculuğunda atılacak kararlı adımların, hayata geçirilecek iyi örneklerin ve paylaşılacak katma değerin bir fonksiyonu olarak mümkün olabilecektir. Bu doğrultuda, firmaların paydaşlarıyla iletişimde kalmaları, sürdürülebilirlik ve çevresel sosyal sorumluluk kapsamında hayata geçirdikleri uygulamalar ve elde ettikleri kazanımlar hakkında bilgi paylaşmaları neredeyse bir gerekliliğe dönüşmüştür.

‘Sürdürülebilirlik’ adı altında ortaya koyduğunuz tüm çalışmaların; üretim, sevk ve tüketim noktasında ortaya çıkaracağı amaçlanan fayda ve iyileştirmeler başlıca nelerdir?

Su ve enerji kaynaklarının hayatımızdaki değerinin daha fazla hissedildiği bu dönemde dünya kaynaklarının verimli ve tasarruflu kullanılması konusu da daha önemli hale geldi. Dünya nüfusu artık ekosistemlerin üretebildiğinden çok fazla kaynak tüketiyor. Sosyal ve ekonomik kalkınma süreçlerinin ekosistemlerin başa çıkabileceği sınırlar içinde gerçekleşebilmesi için, toplumumuz üretim ve tüketim şekillerini temelden değiştirmek zorunda. Seramiksan olarak etkin kalite yönetim sistemi ile birlikte, çalışanlarımızın ve tüm paydaşlarımızın sağlık, güvenlik ve memnuniyetlerini öncelikli ele alarak, çevresel sorumluluğumuzu tüm faaliyetlerimizde hassasiyetle yerine getirmekteyiz. İklimin korunması, enerji ve kaynak verimliliği ve dijital dönüşüm konularında net bir duruş sergiliyoruz. Uluslararası bağlantılarımızla birlikte, geleceğe yönelik, iklim dostu çözümleri ve siyasi kurumlar, STK’lar, dernekler ve konuyla ilgisi olan şirketlerle aktif diyaloğu destekliyoruz. Tasarımdan başlayarak prosesin her aşamasında, ürünlerimizin kullanımından kaynaklanabilecek çevresel etkilerin değerlendirilmesi ve minimuma indirilmesi için gerekli önlemleri almaktayız.  Ürün yaşam döngüsünün tüm aşamalarında olumsuz çevresel etkileri minimize etmeyi, geri dönüşüme sahip hammadde, ambalaj malzemesi kullanmaya özen gösteriyoruz. Seramiksan üretim kampüslerinden dışarıya   üretim sırasında hiçbir atık malzeme çıkmıyor. Hem seramik hem de vitrifiye fabrikalarımızdan havaya çevreye hiçbir zararı olmayan sadece su buharını veriyoruz. Bunun yanı sıra 2019 yılında bir geri dönüşüm tesisi kurduk. Karo ve vitrifiye grubundaki hasarlı ve kırık ürünleri bu geri dönüşüm tesisinde işleyerek tekrar üretim sürecine dahil ediyoruz. Bu nedenle Seramiksan fabrikalarından çevreye hiçbir şekilde atık çıkmıyor. Bu konuda çok hassasız. Hatta fabrikamızda kullanılan suyu arıtarak sanayi suyu olarak tekrar kullanıyoruz. Kullanmış olduğumuz ambalaj atıkları kendi içinde sınıflandırılarak çevreye zarar vermeyecek şekilde depolanmakta, lisanslı kuruluşlar vasıtasıyla bertaraf edilmektedir. Yapılacak yatırımlarda enerji verimliliği yüksek, doğa ve çevre dostu inovatif teknolojiler kullanmayı, emisyonlarımızı azaltmaya yönelik uygulamaları tercih ediyoruz.  Sadece ürün tasarımına değil, aynı zamanda üretim tesislerinde yürütülen süreçlerde kaynakların dikkatli kullanılmasına da büyük önem vermekteyiz. Sürdürülebilirlik stratejimizde dikkate aldığımız temel göstergeler geri dönüşüm kotası ve atık hacmidir. Hedeflerimize ulaşmak için aldığımız önemli tedbirler arasında geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımı ve elde edilen tüm malzemelerin sistematik olarak ayrılması yer almaktadır.  Kağıt ve plastikten metal parçalara kadar, faaliyet alanlarında ortaya çıkan tüm atık türlerinde geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımı ve elde edilen tüm malzemelerin sistematik olarak ayrılmasına önem veriyoruz. Sektöre yön veren inovatif ürünlerin tasarımı ve geliştirilmesine katkıda bulunuyoruz.  Vitrifiye ürün grubunda 2,5-4,5 litre ile fonksiyon yapan çevreci rim-out klozetlerimiz, minimum su ve deterjan kullanımıyla maksimum hijyen ve temizlik sağlıyor.  Seramiksan olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her zaman hayatın temeli olan suyun ve enerji kaynaklarının korunması konusunda yüksek sorumluluk duyarak suya ve geleceğe yön verme hedefimizle yolumuza devam edeceğiz.

Toplumun sürdürülebilirlik alanında daha fazla bilinçlenmesini sağlayacak projeleriniz ve ya çalışmalarınız var mı?

Biz Seramiksan olarak  üretmiş olduğumuz tüm ürünlerde başta çevresel faktörler olmak üzere sürdürülebilirlik adına yapılması gereken her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra hem çalışanlarımıza, hem de üretmekte olduğumuz seramik, vitrifiye, yapı kimyasalları ve banyo mobilya gruplarında ki ürünlerimizi işleyen uygulayan ve montaj aşamasında bize katkı veren tüm ustalarımıza sürdürülebilirlik adına eğitimler veriyoruz. 

Reklam