Mercedes-Benz Türk 2.El Otobüs & Kamyon Satış Direktörü Didem Daphne Özensel: “Sürdürülebilirliğin önemine inanıyoruz ve sürdürülebilirlik stratejimize odaklanıyoruz”

Sürdürülebilirliği ve yenilikçiliği odağınıza aldığınızda koşamayacağınız yol kalmıyor çünkü üçlü halkanın yani şirkete katma değer sağlamanın, çalışanlarınızın gelişimine katkıda bulunmanın ve tüm bunları yaparken doğayı korumanın aynı zamanda topluma fayda sağlamanın her bir parçasına dokunmuş oluyorsunuz. Bu halkanın her bir parçası birbirini tamamlıyor. Biz de Mercedes-Benz Türk olarak bu bilinçle hareket ediyoruz ve sürdürülebilirliği odağımıza alıyoruz.

Ürünlerinde ve marka kimliğinde mükemmelliyetçiliği ilke edinen Mercedes-Benz Türk, tutku, saygı, dürüstlük ve disiplin değerlerini benimseyerek yarım asrı aşkın bir süredir faaliyetlerini sürdürüyor. 1.2 milyar avroyu aşan yatırım hacmi ve 6.400’den fazla personel istihdamı ile marka; ülkemizin en büyük yabancı sermaye yatırımlarından bir tanesi.

Günümüzde yurt içi pazarında satış yapmak ve uluslararası pazarlara ihraç etmek üzere İstanbul Hoşdere Fabrikası’nda şehir içi ve şehirler arası otobüsler, Aksaray Fabrikası’nda ise orta ağır ile ağır sınıf kamyonlar ve çekiciler üreten Mercedes-Benz Türk; ana şirketi Daimler Truck AG’nin üretim ve AR&GE ağının önemli bir parçası konumunda.

Mercedes-Benz Türk 2.El Otobüs & Kamyon Satış Direktörü Didem Daphne Özensel ile markanın sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesinde gerçekleştirilen kurum içi faaliyetlerinin yanı sıra toplumsal boyuttaki çalışmalarını, bu noktada geliştirlen başlıca projeler ve amaçlanan kazanımları konuştuk.

Öncelikle sürdürülebilir bir iş dünyası ve yaşamı nasıl tanımlıyorsunuz?

Sürdürülebilirliği, üretim ve çeşitliliğin devamlılığı sağlanırken insanlığın yaşamının daimi kılınabilmesi olarak tanımlayabiliriz. Toplumların ve ülkelerin gelişmesinde önem rol oynayan sürdürülebilirlik iş dünyası için en önemli konuların başında geliyor. Varlığını sürdürebilen işletmelerin en önemli özellikleri, içinde yaşadıkları toplum ve çevreye yarar sağlıyor olmaları.

Şirketlerin son dönemde sürdürülebilirlik alanına odaklandığını görüyoruz. Sürdürülebilirlik konusunda uzmanlaşan ve bunu rekabette avantaj haline dönüştüren şirketler gelecekte isminden söz ettirecek diye düşünüyorum.

Sürdürülebilirlik yaklaşımınızın temelinde neler var, başlangıç adımlarınızdan biraz bahseder misiniz? Bu konuda bugüne kadar geliştirdiğiniz stratejiler ve faaliyetler hakkında neler söylemek istersiniz?

Mercedes-Benz Türk olarak sürdürülebilirlik vizyonumuzu tüm paydaşlarımıza ve bir bütün olarak topluma kalıcı değerler yaratmak olarak belirledik.

İşimizin her alanında bu vizyonu ve ilkemizi odağımıza koyuyoruz. Birleşmiş Milletler’in tüm kalkınma hedeflerini benimsiyoruz ve bu hedeflerden somut olarak yedi tanesini de kılavuz olarak belirliyoruz. Bu ilkeler arasında: Nitelikli Eğitim, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Eşitsizliklerin Azaltılması, İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme, Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı, , Temiz Su ve Sanitasyon, Erişilebilir ve Temiz Enerji bulunuyor.

Mercedes-Benz Türk A.Ş. olarak sürdürülebilirliğin önemine inanıyoruz ve sürdürülebilirlik stratejimize odaklanıyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimizi hazırlarken odağımıza ekonomik büyümeyi, çevre korumayı ve sosyal gelişimi koyduk ve tüm bu odak noktalarında hedefler belirledik.

Sürdürülebilirlik vizyonumuza doğru ilerlerken, bizi bu yolda destekleyen en önemli oluşumlarımızdan biri de Koza Merkezimiz. Koza Merkezimizde düzenlenen Yenilikçi Fikir Haftaları ile hem şirkete hem topluma ekonomik kalkınmada fayda sağlayacak, toplumun sosyal gelişimini destekleyerek insana dokunacak ve çevreci yaklaşımlarla doğayı koruyacak fikirler için her yıl kapımızı dönüşüm yaratmak isteyen çalışanlarımıza açıyoruz.

Koza Merkezimizden çıkan ve hayata geçirilen projelerimizle sürdürülebilirlik vizyonumuzu yenilikçi fikirlerle destekliyoruz. Hem ekonomiye hem de karbon ayak izinin azaltılmasına fayda sağlayan ve Koza Merkezimizden çıkan örnek bir projemiz de ToolStore oluşumu. Hoşdere Otobüs Fabrikası ve Aksaray Kamyon Fabrikası ile Genel Müdürlük Kampüsümüzde faaliyet ömrünü tamamlamış ancak piyasada kullanılabilir durumda olan ekipman ve malzemeler satışa sunuluyor. Bu ekipmanları yeni kurulan satış kanalı üzerinden son kullanıcılara satışa sunarak hem şirkete gelir sağlarken hem de ilgili ekipmanları ekonomiye geri kazandırıyoruz. Bu yolla doğada pozitif etki yaratırken ayrıca endüstrideki sürdürülebilirliğe her açıdan katkı sağlamış oluyoruz. Süreç 2019 yılından beri aktif olarak devam ediyor.

Kullanım dışı bırakılan ekipmanları tekrar ekonomiye kazandırarak, yeni ekipman üretiminden doğan karbon ayak izini önemli ölçüde azaltıyor ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.

Sürdürülebilirlik etkilerini uzun vadede nasıl koruyup-iyileştirmeyi planlıyorsunuz?

Sürdürülebilirliği ve yenilikçiliği odağınıza aldığınızda koşamayacağınız yol kalmıyor çünkü üçlü halkanın yani şirkete katma değer sağlamanın, çalışanlarınızın gelişimine katkıda bulunmanın ve tüm bunları yaparken doğayı korumanın aynı zamanda topluma fayda sağlamanın her bir parçasına dokunmuş oluyorsunuz. Bu halkanın her bir parçası birbirini tamamlıyor. Biz de Mercedes-Benz Türk olarak bu bilinçle hareket ediyoruz ve sürdürülebilirliği odağımıza alıyoruz.

 Sürdürülebilir bir kurum bilincinin gelişebilmesi için atılabilecek temel adımlar nelerdir?

Sürdürülebilirlik dediğimizde akıllara genellikle çevre gelse de sürdürülebilirliğin içinde ekolojik, sosyal koşullar ve ekonomik bileşenler yer alıyor. Sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için bu üç kavramın dengeli bir biçimde yönetilmesi gerekmektedir.

Bu yönetim için şirketlere büyük görevler düşüyor. Sürdürülebilir kurum bilincinin gelişmesi için çalışanlara konuyu doğru aktarılması ve çalışanların bu sürece dahil edilmesi büyük önem taşıyor. Koza Merkezimiz ile bunu örneklendirmek istiyorum. Koza Merkezimizde düzenlenen Yenilikçi Fikir Haftaları ile hem şirkete hem topluma ekonomik kalkınmada fayda sağlayacak, toplumun sosyal gelişimini destekleyerek insana dokunacak ve çevreci yaklaşımlarla doğayı koruyacak fikirler için her yıl kapımızı dönüşüm yaratmak isteyen çalışanlarımıza açıyoruz. Bu sayede kurum olarak sürdürülebilirliği benimseyebildiğimizi söyleyebilirim. Önerilen tüm fikirleri şirket içerisinde oylamaya sunuyoruz. Böylelikle tüm çalışan ve yöneticileri sürece dahil ediyor ve kurumsal farkındalığı arttırıyoruz.

‘Sürdürülebilirlik’ adı altında ortaya koyduğunuz tüm çalışmaların; üretim, sevk ve tüketim noktasında ortaya çıkaracağı amaçlanan fayda ve iyileştirmeler başlıca nelerdir?

Hoşdere Otobüs Fabrikamızda 1 milyon avronun, Aksaray Kamyon Fabrikamızdaysa 700 bin avronun üzerinde yaptığımız “Atık Yönetimi” yatırımı ile, tehlikeli ve tehlikesiz atıklar, oluştukları noktalarda biriktirilerek bertaraf işlemine gönderiliyor. “Hava Kirliliği Kontrolü” kapsamında yaptığımız 110 bin avroluk yatırım ile fabrika bacalarının bir kısmında yeniliğe giderek; uçucu organik bileşen emisyonlarını kontrol altında tutuyoruz.

Hoşdere Otobüs Fabrikamızda fabrika sahasındaki tüm atık altyapısı “Sıfır Atık” kanununa ve Daimler standartlarına uygun hale getirildi.

Enerjinin daha verimli kullanılması ve enerji kesintisi nedeniyle ortaya çıkabilecek olumsuz çevresel etkileri kaynağından engellemek amacıyla Hoşdere Otobüs Fabrikası’nda “Trijenerasyon Tesisi” kurduk. Bu sistemle elektrik ihtiyacının yüzde 100’ü, kış aylarında ise ısı ihtiyacının yüzde 40’ı ve yaz aylarında klima amaçlı soğutma ihtiyacının bir kısmını karşılıyoruz.

Aksaray Kamyon Fabrikamızda, fabrika sınırları içerisinde oluşan tüm atıkların yerlerinde, düzenli ve ayrıştırılarak toplanması, toplanma noktalarından atık sahasına taşınması, depolanması ve nihai bertaraf tesisine ulaştırılması kapsamında projemiz bulunuyor.

Pilot olarak 2019 yılında uyguladığımız, masa altı çöp kutularının kaldırılmasını tüm fabrikada uygulamaya aldık. Ofislerde ortak noktalara 5’li atık kutuları yerleştirerek masa altı çöp kutularına atılan atıkların doğru atık kutularına atılmalarını sağladık. Yüzde 94 olan geri dönüşüm oranımızı yüzde 97’lere çıkardık.

Türkiye’de ilk defa Enerji Yönetim Yazılım Robotu’nu Aksaray Kamyon Fabrikamızda devreye aldık. Bu yazılım robot ile enerji tüketimi daha şeffaf bir şekilde yönetilmeye başlandı.

Yemekhanemizin yoğun kullanımı esnasında yapmış olduğumuz gözlemde, ciddi bir gıda atığının doğrudan çöpe gittiğini gördük. Büyüklerimizin bahçelerindeki çürük meyve sebzeleri toprağa gömdüğü, böylelikle toprağın daha verimli olmasını sağladığı fikri aklımıza geldi. İşte bu fikirden hareketle, Fabrika ve Tesis Planlama ile Çevre bölümlerimizin de katkılarıyla, hizmet sunucumuzdan atık öğütücü makinayı bünyemize kazandırmak için destek sağladık. Böylelikle yemekhane gıda  atıklarımızın çevreye verdiği zararları azaltarak, geri dönüşebilen malzemelerden azami fayda sağlayıp, yeşil alanlarımızda kullanmak üzere organik gübre elde ettik. 

Mercedes-Benz Türk olarak her alanda sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak çalışmaları desteklemeye devam edeceğiz.

Reklam