Vaillant Group Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan: “En önemli hedefimiz, sektörümüzde oyunu değiştiren, çevreye en duyarlı ve teknolojik ürünleri sunmaya devam etmek”

“Vaillant Group olarak hayata geçirdiğimiz tüm çalışmalarda ortak amacımız, tüketicilerin, yaşanabilir bir geleceğe yatırım yapmak adına daha fazla sürdürülebilir ürün ve hizmet talep etmesini sağlamak. Bu çerçevede Ar-Ge ve üretim süreçlerimizde sürdürülebilir bir yol izlenmesi adına uygulamaya aldığımız “6 Yeşil Kural”ımız var.”

İklimlendirme sektörünün öncü kuruluşlarından Vaillant, 1992 yılından beri Türkiye piyasasında faaliyetlerini sürdürüyor. Vaillant Türkiye, şu an günümüzde İstanbul Merkez ve İzmir, Adana, Ankara bölge müdürlükleri ve tüm yurda yayılmış yetkili satıcı ve servis ağıyla müşterilerine hizmet vermekte. Sürdürülebilir ve enerji verimli ürünleri ile inovasyona yatırım yapan Vaillant, kaynakları korumayı ve düşük emisyonlu teknolojileri destekliyor.

Vaillant Group Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan ile Türkiye’deki faaliyetleri ve sürdürülebilirlik yaklaşımları özelinde bir röportaj çalışması gerçekleştirdik.

Öncelikle sürdürülebilir bir iş dünyası ve yaşamı nasıl tanımlıyorsunuz?

1983 yılında Birleşmiş Milletler’in yayınladığı Ortak Geleceğimiz adlı raporda sürdürülebilirlik, doğanın ve gelecek kuşakların kendi gereksinimlerine cevap verme yeteneklerini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçlarımızı temin etmek ve kalkınmak olarak tanımlanıyor. Sürdürülebilirlik genelde çevre ile ilgili bir kavram olarak algılansa da aslında ekonomik ve toplumsal olarak da ele alınan bir bütün. Ekolojik, ekonomik ve toplumsal boyutları kapsayan bütünsel bir yaklaşım olan sürdürülebilirliğin temelinde, gelecek nesillere her açıdan yaşanılabilir bir dünya bırakmak amacı yer alıyor.  İş dünyasını da yaşamdan ayırmak zaten mümkün değil. Sürdürülebilirlik kavramındaki amaç; daha yaşanabilir bir dünyaya ulaşmak ise iş dünyası da tüm vizyon ve süreçlerini bu çerçevede gözden geçirmek zorundadır.

Sürdürülebilirlik yaklaşımınızın temelinde neler var, başlangıç adımlarınızdan biraz bahseder misiniz? Bu konuda bugüne kadar geliştirdiğiniz stratejiler ve faaliyetler hakkında neler söylemek istersiniz?

Vaillant Group olarak, kurulduğumuz ilk günden beri sürdürülebilirlik kavramı üzerine kafa yormuş ve üretmiş olduğumuz cihazların bu konuya en üst düzeyde uyumlu olmasına çaba sarf etmiş bir şirketiz. Vizyonunu “Evimizde ve çevremizde daha iyi bir iklim oluşturmak için çalışmak” şeklinde belirlemiş bir grup olarak; paydaşlarımız, toplum ve çevre için kendimizi sorumlu hissediyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızda tüm yaşam döngüleri boyunca enerji verimli ve çevre dostu ürünler geliştirmek en önemli önceliğimiz… Kaynakları sorumlu bir şekilde kullanmayı, karbon emisyonlarını azaltmayı ve bu sayede çevreyi aktif olarak korumayı amaçlıyoruz. Grubumuzun bu konuda başlattığı kurumsal projelerle kaynaklarımızın büyük bölümünü sürdürülebilirliğe ayırıyoruz.

Sürdürülebilirlik etkilerini uzun vadede nasıl koruyup-iyileştirmeyi planlıyorsunuz?

Vaillant 147 yılı aşkın süredir sadece iklimlendirme sektörüne yatırım yapıyor. Evlerdeki iklimin küresel iklimle doğrudan bağlantılı olduğu gerçeğinden yola çıkarak şirket olarak kendimize üç hedef belirledik. En önemli hedefimiz, sektörümüzde oyunu değiştiren, çevreye en duyarlı ve teknolojik ürünleri sunmaya devam etmek. Bununla bağlantılı ikinci hedefimiz; bu ürünlerimizin kitlelere yayılmasını sağlayabilmek için asimetrik olarak her anlamda yatırımlarımıza devam etmek.  Üçüncü hedefimiz ise bu ürünlerin daha ulaşılabilir olabilmesi için gerekli tanıtım ve iletişim faaliyetlerinde, ilgili derneklerle iş birliği içinde hareket ederek öncülük yapmak.

Bu hedeflerimiz çerçevesinde müşterimize verimlilikte üst noktalarda yer alan ürünler sunuyoruz. 2020 yılının ilk yarısında yeni ecoFIT Plus 100-150 kW kazanlarının lansmanlarını gerçekleştirdik. Yoğuşmalı kombi ürün gamımızı tasarrufu üst seviyeye çıkaran cihazlarla genişlettik. Green iQ etiketli ecoTEC Exclusive yoğuşmalı kombimiz; multi yoğuşma sağlayan teknolojisi ile standart kombilere kıyasla yüzde 8’e varan ek tasarruf ve düşük maliyetli enerji kullanımı ile pazarda fark yarattı. Yeni Flexotherm ısı pompalarımız da hem toprak hem su hem de hava bazlı çalışabilme özelliği ile öne çıktı. Bu yıl lansmanını yaptığımız ısı pompamız aroTHERM plus ise karbon emisyonu açısından benzerlerinden yaklaşık 700 kat daha çevreci ve son derece yüksek verimli bir çözüm sunuyor. Geçtiğimiz günlerde pazara sunduğumuz ecoTEC Plus kombimiz ile müşterilerimize, ısıtma ve sıcak suda yüksek enerji verimliliği ve yüzde 10’a ulaşan düşük modülasyon oranı ile maksimum tasarruf sağlıyoruz.

Bu konu üzerinde gelişmiş ülkelerdeki mevcut algı ve pratiklerle Türkiye’deki yaklaşımlar arasında sizce bir fark var mı?

Yine sektörümüzden örnek verecek olursak, çevreci ve yüksek verimli ürünlerin geliştirilmesi için firmaların son 5 yıldır önemli çalışmalar yürüttüğünü söyleyebiliriz. Örneğin; Avrupa ısı pompası pazarı 5 yılda 4 kat büyüdü. Pazar 800 bin adet seviyesine ulaştı. Almanya ve Fransa bu konuda öncü ülkeler arasında yer alıyor. Bu ülkelerde yıllık 150 bin bandında ürün satışı yapılıyor.

Sektörümüzdeki diğer bir gündem hidrojen konusu.  Avrupa ülkelerinde bu alanda da önemli çalışmalar başlamış durumda. Benzer çalışmaların ülkemizde de başlatıldığını memnuniyetle izliyoruz. Ülkemizdeki sürdürülebilirlik algısının; takip edilen yönetmelikler, sektörlerdeki global gelişmeler ve Yeşil Mutabakat gibi başlıklarla her geçen gün daha da gelişmekte olduğunu düşünüyoruz.

‘Sürdürülebilirlik’ adı altında ortaya koyduğunuz tüm çalışmaların; üretim, sevk ve tüketim noktasında ortaya çıkarması amaçlanan fayda ve iyileştirmeler başlıca nelerdir?

Vaillant Group olarak hayata geçirdiğimiz tüm çalışmalarda ortak amacımız, tüketicilerin, yaşanabilir bir geleceğe yatırım yapmak adına daha fazla sürdürülebilir ürün ve hizmet talep etmesini sağlamak. Bu çerçevede Ar-Ge ve üretim süreçlerimizde sürdürülebilir bir yol izlemesi adına uygulamaya aldığımız “6 Yeşil Kural”ımız var. Bu kurallardan ilki “enerji verimliliği”. Sürdürülebilir ve enerji verimli ürünlerimiz ile inovasyona yatırım yaparken, kaynaklarımızı korumayı ve düşük emisyonlu teknolojileri destekliyoruz. İkinci kuralımız “dayanıklılık”. Yüksek kaliteli malzemelerin kullanımı sayesinde dayanıklı ve sağlam ürünleri garanti ediyoruz. Üçüncüsü “sorumluluk”. Malzeme ve tedarikçi seçerken sorumlu davranıyor, üretimden lojistiğe kadar tüm adımlarımızda çevre dostu bir yaklaşım uyguluyoruz. Bu alanda aynı zamanda malzemelerin karbon ayak izini, kaynak açısından verimli ambalajlamayı, tedarik zincirinde BM Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne uymayı ve tehlikeli maddelerin kullanımından kaçınmayı taahhüt ediyoruz. Dördüncü kuralımız olan “hizmet”, ürünlerimizin kullanım aşaması boyunca tüketicilerimize sunmayı hedeflediğimiz mükemmel hizmet anlayışını tanımlıyor. Beşinci kuralımız “kullanım”. Kurulumu ve kullanımı kolay akıllı ve kullanıcı dostu ürünleri destekliyoruz. Altıncı kuralımız olan “yaşam döngüsünün sonu”nda ise doğal kaynakların korunması ve ürünlerin çevreye duyarlı bir şekilde imha edilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Kullanım ömrü dolan ürünlerimizin son noktada bile çevreye negatif bir etkisi olmaması için yüksek düzeyde geri dönüştürülebilirlik elde etmeyi hedefliyoruz.

Toplumun sürdürülebilirlik alanında daha fazla bilinçlenmesini sağlayacak projeleriniz veya çalışmalarınız var mı?

Daha önce de belirttiğim gibi Vaillant olarak vizyonumuzun temeli zaten sürdürülebilirliğe dayanıyor. Biz bu bakış açısını gerçek anlamda içselleştirmiş ve tüm iş süreçlerine entegre etmeyi de başarmış bir yapıyız. Grup olarak ürettiğimiz ürünlerden yaptığımız iletişime kadar bu konuyu merkezine almış, sektörde öncü konumda bir grup olduğumuzu söyleyebiliriz. Örneğin Ekim ayında hayata geçirmiş olduğumuz marka reklam kampanyamızda da çevresel ve bireysel sürdürülebilirlik vurgusunu ana temamıza taşıdık. Toplumun bu konularda daha çok bilinçlendirilmesine destek olmaya önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz.

Reklam