Form Şirketler Grubu Yürütme Kurulu Başkanı Tunç Korun: “Tüm çalışmalarımızı sürdürülebilir kalkınma hedefinin gerekliliklerine uygun yürütüyoruz”

“Çalışanlarımız ve partnerlerimizin çalışanlarının sağlığını korumayı, iş güvenliğini sağlamayı görev biliyoruz. Grup olarak yeni yetenekleri çekmek ve çalışan bağlılığı sağlamak adına onların karar mekanizmalarına aktif bir şekilde katılımı için çalışıyor ve tıpkı partnerlerimizle olduğu gibi çalışanlarımızda da sürdürülebilirlik bilinci yaratmak için çalışıyoruz.”

Form Şirketler Grubu,1965 yılından günümüze iklimlendirme ve Endüstriyel Uygulamalar alanında, yaşam ve imalat kalitesini arttıracak cihazların üretim ve temini ile birlikte düzenli bakımını sağlıyor.

Yoğun Ar&Ge çalışmaları ile geliştirdiği çevre dostu ve enerji verimliliği yüksek ürünlerle sektöre fark katan firma, sürdürülebilirlik konusunda da kurumsal stratejilerini sahaya yansıtmakta.

Form Şirketler Grubu Yürütme Kurulu Başkanı Tunç Korun ile sürdürülebilir odaklı çalışmaları ve bu alandaki sorun ve çözümleri ele aldık.

Öncelikle sürdürülebilir bir iş dünyası ve yaşamı nasıl tanımlıyorsunuz?

Büyük bölümü kuzey yarım kürenin kuzeyinde kalan Türkiye’nin de aralarında olduğu ülkeler, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında güney ülkelerine göre daha hızlı kalkınma ve zenginleşme fırsatı buldu. Bu zenginleşmenin ve kalkınmanın bir bedeli ve sonucu olarak dünya bugün bir iklim kriziyle yüz yüze. Uzun vadeli kalkınma ve istikrarın devamlılığı aynı zamanda bu kalkınma ve zenginliğin güney ülkeleriyle paylaşılabilmesi için doğal kaynakların kullanımından insan hakları ihlallerine varan geniş bir spektrumda bir dizi sorunun en hızlı şekilde çözümlenmesi gerekiyor. Şirketlerin de en az kamu kurumları kadar çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim alanlarındaki uygulamalarının artması sürdürülebilir bir iş dünyası için kilit faktör olarak öne çıkıyor. Zaten şirketler de hayli globalleşmiş günümüz dünyasında kısmen kendi kararları, kısmen yatırımcı ve kamuoyu baskısı, kısmen de düzenlemelerin yönlendirmesiyle sürdürülebilirlik konusundaki faaliyetlerini kendi operasyonlarında, tedarik zincirleriyle ilişkilerinde ve yatırım kararlarında gözetmeye başladılar. Birleşmiş Milletler, OECD, G20, borsalar arası federasyonlar gibi pek çok uluslararası oluşum da dünya kamuoyunu bu yönde daha aktif ve etkili adımlar atmaları konusunda yönlendiriyor ve teşvik ediyor.

Günümüzde şirket çıkarlarının toplumsal çıkarlarla, doğa ve ekolojik dengeyle çatışmadığı, ekonomik ve kar odaklı bakış açısının yanında sosyal ve çevresel konuların da şirketlerin sorumluluğu haline geldiği bir yeni bir dünya düzeni ve yeni bir iş dünyasına doğru yol alıyoruz.

Sürdürülebilirlik yaklaşımınızın temelinde neler var, başlangıç adımlarınızdan biraz bahseder misiniz? Bu konuda bugüne kadar geliştirdiğiniz stratejiler ve faaliyetler hakkında neler söylemek istersiniz?

Form Grup olarak iç ve dış paydaşlarına yönelik ekonomik, çevresel ve sosyal sorumluluklarının bilincinde bir kurumsal sürdürülebilirlik anlayışına sahibiz. Çevrenin, ülkemizin ve dünyanın yarınları için çevre dostu ürünler, sistemler ve teknolojiler üreterek çevreci bina çözümleri geliştiriyor ve uyguluyoruz. Karbon ve su ayak izini küçültmek ve enerji verimliliği sağlamak üzere iyileştirmeler yapıyor, 2014’den bu yana Yeşil Ofis olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bu süreçte elektrik kullanımımızı %9, su kullanımımızı %23 azaltırken, geri dönüşüme gönderdiğimiz atık miktarını da %45 artırmayı başardık.

Form olarak sürdürülebilirlik kavramına çok değer veriyoruz. Bu doğrultuda özellikle endüstriyel tesislerin ihtiyaçlarına uygun enerji verimliliği yüksek çözümler üretiyoruz. Grup iştiraklerimizden Form Endüstri Tesisleri’nin ürün gamında bulunan doğal havalandırma, evaporatif soğutma ve doğal aydınlatma gibi çözümler ile endüstriyel tesislerin minimum veya sıfır enerji tüketimi ile soğutma, duman tahliye ve doğal aydınlatma ihtiyaçlarını karşılıyoruz.

Yine doğal kaynakları kullanarak enerji tasarrufu sağlayan toprak ve su kaynaklı ısı pompalarımız, yüksek verimli soğutma gruplarımız, Eurovent sertifikalı klima santrallerimiz, esnek çözümler sunan bireysel ve VRF sistemlerimizle de minimum yatırım maliyeti ile çevreci ve maksimum verimli sistemler kurarak enerji tasarrufu sağlıyoruz. Bugüne kadar yapılan toprak ve su kaynaklı ısı pompası uygulamalarımızla, her yıl 7250 aracın trafikten eksilmesi ve 90.000 ağaç dikimine denk gelecek şekilde karbon emisyonu azaltırken, 30 MW enerji tasarrufu sağlamış olduk.

Sürdürülebilirlik etkilerini uzun vadede nasıl koruyup-iyileştirmeyi planlıyorsunuz?

“İşte sürdürülebilirlik” odaklı stratejimizle verimli, esnek, uzun vadede değer yaratan ve değişen dünyanın dinamiklerine uygun, yenilikçilik altyapısıyla karlı büyümeyi hedefliyoruz. “En iyi çözüm ortağı” olmak için iş ortaklarımızı, taşeronlarımızı ve tedarikçilerimizi teşvik ediyor, eğitiyor, denetliyor ve iyileştiriyoruz. Bayilerimiz ve müşterilerimizde de sürdürülebilirlik bilinci yaratmak için çalışıyor, tüm paydaşlarımıza sürdürülebilirlik kapsamında liderlik ediyoruz. İşin en yüksek kaliteyle dürüst bir şekilde, vaktinde yapılmasının yanı sıra sorumlu ve etik bir anlayışın her seviyede benimsenmesini önceliklendiriyoruz. İnovasyon ve AR-GE çalışmalarını sürdürülebilir kalkınma hedefinin gerekliliklerine uygun yürütüyoruz.

Çalışanlarımız ve partnerlerimizin çalışanlarının sağlığını korumayı, iş güvenliğini sağlamayı görev biliyoruz. Grup olarak yeni yetenekleri çekmek ve çalışan bağlılığı sağlamak adına onların karar mekanizmalarına aktif bir şekilde katılımı için çalışıyor ve tıpkı partnerlerimizle olduğu gibi çalışanlarımızda da sürdürülebilirlik bilinci yaratmak için çalışıyoruz.

Aynı şekilde toplumumuzun refahı ve kalkınmasının öncelikli unsurunun kadınlar olduğuna inancımız nedeniyle toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sunmak adına özellikle işe alımlarda pozitif ayrımcı politikalar izliyoruz. Sosyal sorumluluk bilinciyle ÇYDD ve Koruncuk Vakfı başta olmak üzere ilgili STK’ları düzenli olarak destekliyoruz. Mühendislik mesleğine katkıda bulunmak üzere Yıldız Teknik Üniversitesi ve ODTÜ başta olmak üzere kariyer olarak mühendisliği seçmiş gençlerin eğitimlerine katkı sağlarken, gerçekleştirdiğimiz altyapı ve üst yapı yatırımları ile yerel toplumların refahına ve kalkınmasına katkı sağlıyoruz.

Bu konu üzerinde gelişmiş ülkelerdeki mevcut algı ve pratiklerle Türkiye’deki yaklaşımlar arasında sizce bir fark var mı?

Sürdürülebilirlik konusunda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki algı ve pratikler doğal olarak farklı seyrediyor. Gelişmiş ülkelerde kamu, sivil toplum ve akademi başta olmak üzere tüm paydaşlar uzun yıllardır bu değişim ve risklerin kendileri ve dünyanın geneli için neler getireceğini araştırıyor ve çözüm yolları arıyor. Ancak iş dünyasını oyunun bir parçası haline getirmek yönündeki anlamlı çaba tüm süreçle kıyasladığınızda çok daha yeni. Resmin bütününe baktığımızda sürdürülebilirlik, iş yaşamı esas olmakla beraber bundan çok daha kapsamlı bir alanı hedefler ve bir iş dünyası ve kamu stratejisi olmaktan çok dünya üzerinde yaşamın devamlılığı anlamına gelir.

Bu anlamda tüm dünyaya yayılmış, çok uluslu ve tüm dünyaya ihracat yapan şirketlerin ve ülkelerin çoğunun da yine gelişmiş ülke ekonomilerinin aktörleri olduğu düşünülürse, kaynakları en çok kullanan ve çevresel bozulmalara en fazla etkisi olan şirketler ve ülkeler olarak, gelişmiş dünyanın ciddi strateji değişikliklerine gitmesi de daha öncelikli ve acil gündem maddelerinin başında geliyor. Türkiye de her ne kadar gelişmekte olan ekonomiler arasında yer alsa da finansal ve ekonomik ilişkileri neredeyse tamamen gelişmiş ülkelerle angaje olduğu için Türkiye’nin de sürdürülebilir bir ekonomik modele geçiş için Batıyla paralel hareket etmesi önem arz ediyor.

‘Sürdürülebilirlik’ adı altında ortaya koyduğunuz tüm çalışmaların; üretim, sevk ve tüketim noktasında ortaya çıkaracağı amaçlanan fayda ve iyileştirmeler başlıca nelerdir?

Sürdürülebilirlik konusunun şirketler tarafından anlaşılması ve yönetilmesi, inovasyon, yeni ürün geliştirme ve yeni pazarlara açılma konusunda önemli bir itici güç yaratıyor. Yapılan araştırmalara göre şirketlerin önemli bir çoğunluğu sürdürülebilirliğin kendileri için yeni ürün geliştirme konusunda ilerleyen dönemde pazar avantajlarını yitirmemek adına teşvik edici olduğunu belirtiyor. Bu da bize inovasyon konusunun kavramsal olarak Türk iş dünyasının gündemine yerleştiğini ve ilerleyen dönemde pek çok sektörde ürün bazında önemli ölçüde iyileştirmeler yaşanacağının göstergesi. Bizim özelimizde enerjinin verimli kullanımı gibi temel ekonomik unsurlarla birlikte inovasyon gibi dolaylı ekonomik unsurlarda sürdürülebilirlik bağlamında orta vadede önemli atılımlar yapılacağını düşünüyoruz.

Form Şirketler Grubu’nun sürdürülebilirlik ve çevre politikalarına dair önümüzdeki dönemde ne tür atılımları olacak?

İklimlendirme sektörümüz, dünyadaki gelişmeleri son derece yakından takip eden ve bu sebeple ekonomide uzun dönemli istikrarın sürdürülebilir politikalardan geçtiğini bilen, enerji verimliliği ve kaynakların etkin yönetiminin katkısı hakkında bilinç seviyesi yüksek bir sektördür. Ürün gamımızda, gerçekleştirdiğimiz tedariklerde ve üretimlerimizde enerji verimliliğini ciddiye alıyoruz. Müşterilerimize sadece kendi ürün gamımız özelinde değil, enerji verimli iklimlendirme sistemleri ve uygulamaları konusunda da gerekli tüm bilgileri aktarıyoruz. 2019’da AB Komisyonu tarafından açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakat çağrısıyla AB, 2030 yılına kadar karbon salınımını yüzde 50 oranında azaltmayı, 2050 yılında ise sıfır karbon emisyon oranına ulaşmayı hedefliyor. Bu çağrı ABD ve Çin gibi üretim devleri tarafından da takip ediliyor. Türkiye de ihracatının yarısından fazlasını Avrupa’ya yapan bir ülke olarak tüm sektörlerde planlı ve sistemli bir şekilde mutabakata uygun üretim modellerine geçiş yapmak zorunda. Mutabakatın özellikle AB’nin Serbest Ticaret Anlaşmalarının sürdürülebilirlik ve Paris Anlaşmasının uygulanması hükümlerini içermesi, grup olarak bizim de hizmet verdiğimiz iklimlendirme sektörünün atılan adımlardan ciddi şekilde etkileneceğini gösteriyor. Ülkemizin ihracat yapan firmalarının bu mutabakat kapsamında sistematik ve hızlı aksiyon almaları durumunda ülkemizin ihracat kapasitesi ve geliri adına olumlu olacağına inanıyoruz. Form olarak biz de ile yerli üretim ve AR-GE’ye verdiğimiz değerle gelişen ürün gamımızda çevreci çözümlerin ve enerji verimliliğinin yüksek olmasına dikkat ediyoruz.

Reklam