Daikin Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Yeşilyurt: “Daikin Türkiye olarak tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz”

“Kurumların yanı sıra bireysel olarak da çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmak için, sürdürülebilirlik prensiplerine sahip çıkıp sürdürülebilir kaynaklardan temin edilen ürünlerin kullanımına daha fazla özen göstermeliyiz.”

2050 yılında sera gazı emisyonunu net sıfıra indirmeyi hedefleyen Daikin Türkiye, belirlemiş olduğu hedefler ve uygulamalar kapsamında Ekim ayı içerisinde düzenlediği büyük bir etkinlikle ilk sürdürülebilirlik raporunu kamuoyu ile paylaştı. Bu alanda gerçekleştirdiği öncü uygulamalarla tüm sektöre ilham kaynağı olan firma, Ar-Ge merkezinden çevre vizyonuna, operasyonel verimlilikten iklim değişikliğine tüm süreç ve adımlarda belli bir mesafeyi çoktan katetmiş durumda.

Daikin Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Yeşilyurt ile Daikin Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanında gerçekleştirdiği öncü çalışmalar hakkında konuştuk.

 Öncelikle sürdürülebilir bir iş dünyası ve yaşamı nasıl tanımlıyorsunuz?

Sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma, çevresel sorunların giderek arttığı dünyamızda son otuz yılın en çok tartışılan konuları arasında yer almaktadır. Doğal çevre, dünya üzerindeki ekosistemin sürdürülebilirliği için gıda, barınma gibi temel ihtiyaçların yanı sıra yaşam için uygun iklim ve atmosfer koşullarını sağlamaktadır. İnsanlık olarak birinci önceliğimiz doğal yaşamın sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Ekolojik dengenin bozulmasında pay sahibi olan tüm kurum ve bireyler artık büyük bir sorumluluğu almak zorundadır. İklim krizi ve beraberinde gıda krizinin önüne geçmek istiyorsak öncelikle iş dünyası başta olmak üzere hızla gerekli önlemleri almalı.

Şirket ve birey olarak karbon ayak izini azaltacak çalışmalar planlanmalı ve hayata geçirilmeli. Yeşil binalar, solar enerji ve tasarruflu uygulamaları herkes bir zorunluluk gibi hissetmeli. Ayrıca çalışanlara bu bilincin aşılanması için hem kendi hayatlarında hem de iş yaşamlarında ilgili eğitimlerle bu konu sürekli gündemde tutulması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum.

Sürdürülebilirlik yaklaşımınızın temelinde neler var, başlangıç adımlarınızdan biraz bahseder misiniz? Bu konuda bugüne kadar geliştirdiğiniz stratejiler ve faaliyetler hakkında neler söylemek istersiniz?

Daikin olarak iklim değişikliği ile mücadelemizi üç ana başlıkta topladık. Global hedeflerimizi bu ana başlıklarda eylemlere dönüştüreceğiz. Bunun ilk adımı olarak da Daikin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporunu hazırladık. Raporumuzu ekim ayında büyük bir lansmanla paylaştık. Daikin’in global felsefesine uygun olarak bu çalışmalarımızı gelecek beş yıllık planlarımız dahilinde bu başlıklar altında hayata geçireceğiz. Ürünlerimiz ve hizmetlerimiz aracılığıyla sürdüreceğimiz projelerimiz kapsamında; enerji verimliliği yüksek ve küresel ısınma potansiyeli daha düşük R-32 ve diğer çevreci soğutucu akışkanların benimsenmesinin öneminin farkında bir şirket olarak, yeni nesil soğutucu akışkanların geliştirilmesi ve ısı pompalı ısıtıcıların benimsenmesi yolunda çalışmalarımıza devam edeceğiz. Malzeme tedariğinden atık oluşumu veya geri dönüşüme kadar tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkinin azaltılması ve malzeme geliştirme konularında da etkin rol oynayacak planları ve tedbirlerimizi geliştireceğiz.

Daikin FUSION 25 (F-25), çevre ve hava için yeni değerler yaratılarak hem Daikin’in büyümesi hem de sürdürülebilir bir topluma aynı anda katkı sağlayabilmek için oluşturulmuş bir strateji programıdır. Daikin Türkiye olarak önemli bir sürdürülebilirlik projesine imza atarak Sürdürülebilirlik Yönetim Sistemi projesinin başlangıcını yaptık ve sürdürülebilirlikle ilgili tüm politikalarını inceleyerek “Sürdürülebilirlik Politikası” çatısı altında topladık.

Buna göre Daikin ürünlerimiz ile enerji verimli inverter teknolojisi ve daha düşük küresel ısınma potansiyeline sahip bir soğutucu akışkan olan R-32 ile verimliliği artırırken ozon tabakasına zararın önlenmesinde büyük oranda başarı sağladık. Yerlileştirme projemiz ile ülkemizden aldığımız ürünlerle 2 milyon euro maliyet avantajı sağlarken, nakliye gideri ve yakıt tüketimini düşürerek karbon emisyonunu azalttık. 2020 yılı temmuz ayında devreye alınan GES projesiyle Hendek’teki fabrikamızın enerjisini buradan elde ederken, sera gazı emisyonlarını da yüzde 63 azalttık.

Su tüketimini titizlikle takip ediyoruz. Bugüne kadar  gerekli tedbirleri alarak 14 bin 500 metreküp su tasarrufu sağlarken, çeşitli uygulamalarla da aydınlatmada yüzde 70, doğalgazda ise yüzde 30 tasarruf ettik. Ar-Ge’ye büyük önem veriyoruz. Bu departman için 22 milyon TL bütçe ayrıldı.

Öte yandan 513 ton atığı geri kazandırdık. Tüm Daikin Servis personeli F-Gaz Sertifikası aldı. 2050 yılına kadar 1 milyon ağaç dikme hedefiyle Daikin Ormanları kuracağız.

2050’ye kadar net sıfır karbon emisyonu hedefi koyduk. 2030’da bunun yüzde 50’sini yakalamayı amaçlıyoruz. Bu hedefimizi diğer şirketlerin de örnek alacağını ümit ediyoruz.

Hem sürdürülebilir bir topluma ve hem de Daikin’in büyümesine katkı sağlamak için çevre ve havaya yeni değer katma amacı ile geliştirilen Daikin Fusion 25 stratejisine ulaşmak için, Daikin Türkiye olarak tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

Sürdürülebilirlik etkilerini uzun vadede nasıl koruyup-iyileştirmeyi planlıyorsunuz?

Genelde iklim değerlendirmelerinde sürdürülebilirlik raporları, 3 kapsamda değerlendirilir. İlk 2 kapsam, üretimle ilgili. Ne kadar sera gazı ürettiğinize, ne kadar karbon ayak izi bıraktığınıza ve aldığınız hizmetlerde ne kadar karbon ayak izi bıraktığınıza bakılıyor. Üçüncü kapsam da ürettiğiniz ürünlerin bıraktığı karbon ayak izi ile ilgili. İlk iki kapsamı, neredeyse 1,5 yıl içinde yüzde 63 azalttık. Şu an elektriğimizin yüzde 90’ını güneşten alıyoruz.

Daikin Global’in temel çevresel hedefi sera gazı emisyonlarını 2050 yılına kadar net sıfıra düşürmek ve olası risk ve fırsatları tanımlamak.

Bu konu üzerinde gelişmiş ülkelerdeki mevcut algı ve pratiklerle Türkiye’deki yaklaşımlar arasında sizce bir fark var mı?

Gelişmiş ülkelerin öncelikli SKA’ları farklılık gösterebilmektedir. Örneğin Finlandiya’da sivil toplumun, akademik çevrelerin, özel sektörün ve yerel yönetimlerin tümünü kapsayan geniş tabanlı ve çok yönlü katılımı içerecek çalışma yöntemleri geliştirilmesine odaklanırken; Almanya’da 2030 gündeminin gerçekleştirilmesi için küresel ortaklığı ön planda tutarak temel ilkeleri belirmektedir. Diğer Avrupa ülkelerinden Fransa da ise 2030 gündemi içindeki amaçlardan beş tane SKA yüksek öncelikli olarak belirlemiştir. Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler düzeyinden gelişmişlik seviyesine geçiş sürecinde ekonomik büyümenin hızıyla birlikte niteliğini de arttıracak şekilde sanayide ve teknolojik gelişim alanlarında dönüşüm sağlaması, sürdürebilir kalkınma açısından belirleyici olacaktır. Sanayi ve teknolojide dönüşüm, pek çok sürdürebilirlik kalkınma hedefini derinden etkileme potansiyeli ile öne çıkacaktır.

SKA’ların hayata geçirilmesinde uluslararası kalkınmadaki işbirliği önemli hale gelmektedir. Ülkemizin 2030 gündemi çerçevesinde sürdürebilir kalkınma çabalarında özel sektör başta olmak üzere toplumsal kesimlerin mümkün olan en yüksek oranda sürece dahil edilmesi kritik başarı faktörleridir. 2030 hedefleri göz önüne alındığında Türkiye’nin kendi ulusal şartları ve öncelikleri doğrultusunda bütün sürdürebilir kalkınma hedeflerini Paris Anlaşması gereklerine göre yeniden revizyonuna ihtiyaç duyulabilir.

 Sürdürülebilir bir kurum bilincinin gelişebilmesi için atılabilecek temel adımlar nelerdir?

Sürdürülebilirlik Yönetim Sistemi projesi kapsamında Daikin Türkiye olarak öncelikli sürdürülebilirlik konuları belirledik. Öncelikli konuların belirlenmesi sürecinde başta Daikin Global olmak üzere sektördeki küresel oyuncuların ve çeşitli lider şirketlerin sürdürülebilirlik politika ve öncelikleri incelendi. Bu çalışma yürütülürken farklı sürdürülebilirlik raporlaması çerçeveleri ve yönetim gruplarının iklimlendirme sektörü için belirlemiş olduğu öncelikli konular değerlendirilmiş ve Daikin Türkiye iç paydaşları ile bir anket çalışması düzenlenmiştir. Öncelikli konu evreni kapsamında belirlenen konular;

Çevre, Yeni Değer Yaratma, Müşteri Memnuniyeti, İnsan Kaynakları, Temel KSS (Kurumsal Sosyal Sorumluluk) başlıkları altında sınıflandırıldı. Yapılan değerlendirme sonuçlarında Daikin Türkiye için en öncelikli Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları da belirlenmiştir. Faaliyetlerinde sürdürülebilirlik odaklı hareket ederek, SKA’ların hepsine katkı sağlayacak şekilde gerekli tüm desteği sunmaya devam ediyoruz. İzlediğimiz bu yol sürdürülebilirlik projemizin de gerçek anlamda devamlılığını ve kontrol edilebilirliğini sağlıyor.

‘Sürdürülebilirlik’ adı altında ortaya koyduğunuz tüm çalışmaların; üretim, sevk ve tüketim noktasında ortaya çıkaracağı amaçlanan fayda ve iyileştirmeler başlıca nelerdir?

Daikin Türkiye olarak tedarikçileri, iş ortakları, çalışanları ve tüketicileri ile birlikte sürdürülebilir ve iyileştirici çözümler için birlikte hareket etmekteyiz. Tedarikçilerle zorlu ve rekabetçi ilişkiler dostane bir şekilde korunarak adil satın alma uygulamaları yürütülmekte, tedarikçiler seçilirken eşit iş fırsatları sunmaya çalışılmaktayız. Satın alma süreçlerinde sürdürülebilirlik kriterlerine uygun olarak ISO 9001 belgesi aranmakta, ISO 14001 sertifikasına sahip tedarikçilere yüksek puan verilmekte, bununla birlikte REACH ve RoHS belge teyitleri talep edilmekte. Sürdürülebilirlik Yönetim Sistemi projesi kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda tedarikçi seçim kriterleri için yeni hedeflerin belirlenmesi çalışmaları gerçekleştirilecek. Bu şekilde sürdürülebilirlik kaynaklı tedarik zinciri risklerinin önüne geçmeyi planlanlıyoruz.

Toplumun sürdürülebilirlik alanında daha fazla bilinçlenmesini sağlayacak projeleriniz ve ya çalışmalarınız var mı?

Temiz Hava Elçileri Projemiz bu anlamda çok değer verdiğimiz bir proje. 5-12 yaş aralığındaki çocuklara yönelik bu projemizle, çocukların temiz hava ve iklim değişikliği bilinci hakkında farkındalıklarının artmasını hedefliyoruz. Köy okullarında bilinçlendirme çalışması adına 3 boyutlu film gösterimleri, Daikin temiz hava odaları ve havanın anlatıldığı tiyatro oyunlarımızla çevre bilincini oluşturmak için farkındalık yaratmaya çalışıyoruz ve okullarda kalıcı bir iz bırakıyoruz.

Sektörünün geleceğine yön verme hedefimizle birlikte, toplumunun geleceğine de yön vererek sağlam temelli, adım adım büyüyen bu projemizi genişleterek büyütmekte kararlıyız. Bu doğrultuda 8 ayda 8 ilimizde çocuklarımıza ulaştık. Hedefimiz ise 80 köy okulunda temiz hava alanı yaratmak.

Bunun yanı sıra, Anadolu’nun dört bir yanında nesli tehlike altında olan türlere sahip çıkarak ülkemizin biyolojik çeşitliliğini korumak için Türkiye’nin Canı Kampanyası’na ve Anadolu’nun yerel sivil toplum kuruluşlarına da destek olmak için çalışmalar yapmaktayız.

Yaşama değer katma felsefesinden de yola çıkarak 2021 mart ayında 1 milyon ağaç dikme projesini başlatık. Projenin ilk etabı için Ege Orman Vakfı ile işbirliği kurarak, İzmir Kınık bölgesinde 10.000 adet fidan bağışı ile birinci faz hedefimizi gerçekleştirdik.

Reklam