San Deco Operasyon Direktörü Münevver Tezcan: “Sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz içinde yer alan Paydaş katılımı hedefi ile iş ortaklarımızla işbirliğini geliştireceğiz”

“Şirketimize, iş ortaklarımıza ve topluma fayda sağlamak için etik rekabet kuralları içinde iş ilişkileri kurmayı planlıyoruz. Böylece hem kendi çalışanlarımız hem de iş ortaklarımıza topluma sürdürülebilir bir çevre için tetikleyeceğimiz projeler yapmayı planlıyoruz.”

Yüzde 100 yerli sermayeye sahip Türkiye’nin ilk efekt boya üreticisi San Deco, insan sağlığı ve çevre korumada TSE ve A+ gibi ulusal ve uluslararası üst düzey standartlara sahip. Büyüme ve üretimde insan ve çevreyi merkeze alarak “Ortak Gelecek” anlayışını benimseyen firma, kendi bünyesinde geliştirmiş olduğu Tasarım Akademisi’yle sektörel eğitimler vererek, nitelikli ustalar ve yenilikçi mimarların gelişimine destek sağlıyor.

San Deco Operasyon Direktörü Münevver Tezcan ile sürdürülebilirlik konusuna bakışları, bu alanda şimdiye kadar yapmış oldukları çalışmalar ve bundan sonra takip edecekleri yol haritaları üzerine konuştuk.

 Öncelikle sürdürülebilir bir iş dünyası ve yaşamı nasıl tanımlıyorsunuz?

Sürdürülebilir bir iş dünyası için özellikle insan kaynağını yönetiminin  sürdürülebilir olması gerektiğine inanıyorum.

Kurumsal sürdürülebilirlik kavramının içinde sürdürülebilir insan kaynakları yönetimi günümüzde  daha  kritik hale gelmiştir.Son 15- 20 yıldır hakim olan stratejik insan kaynakları yönetimi yerine sürdürülebilir insan kaynakları yönetimi tarafına kaymıştır.  

Sürdürülebilir insan kaynakları yönetimi ile mevcut  insan kaynağının gelişim süreci devamlılık kazanacak,  bir yandan da işletmede stratejik hedeflerine ulaşabilme konusunda destek elde edecektir. Kurumların faaliyetlerinin devamlılığını sağlamaları ve garanti altına alabilmeleri için çok önemli olan kurumsal sürdürülebilirlik; çevresel, ekonomik ve sosyal yönlerden işletmeleri yönlendirebilmektedir.

Sürdürülebilir bir işletme gelecek kuşaklara aktarılan önemli bir değer olarak kabul edilebilir. Dolayısı ile insan kaynağı istihdamı noktasında beklenen çalışma  kriterleri dışında sosyal yönden farkındalığı yüksek  personelin, kaynak olarak devamlılığının sağlanması çok değerlidir. İstihdam ilişkilerinin kalitesi, çalışandaki well-being hali, örgütsel verimlilik, işyerindeki ilişkilerin kalitesi, organizasyonun çeşitli potansiyel işgücü kaynakları arasında tanınması ve tercih edilen bir işveren olması sonucunu doğuracaktır.  Çalışan düzeyinde iş tatmini ve motivasyonun artması, iş-yaşam dengesi, örgütsel bağlılık getirecektir.  Ekolojik düzeyde; enerji, kağıt, su gibi kaynakların kullanım farkındalığı, çevreye duyarlı ürünlerin ve hizmetlerin geliştirilmesi gibi sonuçları doğuracaktır.

Sürdürülebilirlik yaklaşımınızın temelinde neler var, başlangıç adımlarınızdan biraz bahseder misiniz? Bu konuda bugüne kadar geliştirdiğiniz stratejiler ve faaliyetler hakkında neler söylemek istersiniz?

Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın temelinde öncelikle kurumsal stratejik hedeflerimiz için ana sürdürülebilirlik kalkınma kapsamımıza aldığımız yedi kritik hedef var. Bu sürdürülebilirlik kalkınma hedeflerimizde özellikle yine temele insanı alarak karbonsuz toplum için kapsamlı enerji koruma faaliyetleri ve yenilenebilir enerji kullanımı yoluyla kendi iş faaliyetlerimizden sıfır emisyon elde etmek için çaba gösteriyoruz. Bu konuda standartların üstünde bir anlayış ile tüm Ar&Ge çalışmalarımızda sıfır veya sıfıra yakın  VOC içerikli ( Çevreye ve İnsana zararlı Uçucu Organik Bileşikler) açısından yüksek kaliteli ürünler sunuyoruz. Tüm Ar&Ge çalışmalarımızın temeline bu yaklaşımı koyarak sadece su bazlı ürünler geliştiriyoruz.  Ürün gamımızın birçoğunda yer alan uluslararası A+ sertifikasyonlu ürünleri üretiyoruz.

Sürdürülebilirlik etkilerini uzun vadede nasıl koruyup-iyileştirmeyi planlıyorsunuz?

Bu konu üzerinde gelişmiş ülkelerdeki mevcut algı ve pratiklerle Türkiye’deki yaklaşımlar arasında sizce bir fark var mı?

Öncelikle işyerimizde yenilikçi teknolojiler ve hizmetler aracılığı ile verimliliğimizi her geçen gün arttırıyoruz. Kaynak kullanım kompleksitesini azaltırken bir yandan da mevcutta var olan sürdürülebilir çevre KPI larımızı takip etmeye devam ediyoruz. Üretim firelerimizi , atıklarımızı kontrol altına alıp, sıfır atık mantığı çerçevesinde faaliyetlerimizi devam ettirmenin yanı sıra süreçlerimizi ve sistemlerimizi bu anlayışla oluşturmaya devam ediyoruz.

Sürdürülebilirlik anlamında Türkiye’de algı ve pratikteki uygulamalar, yaklaşımlar, maalesef hala  gelişmiş dünya ülkelerine göre geridedir. Sürdürülebilir çevre için üst yönetim taahhüdü ve söylemleri gelişmiş ülke seviyelerindeki şirketlerde daha net ve belirgin olmanın yanında, sürekli takip edilen önemli bir performans göstergesidir ve aslında  en önemli ‘’Değer’’ olarak ifade edilmektedir.  

 Sürdürülebilir bir kurum bilincinin gelişebilmesi için atılabilecek temel adımlar nelerdir?

Sürdürülebilir bir kurum bilinci oluşturmak için öncelikli atılacak temel adımlar aynı kurum içindeki iç paydaşların aynı seviyede bilgi ve birikimde olmasını sağlamak gerektiğine inanıyorum. Hem içerideki çalışanlarımıza, hem de dış paydaşlarımıza karşı sorumluluklarımızın, farkındalıkların aktarılması hayati derecede önemlidir. Günümüzde yaşadığımız küresel ısınma, biyoçeşitlilik kaybı, kaynakların hızla tükenmesi ve kirlenmesi, yoksulluk, insan hakları ihlalleri ve yolsuzluk gibi önemli sorunlar insanlığı yeni bir bakış açısına itmektedir. Sadece kendi çocuklarımız değil bir sonraki  nesillere  karşı da sorumlu olma bilincinin önce kurum içinde çalışanlarımız, müşterilerimiz ve tedarikçilerimiz nezdinde de paylaşılması gerektiğini düşünüyorum . Gelecek nesillere karşı olan sorumluluklarımızın yerine getirilmesi, kaynakların daha tasarruflu kullanılması ,dünyanın daha yaşanabilir kılınması  ancak çevrenin ve insanların yaşam kalitesinin korunması hedeflenerek mümkün olacaktır. Kısa vadeli, sadece kar odaklı olan üretim yaklaşımları gelecek vadede sürdürülebilir olmadığı için hem sanayinin hem de kurumların ortak bir yaklaşım sergilemeleri gerekmektedir. Dolayısıyla, sürdürülebilir ortak kalkınma için finansal bakış açısının yanı sıra sosyal ve çevresel boyutların da uzun vadeli yaklaşımlar olarak odağa konulması gerekmektedir. Aksi takdirde toplumdan tepki göreceğimiz aşikardır.

‘Sürdürülebilirlik’ adı altında ortaya koyduğunuz tüm çalışmaların; üretim, sevk ve tüketim noktasında ortaya çıkaracağı amaçlanan fayda ve iyileştirmeler başlıca nelerdir?

Özellikle son 1 yılda denizlerimizde meydana gelen müsilaj etkisinden sonra üretim sonrası çıkan atık suyumuzu sanayi ölçeğinde arıtmak yerine evsel değerlerde arıtmak için bir yatırım projesi gerçekleştirdik. Arıtma tesisimizin kapasitesini ve verimliliğini artırırken ayrıca üretim esnasında çıkan atık suyu azaltmak için de üretim optimizasyonunu temele koyarak planlı ve daha az geçiş süreçli üretim yapıp su tüketimimizi önemli oranda azalttık. Sürdürülebilirlik anlamında da performans hedefi olarak takipçisi olmaya başladık.

Toplumun sürdürülebilirlik alanında daha fazla bilinçlenmesini sağlayacak projeleriniz ve ya çalışmalarınız var mı?

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz içinde yer alan paydaş katılımı hedefi ile iş ortaklarımızla işbirliğini geliştireceğiz.Şirketimize, iş ortaklarımıza ve topluma fayda sağlamak için etik rekabet kuralları içinde iş ilişkileri kurmayı planlıyoruz. Böylece hem kendi çalışanlarımız hem de iş ortaklarımıza topluma   sürdürülebilir bir  çevre için tetikleyeceğimiz projeler yapmayı planlıyoruz. 

Yine sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz içinde yer alan açık inovasyon hedefimiz ile üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, meslek liseleri,araştırma enstitüleri ve iş ortakları ile verimli araştırma, teknolojik gelişme yoluyla yeni değerler yaratmak ve sosyal sorunları çözmek için açık inovasyonu tesvik etmek gibi projelerimiz mevcut.

Reklam