Geberit Türkiye Genel Müdürü Ufuk Algıer: “İlk adım tüm üretim faaliyetlerinde sürdürülebilirliğe yönelik ürünlere yer vermekten geçiyor”

“Şirketler gerçek başarıya sürdürülebilirlik uygulamalarını bir yük olarak değil, tüm paydaşların yararlandığı kaynak, uzmanlık, fırsat ve yenilikler bütünü olarak önemsediklerinde ulaşabilirler. Sürdürülebilirliğin ekonomik boyutunun yanında çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim boyutları vardır ve doğru bir sürdürülebilirlik stratejisi için bunların hepsinin bir bütün halinde göz önünde bulundurulması ve karar mekanizmalarına entegre edilmesi gerekmektedir.”

Sıhhi tesisat teknolojisi ve vitrifiye alanında lider marka olan Geberit, geliştirdiği tasarruflu ürünler, yeni lojistik çözümler ve sahip olduğu enerji verimli üretim tesisleri ile sürdürülebilirlik alanında belli bir mesafeli kat etmiş durumda. Ar&Ge destekli inovatif çalışmalarıyla bu süreci sürdüren firma, tasarrufa ve çevresel sürdürülebilirliğe büyük önem veriyor ve üretimlerinde “ekolojik denge” unsurunu odak noktasına alarak faaliyetlerini sürdürüyor.

Geberit Türkiye Genel Müdürü Ufuk Algıer ile sürdürülebilirlik alanında gerçekleştirdikleri çalışmalar ve ortaya koydukları stratejiler hakkında konuştuk.

Öncelikle sürdürülebilir bir iş dünyası ve yaşamı nasıl tanımlıyorsunuz?

Sürdürülebilirliği şirketlerde uzun vadeli değer yaratmak amacıyla, ekonomik, çevresel ve sosyal faktörlerin kurumsal yönetim ilkeleri ile birlikte şirket faaliyetlerinde ve karar mekanizmalarında dikkate alınması ve bu faktörlerle bağlantılı risklerin etkin bir biçimde yönetilmesi olarak tanımlayabilirim. Bugünün dünyasında ekonomik hedefler ve bunlara ulaşmak, şirketlerin faaliyetlerini devam ettirebilmesi için son derece değerli fakat bunun yanı sıra sürdürülebilirlik de önemli bir konumda yer alıyor artık. Şirketler gerçek başarıya sürdürülebilirlik uygulamalarını bir yük olarak değil, tüm paydaşların yararlandığı kaynak, uzmanlık, fırsat ve yenilikler bütünü olarak önemsediklerinde ulaşabilirler. Sürdürülebilirliğin ekonomik boyutunun yanında çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim boyutları vardır ve doğru bir sürdürülebilirlik stratejisi için bunların hepsinin bir bütün halinde göz önünde bulundurulması ve karar mekanizmalarına entegre edilmesi gerekmektedir.

Sürdürülebilirlik yaklaşımınızın temelinde neler var, başlangıç adımlarınızdan biraz bahseder misiniz? Bu konuda bugüne kadar geliştirdiğiniz stratejiler ve faaliyetler hakkında neler söylemek istersiniz?

Geberit için sürdürülebilirlik, geleceğe yönelik olmanın yanı sıra uzun vadede faaliyet göstermek ve başarılı olmak anlamına da geliyor. Bunun da en önemli nedeni uzun vadeli bir yönelmede, tüm karar alma süreçlerinde ekonomik, çevresel ve sosyal yönler arasında denge kurulmasını sağlamasıdır. Bunun için de tüm üretim süreçlerimize çevre dostu marka prensibimizin kodlu olduğunu görebilirsiniz. İş modellerimizde yaptığımız güncellemelerle doğaya duyduğumuz saygıyı farklı strateji ve ürünlerle gösteriyoruz. Temiz bir gelecek inşa etmek adına pazara sunduğumuz ileri teknolojili ürünlerimizle sektördeki farkımızı ortaya koyuyoruz. 6 tanesi denizaşırı ülkelerde olmak üzere toplam 29 üretim tesisimizin tümünde ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi bulunuyor. Bunun yanı sıra Geberit olarak geniş ürün yelpazemizle LEED ve BREEAM gibi yeşil bina sertifikalarının kazanılmasına yardımcı oluyoruz.

Eko-verimlilik kapsamında CO2 emisyonlarında 2023’e kadar her sene yüzde 5 oranında iyileşme sağlamak için çalışmalarımızı ara vermeden sürdürüyoruz. Dolayısıyla ürün gamımızda yer alan her inovatif ürünün aynı zamanda çevre dostu bir çözüm olarak tüketicilerle buluşmasına özen gösteriyoruz. Ayrıca sahip olduğumuz Avrupa Su Etiketi (European Water Label), Blue Angel ve Water Rating Label belgeleriyle de çevresel etkiyi minimum düzeye indirmeye azami özen gösteriyoruz.

Ürünler özelinde örnek verecek olursam tamamen kanalsız olarak ürettiğimiz Rimfree kanalsız klozetler, özgün tasarımı sayesinde fazla kimyasal kullanımının önüne geçmeyi amaçlıyor. Özel ürün yapısı sayesinde rezervuardan gelen suyu klozetin iki tarafından da dengeli şekilde akıtan ve tortuları etrafa dağıtmayan Rimfree kanalsız tuvalet, su tasarrufu sağlanmasına destek olan bir ürün olarak ön plana çıkıyor. Geberit’in geliştirdiği çevre dostu ürünlerden çift kademeli yıkama özellikli rezervuarlar sayesinde bugüne kadar 34.620 milyon metreküp su tasarrufuyla ekolojik dengeyi korumaya destek oldu. Bu sistem sayesinde sadece 2020 yılında tasarruf edilen su miktarı 3,350 milyon m3’ü buldu.

Bunun yanı sıra, Geberit fotoselli bataryalar ile fazla su kullanımının önüne geçip ekolojik dengeyi koruyoruz ve çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyoruz. Ayrıca fotoselli, entegreyıkama kontrollü ve susuz çalışma özellikleriyle beğeni kazanan Geberit Preda pisuvar sistemi de yalnızca 0,5 litre su tüketimiyle kullanıcısına optimum yıkama imkanı sunarken entegre jeneratör bağlantısı ile kendi enerjisini de üretebiliyor ve ciddi oranda tasarruf sağlıyor.

Fotoselli kumanda kapaklarımızdan biri olan Geberit Sigma 10  manuel veya fotoselli çalışma özelliği, start-stop ya da çift kademeli yıkama olanağıyla önemli ölçüde su tasarrufu sağlıyor.

Sürdürülebilirlik etkilerini uzun vadede nasıl koruyup-iyileştirmeyi planlıyorsunuz?

Geberit, kurulduğu 1874 yılından bu yana sürdürülebilir bir dünya anlayışıyla her dönem doğal kaynakların fazla ve yanlış tüketiminin önüne geçen çözümler geliştiriyor. Bu kapsamda 2020 yılında toplam çevresel etkiyi yüzde 9 oranında azalttık ve CO2 emisyonunu da yüzde 7,2 azaltarak doğaya olan saygımızı bir kez daha kanıtladık. Yine 2020’de yüzde 6,1 oranında yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik kullanımı yapan 29 tesisimizin tamamında ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi bulunuyor. İleri teknolojili ve doğa dostu tesislerde üretilen tüm ürünlerimiz; su ve enerji tasarrufu ile düşük ses iletimi gibi özellikleriyle BREEAM ve LEED gibi yeşil bina etiketlerinin kazanılmasına destek oluyor.

Sürdürülebilir bir kurum bilincinin gelişebilmesi için atılabilecek temel adımlar nelerdir?

Bu bilincin gelişebilmesi için atılması gereken ilk adım tüm üretim faaliyetlerinde sürdürülebilirliğe yönelik ürünlere yer vermekten geçiyor. Bu da Ar-Ge merkezinin varlığıyla mümkün olabiliyor. Şirketlerin her yıl cirolarından Ar-Ge faaliyetlerine ayıracakları belli bir meblağ, su kaynaklarını koruyan yenilikçi teknolojileri tüketicilerle buluşmasını sağlayacaktır. Bunun yanı sıra çevre dostu tasarım ilkelerine bağlı kalınarak üretilen ürünleri minimum düzeydeki karbon ayak izi ise tasarrufu mümkün kılar.

Toplumun sürdürülebilirlik alanında daha fazla bilinçlenmesini sağlayacak projeleriniz veya çalışmalarınız var mı?

Sürdürülebilir büyümemizin en önemli etkenlerinden birini Ar-Ge destekli inovatif çalışmalarımız oluşturuyor. Her yıl net satışlarımızın yaklaşık yüzde 3’üne yakınını AR-GE çalışmaları için kullanıyoruz. Hem duvar arkası hem de duvar önündeki uzmanlığımız sayesinde bir yapının tüm ihtiyaçlarını karşılarken, fazla su tüketiminin de önüne geçiyoruz. Böylelikle kurulduğumuz günden bu yana değer verdiğimiz çevreye olan saygımız her daim devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de tasarrufa ve çevresel sürdürülebilirliğe önem vererek üretimlerimizde “ekolojik denge” unsuru odak noktamız olacak. Bu noktada ise herkesi su tüketimini minimize etmeye ve doğal kaynaklarımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Reklam