“Bu yılki mottomuz; Risklerin Doğru Yönetilmesi”

“İleriye dönük olarak dünyadaki toplam inşaat sektörü büyüklüğüne bakarsak, bu kriz dönemini de geride bıraktığımızda Türkiye özelinde tablo aslında olumlu gözüküyor. Özellikle 2024 yılından sonra Türkiye, şu an bölgesinde birinci sırada olan Rusya’yı da geçerek yakın coğrafyamızın en büyük pazarı haline gelecek.”

152 yıllık bir geçmişe sahip, 70’den fazla ülkede 160’tan fazla satış ve lojistik merkezi bulunan Doka Kalıp ve İskele Sistemleri’nin odağında sadece ürünler değil, inşaat süreçlerinin tamamı bulunmakta. Bu bakış açısıyla yenilikçi çözümlerini müşterilerinin hizmetine sunan firma, rekabet içerisinde olduğu pek çok firmaya da bu anlamda ilham veriyor. Ülkemizde uzun yıllardır DOKA Türkiye olarak faaliyetlerini sürdüren şirket, bu süreçte Türk inşaat sektörüne de kalite ve standart noktasında büyük katkılar sağladı. DOKA Kalıp İskele Genel Müdürü Ender Özatay ile bu ayki dosya konumuz kapsamında yine kendisinden çok şey öğrendiğimiz faydalı bir röportaj gerçekleştirdik. Gündeme dair konuları, sektördeki gelişmeleri ve bu gelişmelere karşı Doka Türkiye’nin aksiyonlarını ele almaya çalıştığımız söyleşimizde; Türkiye ve bölgesinde nelerin olup bittiğini ve yakın dönemde ne tür gelişmelerin ortaya çıkabileceğini konuştuk.

Sektördeki gelişmeleri şirketiniz adına nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle genel duruma bir bakarsak; dünyada inşaat sektöründe tek bir form şeklinde kriz durumu yok. Dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı etkileri olan bir pandemi dönemiyle karşı karşıyayız. 2020’nin Q3 döneminde %30 küçülmeyle %10 büyüme arasında çok farklı büyüme ve küçülme rakamları görmekteyiz. Bu global boyutta seyreden kriz ortamından çok etkilenen, az etkilenen ve daha az etkilenenler şeklinde sıralayabileceğimiz ülkeler mevcut. Türkiye bu ülkeler arasında az etkilenenler kategorisinde yer alıyor. İleriye dönük olarak dünyadaki toplam inşaat sektörü büyüklüğüne bakarsak, bu kriz dönemini de geride bıraktığımızda Türkiye özelinde tablo aslında olumlu gözüküyor. Özellikle 2024 yılından sonra Türkiye, şu an birinci sırada olan Rusya’yı da geçerek bölgesinin en büyük sektörü haline gelecek.

2021 yılı için öngörüleriniz neler?

Burada pek çok paradigmayı belirleyen yine salgının seyri olacak tabi. Bazı ülkelerde salgının etkileri çok büyük ve çok ağır gerçekleşiyor. Fransa, İspanya ve İtalya gibi… Bu ülkeler şu an sosyal politikalarla halklarını destekliyorlar. Bu sosyal politikalara aktarılan yüksek ölçekteki kaynaklar özellikle altyapı çalışmalarına ayrılan kaynaklardan kesilmekte. Bu sürecin önümüzdeki yılda da bu şekilde devam edeceğini göz önüne alırsak, yakın dönemde yeni projeler bulmakta zorlanacağız. Genel manada sosyal politikaları önceleyen devletler 2021-2022 yıllarında inşaat sektörüne bütçelerinden daha az pay ayıracaklar gibi gözüküyor. İnşaat sektörü bu dönemde negatif manada en çok etkilenen sektör olacak gibi görünüyor.

DOKA Türkiye olarak, önümüzdeki tabloya göre nasıl bir strateji kurguluyorsunuz?

Tüm çabamız 2020 yılında gösterdiğimiz başarının tekraralanacağı bir 2021-2022 dönemi geçirebilmek için olacak. Bunu yaparken de tedbirli olarak, en kötüye hazırlıklı ve risklerimizi dikkatle yöneteceğimiz bir dönem geçireceğiz.

2021 yılı için farklı senaryolar hazırladık. En iyi, orta ve en kötü koşulları öngördüğümüz senaryolarımızdan kötü koşullarda 2019 yılına kıyasla yüzde 10 ile yüzde 20 oranında küçülme olacağını öngörüyoruz. Önümüzdeki yıl muhtemelen bu yıldan daha zor bir yıl olacak. Daha az projenin olduğu, rekabetin daha dar bir alanda yaşanacağı ve alternatif pazarların hemen hemen tamamında benzer koşullar ve atmosferin yaşanacağı bir yıl olacak diye düşünüyoruz. Tedbir noktasında, tüm hazırlıklarımızı yaptık ve yapmaktayız. Minimum olumsuz etkilenmeyle önümüzdeki yılı atlatmak için, tüm organizasyon ve çalışmalarımızı bu kötü senaryoyu da dikkatle değerlendirerek yapıyoruz. 2020 yılı, yılbaşından bu ana kadar DOKA Türkiye için gayet parlak ilerliyor. Euro bazında çift basamaklı bir büyüme gerçekleştiriyoruz. Tabi buradaki en büyük ve ana etken geçtiğimiz yıllarda yapmış olduğumuz yatırımlar ve devam eden projelerimiz. Bu halihazırdaki iyi tablo geçtiğimiz dönemde gerçekleştirdiğimiz yatırımların geri dönüşü aslında. Bu yatırımlar bizlere 2020 yılını hiç beklemediğimiz kadar iyi geçirmemize olanak sağladı. Bu yılı Euro bazında beklentilerimizin yüzde 40’ı oranında daha yüksek bir düzeyde geçiriyoruz. Diğer yandan özellikle 2020’de ihracat kanallarımızda ciddi tıkanıklıklar mevcut. İhracat bölgelerimizdeki proje sayılarında ciddi oranda azalmalar söz konusu.

Dijitalleşme ve farklı iş / hizmet modelleri noktasında uzun soluklu çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz. Çalışmalarınız nasıl ilerliyor?

Biz dijitalleşme noktasında farklı başlıklar altında uzun yıllardır zaten çalışmalar gerçekleştiriyorduk. Bu çalışmalar pek çok yönü olan geniş ve sektörde ciddi bir değişime kapı aralayacak ölçekli çalışmalardı. Ancak bugün içerisinde bulunduğumuz durum itibariyle gerek kendi bölgemiz gerekse global boyutta sektörün bütününe salgının etkileri hakim ve tüm değişimler salgının seyrine göre ortaya çıkıyor. Bizim çalışmalarımızın etkilerini görmek için biraz daha normalleşmeye ihtiyacımız var. 

Bu noktada şimdilik söyleyebileceğim şu an faaliyetle olan e-ticaret sitemiz üzerinden gerçekleşen satışlar hakkında olabilir. Bu alanda dünya genelinde eylül ayında 4’ncü, ekim ayında ise 2’nci sıradayız. Halihazırda dünyada en çok e-ticaret üstünden satış yapan 2. ülke Doka Türkiye. Bu alanda gerçekleştirdiğimiz satışlar ciromuzun yüzde 10’una yakın bir seviyede seyrediyor. Böylesi zor bir zamanda, geçmiş yıllarda yapmış olduğumuz yatırımın faydasını görüyoruz diyebilirim. Ürün portföyümüzü zenginleştirerek o alandaki ciromuzu da her geçen gün artırmak istiyoruz.

Şu an faal olduğunuz bir proje var mı?

T.C. Merkez Bankası projesinin anlaşmasını geçtiğimiz haftalarda imzaladık. Şimdi orada çalışmalarımıza başlıyoruz. Proje tamamlandığında Avrupa’nın en yüksek binasını olacak. Otomatik tırmanır kalıplar kullanacağız orada. Tabi bu büyük ölçekli ve henüz çok yeni bir proje olduğu için ilk aklıma gelen bu oldu. Bu projenin yanı sıra, Çanakkale Köprüsü Yaklaşım Viyadükleri, Akkuyu Nükleer Santrali, Kuzey Marmara Yolu, Muratlı- Güneşen Köprüsü Projeleri gibi toplamda Türkiye genelinde devam eden yaklaşık 50 projemiz bulunmakta.

Pazarlama ve finans noktasında şu an sektörün üzerinizdeki en büyük baskı sizce ne? Bu noktada ne gibi tedbirler alınabilir?

2020 yılında finansal anlamda tedbirlerimizi çok sıkı tuttuk. En başta risklerimizi minimize etmenin yollarına baktık. Bu anlamda satışlarımızı daha düşük vadelerle yaptık ve alacaklarımızı çok aşağılara çektik. Yine bu yıl içerisinde risk olduğunu öngördüğümüz kiralama faaliyetlerini azalttık. Geçtiğimiz yıllarda kiralama çalışmaları ciromuzun yüzde 30-35’ini oluşturuyordu. Bu sene itibariyle kiralamanın ciromuzdaki payını yüzde 10 seviyelerine kadar indirdik. Önümüzdeki yıl için bu rakamı yüzde 5 seviyelerine kadar dahi indirmeyi planlıyoruz. Kiralama noktasındaki bu düzenlemenin finansal sonuçlarımıza büyük katkısı oldu. Kur stabilitesinin sağlandığı ve daha öngörülebilir ekonomik koşullar oluştuğunda ilerideki dönemlerde yeniden kiralama işimizi büyütmeyi düşünebiliriz.

Yeni yıl yaklaşırken önümüzdeki süreç için sektörde ne gibi değişimler ön görüyorsunuz?

Önümüzdeki kısa dönem için aslında büyük bir değişim beklemiyoruz. Yine birçok firma tedbirlerini almış bir şekilde daha çok piyasanın ne yöne gittiğini takip edecektir. Bu pasif tutumların dışında belki daha ileriki zamanlarda şirketler arasında birleşmeler meydana gelebilir diye düşünüyorum. Özellikle bu tür kırılma dönemlerinde pek çok sektörde bu tarz aksiyonlar ortaya çıkabilmekte.

Reklam